"Kısa Dönem Askerlik Kalkıyor!" Bu Bir Korku Filmi mi?

İki gündür ben ve benim gibi askere gitmesi gereken milyonlarca genç, haber programlarına adeta kilitlendik. Genelkurmay başkanımızın yaptığı açıklamayı, adeta bir kıyamet havasında izleyip duruyoruz.
İşin özü, şuanda yükseköğrenim görmüş herhangi bir gencin yaptığı 6 aylık askerliğin, eşitlikçi bir sistemle 12 ile 15 aya çıkarılacak olması. Yani asker kısaca "benim için hepiniz birsiniz, yüksek okul müksek okul fark etmez" demiş olması. Peki ya satır aralarında kalanlar. İş bu yönüyle incelendiğinde aslında askerin çok da korkulacak bir şeye imza atmadığı tersine, hayırlı bir iş yaptığı görülecektir. 

Sistem aslında herkesin aklında olan ancak bir türlü ortaya konulamayan bir sistem oluyor. Asker, terörle mücadele hususunda artık köyünde çobanken iki aylık eğitimle dağa teröristin karşısına asker dikmek istemiyor. Bunun yerine profesyonel birlikler oluşturarak mücadeleyi bunlarla yapmak istiyor. Zorunlu asker olanlar ise 12 ay gibi bir sürede yine askerliğini eşit şartlarda ve savaşın göbeğinde değil, geri hizmette yapacaklar. Bu şekilde her gün onlarca şehidin önüne geçilirken, boş operasyonlar yerinde içi dolu ve tam anlamıyla 12 den vurulan operasyonlar yapılacak.

Tüm bunlar iyi güzelde, yine okuyan kesimin bir yerde itirazı var haliyle. Bu gün Türkiye’de 24 senesini okumaya veren binlerce gençle, okumanın yanında bile geçmemiş, işsiz ve umutsuz binlerce gencin aynı kefeye konulması. Çünkü hali hazırda 1 yılını askerde geçiren okuyan insanlar o 1 sene boyunca, bilgilerinden geri kalmanın yanı sıra, birçok mesleki durumdan geri kalacaklar.

Yani nereden tutarsan elinde kalan bir durum, ama tek bir ortak payda var o da vatan borcunu okuyan  okumayan tüm gençlerimizin bir şekilde ödeyecek olması.

Giafieno
Giafieno
02 Mayıs 2009
Bu yazarın ‘Vampirin Doğuşu - Habil ve Kabil'in Hikayesi’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

melek

Okur Yorumları

muratmoon - 02 Mayıs 2009 12:12
muratmoon
Asker kaçağı sayısını artıracak, üniversite okumak isteyen sayısını düşürecek çok güzel bir karar.

Bu karar sonrası zaten üniversite okuyan kalmaz o yüzden ayrıma da gerek kalmaz. Sorunları kökünden çözmüşler. 4 sene okuyup bide üzerine 15 ay askerlik kimse yapmak istemez. En güzeli okumadan 15 ay askerlik yapmak, en azından hayata atıldığınızda 30 yaşınıza gelmiş olmazsınız.

Kapanan üniversitelere yapılan masraflarda devlet bütçesini kalkındırır artık. Çalışan insanlar olmayınca oluşan mali açığı da sanırım böyle kapatırlar. Tabiki işveren olmayınca işsiz sayısı da artar herkes işsiz olur, yine eşitlik sağlanmış oldu.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
Giafieno - 02 Mayıs 2009 14:00
Giafieno
Çok güzel yorumlamışsın murat. Genelkurmay açıklama yaparken "asker ihtiyacımız var, bu şekilde karşılanacak" diyordu. Bu orduda benim bildiğim, (askerlik yapan arkadaşlardan) bütün gün zaman geçirmekye çalışmaktan başka bişey yaptıkları yok. E bu asker ne diye bu kadar adama ihtiyaç duyar anlamış değilim. Hani okumuşta kendi alanında bişeyler yapmış adamı alırsın, o na kendi alanıyla ilgili bişey yaptırırsın anlarım, ama adam elektirk mühendisi olmuş, şarterleri emanet edersen, o zaman taslaktan önce başka bişeylere bakmak lazım derim...
muratmoon - 02 Mayıs 2009 19:10
muratmoon
Profesyonel birlikler kurulması gerçekten güzel fikir, bu işte de özelleşmiş insanlar lazım. Sen zorunlu askerliği yapan insana 15 ay ne öğreteceksin orada. Zorunlu askerlik yapan kişiye öğretilmesi gereken bir savaş çıktığında toplu olarak ülkeyi savunmamız gerektiği bilmesi gerekenler. Silah ve belki bir kaç strateji. Bunun bir insana verilmesi için 15 ay mı gerekiyor? O zaman şimdiye kadar 6 ay askerlik yapanlara ne eğitimi verilmiş? Ben mesleğimi yapıp ülkeme katkı sağlamam gerekirken 15 ay sigara ve çöp toplayacaksam bunun ülkeye yarar mı zarar mı sağlayacağını iyi düşünmeleri lazım.

Vatana olan borcun askerlik olduğuna da inanmıyorum ben. Bir kişi birşeyler üretiyorsa, birşeyler keşfediyorsa, ülkesine fayda sağlıyorsa bence ülkesine olan borcunu faylasıyla ödüyordur. Herkesi asker yapmaya çalışacağımıza biraz da bilim adamı yetiştirmeye çalışalım. Hatta bilim eğitimi almak zorunlu olsun, uzun döneme de gerek yok kısa dönem yeterli. 6 ay kısa dönem çağdaşlık bilim ve teknoloji eğitimi alsın herkes.

Bu ülke bu gidişle sürekli beyin göçü yaşamaya devam eder.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
Giafieno - 02 Mayıs 2009 22:42
Giafieno
Çok güzel yazmışsın, sabahtan beri bu cevabını değişik forumlarda örnek diye koyuyorum. Bu yazıyı genelkurmaya da göndermek lazım okusunlar belki değişim yaparken doğru bişey yaparlar...
muratmoon - 03 Mayıs 2009 02:35
muratmoon
ASAL'dan ararsalar sebebi sensin demek :D
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
Giafieno - 04 Mayıs 2009 17:09
Giafieno
Seni arasınlarda fikir alsınlar. Belki yasa çıkarmadan önce doğru düzgün bişeyler yapma olasılıkları olur...
rahmi çelik - 05 Mayıs 2009 01:14
Default Avatar
askerlik para ile satın alınamaz ve satılamaz da çünkü vatana ve millete yapılan hiç bir hizmetin parayla değeri ölçülemez çünkü bu hizmet kutsaldır ve o ne pahasına olursa olan mutlak yapılmalıdır derim eğer askerlik para için yapılırsa bu kiralık katillik olur tabiidir ki subayların aylık almaları onların geçim kaynağıdır gerekirse onlar dahi bunu almaktan vaz geçerler çünkü vatana hizmet ölümünedir ve hiç bir can para ile satılamaz çünkü kutsaldır ancak gerektiğinde vatan için ölünür zaten başka neyimiz var vatansız ve hürriyetsiz yaşanmaz derim. rahmi çelik.
muratmoon - 05 Mayıs 2009 09:48
muratmoon
askerlik yapılmasın demiyor kimse, 15 ay olmasının mantıksız olduğunu söylüyoruz sadece. askerlikle savaşı birbirinden ayırmanız gerekiyor. biz zorunlu askerliğin bu kadar uzun tutulup insanların mesleğinden edilmesinin ülkeye fayda mı zarar mı sağlayacağını konuşuyoruz. vatana yapılan hiçbir hizmetin parayla değeri olmazsa bende diyorum ki bilim adamını örneğin bırakın da ülkesine hizmetini bildiği şekilde yapsın. size daha yararlı olacak şekilde. hem bilim adamı olsun hemde süper komando olsun diyorsanız o işte bi terslik var bence.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
Giafieno - 05 Mayıs 2009 18:03
Giafieno
Katılıyorum murat sana, burada askerlikten ne anlıyoruz? Ülke ekonomisinin 3 de 1 i milli savunma bakanlığında, asker isterse ar-ge çalışmalarına yüksek miktar bütçe ayırır, bizim gibi vatan evlatlarıda seve seve, 15 değil, 25 ay hizmet eder, şerefsizlerin yollara döşediği mayınları farkdecek teknolojiye sahip oluruz. Bunu yaparken vatan için ölürüm değil, vatan için düşünürüm, uygularım, gerekirse uyumam ama genede yaparım deriz. Ar-ge denilen şey o kadar büyüktür ki bunu yapan bir orduya kimse yan gözle dahi bakamaz. Kimse kolay kolay dağa çıkıp saldıramaz. Ama bu okumuş, bilimle büyümüş insanların yapacağı iş. Asker düzenleme yaparken bunu göz önüne alsın istiyoruz o kadar...
teomaster - 06 Mayıs 2009 20:04
Default Avatar
@rahmi çelik arkadaşımız olaya duygusal yaklaşmış. Millet olarak en büyük zaafımız da duygusallık değil mi zaten? @muratmoon ve @Giafieno sizinle aynı fikirdeğim...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 07 Mayıs 2009 03:21
Default Avatar
milli devletlerde askerlik lejyon olmak değildir çünkü her lejyon kiralik katildir onlar vatana hizmet için değil kendilerine bir iş kaynağı bulduğu için bu işi seçmiş olabilirler mesela fransızların afrikalıları kendi menfaatleri için kiraladıkları sivil kişiler bir çok insanı öldürdüleri iyi bilinir onların vatanla hakla bir ilğisi yoktur onların işleri sadece para kazanmak ve macara aramaktır onun için askerlik lejon olmak değildir lejyonluk bir iş kaynağıdır ve kiralık katilliktir tehlike her işte vardır şoför olursun trafik kazasında ölebilirsin gemi kaptanı veya tayfası olursun gemi batar uçak pilotu olursun uçak düşebilir amele olursun toprak üstüne çöker onun için askerlik ile işi bir birine karıştırmayalım askere gitmemek için bir takım mazeretler bulmakla ölümden kaçmış olamayız eğer bir meslek sahibi iseniz bunu askerliktede uygularsınız buda vatana hizmettir çünkü çünkü benim mesleğim vardı hem nöbetini tuttum hem talimimi yaptım hemde mesleğimi bu asker ocağında yaptım eğer onu ben yapmasaydım o işleri yaptırmak için ordunun kimbilir kaç lirası o işlere harcanırdı bu ülke ekonomisine bir katkı değilmi birileri imkan bulur mühendis olur birileride o imkanı bulamaz çırak olur enaz oda bir okuyan kadar o sanatı öğrenmeye çalışır ve usta olur yani değişen bir şey yoktur eğer okumuşlar askerlik yapmayacaksa yani bir kanun yapsınlar eğer ben o okumuşları koruyacaksam benim aylığım bir tirilyon liradır onu verin bakalık ben okudum askerlik yapmam diyenler bulmuşlar bedava askeri üçbeş kuruş verip belki oda babasının parasıdır askerliği yapmaktan çekiniyorlar biz ülkemizin kalkınması için çalışıyoruz demek askerlikten kaçmak bahanasidir o zaman askerlik suresini azalsınlar gene herkez askere gitsin çünkü askerlikte vatana hizmettede bir iş bulusun askeri fabrikalarda ağır bakımlarda çalışarak gene vatana hizmet verirsin çünkü ben öylede yaptım sonra başka birliğe gönderildim oradada mesleğime göre bir çok işler yapım bölüğüme hizmet ettim ben para vereyim askerlik yapmayayım oh ne ala memleket derim mesela çanakkale savaşında o günün yüksek okullarındaki talebeler gönüllü asker oldular ve onlar şehit olarak öldüler vatan için ölünür çünkü öldürüyorlar düşünün bakakılım öldürmesinler bir görelim ölmekten öldürülmekten belki sayende hepimiz kurtuluruz sayın kardeşim derim ben 73 yaşındayım üç oğlumda doğuda askerliğini yaptılar ben 24 ay askerlik yaptım dayım 48 ay askerlik yapmış babam da 110 ay yani dokuz sene askerlik yapmış ölümlerden dönmüş ve sağ olarak gelmiş parası olanlar askerlik yapmazsa o zaman çok para veriniz ben bir tas çorbaya askerlik yaptım çünkü bu vatan içindi ve değerdi eğer orduya para gerekiyorsa yüzde bir verğileri artırsınlar askerlikten kaçanların vermek istediğinden daha fazla para toplarlar ordunun teknik mekanik ihtiyacı öylede karşılanır eğer teknik adamsanız bunu askerlikte kullan çünkü askerlikte bir okuldur cahil kalmışlara bir hoca olarak dersler verilebilir buda vatana hizmettir daha nediyelim eğer askerlik işi paraya tavil edilseydi iki senelik kazancımı orduya verirdim oda beni askere almazdı sıcacık evinde karımın koynunda anne babamın yanında bu iş bitirirdim ama öyle olmadı yazın sıcağıda kışın soğuğunda nöbetimi tuttum parayla can satın alınmaz askerlikte yapılmaz hep işleri paraya boğarsak bilim adamlığımıza boğarsak bırakında herkez ülkesine bildiği gibi hizmet etsin diyorsunuz o zaman ver ayda iki tirilyan lira senin içinde askerlik yapayım bunun bir tirilyonunuda orduya hediye edeyim sözüm sözdür derim mademki herkez bildiği gibi vatana hizmet etsin diyorsunuz bende böyle biliyorum eğer devlete orduya verecek paranız varsa onu sizde bağılayınız ve hem bağışlayın hemde askerliğinizi yapınız derim varmısınız derim askerlikten hiç bir şey öğrenmeseniz dahi tuzağa düşmemeyi ve düşmanına tuzak kurmayı öğrenirsiniz silah tutmayı zorluklara karşı koymayı ailenden uzak yaşamayı ve vatan müdafasını öğrenirsiniz vatan sevgisini anlarsınız çünkü emeğin geçmiş olur onun için askerlik lejyon olmak değildir para ile kıyaslanamaz bir milli vatan borcudur onu ödeyelim milli kahraman olunuz ölürseniz şehit olursunuz bunun para ile değeri ölçülmez Allah hepineze sağlık ve selamet versin uzun ve hayırlı ömürler versin derim baki selamlar. Rahmi çelik.not: uzun oldu ama başka türlü anlatamadım.
Giafieno - 07 Mayıs 2009 12:08
Giafieno
Rahmi amca sana kimse "parayı versinler askerlik yapalım, yada para verelim ordu kullansın" gibi bişey demedi. Bizde senin dediğin gibi askere giden vatandaşın teknik, mühendislik bilgilerini askerde kullanmasını yazdık. İstenilen paradan kasıt, maaş değil, yapılan araştırmaya harcanacak paradır. Kimsenin askerlikten kaçmak gibi bir derdi yok. Bize zor gelen askerde bir sürü teknik açık, vs. varken askere aldığın teknikere, mühendise alakasız işler yaptırman. Vatana hizmet sadece ele silah alıp dağlarda terörist avcılığına çıkmaktan ibaret değil. Eğer ben bilgilerimle askerin elindeki silahı yapabiliyorsam, onun daha da iyisini yapıyosam, savunma teknolojimi geliştirmek için hizmet ediyorsam elbetteki vatana hizmet etmiş olurum. Burda anlatmak istediğimiz şey eldeki, okumuş, yüksek ihtisas yapmış insanların, tam hizmet verecek alanda kullanılması ve onlardan tam fayda alınabilmesidir. Yoksa elbetteki hepimiz silah eğitimide alıcaz, taktik eğitimi de alıcaz. Ama bunların bedeli 15 ay olmamalı, eğer 15 ay olacaksada, 3-4 ay bu eğitimler olmalı, kalan zaman ihtisas alanında verilen hizmet olmalı diyoruz...
teomaster - 07 Mayıs 2009 19:11
Default Avatar
Rahmi amcamız bizi askerlikten kaçan biri sanıyor. Ben babalar gibi asteğmen olarak 12 ay askerlik yaptım Rahmi amca. Devlet bana resmen tatil yaptırdı. Maaşı almayı reddettiğim için askeri mahkemeye çıkarıldım. Parayı istemediğim için ajan olmakla itham edildim fakat iyi hal ile tüm sülalemi araştırdılar inciğine kadar. Sonra bişey bulamayınca beraet ettirdiler ve bu parayı alacaksın dediler. O kadar çok israf gördüm ki orduyu yıpratmamak adına onlardan bahsedemem. Ayrıca PKK ve Hizbullah'ı da kurdurtan, bu örgütler üzerinden nemalananlar derin devletteki ahtapotlar değil mi? Yiyosa assalar ya İmralı'da besledikleri soysuzu!!!
Anı yaşa, Carpe Diem...
Yürekten Mısralar - 07 Mayıs 2009 19:31
Yürekten Mısralar
"Ayrıca PKK ve Hizbullah'ı da kurdurtan, bu örgütler üzerinden nemalananlar derin devletteki ahtapotlar değil mi? Yiyosa assalar ya İmralı'da besledikleri soysuzu!!!"

hurmetler efendim. kaleminiz dert gormesin.

( avrupa uyum yasa tasarisindan ithal edilen "idam cezasi yasak" kanunu mu yoksa (!) o soysuzu beslememizin sebebi...)
yepyeni şiirlerle.
teomaster - 07 Mayıs 2009 19:44
Default Avatar
Uyum yasa tasarısı hikayeden mazeret. Abdullah Çatlı'yı, Deniz Gezmiş'i, Abdullah Öcalan'ı, Ogün Samast'ı hep aynı kişiler yetiştirdi. Bu dediklerimin hepsi belgeli. Belge isteyenlere gösterebilirim. Ama en bariz belgeyi Anasol-M hükümetinin icraatlerine, Susurluk Kazası'nın derinliklerine bakanlar rahatça görebilirler. Türkiye'de Mason Locaları ve Yahudi lobileri rahatça istedikleri oyunu oynuyorlar. Biz de Türk'üyle, Kürd'üyle, sağcısıyla solcusuyla, Alevisiyle Sunnisiyle birbirimize düşüyoruz devamlı. Hep aynı oyuna geliyoruz. Okumayıp işittiklerimize inanarak, üretmeden tüketerek devam edersek malesef bu hep böyle devam edecek :(
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 09 Mayıs 2009 02:25
Default Avatar
sayın arkadaşlar sevgili çocuklar kusura bakbayın belki bilmeden ve istemeden sizleri üzmüşümdür zaten biz türk milleti olarak asker ruhluyuz asker demek parayla tutulmuş kiralık katil lejyon olmak değildir asker hak ve adaleti sağlayan varlıktır birileri bizleri yalnış yönlendirselerde biz allahın hizmetçileri yani onun kulları sayılırız çünkü işimiz hak va adaleti savunmak ve onu korumaktır işte onlar askerdir lejyonlar asker değildir onun için biz türlker asker ruhluyuz ve askerlikten hiç kaçmadık kaçmayızda emin olun sizlerle öğünüyoruz çünkü sizlerin varlığı ile evimizde rahat uyuyoruz zaten askerlik bir nöbet işidir bizler gittik sizler geldiniz sizlerde gideceksiniz diğerlerimiz bu ocağı doldurur inşaallah çünkü asker ocağı biz türkler için bir peygamber ocağıdır ve bir yerde hepimiz her an asker durumdayız bu ölünceye kadar böyle gider söylediğiniz gibi ve malumdur ki değil türkiyeyi dünyayı birileri yalnış ve hileli yönetiyorlar ve onun için belkide yüzlece senelerdir bu insanlık alemi kan kin nefret göz yaşları içinde bu insanlık dramı yaşatılıyor buna hiç kimsenin hakkı yok ama birileri öyle yapıyor bunlarda düzelecektir inşaallah eğer dikkat edersek dünya harpleri bir kör döğüşüne benziyor yani bu dünya bir arena olmuş bizlerde bir kralın glatyötörleri gibiyiz belkide bu kralı eğlendiriyoruz ama Allah büyüktür bu kötü sahne bir gün son bulacaktır belki yarın belki de yarında da yakın dedikleri gibi bu işler bu tür yalnışlar düzelecektir ve her insan her millet bir birlerini insanca sevecektir çünkü buna muhtacız ve inşaAllah bu insanlık alemi bu yalnıştan dönecektiler ve ortakça ticari işler kurup böyle bir dünya sosyal sistemini kurup onun içinde çalışıp üretip onu paylaşıp insanca yaşamanın keşfini ve çaresini bulacaktırlar ve o zaman Atatürkün dediği gibi yurtta sulh dünyada sulh olacaktır çünkü Allahın verdiği sayısız nimetler birilerinin değil bunlar bütün insanlığın ortak ve müşterek malı ve haklarıdır insanlık alemi olarak bunu kazandığımız zaman harbe gerk kalmayacak ancak bu sistemi bozmaya kalkanlar olursa insanlar o zaman onların defterlerini dürecektir işte şehitlik haklarıda bu tür savaşların içinde gizlidir eranada ölenler şehit olamazlar demektir ve Allah hepimizin yardımcısı olsun ve gençlerimizden de razı olsun ve her türlü belalardan da korusun ve sağlıklı uzun ömürler versin derim. rahmi çelik.
muratmoon - 09 Mayıs 2009 09:51
muratmoon
Ben kişisel olarak hiçbir "insanın" yaşam hakkının başkaları tarafından elinden alınmasına karşıyım.

Bu yüzden İmralı'da bizim paralarımızla beslenen kişi hakkında öncelikle insan olup olmadığına dair bir dava açılmasını istiyorum.

Bu kadar insanımızın öldürülmesi için uğraşan, çoluk çocuk dinlemeyen, bu kişinin insan olduğuna dair bir karar sanırım mahkemeden çıkmayacaktır. Fiziksel olarak insana da benzese bu kişinin insan olmadığına sanırım herkes şait olacaktır. Malum insana benzeyen robotlarda var ama insan değiller, fiziksel görünüş insan olmak için yeterli değil.

Bu dava sonuçlandıktan sonra avrupa uyum yasası yada insan hakları bu kişiye karşı bir bağlayıcı hüküm olmayacaktır.

Böylelikle biz de savaşta bir canının parçasınını kaybetmiş annelerimizin gönlüne belki biraz su serpmiş oluruz.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
teomaster - 09 Mayıs 2009 14:17
Default Avatar
Ben askere gitmeden önceki 3 ay boyunca Allah'a hep İmralı'da asker olabilmem için dua etmiştim. Maksadım o soysuzu öldürmekti ve bu uğurda her şeyi göze almıştım. Ama olmadı. Sonra baktım ki iyi ki olmamış. Çünkü o soysuz da bir maşaymış. Ve benim o soysuzu öldürmem, benim için vatana ihanetmiş. Çünkü devletim bana o güne kadar milyarlar harcayıp beni makine mühendisi olarak yetiştirmiş ve ben ise devletime hizmet borcumu ödemeden kendime kıyacakmışım. Ayrıca asıl soysuzlar binlerce farklı soysuz bulabilirlermiş. Bu gün askerde öğrendiğim en değerli hakikati yaşamaya çalışıyorum;

"Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!"

Bu söz her şeyi açıklıyor bence...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 12 Mayıs 2009 00:33
Default Avatar
bu dünya alemi bilinen enperyalist güçlerin güdümünde olduğu müddetçe onlar insanblığın huzurunu hiç istemezler onların geçim kaynağı bu işler olduğu için bu bozgunculuk huyları onların doğasında vardır şeytanın bir çok aptal insanlar bulup onlarla kafa bulduğu gibi bu enperyalist güçlerde kendilerine uygun pek çok öç alanlar gibilerini bulurlar onlarında ağızlarına bir parmak şöhret azamet balı sürer onu öyle sahoş eder sonrada onunla dünyada terör estirir o eskiyince onu hapise atar orada onu çürütür ve yeni aptallar üretir onlarda şeytan misali geçim yolunu böyle bulmuşlar insanlığı uyutup onların üstüne kirli saltanatını kurmuşlar insanlar ne zaman bu uykudan uyanırlarsa o zaman bu kepazelikler biter ve her şey aslına döner derim. rahmi çelik.
Yürekten Mısralar - 12 Mayıs 2009 11:32
Yürekten Mısralar
@muratmoon'a katiliyorum.
"INSAN" a verilecek idam cezasina karsiyim bende.
hayvanlarin oldurulmesinede karsiyim kesinlikle...

simdi bu sozu edilen sey bence insan degil.
hayvan da degil, hayvan diyemeyiz cunku, dersek hayvanlara hakaret etmis oluruz.
bu seyin adi olsa olsa "YARATIK" olabilir diye dusunuyorum.
hepimiz biliriz ki yaratiklar zararlidir.
bu yaratiklarin cesit cesit olanlari vardir. ortak ozellikleri ise, hepsinin kana susamis olmasi ve oldurmekle beslenmeleridir.
sozun ozu;
her ne sekilde olursa olsun bu yaratiklar bize daha fazla zarar vermeden yok edilmelidir.
yepyeni şiirlerle.
teomaster - 12 Mayıs 2009 13:17
Default Avatar
Sevgili @Yürekten Mısralar, biraz ukalalık yapacağım kızmazsan :P "Yaratık" kelimesi "yaratmak" kökünden gelir ve "yaratılmış olan" anlamına gelir. Yani bu durumda sen,ben ve tüm insanlar başta olmak üzere tüm varlıklar yaratık oluyor. Öyleyse yaratıkları üçe ayıralım; faydalı yaratıklar, nötr yaratıklar ve zararlı yaratıklar :)

Diğer yandan idam cezası ya bütün dünyada kaldırılmalıdır, ya da bütün dünyada uygulanmalıdır. ABD'de serbest olan cezanın Türkiye'de yasak olması bence saçma. O zaman BM ve NATO ne işe yarıyor acaba?
Anı yaşa, Carpe Diem...
Yürekten Mısralar - 12 Mayıs 2009 15:26
Yürekten Mısralar
degerli @teomaster

evet. Turkiye kaldirdi idam cezasini
Hollanda ise yeniden geri getirmek istiyor.
tabi Kopenhag kriterleri (!) buna izin verirse...
ve sizin dediginiz gibi ABD'de hala uygulaniyor bu ceza.

dunya uzerinde, kesinlikle idam cezasi diye bir sey olmamali. bir insani ancak Yaradan yaratmistir ve yine Yaradan isterse canini alir bir sekilde. burasi tartisilmaz bir gercektir ama, bu "zararli yaratigin" zamaninda TR universitelerinde okuyup, sonra yedigi kaba tukurdugunu dusundukce, ve buda yetmezmis gibi gencecik fidanlarin kanini emdigini hatirladikca benim beynim duruyor arkadasim.

bence BM sadece sozde olan, ama eylemde faaliyet gosteremeyen basarisiz bir cemiyet. Nato'nun da pek farki yok.
son yillarda, Fransa ve Almanyanin kontrolunde olan sozde bir birlik oda.
uyelerin tek basina karar vermeleri diye bir luks yok Nato'da.
sadece veto haklari var ama, veto haklarimiza hayir denildiginde dizimizi dovecegimize, kizimizi onceden dovsek (yani elimizdeki yonetime, hukumete sozumuzu gecirmeye calissak) daha mantikli hareket etmis oluruz diye dusunuyorum.
yepyeni şiirlerle.
teomaster - 12 Mayıs 2009 17:40
Default Avatar
Rukiye hanım,

İdam cezasını isteyen biri olarak, İmralı'daki soysuz gibi zararlı yaratıklar için tek bir kelime kullanırım ben. "CEHENNEMLİK" İdam, müebbet hapis, her gün bir parça et koparıp üzerine tuz ekmek vesaire tüm cezaların hepsini birden verseniz bunlara, yine de az gelir. Tüm o cezalar, tek bir yetimin bir damla gözyaşına karşılık bile gelmez. Onları yani o CEHENNEMLİKLERİ , cehennem zebanileri sonsuzadek akla hayale gelmeyecek azaplarda sürümsürüm süründürecekler.

Diğer yandan NATO, BM gibi kuruluşlar sadece süper güçlerin avukatlığını yaptırmak için kurulmuş birimlerdir. Bu benim şahsi fikrim. O halde çözüm nedir? Bence her TC vatandaşının askerlikten daha kutsal görevleri şunlardır;

1- Birlik ve beraberliği her şart altında sağlamak,
2- Ürettiğinin en fazla 5 te 1 i kadar tüketmek ve işi ne olursa olsun en iyi şekilde yapmak,
3- Her türlü fikre ve inanca saygı duyarak ülke huzur ve barışına katkı sağlamak,
4- Rüşvet, faiz, torpil gibi ahlaksızca uygulamalara mümkünse hiç başvurmamak,
5- Temel hak ve hürriyetlerle birlikte, cumhuriyet ve demokrasimize ADAM GİBİ sahip çıkıp günü birlik menfaatlere veya hissi rüzgarlara maruz kalaraktan oy kullanmamak!

daha bunlara eklenir de şimdilik bu kadarı yeterlidir sanırım... :)
Anı yaşa, Carpe Diem...
Yürekten Mısralar - 12 Mayıs 2009 20:47
Yürekten Mısralar
bence herkes bu konu ile ilgili goruslerini sunsun ve bir şık ilave etsin bu yazdiklariniza sevgili @teomaster.
neler yapmaliyiz ve nelerden sorumluyuz... bir kez daha hatirlayalim derim ben.

hurmetler efendim.

6- Turkiyemizde yasayip kazanc saglayan tum vatandaslarimizin vergi odemeyi KUTSAL bir gorev gibi kabullenmeleri gerekliligi...
yepyeni şiirlerle.
rahmi çelik - 13 Mayıs 2009 03:32
Default Avatar
sevgili muhapbet arkadaşlarım hak nedir diye bir soru açarsak şunu görürüz öncelikle şunu belirteyim insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar derler ki bu ata sözü çok yerindedir onun için kavga değil insanca konuşmak yeterlidir.
kavga hali tarafların kendi haklarına razı olmamasına dayalı olan bir takım marazi olan mazeretlerinden ortaya çıkar bu belki büyür dünya harbi dahi çıkabilir ve yakın tarihte iki kere dünya harbini yaşamışız öyle görülüyor ki bir üçüncüsüde kapıda bekliyor ve dünyada gelişen olaylarda pehlivanların uyguladığı güreşten önceki ısınma hareketlerine benzetebiliriz.
şunu kabul etmeliyiz ki her mahluku ve insanları ve cinleri ve bu evreni ve daha ötesini Allah dediğimiz ve kendini kuranda ve ihlas süresinde Allah olarak tanıtan bu yüce varlık biz insanlar için yaratmıştır ve bunuda kendisi söylüyor.
bunu bakara 29. ayette ve casiye 13. ayetlerde bildiriyor ve ayrıca nahl 36. ayettede sakın tagutlara tapmayın onlara aldanmayın sonra başınız derde girer diyede ayrıca uyarıyor ve bu konuda daha bir çok uyarılar vardır işte bunlar bir bilgi ve ilahi reçetedirler diyebiliriz.
nasıl ki bir makine mühendisi yaptığı bir makinenin işleyiş ve kullanış ve onun yakıtını ve onun kapasitesini ve onu yapacağı işlerini bilim yoluyla belirlerse yüce Allahta hem hayvanatın hem biz insanların yaratılışının nedenini ve insanların kapasitesini ve bu kainatın iş güçünü ve onun da kapasitesini ve ömrünü belirlemiş ve biz insanlarında insanca yaşamalarının temel hukukunuda belirlemiştir
bunu bakara suresinin 286. ayetide haber veriyor işte bu hukuku insani hakları birileri mesela enperyalist güçler çiynerlerse fitneye sebep olurlarsa bunlar kim olurlarsa olsunlar onlara karşı savaşınız emride gene Allahın emri ve taktiridir bunuda bakara sueresinin 193. ayetinde haber verir görülüyorki insanlığın huzurunu ve güvenliğini onları ekonomilerini dünya geçimliklerini onların olan hak ve adaletini ve sosyal hukuk sistemlerini ve insanlık haklarını rızıklarını şu veya bu bahanelerle çalanlar ve temel hukuku bozanlara karşı askerlik usulüyle ve siyaset usulüyle savaş edilir bu hal gerçek olan insanlık haklarımız tam olarak alınıncaya kadar devam eder bunda sınır konmamıştır haklar alınıncaya kadardır çünkü hakkı ve adaleti Allah yaratmıştır insanlık haklarımız nedir bunlarıda gene kurandan öğrenebiliriz derim. eğer daha fazlasını isterseniz onuda zaman zaman özetli olarak sizlere anlatmaya çalışırım hepinize sağlık ve esenlikler ve hidayetler dilerim ve selam ederim rahmi çelik.
ltfsener - 13 Mayıs 2009 11:12
ltfsener
Şu anda askerliğini yapan birisi olarak şuna cevap vermeliyim...
Sebep diplomalı er ölmesin, diplomasızlar ölede olur mu pek kavrayamadım...
Geri hizmette askerlik yapıldığı doğru...
Ama sadece okuyanlar değil psikolojik rahatsızlığı olanlarda geri hizmette askerlik yapıyor...

Her asker, asker olmak için şu yemini ediyor;


"Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine andiçerim."

Korkulacak bir durumu yok, ha 12'i ay, ha 6'ı ay.
Merak etme iş kaybına uğrarım diye, merak etme bilgi kaybına uğrarım diye...
Sancağı bekleyen asker kazanca uğrayacaktır...
Ve orada ruhunuzun nasıl inceldiğini bizzat kendi seyr-ül süluğunuzda göreceksiniz...

Sevgilerimle: Jandarma Özel Asayiş Mayın Dedektörcüsü : Lütfü Şener / BİTLİS
YOKLUKTAN VAROLUŞ, VAROLUŞTAN HİÇLİK...
teomaster - 13 Mayıs 2009 11:34
Default Avatar
Öncelikle Rukiye hanım, ben de hürmetlerimi sunuyorum :)

Sonrasında Rahmi abi, size bu güzel açıklamalarınız için teşekkür ederim. Ancak hangi makamda ve neye mukabil yazdığınızı anlayamadım kusura bakmayınız? :s

En son olarak da Lütfü bey, kimse askerlik borcundan kaçmıyor. Şahsen benim tepkim 3 şeye;

1- En az 10 yıllık uzman teröristlerin avuçlarının içine yem olarak 3-5 aylık ana kuzusu erlerimizin salıverilmesine (Ben olsam ülkedeki en piskopat adamları toplayıp, paralı asker yapıp PKK'nın üzerine salardım)

2- Asteğmen rütbesinden cephede olmayanına maaş bağlanmasına,

3- PKK'nın arkasındaki güç odaklarına laf bile söyletmeyen bürokratlarımıza.

Eğer sen de bu 3 şeye karşıysan, aynı taraftayız demektir...
Anı yaşa, Carpe Diem...
Giafieno - 13 Mayıs 2009 19:57
Giafieno
Askerlik konusunda tabiki asker arkadaşımız gibi düşünemem. Ancak şuan daha mantıklı düşünebilecek durumdayım. Eminim ki oraya gittiğimde bende Lütfü arkadaşımızdan farklı düşünmiycem. Ama biz burda hep aynı şeyden bahsediyoruz.

Bakın kimsenin sorunu 6 ay olsun 12 ay olsun yada 15 ay olsun değil. Kimse askerden kaçmak yada askerden korkmak gibi bir durumdan bahsetmiyor. Biz sadece diyoruz ki; askerlik vatana hizmetse, bizde gerekirse "25 ay" yapalım ama elimizden gelecek en iyi hizmeti "doğru" bir şekilde verelim. Bir insandan tabiki 3 ay eğitimle dağda, suda, havada şurda burda yararlanırsınız. Ama %20 yararlanırsınız. Biz diyoruz ki bu insanlardan %90 yararlanın, ve hizmetin adı gerçek anlamıyla hizmet olsun.
ltfsener - 13 Mayıs 2009 21:18
ltfsener
Ülkenin en psikopat adamları bir gün illallah der birbirini vurur, " aaa kusura bakma kardeş kazaydı der"

Askerde onlara biz "RDM" diyoruz... Ellerine silah bile verilmez...

Askerliği verimli hale getirelim diyorsunuz, hadi getirelim...

15 yıl dağda kalmış bir gerilla ve 3 yıl eğitilmiş bir uzman jandarma...

3000 kişiye 300kişi Bedir Savaşı,

Toplara, tüfeklere karşı Çanakkale...

Şimdi diyoriz ki ya biz niye ölelim piskopatlar ölsün...

Askere gitmeden önce kominist olanlar geldiklerinde faşist kesilirler:))
YOKLUKTAN VAROLUŞ, VAROLUŞTAN HİÇLİK...
teomaster - 13 Mayıs 2009 22:42
Default Avatar
Namazın orucun yasak olduğu yerde Bedir'den, Çanakkale'den bahsetmeyin. (izin verilen bölükler var ama %10 kalır)

Psikopat adam sokakta suç işleyeceğine gitsin terörist avlasın. Ayrıca burada şehitlikten gazilikten değil, niyazilikten bahsediyoruz!
Anı yaşa, Carpe Diem...
ltfsener - 13 Mayıs 2009 22:50
ltfsener
Namaz ve orucun yasak olduğu bir yer olduğunu görmedim... Bennim yaptığım yerde serbestti, eminim yapacağım yerde de serbest olacak...

Bak! sende ne diyor "carpe diem" anı yaşa... Bırak niyaziliği, korkusuz olun biraz yahu... Mono di carpe diem

ZAMANI BIRAK
YOKLUKTAN VAROLUŞ, VAROLUŞTAN HİÇLİK...
teomaster - 13 Mayıs 2009 22:56
Default Avatar
Sana bir tanesini söyleyeyim. Ankara Gölbaşı, Bayrak 18 Garnizonu. Burada askerlik yaparken namaz kılabilenin ya da oruç tutabilenin ayaklarının altını öperim. Artık bir yer biliyorsun ;)
Anı yaşa, Carpe Diem...
teomaster - 13 Mayıs 2009 22:57
Default Avatar
Bu arada 12 ay askerlik yaptım. Asteğmen olarak. Allah sana da hayırlı tezkereler nasip etsin sevgili Lütfü Şener :)
Anı yaşa, Carpe Diem...
ltfsener - 13 Mayıs 2009 23:03
ltfsener
Sağolun amin, mevlam neyler, neylerse güzel eyler asteğmenim...
YOKLUKTAN VAROLUŞ, VAROLUŞTAN HİÇLİK...
teomaster - 14 Mayıs 2009 00:04
Default Avatar
Asteğmenlik mazide kaldı =) Artık hem baba, hem de makina mühendisiyim ;) Allah herkese nasip etsin hayırlısıyla...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 14 Mayıs 2009 03:03
Default Avatar
askerlik sohbetindeki kanaatlerimi sayın teomaster bey rahmi abi hangi makamda ve neye mukabil yazdınız anlayamadım diyor biz kimseden bir mukabil ve bir çıkar beklemedik ve öyle makamı yüksek olan bir derecenin mevkinin kişlerinden değil sade olan sıradan bir halkım hepsi bukadar nihayet insanız bu konuda yalnış görüşlerimde olabilir bu kimseyi zaten bağlamaz benim buradaki durumum bu sohbet çorbasında bir tutam tuz olmaktan ibarettir eğer askerlik islam dini açısından ele alınırsa bunun yorumu ve anlatımı ayrıdır şimdi onları burada sıralarsak hem uzun sürer belkide yalnış anlaşılır mesela bir zamanlar fransa devleti kiralık lejyon askerleri üretiyordu bunların askerliği vatan millet namus şeref milli çıkarlar insani hakları arama savaşı yapmıyorlardı çünkü onlar aylıkçı insanlar ölen ölür sağ kalırsam benimdir hesabıyle olan şeklidir biz kendi açımızdan düşünelim karşımızdaki düşmanın kiraladığı profösyonel eğitimli komondalıyla üstümüze gelirlerse mesela çanakkale savaşında olduğu gibi ona dur demek için bir tepki göstememiz lazım bu konuda bildiğim kadarıyla varımı yoğumu ortaya koyarım çünkü karşı koymazsam her kötülüğü yaparlar insan olan buna bir refkles gösretir burda din iman düşünülmez çünkü dünyadaki yapılan savaşların hiç birisi insanlık haklarını aramak için onu rayına oturtmak için değil bunlar tabiri caisse bir krallığın çıkarlarını onun saltanatını korumak içindir bu işler böyle kurgulanmıştır görünüşte askerdir fakat yapılan iş bir bakıma soygunculuk amaçlıdır işte yüce Allah bu yalnışları önlemek için ve onları dünyadan yok etmek için ve Allah rızası için savaşanlara pirim veriyor yani ölürse şehit sağ kalırsa gazilik unvanı veriyor bu durum ayrıca bir iman işidir ve bu mesele çok geniştir bu gibi harpleri ancak peygamberler yapmıştır ondan sonrası çıkar savaşıdır ve enpeyalist oyunudur işte bu oyuna kurban olanlara kuranda maide suresinin 60. ayeti çok açık cevap veriyor isteyenler oradan okurlar çünkü bu günlerin haplerinde arkadaşımızın dediği gibi niyazi olmakta vardır bu işin içinde mesela amerikanın askerleri ölünce onlar niyazi olurlar çünkü amaç bellidir kralı memnun etmektir ve allahın dininide inkar etmektir olunca bu ölümlerde milli kahraman olunur hepsi o kadar çünkü kuranda onlar elleri boş gelirler huzuruma diyor sen kimin uğruna can verdiysen sen ona git diyeceğini bildiriyor başka ne diyeyin daha iyisini bilenlerimiz varsa birazda onları dinleyelim derim. rahmi çelik.
teomaster - 14 Mayıs 2009 13:22
Default Avatar
Rahmi abiciğim size hürmetim sonsuzdur. Sanırım kendimi yeterince ifade edemememin sıkıntısını yaşıyorum. Anlatmak istediğim şu ki;

İmamlık da askerlik de ikisi de kutsal mesleklerdir. Türkiye'de yarı profesyonel askerlik zaten bulunmaktadır. Şöyle ki, rütbeli tüm askeri personel profesyonel olarak askerlik yapmaktadır. Bir albayım veyahut da bir yüzbaşım (haşa) lejyoner midir? Ya da vatan uğruna canlarını feda ettiklerinde şehit olmuyorlar mı ? (haşa)

Yüzbaşı veya albay veya diğer tüm rütbeliler paralı askerlik yaptıklarında bunu normal ve gerekli görüyoruz da erler de profesyonel kadrolu asker olsun dediğimizde neden tepki alıyoruz?

Sözkonusu vatan olduğunda askerlik yapmış olsun olmasın, ya da erkek veya kadın zaten hepimiz canımızı da malımızı da ortaya koyduk, koyarız ve koyacağız. Bununla birlikte şu anda var olma ve yok olma mücadelesi vermiyoruz. Sadece sınırlarımızı muhafaza ediyoruz. Bununla Kurtuluş Savaşı gibi bir mücadele kıyaslanmaz!

Ayrıca biz Türk'üz ve Müslümanız. Fransız ya da İngiliz değiliz. 1000 senelik tarihimiz onlar gibi olmayacağımızın ve de onlarla kıyaslanamayacağımızın delilidir.

Ben 12 ay askerlik yaptım asteğmen olarak ve vatanıma kambur olarak. Boşu boşuna binlerce lire para verdiler bana. Almak istemediğimde bir sürü sıkıntı yaşadım. Tezkeremi alanadek o paranın kuruşuna dahi dokunmadım. Tezkeremi alınca vatanımın verdiği tüm parayı Mehmetçik Vakfı'na bağışladım. Ama 12 ay askerliğimde vatanıma hizmet etmek için elimden geleni yapmış olsam da, şu anda ülkeme daha iyi hizmet ettiğime inanıyorum. Yılda 750 milyon dolarlık ihracatı olan özel bir şirkette çalışıyor olmam benim düşünceme göre vatanıma daha büyük hizmettir. Her neyse...

Sonuç olarak bu konuda savunduğum şey şudur; rütbeli profesyonel askerlerimizin olması ne kadar normalse ve gerekliyse, rütbesiz profesyonel askerlerimizin olması da o kadar normal ve gereklidir. Nasıl devlet memuru müftü ve diyanet işleri başkanlarımızın, ilahiyatçılarımızın olmasının yanında imam ve müezzinlerimiz de devlet memuru ise ve buna kimse tepki vermiyorsa, kutsal olan askerlik görevinin de ücretli ve profesyonel olarak yapılmasına da tepki verilmemesi gerekir. Eğer Kuran paralı askerliği yasaklıyorsa (!), paralı imamlığı dünden yasaklıyordur. (!)

Lütfen meselelere duygusal yaklaşmayalım...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 15 Mayıs 2009 02:56
Default Avatar
sayın arkadaşım teomaster açtığımız askerlik sohbeti konusu biraz dağıldı galiba şöyleki bir milli devlet ordusunun subayları olması gerekir onlar orada hem askeri öğretmendirler hemde vatanın bekçileridirler ve onlar devletten aylıklarını ve hertürlü vatandaşlık haklarınıda alırlar subayların dışında olan kura ile sırası gelen kişilerde belli bir zaman için askere giderler mesela ben 24 ay sakerlik yaptım o zaman bahriyeliler 36 ay askerlik yapıyordu ve o zaman bana devlet 31 kuruş aylık veriyordu para paradır bu alınır devlet isterse beş milyarda aylık verir bu milletin ve devletin taktiridir caminin imamıda aylığını alır buda devletin milletin meselesidir fakat lejyonluk başkadır ve türk subayları lejyon değildirler onun için lejyonluk başkadır kendi milli devletinin subayı olmakta başkadır ve bizim gibi askeri olmakta başkadır ben fransayı örnek verdim adam kendisi oturuyor aylıklı işçi gibi kendi adına birilerini kiralayıp onları kendi menfaati için savaştırıyor ve onların aylıklarını veriyor bunlar erde olur subayda olurlar işte bunlar kiralıktır ve lejyondurlar onlarda vatan millet duygusu yoktur ve olamaz dedim eğer bizler bu türk vatanının öz evladıysak bu vatana askerlik yapan kişi ile kiralık lejyon bir olamaz dedim bunu anlatmaya çalıştım mesela bana 50 milyar aylık verseler gidip fransanın ingilizin almanın askeri olmam ama olanlar var ve olmaktadır bu onların bileceği iştir mesela sen türksün ve bu türk devletine askerlik yapmışsın devlet sana bir para verirse onu alacaksın eğer vermiyorsa ben para almadan veya şukadar para vermezsen ben bu askerliği yapmam diyemeyiz ama bir lejyon bunu der çünkü onlar bir fabrika patronunun işçileri gibidirler onun için askerlik vatan borcudur diyoruz lejyonların böyle bir borcu yoktur onları vatan millet diyede bir sorunları yoktur ama biz mümin türlerin vatan millet sorunumuz vardır ve gereğini yapamayada mecburuz çünkü bu vatan bizimdir bundan başka yerimiz ve yurdumuz yoktur biraz bahsini açtığım şehitlik konusu çok başka bir şeydir bu müslüman milletleri ve devletleri ilgilendirir bir ingilizi veya almanı ilgilendirmez onlar ne zaman müslüman olursa o zaman ilgilendirir benim bu kurandan anladığım harp şekli ile günümüzün harp şekilleri ve sebepleri çok farklıdır bunları yani şehitlik nasıl kazanılır bunları insanlık alemi ve islam alemi yeniden oturup bu konuya çalışsınlar gerçeğini hatırlatmak istedim yani dünyada bir yalnış yapılanma var bunları görüp yeniden yapılanmanın gerekli olduğunu göstermeyede biraz çalıştım bunu tek başımıza ne sen nede bir başkaları ve ben düzeltemeyiz bu büyük bir konudur malumdurki içinde yaşadığımız bir sistem var biz buna hizmet ediyoruz zaten insanlar belli kurallara hizmet ederler bunun başka yoluda yoktur eğer bu islama göre yalnışsa bunun hesabını bütün insanlık alemi Allaha hesabını hep birlite verirler onun için bazı ayetleri ortaya koydum yani yalnış yapanlar bunun faturalarını öderler mesela şehit olabilmek için mutlak müslüman insan olmak şartını Allah koymuştur onun için mümimlik nedir islam dini nedir bu kuran nedir din iman nedir buna kafa yormadan ve gerçeği görmeden onu anlamadan müminde olunmaz çümkü iman bilgi işidir bu iş buradan başlar ve insanlar müminler olarak ölmeye çalışsınlar diyen de gene Allahtır buna bütün insanlık oturup bir karar versinler derim eğer isterseniz başka bir zaman bir sobet olarak eperyalist güçlerin verdiği rejimlerini analizini ele alırız derim baki selamlar. rahmi çelik.
teomaster - 15 Mayıs 2009 11:59
Default Avatar
Rahmi ağabey, beni anlamak istemiyorsunuz. Son kez yazıyorum, kısaca ve netçe;

1- Ben asteğmen olarak devletin bana para vermesini istemedim. Çünkü o parayı hak edecek bir şey yaptırmıyorlardı. Hakkım olmayan haram paradan Allah'a sığınırım.

2- Subay parayla askerlik yapınca lejyoner olmuyor, er niye lejyoner olsun? Bu çok saçma..

3- Bu kafayla gidersek daha çok anamız ağlar. Acemi ana kuzularını hain teröristler keklik gibi avlamaya devam eder.

4- Profesyonel askerlik meselesinin dinle, imanla, vatan, millet Sakarya ile herhangi bir alakası yoktur. Meseleye duygusal olarak baktığınızı görmekteyim abicim.


NOT: Bu meselede çok şey söyledim. Bundan sonra bu meselede cevap hakkım bile doğsa kullanmayacağım. Allah hakkımızda hayırlısını nasip eylesin.
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 16 Mayıs 2009 02:16
Default Avatar
sayın teomaster kardeşime lejyonluk kendi devletine değil başka devlete parayla askerlik yapanlara denir ve onlarada asker denmez askerlik adı bizim için çok kutsaldır fakat bu dünyada bunlar kabul ediliyorsa bu onların bileceği iştir şunuda çok iyi bilmeliyizki hak güçlü olanların değildir hak haklılarındır işte bu hak bu insanlığa ve bu tabiat alemine Allah tarafından verilmiştir her varlığın bir diğerinin üstüne bir çok hakları vardır işte bunu korumak için savaşılır bir işin içine bir hak meselesi girerse oraya islam dinide girmiş olur çünkü hak ve adaleti yaratan Allahtır onun sahibide odur ve o bunu hesabını her insandan soracaktır ve bu onun işidir bu insanlıkta kendilerini ona göre hazırlasınlar derim.
zaten enperyalist güçlerde bunu yıkmak için insanlık alemine karşı bu imana karşı her koldan savaş açmıştır ve dünyayı kendi kölesi yapmak için bu güçlüler islam dinini inkar ederek hak güçlülündür diyorlar eğer siz bunu kabul ediyorsanız ve bunu bu insanlık alemide kabul ediyorsa onlara Allah dahi siz bilirsiniz diyor ben bir Allah olarak hak olanı yaratıp onu sizin önünüze bir sistem olarak koydum diyor bundan sonrası bütün insanlığı bağlar demektir mesela bir eşkiya bir kervanı soyarsa ve o kervandaki insanlarıda bir köle pazarında satarsa onlar güçlü ve profoyoneldiler ve onlar hakalıdırlar diyorsanız soygunculuk yapmak kapısı harkese açık olur çünkü hak güçlünündür denmişse bu durum dini inkar olur çünkü hak haklınındırı inkar etmiş oluruz ve Allaha değil zalimlere teslim olusak bunun cevabını da maide suresinin 60. ayeti veriyor zaten güçlü olanlara istesekte istemesekte her açıdan kölelik ediyoruz ve kölelerin ne malı nede paraları olur onlar günlük geçimini bulmuşlara onlar kendilerini mutlu sayarlar ve öylede olmaktadır ağam verdi hamdolsun diyoruz o bize iş kurmassa iş vermezse bizim halimiz nice olur diyoruz işte bu zulme teslimiyettir bizler böyle yetiştiğimiz için para bilği enperyalist güçlerde olduğu için onlar yıldızlardan dahi gelirler ve bizleri tepe tepe ezerler ve kullanırlar bizlerde iman vatan sakaryayı o zaman belki daha iyi anlarız yüce Allah rıskınızım bir çoğu göklerdedir diyor onu orada arayın diyor biz gidip onu arayanlara onu kendi malı haline getirenlere birde profesyonel olarak onların korumaları oluyoruz ve bunu normal kabul ediyoruz sizin dediğiniz gibi Allah hakkımızda hayırlısını versin derim ama bunun amasıda var oda yaşanan yalnışları görmeye bağlıdır ve onları bütün dünya olarak anlayıp onu düseltmeye bağlıdır kuranda bir toplum kendilerini düzeltmezlerse Allah onları ben düzeltmem diyor bir toplum kendini bozmazsa onu ben niye bozayım diyor varın sağılcakla kalınız baki selamlar ederim ve sizede benim son sözüm derim. rahmi çelik.
ltfsener - 16 Mayıs 2009 14:15
ltfsener
KAN UYKUSU: http://video.google.com/videoplay?docid=-6116250043189875117 İzleyin ve terörle mücadele nasıl edildi, nasıl yapılmakta öğrenin...

Buradan konuşmakla olmuyor...
YOKLUKTAN VAROLUŞ, VAROLUŞTAN HİÇLİK...
teomaster - 17 Mayıs 2009 12:18
Default Avatar
Sevgili Lütfü, kan uykusunu 7-8 kez izledim. Kahramanlarımız kaç kez PKK'yı bitirecekken devlet adamlarımız mani olmuşlar. Yani şahsen ben boş cahil kafayla konuşmuyorum kardeşim...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 17 Mayıs 2009 16:14
Default Avatar
bir gün nasrettin hocaya birisi gelir kendisine kocasının çok kötü davrandığını ve daha onun birçok kötü hallerini hocaya anlatmış ona dert yanmış hocada ona haklısın kızım sen haklısın demiş onu evine göndermiş biraz sonra o kadının kocası hocaya gelip oda karısının elinde dilinden neler çektiğini bir bir hocaya anlatmış oda içini hocaya dökmüş hoca efendi onada haklısın oğlum sende haklısın diyerek onuda evine yollamış bu olayı gören hocanın hanımı bu ne iştir hoca onada ötekinede haklısın dedin diye hocaya biraz çıkışmış bu sefer hoca kendi hanımına sende haklısın hanım diyerek onuda yatıştırmış işte bu hikaye harp edenlerin ne kadar boş işleri dert ederek onun yüzünden bir birini kıranların harp edenlerin hazin hikayesini ortaya koyuyor bu kör döğüşü bu insanlık aleminden bir çözüm bir çare bekliyor derim.
görülen odur ki o kadar boş işler ve sebepler yüzünden bir birimizi üzüyoruz ve kırıyoruz ve eziyoruz kanlı kavgalar ve devletler arası harpler ediyoruz elbet ki bununda bir ilmi çaresi vardır onuda bu dünya alemi bir ilmi masa kurup bütün ilim bilim adamlarımız tarafından bunlara bir ilmi çare bulurlar herhalde derim.
hazreti muhammet bunun için halkın birleşmesi için cami kurmuş bu camiler bir okul gibiydiler halk oradan ilim ve hikmet yani bilmediklerini oradan öğreniyorlardı olduğu anlaşılıyor fakat bu zaman içinde amacından saptırılıp başka amaçlara döndürüldüğüde görülüyor ki bunu Ata türkte fark etmiş olacak ki bu camilerin yapamadığını yapsın diye oda cumhuriyet halk evlerini bu insanlık ondan gereği gibi istifade etsinler diye kurmuş olduğu görülür bu bir öncülüktür bu kuruluş ali imran suresinin 104. ayetine de uygundur insanlar bu halk evlerinde kendi başlarının çarelerini kendileri ararlar başkalarına yem olmazlar hesabı olduğu açıktır fakat ne yazıkki bunlar başka birilerinin kötü amaçlarına çevrilip işe yaramaz hale getirildiğide görülür yani manası ve hikmeti yok edilmiş içi boş ve çürümeye terk edilmiş bir bina misalidirler bunada bir çare bulalım derim bunun için yüce Allah zuhruf suresinin 44. ayetini ortaya koymuştur bu ayette görülür ki bu işlerden bütün insanlık sorumludurlar ben kaçtım kurtuldum yoktur banane sanane kimene onane gibi mazeretlerin kabul edilmeyeçeğini bu ayet ortaya koyuyor ve ayrıca diyor ki saff suresi nin 4. ayeti meali şöyledir
(Allah kendi yolunda duvarları bir birine perçinlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever) ve gene şura suresinin 42. ayetinde (sorumluluk ancak insanlara zulmedenlere ve yer yüzünde haksız yere taşkınlık edenlere aittir işte böylelerine acı azaplar vardır) işte mümin olsun veya olmasınlar bütün insanlık bu mesuliyetin altındadırlar müminlik ayrı birşeydir o ayrı hesaptır mademki insandır ve o allahın rıskınla yaşıyorsa onun görevi budur bundan kaçış yolu yoktur bu dünyada kaçılsada hesap günü bu fatura bu muhammet ümmetinin önüne mutlak konulacaktır her insan bunun hesabını ona göre yapsın şekli ortadadır derim onun için insan olmak insan gibi yaşamayı bilmek bir bedele bağlıdır bu bedel önce Allah hesap verirken ona ödenecektir sonrada birbirimize olan kulluk insanlık haklarımızda ayrı bir hesaplardır onun için bu insalık biraz düşünmeli insanlara akıl bunun için verilmiştir bu kuranda bunun için verilmiştir bu kuran ölülere okunacak değil onu sağlığında her diri insan okusun ve onu anlasın içindir ben öyle anladım derim biz kimlere karşı ve nasıl savaşacağımızıda vaktim olursa onuda başka bir gün anlatmaya çalışırım inşaAllah derim. rahmi çelik.
Giafieno - 18 Mayıs 2009 01:15
Giafieno
Sevgili Rahmi amca, yaşınızdan dolayı sizin o yılları aşadığınızı da varsayarak ve yukarda yazdığınız yazıda da geçen "halk evleri" nin neden kapatıldığını, başka bir konuda yada burda anlatsanız da okusak diyorum. Bu konuda birçok kitap, yazı vs yazıldı çizildi. Dönemin hükümetinin yanlış politikalarımı, yoksa başka bir işmi cevabını arasak diyorum...
Giafieno - 18 Mayıs 2009 01:23
Giafieno
Birde "köy enstitüleri" neden kapatılmıştır? Halk evleri gibi siyasi nedenler ile zamanında büyük bir eğitim seferberliğini oluşturan bu yerler o dönemde neden kapatılmıştır. Rahmi amca bize o döneme ait bir ışık tutarsa ne mutlu bize...
teomaster - 18 Mayıs 2009 11:54
Default Avatar
İsmet İnönü sahip çıkmayınca kapatıldı işte...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 19 Mayıs 2009 01:15
Default Avatar
sayın giafione kardeşime önce selam ederim sağlık ve afiyetler dilerim
sizin isteğinize uygun bir şeyler yazıyorum ama bu biraz uzun süreçeği için eğer sıkılazsanız bu konuyu ara ara yazarım hemde bu vesile ile sohbet etmiş oluruz zaten bu sayfalar bunun için değilmi dünya ile tanışıyoruz bence nekarar güzel eğer bu öyle olmasaydı sizlerle tanışamayacaktık benim kişilerlen bir sorunum olmaz ben yaşanan hayata bakarım ona bir cevap veririm bu demokrasidir Atatürk demokrasiyi biz seviyoruz demiş çünkü demokrasi çok güzeldir derim ve islam dininin bir açıklamasıdır cami bir halk meçlisidir demokrasi ordada vardır tabiidirki bu anlayanlara
kralın biri tarihçilerine şu milletin tarihini yazın bana getirin demiş onlarda bunu yazıp krala vermişler kral bu çok uzun olmuş bunu kısaltınız demiş onlarda bunu bıraz kısaltmıslar ve kral buda çok uzun demiş daha kısaltın demiş bunun üzerine tarihçilerde şu millet yaşadılar ve öldüler diyerek işi kısaltmışlar tabidirki bundanda bir şey anlaşılmamıştır işte bu hikayeyi bunun için anlatım yaşadılar ve öldüler dememek için.
önce bu konuya şuradan başlasak iyi olacak kanaatindeyim bu son ümmetim son peygamberi olan hazreti muhammet alehisselam bu ümmeti birleştiren bir imamiye misalidir eğer onu devreden çıkarırsak islam medeniyeti ve dini dağılır ne olduğumuz ve ne olacağımız artık belli olmaz demektir.
Atatürkte biz türkleri birleştiren bir imamiye gibidir eğer atatürkü devreden çıkarırsak türklük dağılır gider ve milli kimliğimizde yok olup gider demektir.
onun içindir ki enperyalist güçler bu iki unsuru bu iki gücü dünyadan yok etmek için varını yoğunu ortaya koymuşlardır oların amaçları beşbin seneye dayansada biz bunu kısaltırsak mesela yeni dünya düzeni yeni değil takribem 800 yıllık bir mazisi vardır ve onun kurucuları vardır onların hedefleri özetle şudur insanlık senin kölendir sende onların efendilerisin ilkeleridir.
işte savaş bunlara karşı bu idoolejiyi yıkmak için yapılırsa bu savaşlar helaldır şehitlik ve gazilik haklarıda bunun içindedir ve yüce Allah onlarla savaşın emrini bu zihniyeti yıkmak için vermiştir bunu bakara suresinin 193. ayeti de açıklar anlayanlara işte bu işlerin peşinde olanların üstene bu ümmete onlarla savaşınız yazılmıştır allah ben sizin savaş sevmediğinizi biliyorum ama siz bu savaşları yapın ki istikballeriniz buna bağlıdır uyarısı açıktır ve korkunun da ölüme faydası yoktur demişler biz bunun takip edeceğiz çünkü tarihe bakarsak tarihi ne kadar bozsalarda güneş balçıkla sıvanmıyor onun için hazreti muhammetdin savaşları bu zihniyete karşıydı ve Atatürkün savaşlarıda gene ayni zihniyete karşıydı onun için önce düşmanı tanı sonra onun karekterine uygun onunla ve Allah rızası için şavaşanlara Allah yadım eder bunu muhammet suresinin 7. ayeti açık şekilde göstermektedir derim
çünkü bu iman ile biz çanakkalede tutunduk ve bu iman ile istiklal savaşını kazandık ve bu imanı kaybetmezsek bu eperyalizmin çanına biz ot tıkayacağız inşaallah derim. not:bunları hiç bir kitapta bulamazsınız eğer isterseniz sonra devam ederiz inşaallah.rahmi çelik.
muratmoon - 19 Mayıs 2009 09:36
muratmoon
Çanakkale'de kazanmamız sizin için imanla olabilir ama benim için vatan sevgisiyledir. Orada savaşanların hepsini müslüman mı kabul ediyorsunuz? Arada müslüman olmayan ve bu topraklar için canını verenler yokmudur hiç?

Çanakkale bir iman mücadelesi değil özgürlük mücadelesidir.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
Giafieno - 19 Mayıs 2009 18:09
Giafieno
Katılıyorum Murat. Hem Çanakkale'de hemde Kurtuluş savaşında kazanan iman kadar vatan sevgisidir. Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesidir. Yoksa bir çok imanlı olduğunu zanneden yaratık o dönemde Atatürk'ün karşısında Türk askerlerine iman bayrağı açtıklarını zannederek saldırdılar. Bunun en açık olayı 31 mart vakasında görüldü. Bizi diğerlerinden ayıran iman gücü değil özgürlük aşkıdır. Milyonlarca arap da müslüman, onlarda iman gücünün olduğunu söylüyorlar ama ne bizim gibi bağımsız olabildiler ne de emperyalislerin uşaklığından kurtulabildiler. Yüce Atatürk (ki kendisi benim için dinimden sonra sarıldığım bir insandır ve yüce sıfatını fazlasıyla hakeder) Türk halkına hep güvendi ve onlara "emperyalistlerin hakimiyetiyle vatan topraklarının ezileceğini, özgürlüğümüzün biteceğini, çok sevdiğimiz dinimizi ayaklar altına alacaklarını ve bizi biz yapan herşeyi bitireceklerini" anlattı. Türk halkı için ölümden öte durumlardı bunlar ve topyekün birlik olup savaştık özgürlüğümüz uğruna.
teomaster - 19 Mayıs 2009 21:20
Default Avatar
Konu farklı bir mecraya kaymış. Kafama takılanları sormak istiyorum;

1- 31 Mart olayı ile Çanakkale Zaferi'nin bağlantısını anlayamadım?

2- ABD ve İsrail güdümlü iç ve dış politikası olan ülkemizin emperyalistlere uşaklık yapmadığının ispatı nedir?

3- Kıbrıs Harekatı'nda, Kurtuluş Savaşı'nda ve Çanakkale Zaferi'nde cephede yardıma gelen kanatlı nurani zatlardan bahseden gazilerimiz yalancı mıdır? Eğer yalancı değillerse hangi özgürlük anlayışı melekleri ve şehitleri yardıma getirebilir? Aynu nurani zatlar neden Fransız İhtilali'nde yardıma gelmemişler?

4- Atatürk, Türk halkına hep güvenmişse neden yaşamı boyunca halkı hiç serbest bırakmamıştır? Neden zorla kıyafet ve alfabe değiştirtmiştir? Ve neden halkı cahil ve şuursuz olarak görürcesine toplumu çağdaşlaştırma gibi bir ideali benimsemiştir? Ve neden çağdaşlaşmak kavramını Kemalistler, İslam'dan uzaklaşma ve batılılaşma olarak görmüşlerdir?

5- Çanakkale Savaşı'nda çarpışan Müslüman milletin tamamı Türk müydü? Neden Türklük ön plana çıkarıldı?


NOT: Öğrenmek için soruyorum. Önyargılı cevap veren arkadaş(lar) olacağını zannetmiyorum çünkü bu sitenin demokratik bir fikir platformu olduğuna inanıyorum. Bununla birlikte sorularıma önyargılı olarak yaklaşacak arkadaş(lar) olursa polemiğe ve karşılıklı tartışmaya girmeyeceğim. Çünkü bana Samsun'a kırık dökük takayla çıkıldığını anlatan, Ayasofya'nın kapatılma gerekçesini içermeyen, Ankara'ya bizzat Mustafa Kemal tarafından davet edilip, Mustafa Kemal tarafından törenle (Söz konusu tören ve Said Nursi'nin meclis konuşması 1. meclis tutanaklarında mevcuttur. Ankara TBMM'den ilgili evraklar temin edilebilir) karşılanan Said Nursi'den bahsetmeyen resmi tarihe cidden güvenmiyorum. Çünkü aynı resmi tarih İsmet İnönü'nün hainliklerini anlatmıyor. Yani sadece gerçeğe yakınlaşabilmek umuduyla bu sorularımı sordum.
Anı yaşa, Carpe Diem...
Giafieno - 20 Mayıs 2009 00:44
Giafieno
Hımm sorularınızın hepsine verilecek birdolu cevabım var ama konu uçtu gidiyo ve çok farklı yerlere çekiliyor. Sadece 1. soruyu sormanız yazdığım yazıyı "zerre" anlamadığınızı gösteriyor ki diğer sorularada öyle olmalı. Sadece "kemalistler çağdaşlaşmayı ,islamdan uzak kalmak sanıyor" cümleniz için şunu söyliyebilirim ki, kemalistler ve bu ülkeyi sevenler, çağdaşlaşmayı islamın da en iyi şekilde Kur'an da yazdığı gibi okumakla, bilimle geleceğine inanıyor. Sizin uzaklaşmaktan kastettiğiniz islam değil araplardır ki mümkünse daha da uzaklaşalım. Bunun dışında sorularınıza cevap verip polemiklerin dik alasına girmekten Allah'a sığınırım. Çünkü burdan yazacağım hiçbirşey sizin görüşünüzü "katre" değiştirmeyecektir. Ama şunu söyliyim, resmi tarih, gayri resmi tarih gibi laflar lakırdıdan öte değildir. İstediğiniz tarihte, savaşan kanatlı melekler olacaksa ona tarih değil efsane denilir ki bir ülkenin tarihi gerçeğe değil efsanelere dayanıyorsa vay o ülkenin haline demektir...
rahmi çelik - 20 Mayıs 2009 01:16
Default Avatar
benim anladığım iman hali bir şeyi iyi kavrayıp onu şüpesiz kabul etmektir mesela Allahı ve islamı anlamak onu şüpesiz kabul etmek bir imandır bu imanın içini doldurmak için Allahın hukukunu bilmek ve ona uymak gerekir eğer bu tamamsa bu iş tamamdır ve bu kişiyi bağlar bir milleti bağlamaz demektir bir imanın içinde sevgi vardır saygı vardır sevmediğimiz şeye iman edilmez Allahı sevmek vatanını sevmek insanlık hak ve hürriyetini sevmek hür iradesini sevmek bunları hepsi bir birine bağlı şeylerdir bazı insanlarda egolarını severler nefsinin arzularını severler ve onun kulu olurlar mesela çanakkaleye savaşa gelenler ve istiklal savasına gelenler bu egolarını sevenlerdir onlara karşı koyanlarda vatanını insani haklarını özgürlüklerini sevenlerdir iman ve sevgi zaten eşittir iman hali Allah için sevmenin işaretidir egosunu sevmekte şeytanını sevmektir ve isteyen istediğini severler mesele budur vatan sevgisinde yani bu iman içinde birleşenler bu harbin galibi olmuşlardır onlara teşekkür borçluyuz derim
muratmoon - 20 Mayıs 2009 01:18
muratmoon
Sadece benimle ilgili olan soruları yanıtlıyorum.

3) Yalancı değillerdir. Çünkü öyle bir şey söylememişlerdir. Öyle bir şey söylediklerini size söyleyen kimse asıl yalancı odur. Uydurma haberin mantığı aranmaz.

4) Atatürk halkı özgür bırakmadıysa, siz bu ülkede kimin sayesinde özgürce yaşıyorsunuz? Şuan özgür olmadığınızı düşünüyorsanız onu ayrı tartışmak gerekli.

5) Çanakkale'de bu ülke yani Türkiye için savaşan, Türkiye'yi vatanı benimsemiş onun için canını vermiş herkes Türk'tür evet.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
teomaster - 20 Mayıs 2009 12:25
Default Avatar
Öncelikle @Giafieno;

Arap düşmanlığı yapacaksak öncelikle Hz. Muhammed'e (asm) düşman olmamız lazım. Arap adeti diye dışladığımız tüm adetleri Sünnet-i Seniyye içerisinde görüyoruz. Ve Hz. Muhammed (asm) Arap'tır. Diğer yandan Arapları kandırıp bize düşman edenler İngilizlerdi. Lawrence'i ve yaptıklarını duymayanımız var mı acaba? Araplar bize İngiliz ve Amerikalılardan daha yakındır. Biz batılılara yaklaşıp Araplar'dan uzaklaşıyoruz. Bunun sonucunda Arapları da bizi de batılılar her yönden sömürüyor. Gerçek bu...

Diğer yandan

Sonrasında @muratmoon;

3) Babam Kıbrıs, dedem Çanakkale gazisidir. İkisi de yalancı mı sana göre? Ya da ben mi yalancıyım?

4) Şehit olan binlerce dedelerim, ebelerim ve Allah'ın yardımıyla özgürce yaşıyorum. Ayrıca bu ülkede inanç ve fikir hürriyeti olduğunu hangimiz savunabilir? Ve cumhuriyet devrimleri yapılırken halkın özgür iradesiyle şapka taktığını, alfabe değiştirdiğini kim ispatlayabilir?

Ve lütfen yanlış anlamayınız. Cumhuriyet devrimleri gerektiydi ama uygulanış tarzını şahsen doğru bulmuyorum. Eğer taa o zaman bu devrimler eğitimle halka mal edilerek yapılmış olsaydı bugün ne irtica sorunu, ne alevi-sunni sorunu ve ne de azınlıklar sorunu (Kürt sorunu diye bir sorun yoktur bunun adı azınlıklar sorunudur) kalırdı.

5) Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915'te olmuştur. O tarihte Türkiye Cumhuriyeti değil Osmanlı Devleti vardı. Türkiye Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te kurulmuştur. Yani Çanakkale savaşı Türkiye Cumhuriyeti için değil Osmanlı toprakları için yapılan bir savaştır. Savaşan milletimiz de vatanı uğruna savaşmıştır. Türkiye, devlettir. Vatan ise yaşadığımız topraklardır. Devlet uğruna millet savaşmaz. Millet, vatan uğruna savaşır. Ve kutsal olan devlet değil, vatan ve millettir!

Ezberlediğimiz tarihi deşmeliyiz. Gerçekleri çok yönlü ve her türlü ideolojinin kaynaklarından araştırarak kendi tarih inancımızı kendimiz belirlemeliyiz...
Anı yaşa, Carpe Diem...
Giafieno - 20 Mayıs 2009 21:20
Giafieno
Öncelikle kardeşim, arap denilince Hz Muhammed'i öne sürmeyelim hemen. Hz Muhammed'i herhangi bir suudi arapla aynı kefeye koymayı siz içinize sindirebiliyorsanız bişey diyemem tabiki. Bir kere azıcık tarih okusanız o çok beğendiğiniz arapların Peygamber efendimizin soyunu nasıl katlettiğini açık açık görürdünüz ( Kerbela'dan bahsetmiyorum orası ayrı bir vahşet Emevilerin ve Abbasilerin yaptıklarını bakınız). Biz israil oğullarını peygamber soyunu katlettikleri için lanetlerken bu araplar kendi çıkarları uğruna yüzyıllardır dinimizle oyun oynayıp duruyolar. Kendi dibi düşük uçkurları yüzünden kadınlara yeryüzünde cehennemi yaşatıyolar ve siz kalkıp onların bize yakın olduğunu söylüyorsunuz. Size bişey söyliyim mi, en yakın zamanda bir arap ülkesine gidin. Türkiyede yaşayan size nasıl özendiklerini bi görün. İstanbul denildiğinde nasıl imrenerek baktıklarını da. Arapları çok güzel kullanırız sadece, o kadar ama. Ne adetlerimizi ne dinimize onların yaşadığı gibi yaşamalıyız. Onlar dini imanı kaybedeli çok oldu, biz muhafaza edelim. Size burda baştan sona yaptıkları hurafeleri "sünnet" adıyla yada "hadis" adıyla insanlara İslamın şartıymış gibi yutturmalarını uzun uzadıya anlatmıycam. Şunu unutmayın, İslam dini evrenseldir, hiçbir kavimin yapısı, yaşayışı, geleneklerinin tekelinde değildir. O yüzden asla İslamı bir kavmin yaptıklarına bakarak tekelleştirmeyin. En büyük doğru kalbinde tuttuğun doğrudur. Kur'an-ı Kerim'i oku, gerisi için ne kalp kırmaya değer nede fanatik olmaya...
teomaster - 21 Mayıs 2009 13:10
Default Avatar
Arapların kötüdür, haindir demek de yanlıştır. Türkler iyidir sütten çıkma akkaşıktır demek de yanlışdır. Yezidleri, münafıkları, yahudi hilebazları ve oyunlarının faturasını Araplara kesmek de yanlıştır. Bir ırkı toptan kötülemek de , kutsamak da Faşistliktir.

Öte yandan inancı için örtünmek isteyen kadınları Atatürk'ün adını kullanarak dışlamak ve özgürlüklerini kısıtlamak nedir? Ha zorla örttürmüşsün, ha zorla açtırmışsın. İkisine de zorbalık denir. İkisi de insan haklarına aykırıdır.

Ölçünüz demokrasi ve insan hakları ise buyur fikir alışverişini devam ettirelim sevgili @Giafieno. Çünkü benim ölçülerim demokrasi ve insan haklarıdır. Faşizme ve her türlü zorbalığa karşıyımdır.
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 21 Mayıs 2009 14:24
Default Avatar
cumhuriyet halk evlerini merak eden arkadaşıma.
bir toplum okumada sanatta sanayide ticarette diğer ülkelerden geri kalmışsa o toplumu en hızlı şekilde onlara yetiştirmek usülünü Atatürk bu köy enstitülerini kurmakla başarmıştır.
mesela bir örnek olarak bir senede yetişen bir kişi bir sene sonra oda yirmi kişiyi yetiştirmiş olsa o yirmi kişilerde her biri yirmi kişi yetiştirseler işte on senede büyük işler böyle başarılmış olduğu anlaşılır ve kısa surede her taraf kendi işini yapabilen ve kendi yöresini kalkındıran ve yenileyen bir toplum oluşur ve öylede olmuştur ve o tarihte iki motorlu türk uçağını dünyada ilk defa biz türkler yapmışız ama atatürkten hemen sonra işler karışmış 1945 tarihinde milli eğitim yerine amerikan eğitim şekli kabul edilmiş olduğunu profesör oktay sinan oğlunun bir kitabında okumuştum bu belki siyasi bir yenilgi olduğu anlaşılır onun için sahip çıkmadığımız bir şey başkalarının olur demişler türk dilimizi dahi sanayide ticarette kullanamaz halede gelmişiz mesela enjeksiyon konfeksiyon operasyon kanalizasyon direksiyon kapitalisyon gibi say saya bildiğin kadar onun için Atatürk son nefesinde dahi aman dil diyerek türkçenin türlük üzerindeki önemini hatırlatmış ve bunun üzerinde oktay sinan oğluda durmuş ve bu konuda birde kitap yazmış
mesela cumhuriyet halk evleride böyle bir halk eğitim seferberliği ve dayanışmasının bir başlangıcıydı ve bunun ilk adımı olduğu görülür çünkü halk yalnızdır bakmayalım onların kalabalık olduğuna anladığım kadarıyla hazreti muhammet bunun için camileri kurmuştur yani halkı orada birleştirmiştir ve bu çok güzel bir ilk adımdı ben bunu anladım Ataürkte bu camilerin kuruluş amacınaki görevini yapmadığını oda fark etmiş onun boşluğunu doldurmak için bu cumhuriyet hak evlerini vucuda getirdiği anlaşılır bunlar oyun eğlence olsun için değildir Allah dahi bu kainatı oyun eğlence olsun diye yaratmadım diyor bu halk evleri ve siyasi partilerde bir oyun için olmadığı anlaşılır ama ne yazıktırki amaç saptırılmıştır Ata türkün zamanında 550 adet halk evi kurulmuş şimdi bunun sayısının çok az olduğu ve amacınıda kaybettiği görülüyor bunu bir kızılaya benzetmişler desek yeridir işte bunda bir suç varsa bu suç hem halkın hemde siyasi kodrolarındır çünkü bu halk evleri benim anladığıma göre gerçek amacını ve ruhunu kaybedince bu araçlarda yok olduğu açıktır halkı nasıl bütünleştireceksiniz bunun için ne yapmamız lazım bu konuda kim ne biliyor onun için halka kuru kalabalık diyorlar ve bu zihniyetin yıkılması için bu hakl evleri vücuda getirilmiş çünkü sorumluluk halkındır bunu kuranda zuhruf suresinin 44. ayeti anlatıyor bunun gereğini önce hazreti muhammet bizim zamanımızdada bunu Atatürk yapmıştır diyorum ama işler karışmış çünkü krallığından kimse vaz geçmeyince bunun çilesini çekeceklerdir daha iyisini bilen varsa onu anlatsın işte demokrasi rejimi budur halkın sesi budur halkın önünü tıkamamaktır ve hakl evleri bir siyasi karar merkezi olmamakla beraber bunun amacı halkın haklarını gene kendilerinin korumalari için olmalıdır ki amaç budur bunun aracıda camiler ve hakl evleridir diyorum oturup insanlar bunun üzerinde biraz düşünsünler derim bu camileri ilk kuranlar bu halk evlerinide ilk kuranlar rahmetli oldular onlar görevini yaptılar yeni nesil bir eksiklik varsa onu tamamlasın o zamamlar halkın % 95 şi okuma yazma bilmiyordu mesela benin rahmetli annem ve babamda okuma yazma bilmezlerdi ama onlar imkan bulunca ilk işleri güçleri yettiği kadar beni okutmak oldu Allah onlardan razı olsun ve Atatürkten de onun bu işe gönül veren arkadaşlarından da razı olsun derim not: bu işlerin çok eskilerini bilmiyorum çünkü bende küçüktüm fakat eser ve amaç ortadadır onun devamını yeni nesiller getirmelidir bu onlarında görevidir ve doğru olanı yapsınlar derim şunuda belirtelim ki günümüzde siyasi partiler var olsada bunlardada parti krallığı olduğu görülür sen oyunu ver gerisine karışma denir işte buda yalnıştır cami ve halk evi bunun için var edilmiştir derim bunları teferruatı ile anlamak ve anlakmak için belki ciltler dolusu kitaplar yazılsa yeridir derim bu konuya sonra biraz daha devam ederim inşaallah bir arkadaşımız askerlik paralı olsunmu olmasınmı diye bir demokrasi sözü ortaya koydu bu bizleri aldı nerelere kadar götürdü işte halk evlerinin bir örneği ve amacıda bence budur bu halka açık sitelerde budur bunda darılmak olmaz çünkü halka açıktır ve demokrasi rejimi zaten budur ve karar kesinlikle milletin olur toplumun olur derim ve islamda zaten budur onuda krallar yozlaştırıp yamultmuşlar ve kendi çıkarlarına saltanatlarına göre uydurmuşlar islamda şahsi çıkar değil hak vardır ve hak güçlünün değil haklınındır ve bunu Allah belirlemiştir ve onuda ancak kurandan öğreniriz bunun başka kitabıda yoktur eğer varsa onu gösterin derim. rahmi çelik.
Giafieno - 21 Mayıs 2009 15:14
Giafieno
"Ölçünüz demokrasi ve insan hakları ise konuşalım"
İnsan haklarıda demokraside bir ölçü birimi değildir. Bu son zamanlarda bazı çevrelerin ipe sapa gelmez takıntılarını dayatmak için kullandıkları bir kalkandır o kadar. Demokrasi ve İnsan haklarını bilmeyenlere kendimce insanlığı bilmiyor derim ki insanlığı bilmeyen biriside hiçbir şekilde bu platform gibi bir yerde 2 kelimeyi bir araya getiremez.

Arap ırkına karşı bir nefret yada "faşizm" içerikli bir görüş duymam mensub olduğum ırka hakaret ve faşizm duymak demektir ki benimde arap olduğumu anladığınızı sanıyorum.

Daha önce yazdığım yazıyı düzeltmek gibi bir kaygımda yok. Görüşlerim birebir aynen devam ediyor. Hayatınızda kaç arap ülkesi gezdiniz? Yaşayışları, insanlara bakış açıları, dünyayı okumaları hakkında nekadar bilgiye sahipsiniz bilmiyorum ama sizin bu konuda okuduğunuz kitap kadar ülke gezdim ve birebir yaşadığım için bu yazıları kolaylıkla yazabiliyorum. Hali hazırda sülalemin yarısı orada yaşamaktadır (Suriye, lübnan, kuveyt, suudi arabistan, ırak, bae, ürdün)

Her yazdığım yazı sonrası sapla samanı birbirine karıştırıyorsunuz ama normal bu, yazı dilinde insanlar kolay anlaşılmıyor malesef. Size tek tek tüm arap ülkelerinde karşılaştığım durumları başka bir başlık altında anlatmak isterdim. Evet asla Türkiyedekilerin baktıkları gibi, vahşi, yabani, aşağılık vb değiller. Çok sıcak kanlı, yardımsever, içlerinde düşmanlık barındırmayan (suudiler ve kuveytliler hariç onlar kendilerinden olmayan herkesi insandan saymıyorlar maalesef. amerika hariç) insanlar.

Özellikle komşumuz suriye gerçekten gittiğinizde yabancılık çekmiyceğiniz bir ülke. Ancaaaakk,,, tüm bunlara rağmen halkın konuşma özgürlüğü diye birşey söz konusu bile değil. Halkın "özgürlüğü", "demokrasi" anlayışı söz konusu değil. Yani siz türkiyeden arap halklarıyla değil onların yöneticileriyle ortaklık yaparsınız. ve bu yöneticiler halkını ezen, aşağılayan(evet birebir aşağılayan ülkeler var) insanlar ki bu insanlardan Allah ülkemi ve beni uzak tutsun.

Yani kastedilen araplar, arap yöneticileridir ve sizin yaklaşalım, birlik olalım dediğiniz araplarda bunlardır. Çünkü arap dünyasında halk diye bir kavram yoktur sadece ve sadece ümmet ve teba vardır. Hoş şimdi bazıları da türk halkını ümmetleştirmeye çalışıyor ya neyse.

İsterseniz 50 yıl geriye dönüp bakın. 50 yıl önceki arap halklarının nasıl ümmetleştirildiğini gözünüzle görün. Arap halklarının sosyalizim den yana tavır aldıklarını ve sizin şuan hayranlık duyduğunuz (yanılıyorsam düzeltin benim anladığım bu yani bi şeriat özlemi) yönetim biçimlerinin sosyalizmi ezerek amerikancı şeriatı kabul ettiklerini (bu kavram bana ait değil, mümkünse oraya gidin "halkla" biraz muhabbet edin onlar sölüyor) görürsünüz.

Sizi herhangibir kefede görmüyorum. Malesef ülke birileri tarafından kutuplaştırıldı. Herhangib ir görüşü savunan insanlar hemen şucu bucu diye yaftalanıyor, yazımda sizi yaftalamıyorum. Çok güzel ve basit bir dille yazımı eleştirdiğiniz içinde ayrıca teşekkür ediyorum. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Ama yeni bilgilere, mantık süzgeciyle temkinli ve kabul edilebilir yaklaşmak lazım.

Rahmi amca eline gözüne sağlık. Bu bilgiler hiçbir yerde bu anlatımla bulunamaz. Bazen sizin gibi insanlardan yararlanmak bizi en doğruya götürecek yolda ışık oluyor. Umarım bir gün kendi sesinizden uzun uzun fikirlerinizide dinlemek nasib olur

Saygılarımla...

Dünya üzerindeki hertürlü milliyetçilikten nefret etmişimdir. Türk, arap, kürt yada başka bir ırkın müllüyetçiliği esasında konuşmak insanlığa hakarettir.
rahmi çelik - 21 Mayıs 2009 15:21
Default Avatar
bir hatıra olarak bende kalan bir halk evine gidiş hikaeymi sizlere anlatayım yaşım 7 veya 8 di birinci veye ikinci sınıfa gidiyordum
okulca bir gün bizi alıp bir halk evine görtürdüler ve orada hepimize birer hediye paketi hediye ettiler o paketin içinde ceviz büyüklüğünde birde sünger top çıktı ve dünyalar benim oldu o devirde eski bir evde kirada oturuyorduk bu topla evde oynarken bu topum tahta döşemenin altına kaçıverdi ve onu oradan alamadık yüreğim hala ona yanar çünkü buna çok üzüldüm ve ağlamıştım bunu hala unutamadım şimdi yaşım 73 tür ve işte o devirler alman harbi devirleriydi dünyada kıyametler kopuyordu ve ben çok küçüktüm ve halk evi hikayem böyle birşeydi ve o devirde öyleydi bir bezin içine ot veya paçavra doldurup onu iple sarıp onu top yapardık onunla oynardık ve çokta mutlu olurduk derim. rahmi çelik.
teomaster - 21 Mayıs 2009 19:56
Default Avatar
Sevgili @Giafieno,

Renklidergi.com a ilk girişim bildirgec.org'da bulunan bir üyenin imzasındaki linke tıklayarak oldu. Birkaç yazı okuduktan sonra kültür, sanat , edebiyat ve felsefe alanında fikir ve çalışmaların paylaşıldığı güzel bir site olduğunu gördüm. Hemen benimsedim. Çünkü farklılıkları zenginlik olarak gören, her türlü özgürlüğü savunan (ötenazi de dahil), her türlü özgürlük kısıtlanmasına ve pozitif veya negatif ayrımcılığa karşı olan biriyim. Yazınızda sorguladığınız üzere şeriatçı, yobaz veya geçmişe özenen birisi değilim. Bu siteye ilk yazdığım yazıyı merak edip okusaydınız bunu fark edebilirdiniz. Her neyse...

Lise, üniversite ve şimdi de iş ve aile hayatımda hep ezberleri bozma mücadelesi verdim. Bir yandan şeriatçı denilen, bir yandan Kemalist denilen, bir yandan sağcı denilen, bir yandan solcu denilen, bir yandan liberal denilen, bir yandan kapitalist denilen, bir yandan alevi denilen, bir yandan sunni denilen bir çok arkadaşım oldu ve var. Hiç bir beni sevmediği gibi benden nefret de edemediler. Beni sevemediler çünkü onlara dahil olmadım. Benden nefret edemediler çünkü dediklerimde hakaret, saygısızlık, itham, nefret, garaz, vs. hiç olmadı ve inşallah da olmayacak.

Sadede gelmek gerekirse;

Sizi ve bu sitedeki bir çok üyeyi henüz tanımaya başladım. Siz de beni tanımaya yeni başladınız. Bu nedenle aramızda yanlış anlaşılmaların vuku bulması normaldir. Bununla birlikte birbirimizi iyice anlayıp, yargılama hatasına düşmeksizin fikir alışverişinde bulunarak birbirimizden çok şey öğrenebileceğimize inanıyorum.

Arap yönetimleri de bizim yönetimlerimizden farklı değil. Menfaat odaklı olarak devam ediyor. Yönetim şekli farklı olsa bile yönetim mantığı belli. Cepleri dolduğunda milletlerini unutuyorlar. Halkı kolayca yönetebilmek için farklı cereyanları kaşıyarak milleti birbirine düşürüp kendileri parsayı topluyorlar. Ya da bazıları da (geçmişteki Saddam Hüseyin gibi) buna bile ihtiyaç duymayarak açıktan zulmünü yapıyor. Bu ise benim tahminime göre soğuk savaş sonrasında hızlı bir kapitalist geçişin sonucu. Ve bu sonuç tüm dünya ülkelerini ama en bariz olarak da Orta Doğu ülkelerini olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü kapitalizmin hammaddesi olan yeraltı kaynakları çoğunlukla Orta Doğu'da bulunuyor.

Son olarak;

Ben bilimi inkar etmiyorum. Zaten inkar etsem bir makina mühendisi olarak kendimle çelişirim. Ama diyorum ki maneviyatımızı köreltmeyelim. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görelim. Budist'in ineğe tapmasına da, yoga ile rahatladığına inanan insanlara da, inancı gereği başını örtmek isteyen insanlara da, herhangi bir ilah edinmeyen insanlara da yani kısacası her türlü inanç ve yaşayışa anlayış ve saygı gösterelim, yeter ki başkalarının özgürlüğünü kısıtlamasın. Hepimiz birlik ve beraberlik içinde insan ismine layık bir şekilde yaşayalım.

Çünkü dünyaya hepimiz sadece bir kez geliyoruz. İnsanca yaşamak hepimizin hakkı. Ve insanca yaşayabilmek için hepimiz birbirimize muhtacız...
Anı yaşa, Carpe Diem...
Giafieno - 21 Mayıs 2009 22:07
Giafieno
Sevgili teomaster,

Yazdıkların benim içinde aynen geçerli. Benimde hayatım seninkisi gibi hertürden, hertelden insanların arasında ama onlardan olmadan geçti ve geçiyor. Bir çoğu tarafsızlığın "gerizekalıca ve saçma" olduğunu iddaa etselerde bence heryöne aynı bakış açısıyla bakmak insanlığın içinde var.

Dediğim gibi hiçbir zaman taraf olmadım. Tek taraf olduğum şey Müslüman oluşumdur Peygamberimizin ümmetinden Allahın kulu olmak dışında tuttuğum bir tarafım yoktur. İnsanları haksız davrandıklarında, görüşlerü üstü dinimi "görüş" olarak yutturmaya çalıştıklarında, sadece maddi değil, manevi olarak da insanları kandırmaya çalıştıklarında yargılarım. Tabi en nihayi yargı Allah tarafından ahirette olacaktır ama benim haksızlığa karşı bakış açım, en basitinden bir kul olarak görevimdir diye düşünüyorum.

Bunun dışında kimseyi inancından ötürü hor görmek, dinini "inancı" doğrultusunda yaşamak isteyen ve sadece islam değil tüm dünya dinlerine mensub insanları ve ateistleri hoşgörüyle görmek sadece benim senin değil tüm insanlığın geninde olması gereken durumlardır.

Bu Platform her tür fikrin özgürce konululabileceği bir platformdur, sizin gibi, benim gibi, rahmi amca gibi, fikirleri bilgileri, deneyimleri olan insanların anlattıkları sayesinde bilgi daarcığımız gelişir ve daha geniş açılarla dünya penceresinden bakma olanağımız olur.

Saygılarımla...
teomaster - 21 Mayıs 2009 22:14
Default Avatar
Sevgili @Giafieno,

İlk defa tam kafama göre birine rastladım. Allah senden razı olsun. İnşallah sayımız artar =)
Anı yaşa, Carpe Diem...
muratmoon - 22 Mayıs 2009 09:34
muratmoon
@teomaster

3) Tamam melekler kazandı savaşı desem bu gerçekten sizin içinize sinecek mi çok merak ediyorum açıkcası. Yani tarih kitaplarına şu şekilde mi geçsin istiyorsunuz, Türkler Çanakkale savaşını meleklerin yardımıyla kolayca kazandı. Savaştaki insanın psikolojisini normal insan psikolojisi ile kıyaslamayın. Orada cehennemin içindeyken insan meleği de görür Allah'ını da. Ama sadece kendi zihninde.

4) Evet şehit dedelerimiz ebelerimiz ve onların önderliğini yapan atamız sayesinde. "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" diyebilecek kadar halkını tanıyan, başka ülkelerin boyunduruğu altında yaşamaktansa ölmeyi tercih edeceklerini bilen bir önder. Bu ülkede fikir veya inanç özgürlüğü yoksa biz şu an ne yapıyoruz acaba, fikirlerimizin farklı olduğu açık ama özgürce tartışabiliyoruz değil mi? Ayrıca savaştan çıkmış, yiyecek yemeği olmayan bir halka siz yavaş yavaş eğitimle devrim yapılabileceğini düşünüyorsanız çok pozitif olduğunu belirtmek isterim. Atatürk'ün yaptığı devrimlerden sonra geçen yıllar boyunca sizin de söylediğiniz gibi eğitimle devrim yapılabilecek bir sürü zaman vardı değil mi? Bana yapılan devrimlerden bir kaç tane sayabilir misin peki? Hatta ülkenin durumunun savaştan çıkmış haliden çok daha iyi olduğunu düşünürsek bunun çok daha kolay olması lazımdı değil mi?

5) Türkiye devlet değildir, Türkiye ülkedir. Türkiye sınırları içinde bu vatan için ölen herkes de Türk'tür dedim. Buna itirazınız varsa cevap vereyim yoksa konuyu farklı tarafa çekiyorsunuz. Ben devlet yada başka birşey için savaşıldığını ima etmedim açıkca orada "vatanı belirlemiş ve onun için canını veren" dedim.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
teomaster - 22 Mayıs 2009 14:25
Default Avatar
3) Kurtuluş ve Çanakkale Savaşları, yetenekli komutanlar ve askerler ile milletin fedakarlığı sayesinde Allah'ın yardımı ile kazanılmıştır. Bu şuna benzer; bir sene boyunca ÖSS'ye çalışan öğrenci sınav sabahı hastalanırsa kazanabilir mi sınavını? 1 yıl boyunca çalıştığı sınava sorunsuzca girip başarılı olan öğrencini çalıştım ve kazandım. Bu başarı tamamen bana aittir demesi bana göre ahmaklıktır. Çünkü;

Ailesi 1 yıl boyunca ona maddi ve manevi destek vermiştir. Allah 1 yıl boyunca onun beden fonksiyonlarının normal bir şekilde çalışmasını ve sorunsuzca sınava girmesini sağlamıştır.Yani sınavda başarılı olmasını bırakalım, sadece sınava girebilmesi için bile gerekli olan şartların ancak binde birini çalışarak kendisi başarmıştır. Yaptığı binde birlik işi büyütüp, tüm parsayı kendine mal etmesi cahilliktir.

İnsanın nefes alıp vermesi, kalbinin atması, ağızdan sonraki sindirim ve boşaltım sistemleri, dolaşım sistemleri, hücrelerin yenilenmesi, yaraların iyileşmesi gibi bir çok yaşam mucizelerinin hepsini gözardı edip de, manevi yardımları göz ardı mı edeceğiz?

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları'mızda da Allah bu millete yardım etmiştir. İslam büyükleri yardım etmiştir. İsteyen inanır, istemeyen inanmaz. Bu inanç meselesidir. ne kadar tartışsak da, artık bir yere varabileceğimizi zannetmiyorum. Bu yüzden kendi adıma bu maddeyi noktalıyorum.

4) Zaferler ve başarılar orduya, millete verilir. Kusurlar ve mağlubiyetler kumandana verilir. Örneğin; son teknoloji bir CNC tezgahı düşünelim. Tüm sistem son teknolojiye göre düzenlenmiş, her şeyi tıkır tıkır çalışıyor. Bu tezgahın başına bu tezgahtan anlamayan bir operatör geçse ve sonucunda bu adam kusurlu iş çıkarsa tezgah mı suçludur, iş bilmeyen operatör mü? İşi bilen bir operatör geçse ve kaliteli ürünler çıkarsa, bu işteki tüm başarı bana aittir derse ne kadar adil olur?

Ordu ve milletleri de makinalara benzetirsek, başa geçen kumandanlar ve devlet adamları başarı sağlıyorlarsa bu önce milletin ve sonra o başarılı kumandan veya devlet adamının başarısızdır. Başarısızlık varsa da bu sadece kumandan veya devlet adamının başarısızlığıdır. Çünkü iyi yönetememiş, becerememiştir.

Yiyecek ve içeceği olmayan halkın kalan son paralarını şapkalara verdirtmek doğru bir yöntem midir? (Nedense kanun hala yürürlükte olmasına rağmen o değerli şapkaları asker ve polis dışında memurlar bile takmıyor. Takılması gerektiğini savunan da yok)

Ben Atatürk devrimlerine karşı değilim. Uygulanış yöntemlerinin kusurlu olduğunu savunuyorum. Örneğin harf inkılabı gerekliydi. Ama harf inkılabının illa da Kuran okunup yazılmasını yasaklayarak ya da Osmanlıca eserler barındıran devlet arşivlerinin ve kütüphanelerinin yağmalanmasıyla yapılması gerekmiyordu. Ve batının kokuşmuş felsefesinin millete dayatılması gerekmiyordu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ana hedefi muasır medeniyet seviyesine yükselmektir. Bu hedef ekseninde sayabileceğim devrimler;

1- Çok partili sisteme geçiş,
2- Askerin devlet yönetimindeki tesirinin azaltılıp hakimiyetin sivil iradeye kaydırılması, (Atatürk "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" demiştir ancak yaşamı bu hedefi gerçekleştirmesine yetecek kadar uzun olmamıştı malesef)
3- Erasmus projesiyle uluslararası bilim işbirliği,
4- Sivil mahkemelerin kurulması... gibi...

Bunlar birkaç tane dediğin için bu kadar. 100 tane istersen 100 tane de sayarım.

5) Sadece tek bir şey sormak istiyorum. Türklük genetik midir, yoksa sonradan Türk olmak mümkün müdür?
Anı yaşa, Carpe Diem...
Giafieno - 22 Mayıs 2009 19:08
Giafieno
Devrimlerin, kanunların yapılışı, uygulanışı herzaman bu tarz tartışmaları doğurmuştur. Çünkü bir toplumda insanların hepsi bir değildir. Örneğin askerde aynada, şurda burda benim için saçma sapan uyarılar vardır. Bu uyarılar 5 yaşında çocukların anlayacağı şekilde yapılmıştır. Ancak askere yüksek zekalı ve herşeyi şıp diye anlayan insanlar gidebildiği gibi zır cahil, neyin ne olduğunu ancak birisi söleyince yapabilen zekalarda alınır. Asker, herkesin uyacağı düzeni, herkesin anlayacağı şekilde yapar. Bu yüzden bize askerde "mantık dışı" gelen birçok şey aslında çok gerekli şeyleridir.

Konuyu askerden açtım şimdi devrimlere geleyim. Atatürk devrimleri yaptığında, şimdi olduğu gibi o zamanda Türkiye her anlayışın hakim olduğu , çoğunluğu cahil ve fakir bir ülkeydi. Yapılan devrimleri idrak edemiyecek (ki hala idrak edemeyen okumuş beyinlerde mevcut:)) çok insan vardı ve bunlar kısa sürede uygulanmassa, daha kötü şeylerin olacağı hesaplanıyordu.

Bunu şöyle düşünün, Kur'an alkolü yasaklıyor. Ama aynı kur'an alkolün içinde hayırlı şeylerin olduğunuda yazıyor. Uygulanışına baktığınızda insanlar alkolü evime sokmam çünkü haram diyerek reddediyor. Halbuki aslolan şu, alkol gereğinde kullanıldığında iyi birşeydir, insanlığa yararı vardır, ancak gereğini aştığında insanlığa zarar verir. Ama o zamanın insanları zır cahil olduğu için (ki kur'anda zaman yoktur bu zamanda da zır cahil insanlar vardır) hepsine haram kılınmıştır. Yani kural en aykırı insanların anlayabileceği şekliyle uygulanmıştır.

Atatürk o zamanlarda halkın seviyesini hesab ederek, onlara bu devrimleri dayatmıştır. Çünkü halk için iyi olacağını düşündüğü şeyleri onlara anlatmak için harcıyacağı zaman, bu ülkenin kalkınması için gerekliydi.
rahmi çelik - 23 Mayıs 2009 03:27
Default Avatar
sayın arkadaşım giafieno önce Allahın selamı üzerinize olsun derim.
efendim din siyasetten ayrıdır deselerde ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum çünkü bunun bir formülünü buldum ve 4*4 lüktür zaten hayatın kanunlarıda 4*4 lüktürler bunu zaten yüce Allah dengelemiştir bende ona uydum şöyle ki
1- din 2- siyaset 3- devlet 4- ticaret 5- insan bir bütündürler bunlar ayrı düşünülemezler bunun birini ayırısak insanı parcalara ayırmiş gibi oluruz ve o insan hiç bir işe yaramaz şekli bu formülün özüdür onun için her hareketin ve her sözün içinde din vardır bunu hiç kimse yok edemez bu bir yaratılıştır onun için bir işle uğraşırken her mümin Allahın adına anmak zurundadırlar çünkü Allah bizden bunu böyle istiyor ve bu bir hukuktur aksi halde bu işlerimiz bereketsiz olur diyen yüce rabbimizdir derim
sayın kardeşlerim bu kuran ve bu islam bütün insanlığı bir ümmet olarak bir birine bağlar biz istemesekte bu bir yaratılıştır onun için biz burada hiç bir ırkı suçlamadık buna hakkımızda yoktur biz bu insanlığa bir bütün olarak bu kuran açısından bakınca ortaya Allahın verdiği islam dininin hukuku çıkıyor ona uyanlara sevap ve refah ve saadet vardır uymayanlarada ceza ve kölelik vardır biz bunu anlatmaya çalıştık hepsi budur bu kral olur toplum olur ve bütün insanlık alemi olur bu fark etmez çünkü sorumluluk halini yüce Allah suhruf suresinin 44. ayetinde bütün insalığa yüklemiştir krala değil onları hesapları ayrı görülür işte toplumlar kendilerini ve insanlık güçlerini çok iyi tanısınlar ki maide suresinin 60. ayeti gereğince çok ağır bir cezaya müstehak olmasınlar işte ortaya bunu da koyduk hepsi budur ve insanlar ancak inandıkları dine göre yaşarlar haberide bu kurandadır eğer bu insanlık alemi bu toplumlar bu yaşadıkları dünya hayatından eğer memnun değilseler bu demektir ki bu insanlar bu islamı iyi tanımamışlar demektir çünkü yüce Allah insanın mutlu olmasını istiyor öyleyse gene suç toplumundur olduğu açıktır demokrasiyi ve insanlık haklarımızıda ancak Allah belirler bunu bu insanlık alemine ve bu insanlara kim ve nasıl ve nelere dayanarak anlatacak bu laf kalabalığı ile değil bir ilmi hesap ve ölçü işidir yüce Allah kuranda doğru ölçün doğru tartın diye uyarıyor bunu bu insanlara kimler ve nasıl anlatacaklar onuda arıyorum siz kardeşim ben bir arabım diyorsunuz bende türküm Allah bizi böyle yaratmış bu benim kabulümdür fakat Allah bu bütün insanlığı tek dine ve bu kurana bağlamıştır bunu kuranda ali imran suresinin 85. ayetinden anlıyoruz ve ben böyle anladım siz anlaşıldığına göre arap dilini ve türkçeyide biliyorsunuz acaba zuhruf suresini 44. ayeti ve maide suresinin 60. ayetini ve ayrıca islamda ümmet nedir bunları türkçe olarak nasıl anlataçaksınız ve yorumunuz nedir çünkü birilerini suçlamak çok kolaydır ilmi çareler üretmek te çok zor iştir eğer bir çare ve ölçü üretirseniz şimdiden teşekkür ederim onun için kavga değil çözüm üretelim her milletin yanlışlarıda önce onları bağlar derim Allah millette değil takvada üstünkük arıyor ilmi ve dini ölçümüz budur 1977 yılında işçi olarak suudi arabistanda bir sene çalıştım 1980 senesinde libyada işçi olarak bir sene hemde fizana yakın bir çölde çalıştım ve 2004 yılında da bizim hanımla hacca gittim bu vesileler ile oraları görmeyide Allah nasip etti yani azda olsa oraların tanımak fırsadım oldu derim şunu ifade ederim ki ortada bir sosyal sorun ve suç varsa bu toplumundur ve bütün insanlığındır derim ve kralın kulu değil Allahın kulu olmalarını gene Allah haber veriyor daha ne diyeyim. rahmi çelik.
rahmi çelik - 23 Mayıs 2009 04:01
Default Avatar
burada şunuda söyleyeyim bu insanlık aleminin dört büyük ve en önenli sorunları vardır bunlarda dört dörtlütür ler 1- devlet olmak sorunları 2 - para bilinci sorunları
3 - toplu yaşam için sosyal amaçlı ve yeterli derecede kullanışlığa sahip olan yalnız halka hizmet veren toplu konut sorunları vardır 4 - enerji sorunları vardır bunları çözünüz bu dünyanız cennet misali olsun derim ve bu insanlığın bunları yapmaya güçleri yeter bu insanlık içindir ve yüce Allah ölümden başka her sorunun çaresini vermiştir ölüm halimizde benin anladığım kadarıyla bu dünyada tuttuğum bir askerlik nöbeti misalidir eğer bunu başarırsak kazanırız derim ve halka hizmet hakka hizmettir bunun ecride yanlız Allaha aittir çünkü Allah bir ayetinde bana güzel bir borç veren yokmu onu ona fazlasıyla vereyim diyor saygılarımla bütün doslara selam olsun eğer vaktim olursa bu sefer çok başka konulara değineyim belki sizlere faydalı olurum derim rahmi çelik.
teomaster - 23 Mayıs 2009 15:22
Default Avatar
Sevgili Rahmi amca,

Laikliği savunan biri olarak siyaset, ordu, devlet ve din kavramlarının kesin çizgilerle birbirinden ayrılmasına taraftarım. Bu konuda sizinle aynı fikirde değilim.

Demokrasi ve insan haklarını Allah belirler demişsiniz. Peki Allah'a inanmak zorunda mı insanlar? Allah'a inanmayanların haklarını kim belirleyecek? Veya Allah'a inanmayanlar yönetimdeyse insan haklarını ve demokrasiye neye göre belirleyecekler? Yani lütfen evrensel değerler üzerinden konuşalım. Allah inancı tüm dünya insanları için geçerli değildir. Kuran'ı da dünyanın büyük çoğunluğu kabul etmemektedir. Yani Allah ve Kuran yalnızca biz Müslümanları bağlar.

Sevgili @Giafieno,

Alkolü içmek haramdır. Azı da haramdır çoğu da haramdır. Diyanet de dahil olmak üzere bütün İslam görevlilerinin fetvası bu şekildedir. Diğer yandan alkolü temizlik ve hijyen amaçlı kullanabilirsiniz.

Ayrıca faşizm, komunizm ve Kemalizm, uygulanış yöntemlerinin insan yaratılışına uygun olmamasından dolayı halka mal olamadılar. Bugün cumhuriyet devrimlerinin halka mal olduğunu iddia eden varsa, hayal aleminde yaşıyor demektir...

Sevgilerimle...
Anı yaşa, Carpe Diem...
rahmi çelik - 24 Mayıs 2009 02:16
Default Avatar
sevgili arkadaşlarım önce selam ederim sağlık ve afiyetler dilerim
malumdur ki biz insanları yaratan yüce Allahtır isterse buna bütün insanlar inanmasada bu böyledir çünkü Allahın kuralları değişmez müslüman olanlarımızın bir çoğu fatiha suresini bilirler orada geçen (er rahmanir rahim) kelimeleri sizin sorunuzu zaten çözer görülüyor ki Allahın iki sıfatı vardır bunun birisi bu dünyada işler o rahmandır yani yarattığı her kulunun rıskını o kuluna o kul ona inanmasada verir eğer bu böyle olmasaydı dünyada tek insan kalmazdık hangimiz Allaha gereği gibi inanıyoruz ve ondan korkuyoruz onun için en azılı olan kafirin firavunun nemrutun ve enperyalist güçlere en lüks dereceden rızıklarını varen Allahtır onun için insan oğlu ataiste olsa onlara yaşama hakkı tanıyan Allahtır biz onları ateisliği yüzünden öldüremeyiz çünkü onun tövbe şansıda vardır bu hal Allah ile onu bağlar ona başkaları karışamaz demektir.
yüce Allahın ikinci sıfatıda rahimdir işte bu rahim sıfatı ahirette hesap günü ortaya çıkar ve o gün kafirlere zırnık verilmez onların yemeklerin Allah belirlemiştir kuranI biraz okursanız bunları görürsünüz bunun ölçüsüde budur diyebilirim.
şimdi gelelim laiklik terimine bu konuya bir ayete göre dinde zorlama yoktur haberi vardır fakat bakara suresinin 193. aytindede zorlama vardır yani onlara savaş açınız deniyor ki bunlar müminlere söyleniyor çünkü öncü ve ölçü ve numune onlardır ama onlarda cahil olunca işler karışıyor biz onlara alim gözüyle bakalım çünkü Allahın dininde çelişki bulunmaz diyen Allahtır o halde bu durum çelişki gibi görülsede bu çelişki değil ilmi bir çözümdür çünkü dünyada her kişinin her toplumun yaşama ve Allahın verdiği her nimetten eşit ölçüde istifade etmeye hakları vardır eğer birileri çıkarda bu insan haklarını bu kişisel haklarını bu toplom haklarına bu kamu haklarına zarar verirse onun üstüne harp açılır veye başka türlü cezalar verilir işte her kulun yaşama hakları böyle kazanılır evet diyelim ki kişi kafirdir ama onun yaşama haklarını Allahın verdiği bütün insanlık haklarını onun elinden kendi aklımıza ve nefsimize göre alamayız eğer o inanmasada o belittiğim gibi birilerine veya topluma zarar verirse onun hasabını ondan o toplum veya kişiler kuran ölçüleri içinde sormak topluma ve hukuk devletine düşer yani hukuka düşer bu hukukta aklımıza ve nefsimize göre değil allahın verdiği bu kurana göredir eğer bunları bilmezsek kralın biri gelir kanun benimder her şeyimizi elimizden alır ve bütün insanlık haklarımızı siler geçer eğer bu derslerimizi hep birlikte çalışırsak onu öğrenirsek ki bu bir kulluk ve ibadettir yani islama bağlanırsak toplumda o kralı siler atarlar derim ve oraya Allahın dinini kor ki ona uymayanların defterlerini o toplum hukuk şekliyle dürüverirler derim.
inşaAllah anlatabildim bunları kurandan çıkaracak hukukcuları yetiştirmek gerekir görüyorsunuz yerimiz çok dar onun için kısa kesiyorum hem sizler bıkmayasınız içindir selamlar.
not: daha önceki verdiğim ölçüler doğrudur çünkü her işte dini kullanmak zorunluğunu Allah koymuştur eğer siz bunu yapmazsanız onu başkaları doldurur ben sadece olayın durumunu yorumladım
mesela cumhuriyet, demokrasi, laiklik, funtementelislik, te bir 4*4 lük oluşturur bunlarıda bu sorunuzun içinde gösterdim bunları müslüman alimler ıskalayınca bunları başkaları kendi dillerince adlandırmışlarsa ben ne yapayım mesela şura demek demoksrsidir cumhuriyet demek onun koruyucu devlet şeklidir yani demokrasi hali cumhuriyetle kaynaşmıştır laiklik insanların hak ve hürriyetlerini ayırandır isteyen istediği gibi yaşarlar ama toplumun ve Allahın haklarınıda unutmamak lazım orada da dinde ki sorlama şekli uygulanır yani dünya işini doğru yapmayana zaten halk kendiliğinden ceza verir fakat onun duasına kimse karışmaz o gitsin kendi hesabını kendisi Allaha ödesin mesele budur derim fakat ne yazıktır ki bizim bilginlerimiz takke ve tekke ve saç sakal ve saç kılları ile uğraşmışlar gerçekleri hep es geçmişler derim kuran bütün insanları bağlar buna innanmayanlarda kendileri bilirler derim çünkü dinde zorlama yoktur şekli budur bundan daha iyisini bilenler varsa onuda onlardan dileyelim buda laikliktir demokrasidir bunu koruyucu güçte cumhuriyet hukuk devletidir onun sahibide o milletin kendileridir onun için hakimyet kayıtsız şartsız milletindir ilkesi bir insanlık hakkıdır ve haktır ve allah vergisidir derim. işte dünyada altı milyar insan var herkez bu taşın altına elini koysun ve düşünsün Allah siz düşünmezmisiniz siz akletmezmisiniz diye bunun için söylüyor tabiidir ki anlayanlara derim rahmi çelik.
rahmi çelik - 24 Mayıs 2009 03:26
Default Avatar
mesla insanlar olarak şöyle bir düşünelim yüce Allah bu insanlığa açtığı bu dünya ve bu kainat sofrasına bir takım insanlık haklarını sömüren güçler kralca şekliyle el koymuşlarsa ve onlar bu insanlığı bu sofraya yaklaştırmıyorlarsa üstelik onları açlığa sefalete ve cahalete itiyorsa bu insanlık bu zülüm karşısında susacakmı bu insanlık haklarını aramıyacaklarmı kral denilen kişi tek ve yalnız bir adamdır etrafındaliler zaten dalkavuklarıdır onu korumaları olarak kapı kulu olarak kiraladığı kişilerde o toplumun içinden onun seçtikleridir işte durum budur onun için toplumlar bu bilinç içinde olmalıdır kime yem olduklarını ve bunu göremeyenlere aptal denirse ona kızmak yerine bunun üzerinde düşünmek gerekir mesela bir türk efsanesi olan bir bolu beyi ve kör oğlu hikayesi vardır kendini bolu beyine teslim eden kişiyi o bolu beyi onun gözünü oydurur fakat gözlerini bu bolu beyine kaptıranın oğlu bu haksızlığın karşısında direndi ve o kazandı görülüyor ki kör olmaktansa kör yaşamaktansa bir kör oğlu olmak daha büyük haktır ve şereftir onun için zulme boyun eğmeyin diyen yüce Allahtır ve bunu kasas suresinin 5. ve 6. ayetlerinde haber veriyor yani biraz çabalayın diyor yani armut piş ağzıma düş demek hiç bir ihtiyacı karşılamaz çünkü o armut kendiliğinden düşmez ve yetişmez ona gereken emeği vermek gerekir hırsızlar bile kelleyi koltuğa alabilirlerdken o malın gerçek sahipleri neden onlar kadar olmak istemiyorlar işte ölçü ortadadır ve camiler bunun içindir bu halk evleride bu dayanışmayı yapmak içindi buna göz yumanlarda biz eziliyoruz demeye dahi onların hakları yoktur çünkü onların hakları ezilmettir buda Allahın değişmez kanunudur bilmem birşeyler anlata bildimmi Allah ezilenlere bir kıpırdanın ilmi çareler üretin diyor bu çağrıya kulak tıkayanlar hırsız kadar olamazlar çünkü onlar çalışıyorlar açık bırakılan korumasız olan her kapıdan her zaman hırsızlar girer dövünmenin eyvah eyvah demenin bir çare olmadığı açıktır Allah bu işi kuran da böyle anlatıyor ve bende böyle anladım başkalarını bilmem derim. rahmi çelik.
rahmi çelik - 26 Mayıs 2009 15:06
Default Avatar
insani olan her söz her yazı her yapılan iş her yorum daima eleştiriye açıktır çünkü hiçbir insan tek başına her şeyi tam bilmediği gibi gene hiç bir insan her insanın gönlüne göre şerbet veremez onları memnun edemez onun için demokrasi rejimi ve onun eşiti olan toplumsal bir şura hali vardır en sonunda en iyisi orada kabul ediler ve sonuç artık o kişinin değil o toplumundur veya insanlığın olur eğer bu alınan kararda bir noksanlık versa o yeniden gözden geçirilir çünkü karar kralın değil toplumun olmalıdır ki kendi sorunların onlar bu şekilde kendileri çözmüş olsunlar deriz.
biz insanlar mutlak kurana yani onu bize veren Allaha teslim olmalıyız çünkü enbiya suresinin 10. ayeti bunu anlatıyor çünkü huzur ve insanca yaşama hakkı ve onun modelleri kuranda yazılmıştır bunu görmeyenlere Allah kördürler diyor bunu duymayanlara da onlar sağırdırlar diyor bu kurana gereği gibi önem ve değer vermeyenlerede onların kalpleri mühürlüdür diyor yani isteyen istediğini yapar sonuçlar Allaha gider nahl 36. ayette görülen tagutlara değil derim.r.ç.
muratmoon - 03 Haziran 2009 17:29
muratmoon
@teomaster

4) "devrim" diye saydığınız şeylerin halkın eğitimi ile mi sağlandığını savunuyorsunuz? Bunlardan hangisini halk gerçekleştirmiş?

5) Bu sizin ne amaçla kullandığınıza bağlı. Terim olarak soruyorsanız Türk demek Türkiye'de yaşayan bu ülkenin kültürünü ve ideallerini benimsemiz kişidir. Ama aynı zamanda soy olarakta kullanılabilir ki o zaman genetik olur.

Eğer bir insan belli bir süredir bu ülkede yaşıyorsa, artık bu ülkenin kültürünü ideallerini benimsemişse kendine Türk diyorsa siz ona sen Türk değilsin diyemezsiniz. Özetle sormak istediğiniz bu ise. Genetik olarak hangi soya ait olduğunun hiçbir önemi yok.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
rahmi - 29 Eylül 2009 03:22
Default Avatar
insan oğlu kanın erkek olarak doğuştan asker doğarlar ama bu askerlik te iki türlüdür bunun bir şekli Allahın askeri olmaktır bunun şartıda bakara suresinin 193. ayetinde açıkça görülür buda şöyledir (fitne yer yüzünden kalkıncaya din de yalnız Allahın oluncaya kadar onlarla savaşın eğer savaşa son verirlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur) işte bu ayete göre savaşanlar Allahın askerleri olurlar derim bunu yorumuda özetle şudur yani bütün insanlık haklarınızı çalanlardan geri almak için vede bu haklarını birilerine kaptırmamak ve onlara çaldırmamak içindir işte bu islami iman içinde olmak şartı içinde olmak hali Allahın askeri olmaktır.

birde şeytanın askeri olmak vardır ki bu durumda şöyledir bu savaş işinde kendi nefsinin özel çıkarları uğrunadır veya taguttunun emrinde ona hizmet için bu hapler yapılırsa bu askerlik işide şeytanın askeri olunur derim.

bu haplerde Allahın askerleri ölürlerse bu uğurda ölenlere şehit denir bu ünvanı onlara Allah vermiştir.

eğer şeytanın askerleri bu harplerde ölürlerse onlar kendi nefsinin uğruna veya tagutunun uğruna öldüğü zaman onlarda boş yere öldü denir ve onların diriside ölüsü de işe yaramazdı diye tarihe gömülürler

onun için insan kimin askeri olduğunu iyi bilmeli ki gerekirse bu uğurda ölürse onlar şehit olmalı eğer bunu aksi olursa onlarda şeytanı askeri olarak onlarda niyazi olurlar demektir bunu ben demiyorum bu kurandan anlaşılan budur derim çünkü bu ayet ortadadır eğer Allahın dini için savaşılırsa o zaman şehit olunur gerçeği vardır derim r.ç.
rahmi celik - 23 Ocak 2010 16:55
Default Avatar
parayla kiralanan askerler zoru görünce kaçarlar çünkü onun için para önemlidir onun vatanı parasıdır. yani onlar bir yabancı sermaye gibidir ve o gidicidir.

vatanı için asker olanlar ölürlerde düşmandan kaçmazlar çünkü vatanı onun için bir cennettir ve onun başka gideceği yeride yoktur. o orada doğdu ve orada ölecektirve neslinide orada yetiştirecektir,onun için onların ölüsü dahi o toprağın tapusudur. o eğer bir müslümansa o şehitte olur.

paralı askerler geldikleri yere giderler onlar başkaları için ölümü göze almazlar neden alsınlar ki, o bu işi zaten para kazanmak için yapıyor savaşta teslim olmak veya kaçmak onun için en akılcı iştir.

hani derlerya yiğitliğin ondadokuzu kaçmaktır biriside ortalıkta hiç görünmemektir işte paralı asker kiralık asker odur.

gerçek vatan evladı kiralık olmadığı için, vatanı için ölmek onun için bir şereftir, ve onlar daima şanla ve şerefle anılırlar ve onlar milletinin yüz akıdırlar.

kiralık olan da yöğmiyeyle çalışan bir işçi gibidir aldın paranı veya tazminatını senin işinde bitti derler, ama vatan evladına bunu kimse söyleyemez..

çünkü vatan onundur ve onlar vatanlarının kurbanıdır ve fedaisidir onun için gerçek asker vatanın gerçek sahibi olanlardır diğerleri lejyon olur kiralik katiller olurlar bunun ilmi ölçüsü budur derim. r.ç.
rahmi celik - 05 Şubat 2010 23:35
Default Avatar
evet