Mesele bu; seni sayfalara yazmamak
Sen gittikten sonra adının acıya tekabül etmemesi
Mesele gitmek değil
Sadece gittikten sonra ardına bakarken, o güzel günleri anamamak
Mesele senin ne kadar iğrenç ya da kahpe ruhlu olduğun da değil
Pişmanlıklarımla başbaşayım
Şimdi özlüyorum sanırım seni
başka birine aitken bu duyguları nasıl hissedebiliyorum?
Ona baktığımda neden hep senin yüzünü görüyorum?
Neden ona sarılırken sana sarıldığım gibi içten sarılamıyorum ki neden kaybetmeye mahkum oluyorum?
Biliyorum,
Nesnelere sahip olabilceğimi,
Ama insanlara değil.
Sözlerin unutulabileceğini,
Duyguların değil.
Yazgının sıradan bir güç olmadığını.
Değiştiremiyeceklerimle
Ben Hâlâ
Sıkılıyorum, hem de çok sıkılıyorum. Beklemekten mi yoksa belirsizlikten mi bilemiyorum… Gün geçtikçe biraz daha yorulduğumu biraz daha direncimin kırıldığını hissediyorum… Saçlarım da beyazlamıyor artık. Yürüyüşüm bile değişti hissediyorum, gittikçe ‘’neden’’ diye sorduğum kişilere benziyorum. Hayattan büyük beklentileri olmayanlara özgü bir yürüyüşüm var biliyorum. O her işe koşar adım giden ben yok artık… Tıpkı yürüyüşüm gibi bedensel etkinlikler iminde yavaşladığını hissediyorum
Biliyorum bazen merak ediyorsun ve genelde baş kaldırıyorsun Tanrına benim yüzümden o günü sana her hatırlatışımda."Ben ne yaptım ki neden bu başıma geldi" diye? Ben nerde hata yaptım ki bunu yaşadım diye… İşte böyle diye diye içten içe baş kaldırıyorsun Tanrına her gece ya da her aklına geldiğinde…
"neden" diye sormuştun ya Sevgili
nedeni yok, sebebi var bu göçün...
Sürgün ediyorum yüreğimi
alabildiğince uzağa
soğuk buz dağlarına...
Gözlerini örtüyorum gözlerimin üzerine
Gerçek olanı yaşamanın güzelliğinden bahsederdin hani hayallerle yaşamaktansa bu hayalleri gerçeğe dönüştürmenin güzelliğinden.
Peki, ne oldu o hayallere, gözlerinle bir adım daha ileriye atıp gerçekliğin yüzünü göremeyecek kadar köreldin mi?
Henüz olgunlaşmamış sevgi tanelerini, toplayamazsın.
Haydi diyelim ki; topladın!
Zorla kopardın dalından, hunharca çektin aldın.
Ekşimsi, hatta acımtırak bir tadın, lezzetsiz meyvesinden,
Ne badireler atlatmış yüreğime, bedenime,
Ne yapabilirsin ki sen...
Düşüp, düşüp kalkmalara öyle alışığım ki ben...
Henüz yanıma yaklaşmaya cesaretin bile yokken,
En küçük engelde tökezleyip düşüyor,
Yaralıyız ikimizde, korku doluyuz içimizde
Geçmişteki siluetlerin yarattığı çiziklerimizle
Bulduklarımız ne peki birbirimizde?
Ya da haz aldığımız derinliklerimizde?
Bizi uykusuz bırakan telefonlar
sinema aşıklarının buluşma noktası
internet adresi kısaltma servisi
resimlerinizi yükleyin, internette paylaşın