Eski Sevdalar
Elinde bir tokmak
Tarihi işlemekte nakkaş
Kutlu sayfa yapmakta kendine
sayısız ilmekle bağlıyor tarihe
Kendi olabildiği anları
Aksi bir seda
İşi(Bi)tince tokmağı düştü nakkaşın
Tarih olmak içten bile değildi
Kır çiçeğiydi nakkaşın
İşlediği SON
Aksi sedayı duyunca nakkaş
Düştü yere
Nakkaş, aktı ummana
tarih olmak içten bile değilken…
Nihavent Bir Longa Çalınır Kulağıma
günlerdir buradayım
şiddetli bir arzu depreşiyor
sirenler kazıyor beynimi
susuzluğum artıyor
çok var zamana
sallanıyor sırat çıkmazında canım
Sözcüklerin gırtlağından tutup
tutup boğazlamak istiyorum
SALınırlar da işveli bir kadın vücudu gibi önümde
/vuslatı yar etmezler insana/
anlatmazlar ne çare öldürmezler de
günlerdir buradayım
nihavent bir longa çalınır kulağıma
silik siluetim, görünüyor tek
geleli ne kadar oldu acaba
bir martı geçti önümden
belki de dansa kalktı
ne güzeldir vapurdan seyretmesi
martıların simitlerle valsını
buraya geleli kaç gün oldu acaba
belirsizlik bir sabır getiriyor beraberinde
sıkılmış değilim henüz
nane kokulu bir tebessüm daha bitti
ne şans hicaza döndü peşrev
/ay da göstermişken kendini/
zeytin gözlüm
şimdi gelmesin diye dua bile edebilirim
ılık bir his sardı bedenimi
hafifledim birden nedense
elim düştü
…...
bakan gözler çoğaldı
……
öznelerim peri – Şan oldu
huzur iklimindeyim san – ki
sesler çoğalıyor
düşürmüyor yüzümü
eylemleri bıraktım, kardeşlerim
He, dostlarım
Lal dilimde
DİR
……
sirenler kazıyor beynimi
açılır pencere ışığın bağrına
bir yere götürmek istiyorlar
haykırırken senfoninin son perdesini …
Nabız! “Nabız!”