O an
rüzgâr değdi kanatlarına
fırtınanın ortasına düştü boran
ıtırlı bir okyanus dibinde
vurgununu arayan sünger avcısının korkulu arzusu,
zamanını kaybetmiş bir rüzgâr değdi kanatlarına
fırtınalı bir sessizliğin ardında,
iki nokta arasında,
bir “yalan” sonlandı;
yol-aldı gerçek kendine
Ay-ın Sıla-yı andıran yüzünü
aynı anda doğrulayan yanlışı
ayakları altında çiğnediği
altı günde imar edilen bedeni
bir “ah” kudretiyle semaya yükselerek
Mecnun katında saf saf
Tesbihe durdu
arzına sual olunmaz,
bir doğrunun en güzel yanlışına!
iki can karışınca bir yalana
zaman hükümsüzdü o an(d)a
Ömür akıp giderken
Son batımında güneşin
Son nefesinde âdemin
Son tebessümü
Ebelendi… Sağım solum önüm arkam…
Dünya gözüyle o an’da
“Düştüm ardına, yürürüm ardınca
Al yanaklım, kömür gözlüm edalım
Ümmiyim dillerim dönmez yâdına
Mor sümbülüm, menevşem, gonca gülüm”
Yolun başladığı yerde bittiğini
Eklenince sözün öncesi sona
Anladım.
Ey karanlık gecelerin sultanı…
O an’da…