Kalbin Kadar Temiz Bir Sayfa...

anı,çirkinHani yağmurun yağıp yağmadığını anlamak için su birikintisine bakar dururuz ya, o geceki yıldızlara bakarak ertesi günün hava tahminini yaparız ya, ha bir de sevinci gözlerine, siniri başına, acelesi ayaklarına dolaşır ya insanın anlarız hemen ruh hâlini, öyle bir yazı işte bu da…

Severim mektupları… Kitaplarımın arasından çıkan küçük sürpriz notları… Hatıra defterlerini… Evet, severim o defterleri… Karşısındakini mutlu edebilecek şekilde tasarlanmış, kısa, saf ve temiz.

Ben de sizin gibi çok meraklıydım bu defterlere. İçindeki sıcak satırlara… Vardır kenarda köşede içi boş hatıra defterlerim. Ya hediye gelmiştir ya da o an ben heveslenip almışımdır. Sonra biraz düşünüp; beni bana değil, kendilerine beni anlatmalarını istediğim için yazdırmadım kimseye… Belki de tahmin ettiğin gibi; beni tanımaları için…

Ama yine yapmıştım bu defterlere yapacağımı… Bana da verirlerdi yazayım diye. İki satır maniyle, bir cümle iltifat dolu kelimelerle kapatıverirdik o ve onun gibi olan defterleri… Ama bazen bir haylazlık yapıp da bir önceki sayfadan kopya çektiğimiz olurdu… İşte yine onun gibi bir gündeydim. Yani bir hatıra defterine iki satır mani yazdığım bir gün benimki… O kişiyle çok özel günlerimiz, unutamayacağımız iyi ya da kötü anlarımız olmadı ki “onu yazarken” kendimi boğazın yakasında, kız kulesi manzarasında ya da ne bileyim güneş batarken aldığım zevkle ve ona benzeyenlerle yazayım. Yazdım tabii hatır- gönüle… Yazdım da yazmasına yine o içimdeki cadıyı tutup, tutmak bir kenara elindeki süpürgeyi alıp kovalayamadığım bir zamanda okumuştum önceki sayfaları… Durdum birden. Ya da donakaldım daha abartılı anlatmak istersem… Hep, hep aynı sayfalardı. En çok dikkatimi çeken de “Bana da kalbin kadar temiz bir sayfa ayırdığın için öncelikle teşekkür ederim.” sözüydü…

Peki, bir insanın kalbinin temizliği sayfasına yansıyabilir miydi? Ya da bir sayfa hiç çekinmeden nasıl olur da insanın kalbinin temizliğine benzetilmesine karşı koymadan durabilirdi?

anı,çirkinAslında hepimiz temiziz biliyor musunuz? Arkadaşımız isteyerek bile olsa zarar verdiğinde; niye, nasıl yapabildiğini sorup, üstüne bir de onca ağır laflar edip onun kalbini kırabilecek kadar benciliz… Ve bu temizliğimizi koruyor… Her ne olursak olalım, ya olduğumuz görünüp ya da göründüğümüz gibi olmaya çalışıp da koruyoruz temizliğimizi…

O kadar temiziz ki bahtımız kara bile olsa, alnımızın akıyla kazanmamız gereken ekmek parasını; kendini güneş zannedip de aslında bir üflemeyle söndürebileceğimiz insanların peşinden koşup öyle para kazanmayı yeğliyoruz… Evet… Temiziz… Temiziz ki her sayfa bir öncekinin o yüzden kopyası… Gözleri kamaştırıyor ki temizliğimiz kör oluyoruz git gide… Benzer sayfalara yansıtıyoruz körlüğümüzü…

Gaspların birbiri ardına geldiği, hırsızlığın dur durak bilmediği, suçlulara adeta insan muamelesi yapıldığı bir zamanda hepimiz ölü gibi temiziz aslında…

Şu an bunca temizlik gözlerimizi kamaştırıp kör ettiyse bile bizi; yağmurun yağıp yağmadığını, ertesi günün havanın durumunu, karşımızdaki kişinin hoşnutluğunu nasıl görebiliriz? Ya da şöyle sorayım: Onları görebilecek kadar temiz miyiz?

Şimdi kalbim kadar temiz bir sayfa açmak isterdim ama emin olamadım sonra;

Kalbimin temizliği anlatır mı beni sana?

/B.Ç.

Pamuk Şeker
Pamuk Şeker
28 Ağustos 2009
Bu yazarın ‘Seni Anlatamamak...’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

Default Avatar
Default Avatar

Okur Yorumları

icimdekises - 28 Ağustos 2009 15:45
icimdekises
Gönlüne sağlık çok hoş bir yazı...
Ferit YURTSEVER
lyra7 - 28 Ağustos 2009 23:52
Default Avatar
eveeeettt işte bu gerçekten okunası güzel bir yazı .
bir insan dilinde en çok neyi gezdiriyorsa tespih gibi o konuda ol' ma isteği içindedir . dikkat edin sürekli namustan dem vuran insanlar mutlaka namus ile ilintili bir konuda eksiktir.
kim sürekli ben hırsızlık yapmam çoookk ayıp diyorsa aslında yapmamak için çaba sarfettiğindendir.
kim dedikoduyu hiç sevmem diye ant içiyorsa inanın dedikoducunun tekidir gözlemleyin çevrenizi .
şimdi gelelim kalp temizliğine yaşamda imtihanını vermek zorunda olduğumuz en ağır derslerden biri kalp temizliği çünki kalp kişinin yol geçen hanı gibidir hiç bir düşünce oradaki terazinin kefesine binmeden beden işlem yapmaz çoğu zaman kalp terazisine aldırış etmediğimiz içinde dil sürekli 99,luk tespih gibi ÖZ'ümüzün bize hissettirdiği ile kalp temiz,kalp temiz,kalp temiz diye doğru yada yanlışlığını ölçmeden yazdırır defterlere.
ama bu kötü birşey değil kitap derki sizler bir konuda OL' ma aşamasına geldiğinizde dillerde çoklarız,gönüllerde tekleriz der. kim bir konuda doğru yada yanlış ,kendi yada başkası adına övgü yada yergide bulunmuyorsa o kişi artık dilde çoklamayı bitirmiş gönül mayasına katmış yani o konuda OLMUŞ demektir.
her konuda darısı hepimizin başına :=). teşekkürler pamuk arkadaş teşekkürler.
D.T
Pamuk Şeker - 29 Ağustos 2009 01:40
Pamuk Şeker
icimdekises çok teşekkür ederim size...

lyra7 asıl ben size teşekkür ederim ne kadar güzel yorumlamışsınız yazımı...
(:

üye olun, siz de katılın