
Şimdi bir yankı var kulaklarımda…
Niye önemsiyorsun? diyor.
Saatler geçmiş yeminimden
Yok aslında, biraz daha güzel şimdi
Daha rahat daha acısız
‘Ağladın mı?’ derken ki o soru gerçek değildi,
Hatta belki derin anlamları vardı;
‘seni güzel aşağıladım mı, nasıl canın çok yandı mı?’ diye
Bende saf saf evet demiş bulundum….
Üstüne de adileştirdim….
Artık her gece kızgınlıklarım artıyor
Ama bu sakıncalı; ben kızınca bedenimi dişlerim
İzleri kalsın diye
Asla unutmamak adına
Güzel bir otobüs manzarası anlatır ancak sakinleşmiş duyguları
İzmir’in varoşlarına bakarken batanları,
Karşıyaka’dan geçerken, ışıldayan evleri görürken, ‘
çıkış’ları anlarsın
Ya da anladığını sanırsın kapıdan içeri girerken
Sonra garip bir sessizlikle
Düşünürsün o hep bir bardak çay ve sigarayla bütünleşen sahil yolunun
Ne kadar gerçek olduğunu ‘
Sevgilin’ kadar…
Bir sigara yaksan bir çay içsen gerçekten tadını hissedebilir misin ki?
Bu kadar yalana,
Aldatmacaya saplanmış insanlar arasında…
Hiçbir yudumda o sorudan kurtulamasın!
Niye önemsiyorsun?
Sonra bir İzmir şarkısı düşer aklına
O gece barlarda haykırdığın anlar
Küfredersin dolu dolu her an her dakika tuhaf ama anlarsın karşı cinsini
Ve küfretmenin yerini
Sen sustukça yutkundukça demen gerekenlerin dile gelemeyişidir sadece bir küfür
Küfrettikçe aslında yutkunamadıklarını yutarsın ve kızgınlığın dışa çıkar
Anlarsın işte O anda erkekleri
Ve dersin ki dolu dolu taa aınıza kyayım
Nasıl bir can yanmasıdır anlarsın
Cayır cayır yüreğin yanarken
O yananı da sahilde bırakıp gitmek isterken
Analarsın ki samimiyet
Arkadaşlara bile verilmemesi gereken bir can kırığı
Ve anlarsın canın acıdıkça
Aslında sadece sinirlerin yükselir lodosla beraber o yüzden
İzmir’in yağmuru serttir
Her şeyi yalanken ,insanına hatırlatır bir lodos esintisi
Bir anda her şeyi yok edebilirim diye...