“ay vurulurken gecenin sırrına, tavırlı yüreklerin ipi çekilir idama, çekiliverir en çıplak tenler mahremine, bir kadın vurulur mahallede, tiz çığlığında sema göğünü kapatır, bir beden kaldırıma dayanır, sokak arşınlanır ruh cana dayanır, bir kadın serseri, tozdan kıvrak, yelden asi, bir kadın gözleri göğün mavisi, uyan kadınım bir andır bir ömrün nişanesi”

09 Mayıs 2013
zetthdark

“Gözünü açtığında gördüğüydü, gülüşüne mühürlendiği, yalın ayak yaşamın bahçesinde yürümekti ona uzanmak. Cumbalı pencereden başını uzatıp baktığında tutulabilirdi güneş, çehresinden kamaştırıp ateşini, yakabilirdi kendini. “

23 Nisan 2013
zetthdark

Durdu çocuk aniden, tuhaf bir ses peydah oldu kulağında, anlamsız bir tını, tiz-bas arası, çığlık ve fısıltı karışımı tuhaf bir ses. hani sanki 7000 yıl susmuş, 700 yıl dinlemiş, 70 yıl çilehane ilminde lal edilmiş, 7 yıl ahur-u azab etmiş de bugüne yetişmiş kadar huzur verici ve sanki 7000 yıl yerküre nezdinde harlanmış, 700 yıl cehennem kozalaklarıyla horlanmış, 70 yıl araf azabında kalmış, 7 yıl kabir azabıyla sual vermiş iblisin çığlığı kadar korkunç bir sesti duyduğu.

20 Nisan 2013
zetthdark

Safran sarı çeyizlerin naftalin kokuları arasında, keşif peşinde bir kaşif benliğim. Ah ne macera ama, senaryosu klişelerle süslenmiş diyaloglar arası lal kesmiş zamanın dili. Nasıl başarabildin bizi bu denli kandırmayı, nasıl dosttuk oysa kahkahalarla şenlenen genç ruhların bünyesinde, ayın dolunay şavkına vurduğu hiç kararmayan aydınlık gecelerde.

14 Şubat 2013
zetthdark

Safran sarı çeyizlerin naftalin kokuları arasında, keşif peşinde bir kaşif benliğim. Ah ne macera ama, senaryosu klişelerle süslenmiş diyaloglar arası lal kesmiş zamanın dili. Nasıl başarabildin bizi bu denli kandırmayı, nasıl dosttuk oysa kahkahalarla şenlenen genç ruhların bünyesinde, ayın dolunay şavkına vurduğu hiç kararmayan aydınlık gecelerde.

14 Şubat 2013
zetthdark

Bu ara hiç olmadığım kadar cesurum, cesurluğumdan beslenen korkaklığımla cephelere bürünüyorum, kaybedilecek bir savaşa hazırlanan bir kral var benliğimde. Ne taht’ta gözü var ne saltanata hakim. Hendekler kazıp askerlerime siper yapıyorum, sonra kazdığım hendekleri topraklarla doldurup diri diri gömüyorum kahramanlarımı. Bu ara zamana kafa tutup çokça gülüyorum, gülümsemelerimden yaşlarım, ruhuma anlatıyorum. ne ruhum benden razı, ne ben ondan davacı.

24 Ocak 2013
zetthdark

Ta ki seslerin hoşgörü adına büyük harflerle halka halka yayılacağı son ana denk. Sevgi fısıltılarının yürek marşlarına bestelenip bir ağızdan söyleneceği güne denk. Zamanı durduranlar dışında olan herkes için bu yazı..

23 Ocak 2013
zetthdark

Ta ki seslerin hoşgörü adına büyük harflerle halkahalka yayılacağı son ana denk. Sevgi fısıltılarının yürek marşlarına bestelenip bir ağızdan söyleneceği güne denk. Zamanı durduranlar dışında olan herkes için bu yazı..

23 Ocak 2013
zetthdark

ah, kimselerin vakti yokdurup ince şeyleri anlamaya

kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar

evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya

yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı

10 Aralık 2012
zetthdark

Emma Bombeck Avustralya'da kanserden öldü.. Ölümünden hemen önce şunları yazmış...

‎"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;

Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..

07 Aralık 2012
zetthdark

"ve külkedisi kaçarken, papucu ayağından fırladı. ertesi gün prens ayağı bu papuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. ülkenin tüm kızları, prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler..

04 Aralık 2012
zetthdark

İlk defa görmediğime yemin edebilirim seni ilk defa tatmadığım gibi aşkı, zamanların en zihne mühürlediği anlara denk düşmeli yüzün, yoksa her bir çizginin yolları yüreğime götüremezdi beni. Zamanın ters saatlere vurduğu bir koridordayım, kat ettiğim yokluğun, yokluğu tanıyorum aşkın başlangıç noktasından beri vardı. Öyle olmasa terse akmazdı bu zaman durduk yere, bu kadar karanlık görünmezdi bu koridorlar. Bilmediğim yollarda adımlar atıyorum, herkes kadar korkak, yalnızca sen kadar cesur.

21 Kasım 2012
zetthdark

Buğulu bir pencereden bakıyorum sokağa, insanlar ne kadar kalabalık, ne kadar aceleci herkes başka bir yöne koşuşturup duruyor, ne kadar da telaşlılar. Birbirinden bağımsız, birbirinden habersiz yan yana yürüyorlar hayata doğru. Yaşamımızın anlık seyircileri, kim bilir kaç insanla aynı havayı soluduk anlık, kaç kişi çarptı hızlıca yürürken, kaç kişinin anlık kadrajına dahil olduk. Milyonlarca puslu yüz var hafızamda, sadece bir kaçı öne çıkıyor ne acı. İçlerinde netleşen, netleştikçe canımı yakan, netleştikçe tebessüm saçan bir kaçı sadece. Puslu yüzleri yokluyorum yaşlı hafızamda ama nafile seçemiyorum, geçmişte göremediklerimi göremiyorum bu yalnız günlerimde.

09 Kasım 2012
zetthdark

Tüm geçmişe pazartesi’den bakmak güzel !!!

uzun birbirini takip eden yağmurlu ve soğuk günlerden sonra doğar ya hani güneş o güneşte ısınmak güzel. Bir ufuk çizgisinde yüreğinin, geçmişinin ve geleceğinin ince ayarında akort değiştirmek ne heyecanlı. Hani sicimine ağırlığınca küfür yağdırıp, hani ebesini yeni jenerasyon dumanı üstünde fantezilerle süslediğin sevgilinin selamında iştahlanmak. Siz ne derseniz deyiniz pazartesi başlamak için en ileri noktadır.

20 Ekim 2012
zetthdark

Umut ve umutsuzluk, beklenti ve beklentisiz oluş, dilemek ya da dilememek. Ne kadarda iç içe geçmiş sarmaşıklar misali. Bir madalyonun bir yüzünde bir duygu, diğerinde başka bir duygu. Nasıl ayrılabiliyor ki bunlar? Ya da ayrılması şart mı? Bilinmezi işte hayatımızn. Bir kendine yetebilir olmanın gücü güç katarken bize, aslında başka taraflardan çalıveriyoruz kendine yetebilmek adına. hayata gururi bir bakış. çokca günahın cezbinde, yasağın elmasında, sevişmekten yorgun beden terinin kekremsi tadında.. geçince ayna karşısına hayatın cenin pozisyonunda, vicdani bir takipteyiz kendimizle başbaşa..ama En çok da zamandan çalıyoruz be dostlar. ömürler, duraklar bir bir geçerken oysa zaman ne kadar da dar. Halbuki ozanın da dediği gibi iki kapılı bir handayız. Gidiyoruz gece gündüz.

04 Ekim 2012
zetthdark
< Önceki1234...