Son yıllarda birçok şey gibi aşklar da değişti. Aslında aşkın tarifi ile başlamak var söze. Ama her ne kadar aşk tarifi yapsam da biliyorum ki bu da göreceli günümüzde. Onun için gerek görmüyorum.
Bizim gençliğimizde kız veya erkek tavlamak denildiğinde; mahallede, okulda, çarşıda veya bilumum ortamlarda yapılan bir eylem olarak algılanırdı. Günümüzde ise gençler artık kendi aralarında muhabbet ederken ; "Geçen gün bir site keşfettim kız kaynıyor. Şimdiden msn'e 3 tanesini düşürdüm" veya "Kız biliyon mu? Feyzbuk'dan beni hep eski okul ve mahalle arkadaşlarımdan olan erkekler eklemiş. Hele biri var çok şeker. Msn'de de görüşüyoruz." gibi ortamlar veya cümleler akla geliyor. (Tavlamak kelimesi çok kaba!)
Velhasıl, sosyalleşmek de kablolarla oluyor. Acıyorum bu gençliğe! Gerçek hayat yerine, sanal bir dünyada yaşıyorlar.
Aşk vardır ve güzeldir! Aşkın her çeşidi ner zaman güzeldir. Hele ki bu aşkın içinde hasret ve özlem varsa... Bu konuyu kısmetse bir sonraki yazımda işlemeyi düşünüyor ve hemen internet aşklarına geçiyorum.
Kilometrelerin hiç önemi yok, bağımız fiber optik. Aman Allah fiber-optik kablolara zeval vermesin! İnternette tanıştınız, yazıştınız, anlaştınız. Her şey tek kelimeyle süper. Gerçekten öyle mi acaba? Bu noktada şayet okumadıysanız lütfen Dost-Sevgili-Eş İlişkileri başlıklı yazımı okumalarını rica ediyorum. Söz konusu yazımda belirttiğim kriterlerle, bu internette görüştüğünüz arkadaşınız uyuşuyorsa diyecek tek bir şeyim var "Yine de dikkat edin".

Hemen hemen her gün görüştüğünüz sevgiliniz hakkında bile zaman zaman "acaba doğru mu söylüyor?" şüphesi içine girdiğiniz olmuştur. Peki hiç görmediğiniz biri için ne düşünürsünüz? Ya da ayda bir kez 1-2 günlüğüne görüştüğünüz biri hakkında? Evet her gün msn den veya telefonla düzenli rapor alıp veriyor olabilirsiniz.Bu kez de acaba o raporlar doğru mu? şüphesi :)
İçinizi kararttım gibi hissttim bir an. Ama malumunuz aşkın gözü kördür. Çoğu zaman olumsuzlukları görmeye engel perdelerle kaplanmıştır.
Yazışırken düşünmeye fırsat vardır. "Şöyle desem daha uygun olur." Aynı şekilde telefonda da... Oysaki aynı anda aynı yerde, yüz yüze, göz göze olmak başkadır. Mimikler vardır. Kızaran yüzler. Kaçan bakışlar. Ya da gözlerinde kaybolmalar. Pardon duyamadım! Bunları kablolardan dolayı yaşayamıyor musunuz? Hayırlısı olsun :)
Peki internetten tanıştığınız birisiyle gerçek aşkı bulamaz mıyız? Gerçekten mutlu olamaz mıyız? Bu ilişki mutlu bir yuva kurmayla sonuçlanamaz mı? Dediğinizi var sayarak, cevap hakkımı kullanıyorum. Elbette bulursunuz, olursunuz, kurarsınız. İmkansız bir şey değil. Ama internet aşklarının bir çoğunun; hüsranla, hayal kırıklıklarıyla hatta Allah korusun intiharlara kadar varan felaketlerle sonuçlanlaması işten bile değil. Çok daha fazla dikkatli olmanız, tabiri caiz ise "havadan nem kapmanız" gerekir diye düşünüyorum. Özellikle kızlar demeyeceğim. Çünkü günümüzde herkes avcı olmuş, av arıyor. Avlananların cinsiyetinin bir önemi yok. Erkekler Selpak (kullan at) arıyor, kızlar yeşillik ($).

Hayat bu kadar zor ve acımasız mı? Evet! Ama siz yine de umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmayın. Her zamankinden daha fazla dikkatli olun yeterli. Belki bilmeyenleriniz olur diye özellikle avcılığı meslek edinenlerin bazı yöntemlerinden bahsedeyim. Yeni tanıştığınız birisine (cinsiyeti önemli değil [E-E,E-K, K-K] ) asla güven duyana kadar kişisel hiç bir bilgi vermeyin. Şayet güvenmediğiniz veya yeni tanıştığınız birinden dosya kabul ederseniz, aşağıdakilere maruz kalabilirsiniz.
- Bastığınız her tuşu görebilir. Dolayısıyla tüm şifrelerinizi ele geçirmiş olur.
- Web Kamerası kullanıyorsanız açık olmasa bile sizi gözetleyebilir.
- Uygunsuz bir vaziyetinizi kayda alarak şantaj yapmasa bile video sitelerinde yayınlayabilir.
- Bilgisayarınızdaki istediği her türlü dosyayı çalabilir.
Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Ama konumuzdan sapmamak babında bu kadarı sizin bilgilerinizi tazelemeye yeterli sanırım. Eklemek istediğim bir şey de bu aldığınız dosya bir resim veya müzik dosyası bile olabilir. Yani Çok sevdiğiniz sanatçının bir parçasının içine de bu tip programlar gömülebilir.
Sözün Özü: İnternet hayatımıza öyle bir girdi ki; neredeyse tüm saf ve temiz duygulara bile şüphe ile bakmamıza, yaşantımızı saran zehirli bir sarmaşık gibi hayatımıza hükmetmeye başladı. Elbette çok büyük bilgiler ve faydalar da içermekte. Ama benim gibi ince eleyip sık dokuyanları paranoyaklaştırmasını da bildi.
Birebir görüştüğümüz kişilerin bile iki yüzlü çıktığını çok yaşadık. Ummadığımız kişilerden de çok kazık yedik. O zaman internet arkadaşlıkları özellikle sevgileri? Zor arkadaşlar çok zor. Kimin kim olduğunu çözmek çok zor. Karpuz misali; dışı yeşil, içini açıp baktığında kırmızı. Hadi kırmızı olduğunu zaten biliyorsunuz. Olgun lezzetli diye bakıyorsunuz kabak çıkıyor. Manavdan fiber optiklere geri dönecek olursak; Aynası iştir kişinin, msn log'una bakılmaz! diye de bir atasözünü milenyuma uyarlama cüretini de göstermiş bulunuyorum. Her süslü söze, webcam'den cilveli bakışlara, baby face erkeğe, kalbinin güzelliği yüzünden belli tipli kızlara hemen kanmayın. Sağlıcakla kalın ;)