İnternette İngilizce olarak zamanında bir yerden kopyaladığım bir yazıyı, hayal gücümle harmanlayarak Türkçe’ye çevirdim:
Bir kadının yakın arkadaşı olan bir erkek varsa, kuvvetle muhtemel, o kadından hoşlanıyordur. Erkeklerin ilgi gördüklerinde, ilişki uzmanı duygusuz bir komando olmadıkları sürece, her zaman karşılık vermelerinden kaynaklanır bu. Onları yakın arkadaş olarak gören kadınların etrafında fazla gezinmelerinin de sebebi budur aslında.
Erkekler kadınları arkadaş olarak göremez çünkü. Gel gör ki, erkek kendisini arkadaş olarak gören kadına içini dökmeye kalkarsa, o kadın kaçar ve eğer erkek fırsat bulup da anlatırsa hissettiklerini, hep aynı cevabı alır: “Sen mükemmel birisin ama ben seni arkadaş olarak görüyorum”. Bu, erkeğin bir iş görüşmesine gidip, muhteşem bir CV verip, “İş için tam aradığımız adamsın; bütün istediğimiz özellikler sende var ama seni işe almayacağız” cevabını alması gibidir.
Üstelik CV’niz diğer adayları kıyaslamakta kullanılacak kadar da iyidir ve en sonunda sizden çok daha yeteneksiz biri işe alınır; hatta muhtemelen ya alkoliktir ya da benzer bir büyük sorunu vardır. Doğal olarak işe alınan eleman, işin altından kalkamaz ve yeni elemanı seçmek için size başvurulur ama siz yine de işe alınmazsınız. Nedenini sorduğunuzda, patron sizi bir köşeye çekip, “Seni hep bir aday olarak gördüm; işveren-çalışan olarak bu ilişki yürümez” der. Kısacası, sizin işe alınmanız söz konusu bile değildir ama işe alınan kişiyle bir sorun yaşandığında günlük işleri yürütmek ve onu şikâyet etmek için zaman zaman iş yerine çağrılırsınız. Bu kötü tecrübeyi unutmak için çok çaba harcasanız da, başka bir şehre taşınana dek, zaman zaman rahatsız edilirsiniz.