Dolu dolu yaşadım bu hafta sonunu inanın. Herkesin de bir o derece bilgi, içerik, zenginlik... dolu bir hafta geçirmesini dilerim can-ı gönülden. Sevgili Erdem’de eşlik etti bana sağ olsun, mis gibi geçti hafta sonumuz…
İlk durağım Fotoğraf Müzesi idi. Evet, yanlış duymadınız. Sn. Hilmi Nakipoğlu'na ait bir fotoğraf makineleri hazinesi. Sizce bir fotoğraf aşığı elinde böyle büyük bir hazineyi diğer fotoğraf severlerle paylaşmadan durabilir mi? Hilmi bey de öyle düşünmüş olmalı ki, Nefus Nakipoğlu Zihinsel Engelliler Okulu bünyesinde paylaşmış tüm hazinesini fotoğraf severlerle…


1960 yılından beri oluşturduğu hazinesinde neler yok ki? Yapımı 1896’ya dayanan fotoğraf makinesinden tutunda da, çakmak cebinize girecek kadar küçük ama bir o kadar da eski fotoğraf makineleri… Belirli bir kronoloji ile yerleştirilmiş olmaları da fotoğraf sanatının ve makinelerinin zaman içindeki değişimini gözler önüne seriyor.
Büyülenmiş bir halde oldukça oldukça fazla zaman geçirdik müzede. Kapıdan çıkmadan önce uzun uzun baktım tüm salona… Hepsine yeniden geleceğime söz verdim.
Müze sonrası Taksim’e geçiş yaptık. Hangar’ın düzenlediği “Ne Varsa Sokakta Var” şenliğine dahil olabilelim diye. Rus konsolosluğu karşısında kurulan sahne ve danışmadan broşürlerimizi aldık ve beklemeye başladık. Daha önce Barışarock’da eğlenmekten fotoğraf çekmeye pek vakit bulamamıştım. Ama bu sefer oldukça kararlıydım.
Perküsyon Performansından başladık, birkaç kare aldık tabi ki. Ortada vurmalı çalgı vardı ama grup yoktu. Misafirlere yön veren, darbuka ile ritim tutan arkadaştan gayrı. Ama herkes eğleniyordu, hele şu elinde darbuka ile oturan çocuk… Sanki o değil de, darbuka kendisini tutuyor gibiydi.


Bir de Galata yapalım dedik Erdem’le, bir de oradaki etkinliklerden kareler alabilelim diye. Masaya oturmuş iki cimcime ne yazık ki katılımcıların katılmadığını, bu sebeple o saatlerdeki sergilerin gerçekleş(e)meyeceğini anlattı. Sağlık olsun dedik ve sahnenin olduğu sokağa geri döndük. Rus konsolosluğunun oradaki masada yer alan arkadaşlar da durumdan bihaberdi, kendilerini bilgilendirdik ve artık işin eğlence kısmına geçtik.
Benim esas beklediğim ateş gösterisi idi. Aklıma daha önce tanıştığım ve hayranlıkla izlediğim uzak doğulu kız gelmişti. Program başladığında ta kendisinin olduğunu görünce daha da keyiflendim. Çünkü güzel bir gösteri izleyeceğimizi biliyordum. Bayan Ichi (Minori Ichi Yanagi) ateş eşliğinde sunduğu dansları ile herkesi büyüledi. Kaldı ki gösterisi bittiğinde 2-3 defa “Gösteri bitti, dağılabilirsiniz!” diye izleyenleri uyarmak durumunda kaldı :) Akabinde çıkan Romanyalı grup Shadows (www.shadowsart.ro ve www.theseriousroadtrip.org) ise daha teatral, daha güçlü bir gösteri sundular bize; grup olmanın verdiği avantajla. Makyajları, dansları, ateş gösterile ile oldukça büyüleyiciydiler. 3. günü akşamı da izlemek isterdim her iki ateş gösterisini de… Lakin Human Racer olduğumdan bunun olması ne yazık ki mümkün değildi. Akabinde sahne önüne döndük, fotoğraflar çektik ve çok eğlendik.





2. günü akşamının yıldızları Çigan-Latin Müzik Ziyafeti veren Morpheus ve Türk-Yunan Müziği konseri veren Laterna idi. Bir şişe beyaz şarap ve birkaç bardak eşliğinde harika bir müzik ziyafeti çektik kendimize. Her iki gruba da teşekkürler. Hele ki Laterna grubunun solisti Seda hanımdan, oldukça yeni olduklarını öğrendiğimde çok şaşırdım. Nefis bir performans sergilediler, sanki çok uzun zamandır birlikte çalıyorlarmışçasına…


Tüm bunların üstüne bir de Pazar günü Human Racer oldum ama o da başka bir yazı konusu…