Bir varmış bir yokmuş diye başlar bütün aşklar ve bütün masallar. Korkular, iyiler, kötüler, kazananlar ve kaybedenlerle doludur bütün masallar.

Zamanın birinde çok uzak kentlerde bir kral ve bir kraliçe yaşarmış. Bu kral ve kraliçenin uzun yılların ardında bir kız çocukları doğmuş. Ülkede adet olduğu üzere kral kızını ülkenin kâhinine götürmüş. Kâhin küçük prensesin 15 yaşına geldiğinde öleceğini görmüş ve bunu krala anlatmış. Bu haberi alan kral çok üzülmüş ve kâhine kızını kurtarmanın bir yolunu bulmasını emretmiş. Kâhin birçok araştırma yapmış ve en sonunda küçük prensesi ölümden kurtaracak bir yol bulmuş ve kralına bir yolunu bulduğunu söylemiş.

05 Mart 2014
Nemesis

Kör bir insanı anlamaya çalışmayın. anlayamazsınız.

Leyla ile mecnun izliyordum geçen. işsiz olan yavuz, sihirli bir deynek bulduğunu, onunla diledikleri her şeyi yapabileceklerini söylüyordu sevgilisine. kör sevgilisine. “düşünsene, önce senin gözlerini iyileştiririz. sonra şöyle güzel bir lokanta açarız. sen kasada durursun, ben de yemekleri yaparım. çok güzel olmaz mı sevgilim?” içimdeki burukluğu kelimelerle tarif etmek imkansızdı. bulunduğum konumu, yüzümü, kaşımı, gözümü beğenmezken başka yerlerde başka insanların aynaya bakabilecek, bulutları izleyebilecek, kuşları görebilecek, gökyüzünün derin mavisinde kaybolacak gözleri yoktu.

04 Eylül 2012
ozzull

Kavruk bi söz savruk zaman

İşgal edilmiş kalbin her bir yanı

Her yanım kan, kanayan yaram

Ela gözlerim de sönük fer

Acılara gergef ağız boşluğumda yuttuklarım

Esen yel, hasretin yüreğe sapladığı bıçak

11 Ağustos 2012
delidivane

Artık esen karmaşanın rüzgârları derin çizgiler bırakıyor alnıma içimde çırpınan karanlık vehmin kanatlarına takılıyor. Gezip dolaştığım sokaklar seyrettiğim filmler, fikir ayrılıklarının da burukluğunu yaşayan yüreğim beni de sokaklar ve filmlerdeki hayat tarzları gibi maceraya yöneltiyor. Hep kasırgalar, fırtınalar zaten hayatımın bir şeffaflığını koymadı…

30 Nisan 2012
yaqmur68

Gözümde sana layık olmayan yaşlar

Vursam kafamı beni anlar mı taşlar

Bahar seninle gelir, gül seninle açar

Bende ne varsa her şey seninle başlar

Gündüz yüzüme vuran güneş

01 Şubat 2012
LEADRİ

Bilir misin, yaşlanmış bir yalnızlık kaldı içimde, yüzü kırıştı, gözleri küçüldü,beli büküldü,saçları bembeyaz yalnızlığımın.Daha bir küfürbaz oldu şu sıralar daha da çok yanıyor canı..Yalnızlığım yaşadığı yerden sıkıldı, yalnızlığım benden bıktı.Yalnızlığım ölmek üzere acısından ve yalnızlığım aşkına acıktı be adam..Bir sabah bir fincan kahve ile girdi yatağıma, ağlayamamaktan şişmiş gözleri.Bir sigara yaktı bir de bana uzattı.

26 Ocak 2012
böcekk

Şu günlerde ne zaman biteceğini bilmediğim, aslında ne zaman başladığını da tam olarak hatırlamadığım zor bir dönemdeyim. Duygularım, düşüncelerim, hislerim, davranışlarım, sözlerin hatta yazdıklarım! Hepsi öylesine karmaşık ki… Neyi istediğimi bilmiyorum. Dakikaları, saatleri, günleri, hepsini, her şeyi bir an önce bitsinler diye arkalarından itiyorum sanki. Hani gelmesini çok istediğin bir an olur. Bir an önce gelsin diye saatleri hatta saniyeleri sayarsın. İşte o sabırsızlıkla yaşıyorum bu aralar.

26 Aralık 2011
the life

Bize bizi anlatan duygular hiç ummadığımız anlarda gelir. Hem de biz farkına varmadan gelirler. Fakat ne zaman geleceğiniz tam kestiremeyiz. Çünkü bazen üzüntülüyken gelir bazen de mutlu iken…

Misal olarak, güzel bir haber aldığımızda seviniriz veya tam tersi kötü bir haber ise bu sefer mutluluk yerini acı ve sel gibi akan gözyaşına bırakır…

29 Ağustos 2010
MUHAMMED ZANE

Biz onları 'katı, duygusuz' olarak nitelendiriyoruz ama onlar... Onlar sadece "duygu sağırı insanlar"...

Bazen yönetici, bazen sevgili, ebeveyn, bazen de arkadaş olarak çıkarlar karşımıza. Uzunca bir süre, "Neden bu kadar katı, soğuk? Sanki yıkılmaz duvarları var?" diye düşündürürler insanları. Onlarla iletişim kurma çabaları, çoğunlukla boşa gider; çünkü ortada, duygularını tanımlamakta ve anlatmakta, başkalarının duygularını da anlamakta zorlanan biri, yani aleksitimik bir kişilik vardır...

22 Mart 2010
delişey

Kadırga koyuna doğru giderken, ağaçların arasından kendine yol açarak denize akan rüzgârı motorumla kesiyorum. İnce bir çığlık kalıyor geride; her akımı yardığımda içimde ince bir sızıyla motorumun tekerleklerine yaklaşıyorum; gittikçe. Bedenimle bütünleşmiş bir ağırlık var arkamda, rüzgârın çığlıklarını duyuyor olmalı diyorum, ürperiyorum utancımdan; belimden aşağı inen sıcaklık kasıklarımın arasında yok olup, içe doğru yayılıyor. Kor bir ışığın izinden aydınlanıyor yollar. Gözlerimden çıkan aleve yenik düşsem Assos’tan Midilli’ye uzanan bir köprü olacak yatağım, mavi çarşafla bezeli.

15 Ekim 2009
theguray
< Önceki12