Yokluğunda ki boşluğu sürekli yemek yiyerek dolduranlardan olmamalıyım. Aynanın karşısına geçip de kendime bakınca bu fikrimi doğrular bir görüntü takılıyor gözüme. Epey incelmişim. Aman gaza geldim!
Karmaşık olmanın tam karşılığı bu günlerde içinde bulunduğum ruh hali sanırım. Bitmek bilmez gel – git ler canıma okuyor. Aslında kendi halime bırakıldığımda pek problem yok. Kendime ait problemlerle başa çıkmayı öğrendim. Lakin beni alıp geriye götüren ve o geçmişteki zamana mıh gibi çakan dıştan gelen etkilere dur diyemiyorum.
Sana yazmayalı çok oldu değil mi sevgilim?
Ne yapayım bir türlü kâğıt kalem tutmaya cesaretim yoktu.
Seni özlediğimden ya da sevdiğimden değil sadece hala neyi anlatıyorum ki kendi kendime.
Daha kaç kere gönül kapılarım tekmelenecek?
Daha kaç kere her açtığımda kimse olmayacak o kapının arkasında?
Hep böyle olacak sanırdım hep kırkayak acılar bırakacaklar ömrüme hep ruhumu sallayan imkânsızlıklara terk edecekler sanırdım.
Gençliğimi tırmalayan acılar tattım,
Sen güzelim uyurken ben ne gemiler yaktım.
Beni hafife alanlar hep kaybetti,
Öyle çok şey değil bir can bıraktım.
Girdiğim gönülde sefa bıraktım
Sana bir daha yazı yazmayacağım dedi delikanlı ve ayrıldıktan sonra ona ikinci yazısını yazmaya başladı…
Hep derdin ya unutursun diye o kadar çok dedin ki bende inandım sonunda, ayrıldığımızda unuturum dedim kendi kendime… Aradan bir ay geçti içimdeki acı, sana olan özlemim küçüleceğine daha da büyüdü, anladım ki hayatımın en büyük aşkı senmişsin. Hiçbir kızı senin kadar ne sevdim bebeğim ne de bir kıza böyle özlem duydum.
Mutluluk nedir acaba?
Bir illüzyon, yoksa bir serap mı?
İllüzyon; herkesin ağzı açık bir şekilde, nasıl olduğunu anlamaya çalışarak, belki de kanarak, hayranlıkla izlediği bir şey. Gerçek olmayan, bir kandırmaca…
İçimdekileri hep anlatmak istedim sana, ya anlamadın ya da anlamamazlıktan geldin…
Yasaktı, yanlıştı olmaması lazımdı biliyorum ama oldu işte ne gelir elden…
Hani Özgün diyor ya şarkısında “Diğerleri sadece sevebilir ama bense uğrunda ölebilirim” işte öyle sevdim seni…
Böyle olduğuma bakma benim. Sessiz ve sakin görünüyorum. Ama içimde kopan fırtınalara karşı koyamıyorum. Sevmiyorum diyorum herkese unuttum diyorum. Yalan söylüyorum sevdiğim. Unutmak çok zor. Sen yanında değilsin, kalbin başkasında ve mutlusun. Ne güzel! Yani güzeldir herhalde. Sayende bu duyguyu yaşayamadım bilmiyorum sevdiğim. Seni onunla görünce gülümsüyorum acı çektiğimi kimseye göstermiyorum, gözyaşlarım içime akıyor ama kimse bunu bilmiyor.
Özentilikte bir numarama bir kızdı. Geleceğinde ne olmak istediğini bile daha kestirememişti. Günümüz kopyala-yapıştır insanının en büyük örneğiydi. Tek örnek olduğu konu da zaten buydu bir de kalleşlik! Kimi zaman mantıklı konuşuyordu, ama maalesef dediklerini uygulamadığı için mantığı da bir işe yaramıyordu. Yaptığı kötülükleri itiraf ediyordu, ben kendime bile güvenmiyorum diye kendi açığını ortaya çıkarıyordu.
sinema aşıklarının buluşma noktası
internet adresi kısaltma servisi
resimlerinizi yükleyin, internette paylaşın