Büyüklere Masallar - 2 Yağmur

Eğlence amaçla yazmaya başladığım ummadığım şekilde masala dönen yazımın devamı… (Büyüklere Masal 1)
En sonunda akşam oldu her yer süslenmiş, yemekler yiyecekler her şey harika olmuştu. Beklediğim an geldi hediyeyi ormanda tek konuşarak anlaştığım Maymun Koma verecekti Kısa bir konuşma:”Burada bizimle olduğun için çok mutluyuz hep bizimle kalman dileğiyle (benim gözlerim hep hediyede idi) lütfen bu hediyeyi kabul et. En sonunda elimdeydi otlarla süslenmiş hediye paketi gibi yapılmıştı yırtarcasına açtım içinden o zamana kadar görmediğim otlardan yapılmış bir bileklik çıktı… Tam bir hayal kırıklığı ama gönüllerine de kırmak olmazdı taktım teşekkür ettim. Bir sessizlik? Aslan Toki konuşmaya başladı şaşırdım maymuna 2 yılda zorla öğretmiştim konuşmayı. Aslan nasıl öğrenmişti ki… Aslan Toki bu bilekliği taktığım sürece dünyadaki tüm hayvanları anlayabileceğimi ve bu bileklik kolumdayken bir şeyi çok istersem olabileceğini söyledi.
 O gece hiç uyumadım bu kadar büyük bir hediyeyi beklemiyordum. Sabahleyin bilekliğimi denemeye karar verdim. Evim çürümeye başlamış su alıyordu ilk geldiğimde aceleyle yapılmış bir evdi düşündüm güzel bir evi çok istediğimi anladım ilginç değişen bir şey yoktu. Bu bileklik şakacı Maymun Koma’nın bir şakası mıydı? Önce kızdım sonra kendi kendime güldüm güzel bir şakaydı. Ama hayvanları konuşmalarını anlamam belki onlarda maymuna öğretirken öğrendiler, diye düşündüm. Güldüm güldüm ben burada mutluydum benim zaten böyle bir şeye ihtiyacım yoktu.

Öğleye doğru hayvanlar topluca evime geldi senin evin eskidi sana yeni bir ev yapacağız dediler iki gün uğraştılar harika bir ev yaptılar bana., içinde her şey vardı ve çok rahattım artık ormandaki hayvanları her geçen gün daha çok sevmeye başladım.

Evim iyi rahatım güzeldi. Bir sabah canım acayip konserve hazır yemek ister şekilde uyandım. Kahvaltımı ettim canımın konserve istemesi geçmiyordu. Akşama doğru Aslan Toki geldi bir sürü konserve getirmiş yersin dedi. Ormanda konserve şaşırdım! Açıkladı kampçılar onu görünce korkup kaçmışlar ve tüm yiyeceklerini bırakmışlar oda tutup bana getirmiş o zaman bilekliğin şaka olmadığını anladım. Sırrı şuydu bir şeyi çok istersem bu doğal yollardan gelecek gökten aniden inmeyecek ama olacak..
Ormanda ilk günlerim aklına geldi dünyada en çok sevdiği ve tek varlığım annemi yitirmiş sonra bu üzüntüyle işimden istifa etmiş, gün güne eriyen vücudum kötüleşen ruhum dost dediklerimin de beni yalnız bırakması evimi arabamı her şeyini kaybedip bu ormana kaçışım…
Buradaki hayvanlara çok alışmıştım yanımda annem işim varken kadar mutluydum artık. İnsanlara karşı kırgınlığım yok olmuş insan sevgim tekrar gelmişti, tek insan sevgim değil eskiden hissetmediğim bir şey vardı içimde doğadaki tüm canlıları seviyordum artık. Bencilliğim gitmiş sadece kendimi değil herkesi düşünmeye başlamıştım. Karşılıksız sevgiyi, almadan vermeyi, dostluğu… bu ormanda öğrendim.
Bilekliği verdikten sonra hayvanların bana yaklaşımı değişmişti doğa gereği hepsi birbirine güvenemiyordu çünkü yaşamak için yemek zorundaydılar ama bana…. İşte beni en sevindiren konu buydu tüm hayvanlar artık bana güveniyorlardı benimle yatıyorlar her şeyini benimle paylaşıyorlardı. Bana verdikleri bileklikten daha çok beni bu durum mutlu ediyordu.
Bileklik bazen ruhumu sıkıyordu atıp kurtulmak istiyordum sorumluluğa hazır mıydım? Biliyordum ki bu bileklik bana kendi ihtiyaçlarım için verilmemişti artık misyonum vardı yardıma ihtiyaç duyan tüm canlılara yardım edecektim. Bir sabah aklıma bir şey takıldı. Bana isteklerim doğal yollardan geliyordu peki doğaüstü bir şey istersem düşündüm düşündüm ve istedim bakalım olacak mıydı?

Doğal yollardan olamayacak olan ne olabilirdi? Süpermen kadar güçlü olmayı dilemeye karar verdim. Sabahleyin Süpermen kadar güçlü olmak istiyorum diyerek yattım. Yattım döndüm döndüm, uzun süre uyuyamadım acaba sabahleyin Süpermen gibi mi uyanacaktım. Gecenin yarısında yorgun vücudum dayanamadı bayılır gibi uykuya daldım. Sabah kalktım bir değişiklik var gibiydi, kendimi çok güçlü hissediyordum.
Gücümü denemek için bir kaya kaldırayım dedim. Gittim küçük bir kaya aldım kaldırdım, kendi kendime harikayım dedim. Şimdi daha büyük bir kaya kaldırayım; onu da kaldırdım. Son bir tane de büyük bir kaya kaldırmaya karar verdim. Birinci deneme olmadı; ikinci, yine kaya oynamıyor. Kahvaltı etmedim ondandır dedim, kahvaltı etmezsen Süpermen de olsan kaldıramazsın. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür diyerek güzel bir kahvaltı edip iyice karnımı doyurdum. Şimdi artık kaya’yı kaldırabilirdim. Tam üç sefer denedim ama yine olmadı belki Süpermen gücü gelmemiştir dedim.

Süpermen başka ne yapardı ki? Binalardaki duvarların içini görürdü evimden çıktım. Evime baktım baktım… Evet, görüyordum evin içindeki kıyafetimi görüyordum, sevindim. Yanımdan Maymun Koma geçiyordu. Koma benim özel güçlerim var dedim. Koma şaşırdı şakacı Koma bir anda ciddileşti anlat dedi ne güçlerin var? Ben dedim duvarların arkasını görüyorum ya, dedi… Koma bak şimdi evime bakıyorum ve kıyafetimi görüyorum, Koma da baktı baktı benimde özel güçlerim var galiba dedi bende görüyorum, gülmeye başladı. Şaşırdım neden gülüyordu? En sonunda sustu senin evi yaparken dikkat etmemiştik orası açık kalmış! Bu sefer bende güldüm, karşılıklı gülüştük.
Artık emindim Süpermen filan olmamıştım ama neden, bu bilekliğin gücü sınırlı mıydı.? Dedim ki kendi kendime bu bileklikten sadece doğal yollardan olacak şeyler istenebiliyor sende öyle isteklerde bulunmalısın.
Günler geçiyor her geçen gün ben hayvanları; hayvanlar da beni daha çok seviyordu. Her gün başka bir hayvana yardım ediyordum. Yaptıklarım ömrümde mutlu olmadığım kadar mutlu ediyordu. Artık gerçek kişiliğimi bulmuş gece gündüz ormanım için çalışıyordum ruhum huzur bulmuştu ki…
Bazen annem geliyordu konuşuyorduk gittiği yerde her şey çok güzelmiş oda huzur bulmuş benim gibi. Çok mutluyum burada oğlum dedi, senin yaptıklarını görüyor daha çok mutlu oluyor seninle gurur duyuyorum dedi. Ağlayarak uyandım, şimdilik sadece rüyalarda beraberiz ama ilerde hiç ayrılmayacağız biliyorum.
Bazen bir hayvan arkadaşım hastalanıyor geçmesini diliyorum o hastalığın şifasını bilen bir arkadaşı yardım ediyor ya da hiç yemediği bir otu yiyerek geçiyor yani doğal çözüm mutlaka yerini buluyordu. 

Son zamanlarda ormanda büyük bir kuraklık başlamış, nerdeyse tüm su kaynakları tükenmişti. Bazı bitkiler kurumuş bazı hayvanlar ölmeye bile başlamıştı. Hayvanlar son zamanda benden yardım beklediklerini ağızlarıyla söylemeseler bile gözleriyle söylüyorlardı. Ne yapmalıydım? Bu da doğal olarak olmayacak bir şey gibi geliyordu. Hayvanlar arasındaki saygımı, bana olan sevgilerini kaybetmekten korkuyordum. Bir süre daha bekledim yağmur yağmadı hayvanlar her geçen gün kötüleşiyorlardı… Bir gece Kral Aslan Toki önderliğinde evine geldiler durumlarını anlattılar, bunu ancak benim çözebileceğini söylediler yardım istediler. Ben düşündüm bu sadece benim istememle olmaz dedim bu gece herkes yatağına yatınca, yarın yağmur yağmasını isteyecek ve yağacağına inanacak, herkes bunu isterse olacağına inanıyorum dedim kabul ettiler. O gece yatağıma yattım gerçekten yağmurun yağmasını çok ama çok istiyordum ve tüm kalbimle yarın yağmurun yağmasını istedim.
icimdekises
icimdekises
20 Ekim 2009
Bu yazarın ‘Cep Telefonu Manzaraları’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

icimdekises

Okur Yorumları