Vasiyet....

Ne zaman dilek tutsam bir yıldız can bulur yağmurlarda
ne zaman yıldız kaysa avuçlarımda acı bir tat , suyu zehir eden
kanadı kırık serçenin avazıdır bu hıçkırığım
yer değmemiş mevsim atlaslarında öldüğüm
 
üç adı vardı kayıp giden yıldızların
üç çatısız ev ferahlığı ve yoksulluğun sükutu
 
birinci yıldızımız huzurdu
hafif teneke kokulu, göğün berrak oğlu

bazı gecelerin ayazı kötü vurur
çayın deminde yok olur tebessüm
kanatsız bir karanlığın
sessiz adımlarına boğulur yüzler
toprak esir aldığı tüm canların
hesabını verme vaktindedir
tedirgin entarili kızların ellerinde
yemen türküsü söylenir
ıslak saçlı bir oğlan memeden kesilir
tek ayağını mayına vermiş

işte o gecelerin yavan olur rüzgarı
özünde ki acıyı saklardı her dem
bir yıldız belirirdi mevsimlerin gözbebeği gökyüzünde
adı huzurdu, parlardı kızların ve oğulların yüzünde

ikinci yıldızın maviydi adı
zifir semaya inat gülümseyen haylaz çocuk

bazı mevsimlerin zemherisi fena vurur,
erik çiçeğinin yok olur güzelliği
zerdali ağacından bir çocuk düşer
ellerinde çimen lekesi
daha dün okul sırasında unutmuştur önlüğünü
ve umurunda değildir yemediği ekmek
annelerin yanağında ayaz yer buğday başağı öyle alaca
bir sigara daha yakar babalar
uzaklara diktiği bakışında aynı sefalet

işte o mevsimlerin verimsiz olurdu hasadı
açlığı saklardı göğsünde toprak
bir yıldız koşardı göğün dar sokaklarında
adı maviydi, yankılanırdı anaların ve babaların saçlarında 
 
üçüncü yıldızın adı umuttu
yağmur saklardı nefesinde o yüzden soluksuz
üşümesin diye gelinlik kızların çeyizi
yağdırmazdı zerre su

bazı sevdaları yüreğinden ölüm vurur
düğün vakti davul zurnayla kardeş olmuşken
ve halay başıdır gökkuşağının yedi rengi
gelinin uykusuna nazar boncuğu takar melekler
damadın erken çıkan sakalında telaşın esmerliği
silahlar kuşanır eşkıyanın hoyrat kuşağı
ve düğün yerinde alınacaktır can
o vakit işte umut soluklanır yağdırırdı taşları
katran karası yürekli eşkıyaya
damat'ın helali olurdu nazlı gelin
 
üç yıldız kuşanırdık böyle zamansızca
biri huzur
biri mavi
biri umuttu…

gülümseyemezsem bir çocuğun karanfil kokulu yanağına
beni bu üç yıldızın
o esmer
o yalnız
o sessiz  gölgesine gömün…

Serdar Keskin

Serdar Keskin
Serdar Keskin
02 Haziran 2009
Bu yazarın ‘Oyunbozan Ezberler’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Okur Yorumları

teomaster - 03 Haziran 2009 15:11
Default Avatar
Sevgili Serdar, her bir çalışman yürekten ve samimi olduğu kadar da edebi yönden zengin. Seni takdirle takip ettiğimi bilmelisin... ;)
Anı yaşa, Carpe Diem...
lyra7 - 04 Haziran 2009 20:07
Default Avatar
serdar : yani yapmışsın yine yapacağını tüylerim ürperdi kelimelerin rüya benzeri gerçeğinden.
kendimi buluverdim satırların arasında koşup saklanırken kah, yıldız oldum gökte kah umutlu aşık, hatta türkiyeyi gezdirdin bana köşe ,bucak bana söyleyecek birşey kalmamış o yüzden sustum yaslandım geriye ve şiirinin dizelerinde koca bir hikaye uydurdum . :=)
kalemin hiç durmasın.
D.T
Serdar Keskin - 16 Temmuz 2009 14:42
Serdar Keskin
teşekkür ederim...nerdesiniz siz ya...
tanrım sessiz harfleri koru!!!!
nilanya - 16 Temmuz 2009 18:06
nilanya
Kaleminiz hiç durmasın...Selamlar
Serdar Keskin - 16 Temmuz 2009 18:07
Serdar Keskin
teşekkürler....
tanrım sessiz harfleri koru!!!!