Deve Görünüp Aslında Pire Olan Detaylar-Fotoğrafa Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz

Evet evet... Gittim sananlara burdan duyururum, hala burdayım merak etmeyin :) Hatta Renkli Dergi'daki "Şipşakçı Kalemşör'ün Tahtı"na o biçim yapıştım ki, sıcak su ve spatula ile kazımak bile fayda etmeyecektir hehe... Ama evet biliyorum şimdi soranlar illa ki çıkacaktır "E be Tara, bir buçuk haftadır toz kapladı o tahtı, hani nerdesin?". Hemen mazeretlerimi sıralamaya başlayabilirim; çekimlerim vardı, bilgisayar başında işlerim vardı, geceleri beşik salladım, laptopumu köpeğim yedi... :)

Neyse... Başlığımızdan da anlaşıldığı üzere bu yazımızda o pek göz korkutan ama aslında göründüğü kadar karmaşık ve anlaşılmaz olmayan teknik detaylara değineceğiz. Bir önceki yazıda diyaframdan küçük çaplı bir şekilde bahsetmiştim. Bu hafta onu biraz daha açıp saçıp, ucundan diğer konulara da değineceğim.

Diyafram Nedir?

Fotoğraflarımızın oluşması için bildiğimiz gibi filmin üzerine belirli miktarda ışık düşmesi gerekmektedir. Çekim yapacağımız yerde ışık gerekenden fazla ise, objektifen içeri giren ışığın azaltılması; ışık gerektiğinden az ise yine objektiften içeri giren ışığın arttırılması gerekmektedir. İşte bu ayarlamayı diyafram ile yaparız.

Fotoğraf makinelerinde olduğu gibi geçen yıllar içerisinde diyafram da değişime uğramıştır. Fotoğraf tarihindeki ilk makinelerde diyafram ayarları objektifin arkasında bulunan değişik ebatlardaki deliklerin yerini değiştirmekle gerçekleştirilirken, artık bu düzenek objektifin içine taşınmış metal yapraklardan oluşan bir düzenek yer alır.

Günümüzde kullanılan diyafram tipi iris diyafram olarak adlandırılır. İris diyaframlarda bir çok ince metal levha objektifin içindeki halka biçimindeki levhaya bağlı bulunur ve makinenin dışından bir halka ile kontrolü sağlanarak açılıp kapanır; böylece de istenilen ışık miktarı ayarlanır. Aşağıdaki resimde parçalanmış objektifin içindeki diyaframı görüyoruz (ah kıyan nasıl kıymış da parçalamış canım objektifi...)

Yukarıdaki örneğimizde diyafram yapraklarını birbiri içine geçmiş biçimde rahatlıkla seçebiliriz, gönül ister parmakla göstermek ama şuan sadece "aha da üzerinde 90704 yazan metal halka ile camımsı nesnenin arasında" diyebiliyorum hehe...

SLR (yani tek objektifli) fotoğraf makinelerinde diyaframın yeri merceğin hemen önüdür. Ama tabi istisna durumlarda merceğin arkasında da bulunmaktadır. Birden fazla merceğin bulunduğu objektiflerde ise merceklerin arasında bulunur.

Diyafram açıklığını tekrar hatırlatmam gerekirse file sembolize edilirdi, ve rakamlar küçüldükçe diyafram aralığı genişler (objektiften içeri giren ışık artar), rakamlar büyüdükçe aralık küçülürdü (giren ışık azalırdı).

Diyafram ve Alan Derinliği

Evet diyafram sadece ışığın miktarını ayarlamakla yükümlü değildir. Bunun yanında bir yükümlülüğü daha vardır, o da alan derinliğidir. Alan derinliğini basitçe anlatmam gerekirse... İncelediğiniz fotoğraflarda mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Uzaktaki nesneler daha bulanık, yakındakiler ise nettir. İşte bu alan derinliğidir. Alan derinliği günümüzdeki SLR makinelerde objektife bağlı bulunan bir halka ile ayarlanmaktadır. Tabi ki bu derinlik sadece uzaktaki objeler bulanık görünür değildir, bahsi geçen halka ila alan derinliğini ayarlarken isterseniz yakın objeleri netlersiniz, ister uzaktakini. Böylece kadrajınızda istediğiniz şeyi ön plana çıkarabilirsiniz.

Diyafram ve alan derinliği arasındaki alakayı kurmam gerekirse, diyafram sayısı arttıkça (yani diyrafram aralığı azaldıkça) alan derinliği de azalır. Diyafram sayısı azaldıkça (diyafram aralığı açıldıkça) alan derinliği de artmaktadır.

Diyafram bu mudur, budur :) Daha önce zaten açıklamıştım, şimdi daha biraz daha detaylara girdim.
Ne var sırada? Örtücü hızı ya da diğer adıyla perde hızı ya da başka bir deyişle obtüratör...

(evet evet bende aynı düşüncedeyim... Niye bir tek ismi yoktur da bilmem kaç tane adı vardır? Kafa karıştırır...)
Fotoğraflarımızı oluştururken filme düşen ışığın miktarı kadar, ışığın düşeceği sürede önem taşır. Diyafram miktar bekçisiyken, bu durumda perde hızı da süre bekçisidir. Yani perde hızı, diyafram yapraklarının kapalı kalacağı süreyi belirleyen mekanizmadır. (Hemen dipnot düşmek istiyorum. Diyafram yapraklarını kumanda eden örtücü hızı merkezi örtücü ya da mercek arası örtücü olarak geçer. Bir de bunun perde örtücü versiyonu vardır ki, kullandığınız makinelerde olduğunu zannetmediğim için es geçiyorum bu seferlik.)

Fotoğrafın ilk zamanlarında tabi bu perde hızı olayı fazla angaryaymış. Yok yani, gerçekten! Fotoğrafı çekecek kişi objektifin kapağını açarmış, sonra saatiyle zaman tutup, işi bitince de kapağı kapatırmış. Bu bahsettiğimiz minicik diyafram aralıkları zamanındaydı tabi... İlerleyen sürede diyafram aralığı genişledikçe ve ASA değerleri geliştikçe, bu saatler süren zaman kısaldı kısaldı; saniyelere ve hatta salisiyelere indirgendi.

Daha önce de bahsetmiştik; örtücü hızı saniyenin kesirli değerleriyle belirtilirdi. Bu süre özellikle hareketli çekimlerde önemlidir. Şöyle ki;

Hareket halinde bir kedi düşünün. Malum zıpırlar hiç yerlerinde durmazlar. Hatta o kedinin önüne bir de fare koyun, o zaman izleyin kovalamacayı! Şimdi bu kadar aksiyon yaşanırken, eğer örtücü hızı saniyenin kesirleri değerinde ayarlanmazsa o kediyle farenin fotoğrafa yansıması ne idüğü belirsiz çıkar ya da çıkmaz. Yani sonuç bulanık ve manasız bir kare olur. Bir önceki yazımda da bahsetmiştim ya, 1/200 gibisinden bir perde hızı değeri, havadaki su taneciklerini bile dondurur (bence de vauuuvvvv!). Ama aksi durumda yani perde hızı daha düşük olduğunda (örn: 5", 1/4, 1/10 vs...) flu çıkan sonuçlar sizi şaşırtmasın...

Tamam pes ediyorum! Sadece yazarak anlatmak istediğimi tam olarak anlatabildiğimden şüpheliyim... Bir de fotoğraflarla izah edeyim :)

1 saniyelik perde hızının marifeti :) akan suyu hissedebilirsiniz adeta, hareket hissi var. (mesela pikniğe gittiğinizde etrafınızda akan çay vs olursa deneme yapabilirsiniz. uzun pozlamalarda suyun artık su olmaktan çıkıp pamuk gib harika bir görüntüye büründüğünü görebilirsiniz!Tabi bunu yaparken makinenizi tripod ile sabitlemeyi ve uzaktan kumanda/kablo deklanşör kullanmayı unutmayın.)

1/250 sn değerinde perde hızı ve sonucu. Suyun damlacıkları tam net değil, hala bir hareket hali mevcut, fakat bir önceki karedeki kadar fazla da değil bu hareket hissi...

1/1000 sn değerinde perde hızı; su tanecikleri artık daha rahat seçiliyor. Hareket iyiden iyiye donmaya başladı :)

1/2000 sn değerinde perde hızı; artık suyun hareketi tamamen donmuş durumda. Herşey gayet net. Tabi ki en yüksek perde hızı 1/2000 değil, makineden makineden farkeden bir durum. 1/4000 hatta 1/8000 olabilir (ki 8000lerde artık maşallah deyip nazar boncuğu takıyoruz hehe)

Hazır hareketten, hareketlilikten bahsetmişken size bir de hareketli konuları çekme tekniği olan panningden bahsetmek isterim. Şöyle düşünün: fotoğraflamak istediğiniz konu kuş, siz ise eli tüfeğinde bir avcısınız... "Hayır! Biz cani değiliz!!" diye bağırdığınızı duyar gibi oldum... Tamam peki, örneği boşverelim o halde... Hareket halindeki konuyu objektifimizle takip etme tekniğine panning denir. Bu teknikle konuyu vizörden gözleyerek takip ederken en uygun olduğunu düşündüğümüz anda deklanşöre basarız. Sonuç konumuzun net, arka planın flu olduğu harika bir fotoğraf! En etkili sonuçları 1/8 ile 1/15 değerlerinde, düşük perde hızlarında alırız. Lakin ilk denemenizde başarılı olmazsanız üzülmeyin, eliniz zamanla alışacaktır. (Bkz: şekil-A bilmem kaç)

Şekil-A bilmem kaç

Evet evet, bundan sonra daha eğlenceli konular bekler bizi! (hiç bana şimdi kalkıp "neye göre, kime göre" demeyin; eğlenceli işte hehe) :)

Saatime bakıyorum, 04:38 AM... Hayır, yani benim bu fotoğraf aşkım olmasa, hiçbir güç hiçbir kudret beni koyun sayıp, o koyunları çat pat çitlere çarptırmaktan, sonra Orlando Bloom ve Johny Deep eşliğindeki rüyalardan alıp koyamazdı!

Evet evet... Sevgilim yastık ve metresim yorgan beni çağırır... Ben "Zzzz..." eylemini gerçekleştirmeye gidiyorum...

ZzZzZzzz...
TarArseven
TarArseven
25 Şubat 2008
Bu yazarın ‘Deve Görünüp Aslında Pire Olan Detaylar-Fotoğrafa Yeni Başlayanlar İçin Kılavuz’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

Beyaz Sayfa
Clubber
Ferhat Besler
nilanya
janny
Default Avatar

Okur Yorumları

muratmoon - 25 Şubat 2008 14:40
muratmoon
Şipşak döktürmüşsün yine :D
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
TarArseven - 25 Şubat 2008 14:53
TarArseven
ohhh sağdan soldan yandan yandan :)))
Tara Arseven - www.taraarseven.com
Beyaz Sayfa - 25 Şubat 2008 14:54
Beyaz Sayfa
Bir solukta okudum, çok beğendim. Çıktımı aldım :)
Gel gidelim buralardan...
TarArseven - 25 Şubat 2008 14:59
TarArseven
Çok teşkür ederim Beyaz Sayfa :) Böyle olumlu yorumlar geldikçe sevindirik oluyorum :)
Tara Arseven - www.taraarseven.com
sgüzelcik - 25 Şubat 2008 19:13
sgüzelcik
Alan derinliğini her zaman karıştırırdım iyi oldu. Derli toplu bir diyafram bilgisi aldık. Ellerinize sağlık. Yalnız bu alan derinliğini oluşturmak için sadece diyaframı açmak yeterli mi ? Ya ben beceremiyorum ya da benim makina yetersiz (canon a520).
TarArseven - 25 Şubat 2008 19:38
TarArseven

Merhabalar Sgüzelcik,

Öncelikle ilgin için teşekkür ederim. Şöyle açıklayayım. Makinen kompakt olduğu için ne yazık ki sadece diyafram ile alan derinliğini elde edebilirsin. Makro modunda da bu etkiyi yakalayabileceğini düşünüyorum. (Eğer dersen ki ben hile yapmaya varım, o halde photoshopta blur efekti ile de işini pekala halledebilirsin :) ) Bahsi geçen ikinci bir ayardan söz ettim yazımda; SLR makinelerde, objektifte bulunan bir halkadan ayar yapılıyor.  

Makineni kullanmadığım için hemen şuan ufak çaplı bir araştırma yaptım :) Diyaframın 2.6'ya kadar düşebiliyor. Bu da alanderinliğinde pek başarısız olmayacağı demektir. Makineni manuel modda kullanırsan, bütün ayarlarını elle yaparsan daha iyi sonuç alacağından eminim :)

Başka yardımcı olabileceğim bir konu? :D 

 

Sevgiler 


Tara Arseven - www.taraarseven.com
TarArseven - 25 Şubat 2008 19:43
TarArseven

Bu arada ufak bir ekleme yapmayı unuttum. SLR makinelerde focus (yani odaklanma) hem manuel (yani bahsi geçen halkadan) hem de otomatik (yani netlemenin makinenin insiyatifine bırakıldığı) şekillerde gerçekleştiriyoruz. Daha özenli ve kontrollü bir alan derinliği için manuel odaklanma önerilir (bir bardak su ile beraber :P ).

 

Sgüzelcik, size verdiğim cevaba ilaveten, makinenizde kontrol etmenizi istediğim birşey var. Netleme noktası olup olmadığı, manuel netleme yapamayacağınıza göre belki netleme noktası için ayar bulabilirseniz sorunu bu şekilde de halledebiliriz :) 


Tara Arseven - www.taraarseven.com
muhammetsevim - 25 Şubat 2008 22:00
muhammetsevim
valla çok hoş bir yazı olmuş, bayağı bilgilendirdi beni de. teşekkürler :)
muhammetsevim.com
sgüzelcik - 25 Şubat 2008 22:20
sgüzelcik
Netleme noktası var, ayrıca manuel netlemeden kastınız odaklama mesafesini istersem elle ayarlayabileceğim bir ayar var. Ama kullanmak gerekmedi hiç. MF diye kısaltılmış. Tam bilmiyorum Manuel Focus olabilir.
TarArseven - 25 Şubat 2008 22:25
TarArseven
Teşekkür ederim Muhammetsevim =)
Tara Arseven - www.taraarseven.com
TarArseven - 25 Şubat 2008 22:29
TarArseven
Aynen öyle MF manuel focus demek. Biraz kurcalayın bakalım, dediğim gibi kullanmadığım için tam şurasından şöyle yapılır diyemiyorum malesef, benim SLR'mden önceki makinem samsung'du :(
Tara Arseven - www.taraarseven.com
sgüzelcik - 25 Şubat 2008 22:40
sgüzelcik

Benim de ilk makinam. Kompakt bir makina olmasına elle ayarlama imkanı fazla. Biraz ilerleyip, daha üst makinaya geçmeyi düşünüyorum. Yardımın için teşekkürler.


TarArseven - 25 Şubat 2008 23:56
TarArseven
Ne demek efem =)
Tara Arseven - www.taraarseven.com
nilanya - 27 Şubat 2008 12:55
nilanya

Merhaba,ben beceriksiz bir fotoğrafçıyımdır.Ama fotoğrafı sanat yapanlara hayranım.Zamanı donduran karelere bayılırım.Bu konuda Ara Güler en sevdiğim.Hoşuma giden; bu kadar bilgiyi harika bir anlatımla satırlara dökmeniz.Elinize,gözünüze sağlık.Ayrıca telif konusunda her eser yaratıcısına aittir.İzinsiz kullanımına hiç tahammülüm olmaz.Evime giren bir tek korsan kaset,kitap olmamıştır.Burada bedava elde etmenin kârını değil emek harcayanın emeğini hırsızlamanın ahlaksızlık olduğunu düşünürüm. 

İyi günler diliyorum..


janny - 27 Şubat 2008 14:42
janny
Döktürmüşsün yine eline sağlık :) Yalnız benim alan derinliği konusunda biraz kafam karıştı... Ben bugüne kadar alan derinliğinden habersizdim, diyafram dışında bir de odaklamayı (focus) sağlayan düzenek var zannediyordum. Açıkçası alan derinliğinin bildiğimiz odaklama mı, yoksa ona benzer başka bir şey mi olduğunu hala tam olarak anlayabilmiş değilim. Bu konuda beni biraz daha aydınlatabilir misin? :)
Herkes hakettiği gibi yaşıyor...
janny - 27 Şubat 2008 14:50
janny
Hatta bak şimdi aklıma ne geldi... Bende SONY DSC-W50 gibi sıradan bir makina var. Çekim modlarından birisi high sensivity modu ki bu modun simgesi ISO'nun (ISO da ne demekse artık) fazla olduğunu gösteren bir resim ve açıklaması da "shoot without flash in low-light reducing blur". Flaşı devreden çıkartıp ışık ayarlarını kendim yaptığım modda yaptığım çekimle high sensivity modunda yaptığım çekim arasında bariz bir kalite farkı var ama kalitesi yüksek olan, beklediğimin aksine ayarlarını kendim yaptığım çekim :) Bu high sensivity zımbırtısının ne işe yaradığını da açıklayabilir misin? :)
Herkes hakettiği gibi yaşıyor...
TarArseven - 29 Şubat 2008 03:22
TarArseven

Teşekkürler Nilanya :)

 

Açıkçası ben o emeğimin hırsızlığını yapanları zaten aklamayı planlıyorum. Sadece şu işlerden başımı kaldırabileceğim (hatta kafamı kaşımaya zaman bulabileceğim) günü bekliyorum.

 

Desteğin içinde ayrıca teşekkürler

Sevgiler 


Tara Arseven - www.taraarseven.com
TarArseven - 29 Şubat 2008 03:30
TarArseven

Tekrar tekrar merhabalar janny =)

 

Evet aslına bakarsan alan derinliği bildiğimiz netleme... Ama işte auto focusta o derinlik hissi kaybolur gider çünkü makine önüne gelen herşeyi netler, yani oturup düşünmüyor kereta "aman bak bu konu mankeni, bunun ön planda olması gerek, arkasındaki herşeyi bulanıklaştırmam gerek" diye... Bu yüzden Manuel focusu kullanıyoruz (mf ile sembolize edilen)

 

Makinendeki zımbırtılı ayara gelince :) ASA (diğer adıyla ISO... bunlar hep aynı şeyler.. hep ondan derim zaten niye bir şeyin on tane adı vardır... koy bitane gitsin, ne kafa yorsunlar isim koymaya ne de millet hepsini aklında tutmak için debelensin hehehe) ASA düşük ışık koşullarında flash kullanılmadığı zamanlarda fotoğraftaki ışığı arttırmak amaçlı kullanılan bir özellik. Ama tabi dediğin gibi yüksek asa kullanımında fotoğrafın kalitesinde düşüş yaşanıyor. Bu düşüşte grenlenme olarak karşımıza çıkıyor. Gren fotoğraftaki iri noktalı görüntü oluşması.. mesela cep telefonlarından çekilmiş fotoğraflarda çok görürürz, böyle cam gibi görüntü asla olmaz (tabi bazı ceptelefonları bu konuda kendini aşmış durumda, onlara lafımız yok hehe)

 

High sens. ışığın daha hassas algılandığı, flashsız ama karanlık olmayan fotoğraflar için. Ama hep söylerim bunu, elinizi manuele alıştırmak en iyisidir, çünkü bu makinelere dizginleri verdik mi kafalarına göre iş yapıyorlar :)) ya da acaba ben mi çok ego manyağıyım "herşeyi ben ayarlıycam" diyorum ehehehe :)

 

Bir ara zaten bütün konu anlatımları bitince bütün okuyucuların takıldığı yerlerden sorular şeklinde yorumlara eklemelerini ve bir de tek makaleyi o soruların cevaplarına ayırmayı düşünüyorum :) işe yarar herhalde di mi?

 

sevgiler janny :) 


Tara Arseven - www.taraarseven.com
janny - 29 Şubat 2008 12:47
janny

Bence ben ve diğer birkaç yorumcu, sana uzun bir yazı dizisi hazırlayıp insanlara daha çok faydalı olabilmen için konu başlığı veriyoruz ;) Şu durumda high sensivity olayını unutabilirim, çünkü gren benim gözüme çok batan ve kaliteli fotoğraflarda çok rahatsızlık verici olan bir olay... Ha böyle eski püskü, döküntü şeylerin resmedildiği, gotik fotoğraflarda hoş bile duruyor orası ayrı :) Herneyse, ben de senin gibi tüm ayarları manuel yapmayı istiyorum, çünkü en gelişmiş makinada bile insan zekasının, algılama kabiliyetinin milyonda biri yok. Böyle deyince de aşağılar gibi oldu ama yok işte :)

Bir sonraki yazını sabırsızlıkla bekliyorum,  sevgiler :)


Herkes hakettiği gibi yaşıyor...
nilanya - 29 Şubat 2008 13:06
nilanya
Geniş kapsamlı bir sergi olan Josef Koudelka retrospektifi Pera Müzesi‘nde 16 Ocak’ta başladı, 13 Nisan’a kadar devam edecek. Koudelka fotoğrafları, sanatçının hayat hikayesini de kronolojik olarak izlememizi sağlayan 6 bölümle karşımıza çıkıyor.
TarArseven - 01 Mart 2008 03:16
TarArseven

Eyvah eyvah 8O (şaşkın smiley)

 

O yazı dizisi bu aralar olmasın ama, bi de teker teker gelin üzerime, ürkütüp kaçırmayın beni çuval dolusu soruyla :P (tabi ki şaka)

Canon ve Nikon'da duymasın valla o lafını, ellerinde kocaman teleobjektiflerle kovalarlarsa görürsün gününü sen :)) "ne demek bizim makineler basiretsiz  hıııı??? gel bakıyim buraya!!" falan.. düşüncesi bile korkunç :)  

Bu aralar ben çekişten düştüm, kafamı toplar toplamaz kalığım yerden devam ediyorum, sevgiler :)


Tara Arseven - www.taraarseven.com
TarArseven - 01 Mart 2008 03:18
TarArseven

Çok güzel bir haber bu fakat Ankara'dayım ben :((( Neyse, ayarlanabilirsem (ki gitme olasılığı da yok değil) mutlaka uğramaya çalışırım.

 

Haber verdiğin için teşekkürler :) 


Tara Arseven - www.taraarseven.com
internetim - 07 Nisan 2008 11:03
Default Avatar
valla gittiğim fotoğraf kursunda bile bu kadar pratik anlatmamışlardı bu konuları, teşekkürü borç bildik.
mavideniz - 07 Nisan 2008 20:44
mavideniz
Merhaba şimdiye kadar okuduğun en sade ve akıcı aynı zamanda eğlenceli anlatım. Fotoğraf çekmeyi bende seviyorum. Sitenizi gördüm. Hoş olmuş bilgiler içinde teşekkürler. sevgilerr
Mantıklı ol imkansızı iste!
TarArseven - 08 Nisan 2008 00:09
TarArseven
Çok teşekkürler internetim =) uzun süredir yazacak vakti ve enerjiyi bir türlü yaratamamıştım, fakat ben bu güzel yorumun üstüne bir yazı daha patlatırım hehe =)
Tara Arseven - www.taraarseven.com
TarArseven - 08 Nisan 2008 00:09
TarArseven
Teşekkür ederim mavideniz =)
Tara Arseven - www.taraarseven.com
siselat - 07 Ocak 2009 01:48
Default Avatar
1 senedir fotoğraf, çekim, teknikler, araç gereç, ıvırı zıvırı okurdum da doğrusu pez az şey anlardım.ta ki, TarArseven'in yazıları ile tanışana kadar..

okurken eğlendiren; eğlendirirken de çaktırmadan öğreten yazıları için binlerce teşekkürler...
Serkan Aygören - 07 Ocak 2009 11:21
Serkan Aygören
Biz de kendisi adına teşekkür ederiz sevgili siselat. Ne mutlu, fotoğraf adına bir şeyler kazanmanıza vesile olabildiysek...
İKİSEKİZ.COM - Fotoğraf çekilir =)