Özentilikte bir numarama bir kızdı. Geleceğinde ne olmak istediğini bile daha kestirememişti. Günümüz kopyala-yapıştır insanının en büyük örneğiydi. Tek örnek olduğu konu da zaten buydu bir de kalleşlik! Kimi zaman mantıklı konuşuyordu, ama maalesef dediklerini uygulamadığı için mantığı da bir işe yaramıyordu. Yaptığı kötülükleri itiraf ediyordu, ben kendime bile güvenmiyorum diye kendi açığını ortaya çıkarıyordu.

16 Temmuz 2010
cadı_ici

Bazen, en sewdikleriniz üzer sizi... (ki genelde öyle olur) Yalnız kalırsınız... En azından öyle hissedersiniz. Üste çıkmayı başaramıyorsanız ama haklısanız bazı zeytinyağı kişilikler altında ezilirsiniz.

01 Haziran 2010
ozigis

'Sevgi, güveni de beraberinde getirir'.

Küçükken hep buna inanırdım. Korktuğumda, üzüldüğümde hep dostlarımın omuzlarına dayandım. Onların kalp atışlarını duymak beni rahatlatırdı. Dünyadaki kötülüklere karşı sevgi ve güvenin olduğunu bilmek beni hayata daha çok bağlardı. Tabii o zamanlar düzenbazlığın ne olduğunu bilmezdim...

05 Nisan 2010
kanatsız melek

Anlatacak biri yoksa,

Beyaz sayfalar biter.

Sarılacak kimse yoksa,

Dostun kolları yeter.

Ayşe ÖZEN

13 Şubat 2010
delişey

Birbirinden ayıran özellikleri nelerdir bir dost ve arkadaşı. Kimin hayatında kaç dostu vardır? Arkadaşlar mı dosta dönüşüyordu, yoksa direk dost olarak mı başlıyordu hayatımızda. Peki, dost dediğin kaç süreli anlaşmada senleydi, aniden sırtını dönüp gitmeyecek garantisini kim vermişti, kime güvenilir, kimle dertleşilirdi. Dost dediğin seni dinlerdi, her sıkıntında yanında biterdi. Arkadaşa anlatılamaz mıydı üzüntüler, dertler ve sevinçler, arkadaşla paylaşılan hangi karelerdi…

11 Aralık 2009
delidivane

Liseyi bitirdikten üç yıl sonra üniversiteyi kazanmıştım. Kazandığım şehir Karabük idi ve artık yola çıkma vakti gelmişti tabi ki okula kayıt için… Çok ama çok mutluydum, çok heyecanlıydım, çünkü Karabük’e gidecek ve yeni arkadaşlarla, yeni bir hayatla karşılaşacaktım. Nasıl mutlu olmaz, nasıl heyecanlanmazdım değil mi? Bu sorularla akıp giden zamanın ardından Karabük’teydim.

17 Kasım 2009
akkurt79

Bir türkü vardır “gurbete giden döner mi dönmez mi bilinmez” diye.

İşte bu günlerde o türkünün anlam taşıdığı günler, gurbette her şey gelebilir bir insanın başına.

Mesela sarhoşlarla uğraşabilirsin ya da ekmek peşinde koşarken içindeki saf Anadolu çocuğunu kaybedebilirsin. Birileri kimin kimsen yok diye sana zorla bir şeyler yaptırabilir. Ekmek parası kazanacağım diye bilmediğin bir yola, karanlık yollara düşme ihtimalin çok yüksek. Geri dönüşü olmayan içinde ki saflığı bitiren bir yol.

23 Ekim 2009
demlikbau

Dostun adı bir değil

Gönlüm sana sır değil

Dost dedim adın bildim

Aklımdasın yok değil

Selam verdim gönüllere

Bilen alır, bilmeyen almaz

Mavi gök, mavi deniz

22 Ekim 2009
lyra7

“Tam tamına 14 gün olmuş kaleminden çıkmayan yazılar... Dostluk adına bir yazı nasıl yakışır o güzel kalemine yüreğine…”

Teşekkür güzel yürekli dost böyle güzel kelimelere layık gördüğün için.

21 Ekim 2009
lyra7

Kadırga koyuna doğru giderken, ağaçların arasından kendine yol açarak denize akan rüzgârı motorumla kesiyorum. İnce bir çığlık kalıyor geride; her akımı yardığımda içimde ince bir sızıyla motorumun tekerleklerine yaklaşıyorum; gittikçe. Bedenimle bütünleşmiş bir ağırlık var arkamda, rüzgârın çığlıklarını duyuyor olmalı diyorum, ürperiyorum utancımdan; belimden aşağı inen sıcaklık kasıklarımın arasında yok olup, içe doğru yayılıyor. Kor bir ışığın izinden aydınlanıyor yollar. Gözlerimden çıkan aleve yenik düşsem Assos’tan Midilli’ye uzanan bir köprü olacak yatağım, mavi çarşafla bezeli.

15 Ekim 2009
theguray
< Önceki12