
Işıklar içinde bir kış günü yaşıyor İstanbul,
Neredeyse ılık,
Isıtan bir güneşin beklenilmeyen sıcaklığını hissederek,
Yürüyorum İstanbul un benim için hayaller ve hayaletlerle dolu arka sokaklarında.
Artık kaybetmiş olduklarıma hala sahip olabilmemi,
Onlarla konuşabilmemi, özleyebilmemi sağlayan hayaletlerle,
O kadar çoklar ki…
Bu sokaklar kaybettiklerimle dolu.
Sonsuz hayaller görüyorum bu sokaklar da, sonsuz hayaletler,
Her biri ihanet ettiğim duygularımdan bana kalanlar,
Bir çoğu ne bir hayal, ne de bir hayalet,
Yoklar…
Kaybedince kaybetmiyorsun,
Unuttuğunda, yüzünü hatırlamadığında,
Adını hatırlamak içinde bir kıpırtı yaratmadığında kaybediyorsun,
Unutmak kaybettiriyor.
Bir daha dönmeyecek olanı özlemek!
Başka hiçbir özleme benzemiyor,
Her özlem içinde ufakta olsa bir umut barındırırken,
Özlemin böylesi, içine bir damla ışık sızmayan, elleri boğazında zifiri karanlığa benziyor.
Eksik kalmış cümlelerim,
Söyleyemediğim arzularım,
Anlatamadığım isteklerim,
Kılıktan kılığa giriyorlar,
Hayaller, hayaletler,
Gölgeli sokaklar oluyorlar,
Tanımadığım, tanıyamadığım biri,
Sen oluyorlar.