Ne zaman dilek tutsam bir yıldız can bulur yağmurlarda

ne zaman yıldız kaysa avuçlarımda acı bir tat , suyu zehir eden
kanadı kırık serçenin avazıdır bu hıçkırığım
yer değmemiş mevsim atlaslarında öldüğüm
üç adı vardı kayıp giden yıldızların
üç çatısız ev ferahlığı ve yoksulluğun sükutu
birinci yıldızımız huzurdu
hafif teneke kokulu, göğün berrak oğlu
bazı gecelerin ayazı kötü vurur
çayın deminde yok olur tebessüm
kanatsız bir karanlığın
sessiz adımlarına boğulur yüzler
toprak esir aldığı tüm canların
hesabını verme vaktindedir
tedirgin entarili kızların ellerinde
yemen türküsü söylenir
ıslak saçlı bir oğlan memeden kesilir
tek ayağını mayına vermiş
işte o gecelerin yavan olur rüzgarı
özünde ki acıyı saklardı her dem
bir yıldız belirirdi mevsimlerin gözbebeği gökyüzünde
adı huzurdu, parlardı kızların ve oğulların yüzünde
ikinci yıldızın maviydi adı
zifir semaya inat gülümseyen haylaz çocuk
bazı mevsimlerin zemherisi fena vurur,
erik çiçeğinin yok olur güzelliği
zerdali ağacından bir çocuk düşer
ellerinde çimen lekesi
daha dün okul sırasında unutmuştur önlüğünü
ve umurunda değildir yemediği ekmek
annelerin yanağında ayaz yer buğday başağı öyle alaca
bir sigara daha yakar babalar
uzaklara diktiği bakışında aynı sefalet
işte o mevsimlerin verimsiz olurdu hasadı
açlığı saklardı göğsünde toprak
bir yıldız koşardı göğün dar sokaklarında
adı maviydi, yankılanırdı anaların ve babaların saçlarında

üçüncü yıldızın adı umuttu
yağmur saklardı nefesinde o yüzden soluksuz
üşümesin diye gelinlik kızların çeyizi
yağdırmazdı zerre su
bazı sevdaları yüreğinden ölüm vurur
düğün vakti davul zurnayla kardeş olmuşken
ve halay başıdır gökkuşağının yedi rengi
gelinin uykusuna nazar boncuğu takar melekler
damadın erken çıkan sakalında telaşın esmerliği
silahlar kuşanır eşkıyanın hoyrat kuşağı
ve düğün yerinde alınacaktır can
o vakit işte umut soluklanır yağdırırdı taşları
katran karası yürekli eşkıyaya
damat'ın helali olurdu nazlı gelin
üç yıldız kuşanırdık böyle zamansızca
biri huzur
biri mavi
biri umuttu…
gülümseyemezsem bir çocuğun karanfil kokulu yanağına
beni bu üç yıldızın
o esmer
o yalnız
o sessiz gölgesine gömün…
Serdar Keskin