Bazen düşünmeye çok vakti olur insanın dönüp geçmişe bakar hem sevinir hem üzülür geleceğine bakar hem mutludur hemde içinde anlamsız bir telaş vardır ya biterse ya giderse diye.. O duygularla yaşıyorum sevgili ya gidersen diye uzun zamandan sonra aradığım tatlı telaşımı bulmuşken kaybetmekten korkuyorum.. umudum herşeyimsin yaşamımın anlamı hayatıma hayat katan tek sevgilim!

16 Mart 2010
seymaa2828

Onu beklemedim bu defa ellerini avuçladım omzuna yaslandım. Şaşırmış olacak ki hiçbir şey demeden sadece yüzüme bakıyordu. Gözleriyle yüzümü inceliyordu birbirimizde yok oluyorduk sanki eşsiz bir mabede dalar gibiydim hiç bitmesin bu an diye diledim tanrıdan gamzelerimi okşadı ve yanaşıp küçük bir öpücük kondurdu. Dudaklarıma elleriyle dokundu bütün vücudum titriyordu. Bedenimin her yerinde hissettim onu. Ellerimi götürdü dudaklarına öptü ve derin bir nefes alıp kokladı beni…

15 Mart 2010
delidivane

Ticari düşünülüp başlanılmış bir aşk filminin, bitirilememiş eksik kalmış bir sahnesi olarak bakmalı buna. Ezberlenmiş replikler, birazda oyuncuların yeteneklerine güvenilmiş. Lakin sonuçta sadece bir filmin kareleri. Çekim yarım kalmış aktörler rollerini iyi çalışamamış. Oysa ki günlerce okudular senaryoyu. Senaryo zaten berbat, her türlü uyumsuzluk içeren konulardan ibaret.

11 Mart 2010
delişey

Şimdilerde çok konuşuluyor. eski sevgiliden kanka olurmu?

gerçekten de çok ilginç bir konu.

düşün, sen o insanla daha önce bi aşk yaşamışsın.

şimdi onla arakadaş olmak bana göre çok saçma.

08 Mart 2010
melike71.

Günün birinde ormanda yangın çıkmış, havada fazla rüzgar yokmuş, yangın hızla yayılmayacak, sönüp gidecekken leş yiyici akbaba ve kargalar kanat çırparak yangını körüklemeye başlamışlar, yaralı ve güçsüz olanlar kaçmaya çalışırken geri kalan hayvanlar da söndürmeye uğraşıyorlarmış. Bir tarafta yangını körükleyen leş yiyiciler, bir yanda yangını söndürmeye çalışan hayvanlar. Bir ağacın dalında da aylak saksağan durup olan biteni seyrediyormuş. O sırada altından geçen karıncayı görmüş. Karınca sırtında bir yaprak ve yaprakta bir damla su yangına doğru gidiyormuş. "Hey karınca, senin bu taşıdığın su damlacığı ile yangını söndüreceğini düşünecek kadar şapşal olduğunu bilmiyordum."demiş. aylak saksağan. Bunu duyan karınca hiç istifini bozmadan yoluna devam ederken cevap vermiş "Ey aylak saksağan ben de biliyorum sönmeyeceğini ama en azından tarafım belli."

04 Mart 2010
Müjdat Kantarcı

Kimseleri göremediğim için sessizce oturdum. Koltuğun kenarında bir kitap vardı açıp sayfalarına bakmaya başladım. Ali’nin olmalıydı diye düşündüm altını çizdiği yerler vardı.

Neleri beğenmişti acaba, sayfaları çevirmeyi sürdürdüm.“Ne yazık ki kimi düşler uzun sürmez. Ansızın sonbahar geliverir. Kış rüzgârları pembe düşleri kavurmaya ve savurmaya başlar.”

04 Mart 2010
delidivane

Sen eğer adam gibi hayat istiyorsan; önce kendini iyi bilmelisin ve tanımalısın. Sen eğer kendini tanımıyorsan ve kendini bilmiyorsan...

Bu hayat denen şey nedir mesela? Sen de bir bilim insanı olmak iste misin? Mesela sen de Edison gibi, Newton gibi olmak istiyorsan, onlar gibi hep mücadele etmelisin.

03 Mart 2010
papatya_badem

Yol boyu ikimizde çıt çıkmıyordu. Sanki bu sessizlik kelimelerin anlatamayacağı duyguları barındırıyordu. Başımı cama yaslayıp şehri seyrediyordum. Ne düşünüyordu acaba, beni öptüğündeki masum hali, öyle tertemizdi ki Ali oysa hiç hak etmeyen birine ait bir kalbim vardı. Bu nasıl bir çelişki kalbim başkasına ait olabilirdi ama bir güç beni Ali'ye çekiyordu. Ondaki bu manevi huzur eşine rastlanmamış bir duyguydu. Telefonum çalıyordu Gamze arıyordu.

01 Mart 2010
delidivane

Eskiden yargıçlara, kadı derlerdi. Hukuk işlerini onlar yaparlardı…

Adamın birinin bir hukuki davası varmış. Gidip şehirdeki kadı efendiye anlatmış. Kadı efendi onu dinleyip “sen bu davayı kazanırsın ama bu iş için yüz tane sakallı şahit getirmen gerekiyor” demiş. “Var git sen o şahitleri bul getir, ben de senin bu işini kolayca hallederim” demiş.

27 Şubat 2010
rahmi celik

Ben Hâlâ

Sıkılıyorum, hem de çok sıkılıyorum. Beklemekten mi yoksa belirsizlikten mi bilemiyorum… Gün geçtikçe biraz daha yorulduğumu biraz daha direncimin kırıldığını hissediyorum… Saçlarım da beyazlamıyor artık. Yürüyüşüm bile değişti hissediyorum, gittikçe ‘’neden’’ diye sorduğum kişilere benziyorum. Hayattan büyük beklentileri olmayanlara özgü bir yürüyüşüm var biliyorum. O her işe koşar adım giden ben yok artık… Tıpkı yürüyüşüm gibi bedensel etkinlikler iminde yavaşladığını hissediyorum

26 Şubat 2010
Tamu
< Önceki1234...