Susuz Aşk

Sözler kısalmıştı şiirler uzamıştı seni gördüğümde
Sarmaşıklar da kalmamıştı
Eski aşıklardan kim kalmıştı ki zaten
İsmine ne kadar şiir yazılmıştı bilmiyorum
Nedenini bilmediğim bir hasret çökmüştü üzerime
Bana küsen ay bile gülümsemişti sanki
Gamzelerin nasıl yoktu senin
O ayı gülümseten içtenliğin
Nasıl oldu da
Sır etti gülpembe tenin...
*
Sanadır gülümsemelerim sanadır hüzünlerim
Çok şiirler tüketti had bilmez kederim
Küs kalsamıydım bilmiyorum
Dar gelmişti artık bedenim
Kim bilir ben seni ne kadar bekledim...
Özlemlerime özlemler ekledim
Ama bir kere
içimi gere gere diyemedim..
Ben bir hüzün bulutu
Senki durulmuş bir fırtına
Şiirler miydi canımı acıtan
Şiirleri yazdıran mıydı
Yazdıranı mıydı yaratan
Bilemedim ben hiçbir cümlede
Hiçbir anlamda
Kelimeleri sevemedim de ben zaten
Anlamlarmıydı onları üstün tutan
Manalar mı
Sevdiğim ben o kadar çok
Delirdim ki tüm türevlerimle
Siçbirzaman sevmeyi öğrenemedim...
Hiçbir dilde de söyleyemedim
Birgün senden de gideceğim
Bir tutam aşk alıp senden de gideceğim
Adına şiirler saçmalıyorum sen uyurken
Hiçbir zaman sana okumayacağım şiirler
Aşkın  vuslatı olan şu dünyada
Senden son günahı tadıyorum
Her zerrenden bir tutam aşk çalıyorum
Vebali boynuma
İzinsiz sana tutuluyorum
O kadar çok kayboluyorum ki kendimde
Sana ne ne diye hitap edeceğimi unutuyorum
Akşamları sıcağa çeviren gecelerde yazıyorum bunları
Henüz bahar gelmedi sizin oralara
Gökyüzüne bakıp işte bu o diyemiyorum
Aslında ben hem güneşi hem de geceleri seni süzen ay'ı sevmiyorum...
Biliyorum
Onları oraya koyanla
Seni gönderen kim biliyorum..
Bir sır var..
Biliyorum
Haddimi aşarak seni izinsiz seviyorum..
 

Simurg
Simurg
02 Haziran 2016
Bu yazarın ‘Susuz Aşk’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Okur Yorumları

üye olun, siz de katılın