Dost, Sevgili, Eş İlişkileri

dost,empati,eş,hayat,ilişki,nedir,sevgili,seviyor,tdk,yaşamİlişki :

1 . İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas:
"Arkadaşlık ve dostluk şeklinde bile bir ilişki aramadığını kesinlikle anlatacaktı."

2 . Bağlantı, temas:
"Kar yağınca köylerle ilişki kesildi."

Türk Dil Kurumu böyle açıklamış. Bu kelime üzerine birkaç söz de ben söylemek istedim.

Bir insan hayatı boyunca binlerce kişi ile çok değişik nedenlerden ötürü ilişki kurmaktadır. Buna aslında zorunludur. Sıradan ya da basit ilişkilerden elbette bahsetmeyeceğim. En önemli ilişkilerden olan sevgili, eş ve dostlarla olan ilişkiler şüphesiz hayatımızdaki en önemli ilişkilerdir.

İşte Soru: Acaba biz bu en önemli ilişkilerimize ne kadar önem veriyoruz?
Çok derine dalmadan ve umarım okuyucuları sıkmadan tek tek irdelemeye gayret göstereceğim.

— Dost İlişkileri :
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse, düşman karşıtı. Bu sözlük manası… Şimdi kendimize soralım "Kaç tane dostumuz var?" Benim bir elin parmakları kadar. Ciddi dost seçme kıstasları olan herkesin de bu sayılar kadar dostu olduğunu zannediyorum. Eğer "ohoooo benim bir sürü dostum var" diyorsanız kıstaslarınızı yeniden gözden geçirmenizi tavsiye edeceğim. Şimdi de şu soruyu soralım kendimize "Dost dediğimiz ve öyle bildiğimiz kaç kişiden kazık yedik?" Kendi cevabınıza göre değerlendirmesini kendiniz yapınız.
Sırlarınızı çekinmeden anlatabildiğiniz, başınız sıkıştığında ilk ulaştığınız, her şeyinizi hiç çekinmeden emanet edebildiğiniz, maddi menfaat veya çıkarların asla aklınıza gelmediği kişi DOST.

dost,empati,eş,hayat,ilişki,nedir,sevgili,seviyor,tdk,yaşam— Sevgili İlişkileri :
Sevgi ve bağlılık duyulan, âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan. Bu sözlükteki anlamı... Şimdi kendimize arka arkaya iki soru soralım "hiç âşık oldunuz mu?" ve/veya "kaç tane sevgiliniz oldu?" Cevabınız "HAYIR/HİÇ" ise çok şey kaçırmışsınız :) Cevabınız "Evet, hem de kaç kez” ise ayran gönüllüsünüz. Şaka bir tarafa sevgili, günümüz gençliğinin her ne kadar ağzında sakız yaptığı bir sıfat olsa da gerçek manada çok zor bulunan ve kıymetini iyi bilip, ilişkinizi zedelememeye azami gayreti göstereceğiniz biridir. Birçok gazete ekleri veya dergilerde hatta internet sitelerin de bile sık sık rastladığımız;

dost,empati,eş,hayat,ilişki,nedir,sevgili,seviyor,tdk,yaşam— Gerçekten sizi seviyor mu? Testi doldur öğren!
— Aşk rehberi.
— İlişkinizi canlı tutmanın 101 yolu…

gibi saçmalıkları bir kenara bırakmanızı ve bu tip zırvalara inanmamanızı rica ediyorum. Peki, o zaman ne yapalım? Önce saygı. Karşılıklı saygı ne kadar üst seviyede ise aşk o kadar güçlüdür. Sonra dürüstlük. Kendinize ve sevgilinize karşı ne kadar dürüstsünüz? Bu konuda kendi başımdan keçen bir olayı paylaşmak istiyorum. Üniversite yıllarında bir arkadaşım vardı. Nasıl desem pasaklı, bakımsız, üşengeç hatta pis... Yine de kulakları çınlasın :) Neyse bu arkadaşım bir kızla çıkmaya başladı. Bu adama hangi kız bakar demeyin gönül bu. 15 günde bir traş olan, ayda bir dişini fırçalayan hatta sabahları yüzünü yıkamak için bile suyu damlalarla kullanan arkadaşım (arkadaşım derken yanlış anlama olmasın yurtta aynı odada kaldığımız ve zorunlu arkadaşlık kurduğum biri ) kızla çıkmaya başlayınca tanınmaz hale geldi. Her sabah duş almalar, traş olmalar, saçlara jöle v.s. Üçüncü gün çektim kenara dedim ki "Sen bu değilsin. Önce kendini sonra kızı kandırıyorsun. Yapma böyle!" tabi ben kötü oldum. Yok, efendim değişim falan değil. Çünkü ilişkileri 1-2 ay sürdü sonra bizimki yine aynı pasaklı.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Dürüst ol. Adam ol.

Ne demiştik. Saygı, dürüstlük. Şimdi buna anlayış ekleyelim. Karşındakini anlayabilmek. Empati (kendini karşındakinin yerine koyup, hareket etmek) kurmak. Bu da çok önemli. Bencilik, gurur, kazaklık gibi ilişkileri zehirleyen olgulardan uzak kalmak lazım…

Eğer saygılı, dürüstçe, anlayış göstererek ve yalan, riya, gurur, kibir, tafra katılmamış bir ilişkiniz varsa, seviyor ve seviliyorsanız dünyanın en kıymetli hediyesine siz de nail oldunuz demektir.

— Eş İlişkileri:

dost,empati,eş,hayat,ilişki,nedir,sevgili,seviyor,tdk,yaşamYukarıdaki tarife uygun bir sevgiliniz var ve onunla evli iseniz, onun kıymetini zaten biliyorsunuz, mutlu olup, mutlu ediyorsunuz demektir. Sizi kıskanmamak elde değil.
Ama bu tariflere uygun bir sevgili ile evli değilseniz de dünyanın sonu değil. Önce kendiniz sonra eşinizin bu kıstaslara erişmesi imkânsız da değil. Emek vermek için daha ne duruyorsunuz? Her şeyin bir bedeli var. Bedelini ödemek lazım ki ödülünü almayı hak edelim. Bu şuna benzer "Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez." Yok, öyle şey…

— Sözün Özü:

Kiminle ya da nasıl bir ilişki olduğu çok önemli değil. Önemli noktalar genelde aynı. Yukarıdakilere ek olarak, ilişkilerimizde ne kadar fazla beklentiye sahip olursak o kadar fazla hüsrana uğrarız. İlişki kurduğumuz kişiyi olmadığı farklı kalıplara sokmak çok yanlış. Siz ne kadar saygılı, dürüst ve açık sözlü olursanız ilişkiniz o kadar kıymetli ve uzun soluklu olur. Emek vermekten korkmayın. Fedakârlık yapmakla kişiliğinizden ödün vermiş olmazsınız hiç merak etmeyin. Ancak karşılıklı olması şartıyla… Birbirimizi sevmek, saygı göstermek, dürüst ve doğru olmak için fazladan bir şeyler yapmaya lüzum yok. Çünkü yaratılışımız zaten bu.

Hayatınızdaki tüm ilişkilerinizde; karşılık beklemeden sevmek, sevilmek, mutlu olmak ve mutlu etmek dileklerimle...

kefukar
kefukar
29 Şubat 2008
Bu yazarın ‘Uzaktan Aşk’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

Beyaz Sayfa
nilanya

Okur Yorumları

Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 19:43
Ferhat Besler

"Kiminle ya da nasıl bir ilişki olduğu çok önemli değil. Önemli noktalar genelde aynı. Yukarıdakilere ek olarak, ilişkilerimizde ne kadar fazla beklentiye sahip olursak o kadar fazla hüsrana uğrarız. İlişki kurduğumuz kişiyi olmadığı farklı kalıplara sokmak çok yanlış." 

Bu sözün bana Susanna Tamaro'nun Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabında; "Sorunların çözümü günlük deneyimlerden doğar, nesnelere gerçekte oldukları gibi bakmaktan geçer. Onların olmaları gerektiği şekli düşünmekten değil." cülesini hatırlattı.

Dost, sevgili ilişkilerine çok iyi değinmişsin. Yüreğine sağlık. 


Mavitooth - 29 Şubat 2008 20:55
Mavitooth
Sevgili Ferhat çok iyi örneklemişsin.
kefukar - 29 Şubat 2008 22:28
kefukar
Ferhat Bey'in bahsettiğin kitabı okumadım ama şahsi kanaatim sorunları çözmek için illaki birilerinin doğruları göstermesini beklemek yerine, içimizdeki doğruluk fısıltılarını dinlemenin yeterli olduğu yönünde. Elbette kitaplar çok faydalı. Lakin illaki bişeyleri birilerinden öğrenmek, okumak ya da hayatta tecrübe etmek zorunda değiliz. İlk önce içimizdeki sesi dinlemeyi denemeliyiz ;)
Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 22:36
Ferhat Besler
Kitabın adı da "Yüreğinin Götürdüğü Yer'e Git" zaten... Bu kitabı seneler önce okuduğumda çok etkilenmiştim. Okumak fayda sağlıyor. Belli bir yaşa gelince hele hele bazı sorunları ve yaşanmışlıklar insanın tepesine binince kitap fayda sağlamamaya başlıyor. Kişi artık kendi içinde ki sesi dinlemeye başlıyor. Yaşlanıyor muyum? ne...
kefukar - 29 Şubat 2008 22:46
kefukar

Ferhat demişki;

"Kişi artık kendi içinde ki sesi dinlemeye başlıyor. Yaşlanıyor muyum? ne... "

 Aynen öyle üstadım. Biraz daha detaya inersek kazık ve tecrübe ilişkisi. Kazık atanlar bol miktarda bulunduğu için yaş ilerledikçe bu tip kişi ve olaylara da fazlasıyla maruz kalıyoruz. 


Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 22:51
Ferhat Besler
Benim anlamadığım kazık yiyen kendimizce biz oluyoruz. Peki onların gözünde olaylar ne oluyor?
kefukar - 29 Şubat 2008 22:55
kefukar

Önce neden kazık yiyen genelde biz oluyoruz ona cevap vermek lazım.
Çünkü biz iyilerdeniz. İyiler inanır, iyiler kötü ve kötülük düşünmez. 

Kazık atanlara göre ise biz, enayi, aptal, saf, salak  oluyoruz. Güya iyi birşey yaptıklarını zannediyorlar. Oysaki şahsen ben onlara acıyorum. Üstadın dediği gibi "çukur adam".

Yine de ben kazık yiyen olmaktan memnunum. Kazık atan olarak nitelendirilmektense yerim kazığımı alırım dersimi önümüzdeki maçlara bakarım..... 


Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 22:58
Ferhat Besler
Önümüzde ki maçlarda da kazık yiyeceğiz. Bunu atlamamak lazım değil mi? İyi olunca mahkum kalıyor insan bazı şeylere. En önemlisi kendinden ödün vermek olmuyor mu? Evet! Kendinden ödün vermek oluyor. Her zaman karşında ki insanı düşünüyorsun ve kendinden ödün veriyorsun.
Mavitooth - 29 Şubat 2008 23:01
Mavitooth
Sevgili Kefukar, Ferhat'ın bahsettiği kitabı okumanızı istiyorum. Aklı başında bir insan olduğunuz yazdıklarınızdan anlaşılıyor. Sizden ricam lütfen kitabı okuyun.
kefukar - 29 Şubat 2008 23:13
kefukar

Ödün vermek değil de, insalığımızı korumak desek. Hani bazen çok sinirlenir kızarsınız bundan sonra bende böyle davranacaö dersiniz. Ben nadir de olsa demişimdir ama 5 dk sonra sözümü kendi kendime geri aldım. Çünkü bu bizlere yakışmıyor. İstesek de yapamıyoruz. Yapmamalıyız.

Boşverin kazık yiyen biz olalım, enayi olalım, akıllanmıyalım hatta "iyiler fazla yaşamaz" sözü bizim arkamızdan da söylensin. Ne yaşarken ne de ölünce arkamdan şerefsizin biri, bir pislik daha gitti denmesindense "Allah razı olsun, Allah rahmet eylesin çok iyi adamdı." gibi cümlelerle anılmayı tercih ederim. 

Mavitooth teşekkürler. 

Ferhat duydun kardeşim. O kitabı bana hediye ediyorsun :)

 


Mavitooth - 29 Şubat 2008 23:17
Mavitooth
Bu siteyi bana bir arkadaşım tavsiye etmişti. Şimdi görüyorum ki herkes o kadar candan... Bir tuhaf oluyorum. Hoşuma gidiyor, iyi ki varsınız =)
Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 23:24
Ferhat Besler

İşte bu insanlığımızı, namusumuzu korumak... Bazı şeylere kızıp artık hayır bundan sonra akıllanacağım ben de o insanlar gibi rahat olacağım desek bile... Yapamıyor, tekrar yerimize oturuyoruz. Bizlere yakışmamakla alakalı da değil! Ya-pa-mı-yo-ruz. İstesekte yapamıyoruz. Onlar gibi düşünemiyor, hareket edemiyoruz. Vallahi ne desem ki... Ben kişiliğimden çok huzurluyorum. Ne mutlu aileme, ne mutlu beni böyle yetiştiren büyüklerime...

Bu arada kitap isteğiniz muhakkak yerine getirecektir :) 


kefukar - 29 Şubat 2008 23:28
kefukar
Eyvallah dostlar. Farkettim de biraz kendimi övüyormuşum gibi geldi. O nedenle rahatsız oldum. Biz olduğumuz gibi olmaya devam edelim. Elbet bir gün bir şekilde mükafatımızı alacağız. Selametle...
Ferhat Besler - 29 Şubat 2008 23:40
Ferhat Besler
Rahatsız olmanıza hiç gerek yok bizim gibiler için :)
Mavitooth - 29 Şubat 2008 23:46
Mavitooth
Kefukar, selamet sizindir =)

üye olun, siz de katılın