Odaya zar zor çıktım.Beynimde bir uyuşma, ses sürekli aynı ;ihtiyacı var.. sana çok ihtiyacı var..Biraz uyusam iyi gelecektir.İçimdeki bu sancılı hislerle uykuya dalmam git gide zorlaşırken nedenini sormadığım için kızıyordum. bana neden ihtiyacı vardı.Şimdi burada yatmam anlık hislerimi bastıracaktı evet ama ya sonra.. Zayıf mıydım bu denli, neyin hesabını yapıyordum. Bana ihtiyacı varsa eğer neden koşarak gitmiyordum hala neyi bekliyordum.

31 Aralık 2011
delidivane

Avlunun içinde etraftaki herkes kayboldu sanki tek başıma başımı eğerek girdim türbenin içinde değerli yazılarla süslenmişti sanki eski zamanlarda bir şehre yolculuk eder gibiydim işlemeli kilimler, kudümler ve neyler vardı. Mevlana'nın babasına, Mevlana'ya, eşi ve çocuklarına, akrabalarına ve postnişinlere ait sandukalar bulunmaktaydı. Yeşil kubbenin altında Mevlana ve oğlu Sultan Velet’in mavi mermerden yapılmış sandukaları bulunmaktaydı. Sandukanın ön, arka ve yanlarında Ayet-ül Kürsi, Mevlana’ya ait beyitler, Divan-ı Kebir’den seçilmiş gazeller ile Mesnevi’den alınmış beyitler yazılıydı.

26 Aralık 2011
delidivane

Kıştan sonra gelecek bahar ile şenlenecek ortalık. E FDT de boş durur mu? Baharı beklemeden başladı bile gezilere. İlkin önümüzdeki hafta sonu İstanbul FDT’nin yapacağı Fotoğraf gezisinin detayları aşağıdaki gibidir.

02 Şubat 2010
Serkan Aygören

Öyle uzun kaçışlar, derin yok oluşlar, gizemli duruşlar falan hiç bana göre değil. Sabah güneşin doğuşuna hayran, denizin dalgasına kurban, bulutun beyazına tutkun, ağacın yeşiline sevdalı öylesine bir hayat benimki. Araban ne marka? Yazlığın nerde? Tatilde hangi ülkedeydin gibi sorulara muhatap olmayacak kadar da kendi halinde bir hayat. Başka ülkelere gitme düşüm hep iç cebimde. İlk fırsatta İspanya topraklarına ayak basmalı, Paris’i mutlaka görmeliyim. Eiffel Kulesi’nin hemen altında ayakkabılarımı elime alıp çimlere usulca basmalı vakit akşamüstüyse eğer elimde bir kadeh de kırmızı şarap olmalı ki uzaklarda aklımın kaldığı sevdiklerime bir selam da çakmalıyım. Karayipleri de görmeliyim. Latin Amerika ülkelerini de… Gördüğünüz gibi seyahat düşlerim iç cebimde her daim var. Gerçekleşecekleri günleri orada kozasında bekleyen tırtıl gibi bekliyorlar.

30 Ağustos 2009
nilanya

Babam eve ilk kez arabayla geldiğinde daha 7 yaşındaydım. Küçük bir çocuk için mükemmel bir duyguydu onu görebilmek. Evet belki külüstürdü, her tarafı dökülüyordu ama bizimdi, bizden biriydi. Uzun süre yaşadı bizimle, sonra emekli oldu. Yerine “Renault 19” marka bir otomobil gelmişti. Yaşım 13'tü ve bir külüstürden sonra uzay mekiği gibi gelmişti bana. En hevesli en meraklı çağıydı hayatımın. Araba kullanmayı öğrendim onun üstünde. İlk kez araba kaçırdığımda 15 yaşındaydım ve onunla tattım bu duyguyu. Sonra, o da eskidi. Yerine “Renault Scenic” marka tosbağamız geldi. Yaşım 18'di.

01 Mayıs 2009
Giafieno

Bir fotoğraf aşığı olarak bir çok gruba üyeyim Facebook’da. Malum, Facebook demek

1) İlk okul arkadaşları demek bir de

2) Gruplar demek.

İşte o gruplardan bazıları sınırlarının çok üstüne çıkıyorlar. Sadece bir grup olmaktan öte üyeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. İşte o güzide gruplardan bir tanesi de FDT. Yani Fotoğraf Dostları Topluluğu.

17 Nisan 2009
Serkan Aygören
macun dilberi

Böyle demiştik Hadi Dağ- Bayır,Şehir-Orman Gezelim Fotograf Çekelim adlı Facebook grubumuz içinde  açtığımız etkinliğin adında. Lakin kısmen halt etmişiz de haberimiz yokmuş :) Bir kere başlık da oruç kelimesi geçtiği için gelmekten vazgeçenler olmuş, niyetli olanlar varsa rahatsız etmeyelim diye. Kimisi de dini anlamını almış gerisini çöpe atmış, gelmem demiş… Olsun varsın, ne yapalım ya? Bir musibet bin nasihatten iyiymiş, derler. Bundan sonra etkinlik yapacağın zaman; cami, sinagog, kilise, ayin diye başlığa yazmamak gerekliymiş. (Amatör fotoğrafçının kayıt defteri-bölüm666)

08 Eylül 2008
Serkan Aygören
sığınmış...

Nefis bir fotoğraf buluşmasının verdiği hazla yazıyorum bu satırları. Uzun zamandır bu kadar keyifli bir çekim günü yaşadığımı hatırlamıyorum. Aslında hepsi birbirinden değerli ve harika vakit geçirdiğim fotoğraf gezilerine katıldım. Lakin dün gerçekten de leziz bir gündü.

24 Ağustos 2008
Serkan Aygören
polonezköy

İşte yaz ayları. İşte kendini, dağlara, kırlara vurma zamanı. (kenelere dikkat!) İşte doğaya, habitata, böcü börtüğe karışma zamanıdır a dostlaaarrrr...

-İyi Güzel dersin Serkan oğlan lakin, bin bir alternatif, bin bir yol var. Var sen bize bir yol göster de bilelim öğrenelim elbet…

10 Haziran 2008
Serkan Aygören
< Önceki1Sonraki >