Tutkunun Laboratuvarlarında - Nasıl Ve Neden Aşık Oluruz? Bölüm 2

aşık olmak,aşk,aşk nedir,aşka düşmek,bas kast,kalbini kaptırmak,sevda,sevda nedir,sevgi,sevgi nedir,sevi,sevi seli,sevmek"Dayağın ne olduğu bilinir, ama sevginin ne olduğunu henüz kimse söylemedi" Heinrich HEINE
 
Aşkın sırrını ararken sadece şairlere değil, bilime de danışmak gerek. ( ee adı üstünde "bilim" bilmek fiilinden gelir)
 
İlk anda insana garip, hatta belki yalnış bile gelebilir, birbirinden böylesine farklı iki dünya olamazmış gibi görülebilir, aşk ve tutkunun dünyasıyla bilim ve aklın dünyası gibi. Bilimin temeli deneydir, ölçümdür. Peki aşk; Ölçülmez, ölçülemez mi?
 
Bir açıdan böyledir. Bir açıdan da değildir. Londra'da yapılan bir araştırma (bu ingilizler var yaa) aşkın araştırılmasının mümkün olduğunu gösteriyor ve yapılan analiz sadece ve sadece bir başlangıç. Sevgilimizin bir gülüşü bizi neden mutlu eder? Yanıtın bir bölümü onun yüzünün beynimizdeki mutluluk merkezini harekete geçirmesinde ve aynı zamanda olumsuz duyguları ortaya çıkaran sağ loptaki uyarıları bastırabilmesinde gizli. Sevgilimiz yanımızda olduğunda kendimizi o denli güvende ve huzurlu hissettiğimize göre ( bu tartışılır kişiye göre dermişim:))) kafamızın içinde neler oluyor acaba? Bunun yanıtı şudur: Korku merkezi olan amigdalanın durulması. Ama bu, aşıkken duygularımızın neden allak bullak olduğu sorusuna bir yanıt değil. Ve bu araştırma dokunulmaz olarak kabul edilen aşkın bilim açısından dokunulabilir olduğunu gösterir.
 
Bu araştırma aynı zamanda bir tabunun yıkıldığını da gösteriyor. Çünkü aşkın bilimsel yöntemlerle bir ilgisi olmadığı önyargısına sadece araştırmacılar sahip değil. "yetmişli yıllarda bu konuyla ilgilenmek istediğimde benimle dalga geçilmişti" der antropolog Helen FISHER ve devam eder "ama günümüzde MRI tarayıcı ile aşk deneklerinin beyninlerinin içine bakabiliyoruz."
 
Bu durum değişti, hem de köklü bir biçimde. Bilim konu olarak aşkı keşfetti.(haydi hayırlısı hehe) Son yıllarda sözde birbiriyle bağdaşmayan bu iki şeyin bir araya getirildiği mekanlar oluşturuldu. Aşk laboratuvarları. Bu arada dünyanın her yerinde araştırmacılar flörtten kıskançlığa, ilk zamanlarda ayakların yerden kesilmesinden ( ben inanmasam da...) bir ilişkiyi sonlandıran kavga modellerine kadar aşkın her evresini mercek altına alıyorlar. Algı uzmanları güzelliğin sırrının peşinde, psikologlar eş seçimi konusunda yeni modeller oluşturuyor, biyologlar tekeşliliğin en küçük ayrıntılarını deşifre ediyorlar.
 
     Ve bir dönem çaresizlik içinde sorulan sorular böylece yanıtlar buluyor.
 
Neden aşık oluyoruz?
Bir insan nasıl baştan çıkar?
Bizi çekici kılan nedir?
Aşkın gözü kör müdür?
Zıt kutuplar birbirini çeker mi?
Birini delicesine sevdiğimizde bize neler olur?
 
Devamı var:)))
 
Bas KAST
delişey
delişey
08 Şubat 2010
Bu yazarın ‘Erkek Çocukları’nın Korkulu Rüyası, Sünnet!’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

elsi55

Okur Yorumları

rahmi celik - 11 Şubat 2010 05:12
Default Avatar
hani bir uçak alırsın da pilot olmadan onu uçuramazsın. yani işi bilmek gerekir
insan isterse bnuda öğrenir ama o külfete pek girmezler.
işte Allah insanı yaratışıyla beraber onlar için aşkıda yaratan odur ama biz ne gerçek aşkı nede gerçek olan hürriyeti hala tanıyamadık ve tadamadık

kendimizi hep satarız bir pula mesela ağam iş kursun diye ondan iş bekleriz nefsimize de uyar bir gördüm aşık oldum diye onunla hemen evleniriz elin işinde çalışmak bir iş sahibi olmak değildirki el seni ne zaman kovar bu işinden onu hiç bilemessin.
aşkıda bilmeden nefsani duygunun tesiriyle yapılan evlikler olunca işler hep karışıyor nedese.
yani işinde eşinde kendine aid olmalı ki gerçek zafer budur.aşk ihaneti kaldırmaz bu işide iyi bilmeli ki ondan olumlu sonuçlar alısın, işte bu araya gene islam dinini iyi bilmek onuda iyi anlak girer.
ama biz işte paraya taparızda bunun farkında olmadığımız gibi sevgi ve aşk diye nefsimize taptığımızında onunda farkında değiliz kanaatindeyim.

aşk elma şererine benzermiş elmayı yiyince sapı elimizde kalırmış buda bir ünlü kişinin sözüdür.

onun için tak, tak, tak, kim o. ben aşk. defol. diyenlerde vardır

aşık olur evleniriz onunla ama bu öç ay sonra ne yazıkki biter ve söner, aynen elma şekerinin sapı gibi elimizde kalıverir her nense.

bir kere kazıklandıktan sonra işte o zaman anlarız anyayı ve konyayı ama.
gayri ne çare deriz.

hele şu ingilizler arasınlar şunu belki onlar öğretirler bu gerçek aşkı.

çünkü yalanla iman bir arada durmazki, zincirle bağlasak onları onuda koparırlar yani ayılırlar derim. önce şu yalandan bir kurtulalım. gersi sonra çözülür bence. r.ç.
delişey - 11 Şubat 2010 09:37
delişey
Rahmi amca yorumunuz için teşekkür ederiz:)
( İnsandır, insana her haltı yapan...)
rahmi celik - 11 Şubat 2010 14:17
Default Avatar
sayın kardeşim bende sizlere teşekkür ederim.

hazır böyle bir konu açılmışken, burada bir şeyler daha anlatayım belki faydalı olur.

şöyleki. tarih boyunca insanlar hak ve hürriyetlerini, bir takım ağalara, beylere, krallara, firavunlara, ve siyonlara, çaldırmışlar.

ve insanlar hiç tanımadıkları aşklarını ve sevgilerini gene hiç tanımadıkları ve tanımaya dahi çalışmadıkları şeytana çaldırmışlardır, yani insan denilen bu kral çıplaktırda bundan dahi haberimiz yoktur. hepsi bu yani cahaletimizdir.

bir anlaşılanda şudurki şu beyin dediğimiz şey misalen bir hayvandır onun önüne onun hangi beğendiği otu koyarsak o onu yer. aynen bir bilgi sayar gibidir onun beynine ne yüklersek ancak onu alırız bütün mesele budur.

şu kainatta bilmediğimiz üzerinde durmadığımız bir tür radyo dalgaları misali yayın yapan yayın merkezleri vardır. ve bu anlaşılır. ve bunların sayıları sonsuz olsada bunlar başlıca iki tanedir, bunun birisi yüce Allahın kanunları yayınlarıdır.

diğeride o tanımadığımız çok aldatıcı ve yanıltıcı olan bir kere aldatmadan bir şey çıkmaz dediği bu şeytanın yayınlarıdır. yani duvardan bir tuğla sökülmeye görsün hep onun üstümüzde izleri kalır.ve bizi içten içe kemirir ve perişan eder. yani psikolejimizi daima bozuk düzende tutar. ve mutluluğumuzu yok eder yani bir tencere yemeğe bir damla pislik düşmüş gibi olur.

işte Allahın ve şeytanın kurdukları verici bu istesyonları vardır insan benide aynen radyo gibidir biz nefsimizle hangi istasyonda karar kılarsak hemen onun kotrolu ve güdümünün altına gireriz aynen türküler ve flimler gibidir.

işte burada aklımızı ve nefsimizi devre dışı bırakabilirsek. ve din bilgimizde var ise yanlız Allahın istasyonuna bağlanırlarsak Allah oradan hep gönüllere hitap ederken şeytanda insanların akıllarını çelip onların nefislerine hitap eder.

hani bir zamanlar otobüs duraklarında resmen yazılmıştı onu herkez okudu, bu sene baştan çıkıverin ne olacak sanki denmişti, işte bu şeytanın verci istasyonuydu.

işte bu ayırım bilgisine ve imanına devlet yardımıylada sahip olmayanlar Allahın beğenip verdiği gönülü bir kenara iterler yani Allahın anlatmış olduğu temizi pis şeyle değiştirip bu ne kötü ticarettir dediği, kör nefislerimizin köleleri oluveririz.

ve onuda sanki aşk buymuş zannederiz. aynen kendileri imamsız olmalarına rağmen onlar kendilerini hala imanlıyız zannederler ayetine benzenir derim.r.ç.
delişey - 11 Şubat 2010 14:46
delişey
yoruma harcadığın emeğe teşekkürler ve saygılar...
( İnsandır, insana her haltı yapan...)
rahmi celik - 13 Şubat 2010 00:29
Default Avatar
bende sizlere teşekkür ederim. selamlar.

üye olun, siz de katılın