Nedenler??

Neden??

Nedenler ??

Sormak bir şey ifade eder mi??

Sormak gerekir mi?

Neden??

Neden??

Haykırmak istersin neden diye..

Bağıra bağıra içinden tüm organların çıkacakmış gibi belki, feryat çıkar neden diye..

17 Aralık 2008
rouge

Fransızlardan kalma bir binada ders yapardık bizler. 37 bizler...37’miz oturup, gelen geçen hayatla, gündemle,gündem yaratmakla, ortalığı karıştırmakla uğraşırdık... En şahin, en sel bizdik! Eserdik, kimse bizi tutamazdı... Heyecanlıydık, yeniydik bu hayata... Bizim yıkılmamış umutlarımız vardı...Yıkmaya gelirlerdi günde 2 defa, bizden bir şey olur mu, olmaz mıyı tartışırlardı hararetli... Sonra giderlerdi, cevapsız sorularıyla...Biz gülerdik 37 , 37...En gündem aslında bizdik, gaydik, lezbiyendik , normaldik...Her şeydik işte...

16 Aralık 2008
Esra Baykal

Kadınlarla erkekleri ayıran birçok özellik, doğada üretilebilirse hormonsuz bulunan meyve veya sebzelerle, bir fabrikanın aksak olarak işleyen bandındaki parçalarla, çokça da kelimelerin anlamlarını yitirmiş garip benzeşmeleriyle anlatılır.

16 Aralık 2008
edasenyurt

Filmin adı “Gölgeler ve Sesler” olurdu, bu filmi ben yapmış olsaydım, 2-iki haftadır ısrarla seyretmek istediğim bir film, iyi ki izlemişim. Böyle bir konuyu yazmak ve hele hele çekmek çok zordur bence. Makedonyalı Senarist ve Yönetmen Milcho Manchevski “Yağmurdan Önce” (Before the Rain) filminin yazarı ve yönetmeni, yine döktürmüş. Filme gitmeden bir kaç gün önce, Alkazar sinemasının reklam panosunda bir dergiden ve bir de gazeteden kesilmiş iki yazı, ya da makale mi diyelim; yazarlarını göremedim yoktu yazılı olarak galiba… Baktığımı, bulamadığımı hatırlıyorum, filmi anlamamışlar ve yönetmene çamur atmışlar. Hep diyorum haddini bilmeyen bir gençlik ve ihanetlerini marifet sayan bir kuşak duruyor karşımda, bu iki yazıyı yazan da onlar… Milcho'nun filmini harcamışlar ne yazık ki…

15 Aralık 2008
Aliye Özlü

VI- Ekmeğe, suya mecburiyetin gibi bir insana mecbur kalmak, ne kadar kötü değil mi? “Seviyorum”u duymak oluyor tüm havan, suyun, ekmeğin, tuzun... Değeri yok sen yoksan koşmanın, bağdaş kurup oturmanın, bir sanatçıyı delice alkışlamanın. Değeri yok gülmenin, ellerimin ve okşanmayan saçlarımın. Azrail'in bile değeri yok sanırım, sensiz alınası canımın... Ben lanet olası bir kadını sevdim, lanetlenmiştim...

15 Aralık 2008
ltfsener

İlk bisiklete ne zaman bindim, ne zaman öğrendim bisiklet sürmeyi hatırlamıyorum; ama uzun bir aradan sonra kendime yeni bir bisiklet aldığımda aradan hiç zaman geçmemiş gibi yeniden kullandığımda çok mutlu oldum. Derler ya bisiklete binmek ve yüzmek hiç unutulmaz diye. Keyifli olmasından ya da özgürlüğü de beraberinde getirdiğindendir belki kim bilir?

14 Aralık 2008
nilanya

Ve Bizden Önceki Tüm Nesillere Soruyorum/z!

[-Bizden Geriye/Bizden Sonrasına...-]

Susun! Soracaklarım ve içimde tuttuğum bir kaç cümlelerim var.

Sustunuz mu? Dinliyor musunuz beni? Başlayayım öyleyse..

13 Aralık 2008
hiPoKoNdRiyAk!

Bu kuşağın dahi çocuklarından diyorum ben Çağan’a yine döktürmüş, Issız Adam’la, özellikle filmlerinde istisnai-eksepşınist (exceptionist) kişilere emek verip yoğunlaşıyor. Belki kendisini de öylesine ıssız bulabilir, fotoğraflarını okumaya başladığımda bunu rahatlıkla görebiliyorum, her şeyi soğurmuş, tüketmiş, yaşayacak pek bir şey bırakmamış adeta...

10 Aralık 2008
Aliye Özlü

Ah Joseph;

Bak bir bayram daha geldi. Gelmesiyle geçmesi bir olacak biliyorum. Bilirsin beni, severdim bayramları.. Severdim koşturmaları.. Çok şey değişti Joseph, değişen bir çok şeyle birlikte ben de değiştim. En kuytu köşeleri arar oldu gözlerim.. Biliyorum biliyorum nereye gidersem gideyim kaçamam sen'den ve ben'den..

09 Aralık 2008
hiPoKoNdRiyAk!