İnsanların içlerini görebilmek ne kadarda acı bir his... İkiyüzlü insanlar meğer ne kadar da çoklar! Suratıma gülüp, ardımdan konuştuklarını ya da o an içlerinden neler söylediklerini bilmek ne kadar da kötü...
Hayat bu değil!
Bu adil değil!
Oysa ben de biliyorum ki tüm bunlar sevinçler gibi, iyiler gibi hayatın içerisinde. Önceleri izliyordum hayatı, sonra bakmayı öğrendim, şimdiyse görmeyi... En can yakıcı tarafı ama en gerçek tarafı görmekmiş. Bedenimdeki bu bir çift göz meğer neler anlatmak istiyor insanlığa. Zor, evet görebilmek çok zor. Maalesef kimse canı yanmadan görmeyi öğrenemiyor. Belki de kabullenemiyor.
Gerçeği kabullenmek çoğu zaman zor gelir bizlere, hep kendimizi kandırmaktan yanayızdır... Bu gözler sadece kötüyü görmez. Hayata bakmayı bilmek lazım. İşte yine başa dönüyor döngü. İzlemek, bakmak ve görmek. Ne tarafta duracağınıza karar verdiğiniz an, izlemekten vazgeçtiğiniz an, bakmakla görmenin farkını ayırt ettiğiniz an hayata hazırsınız; nefes almaktan korkmuyorsunuz demektir.
Yaşamak için her zaman bir sebep vardır. Hiçbir sebebim kalmadı demeyin! Kendiniz için yaşayın! Ki bu en büyük sebeptir bence...