Tek Günlük

 

Buğulu bir pencereden bakıyorum sokağa, insanlar ne kadar kalabalık, ne kadarbuğulu,çamlak çömlek,kadın,pencere,sokak aceleci herkes başka bir yöne koşuşturup duruyor, ne kadar da telaşlılar. Birbirinden bağımsız, birbirinden habersiz yan yana yürüyorlar hayata doğru. Yaşamımızın anlık seyircileri, kim bilir kaç insanla aynı havayı soluduk anlık, kaç kişi çarptı hızlıca yürürken, kaç kişinin anlık kadrajına dahil olduk. Milyonlarca puslu yüz var hafızamda, sadece bir kaçı öne çıkıyor ne acı. İçlerinde netleşen, netleştikçe canımı yakan, netleştikçe tebessüm saçan bir kaçı sadece. Puslu yüzleri yokluyorum yaşlı hafızamda ama nafile seçemiyorum, geçmişte göremediklerimi göremiyorum bu yalnız günlerimde.


 İnsanın kendine tarafsız durabilmesi için yüreğin yalnızlığı tatması gerekiyormuş meğer. Öyle genç yaşlarda odana kapayıp kendini, kendi seçtiğin bir yalnızlıktan değil, seyircilerin artık seni izlenmeye değer görmediği, uflaya, puflaya dönüşlere denk gelen bir yalnızlıktan bahsediyorum. Kaç yanlışın arifesine gülümseyerek uyanmışsın, kaç yanlış yataklarda terlemişsin, kaç yanlış tenlerde sevişmişsin, kaç uykuları bölmüşsün hiç habersiz, kaç kişiyi öldürmüşsün eli kansız, göz göre göre yüreğe yumdurmuşsun deyiverdiği gün yaşamın, tanıştığın yalnızlıktan bahsediyorum. Doğru cevabı bulduğun anda sürenin ziyanına mahkûm olup sınav kağıdını cevapsız teslim ettiğin gün tanıştığın yalnızlıktan bahsediyorum.


Bu kış sert geçiyor havalar çok soğuk buralarda, üşüdüğüm oluyor ara ara, hatıraları bir bir yakıyorum o vakitler, ısınmak için. Dalıp gidiyorum öyle uzak diyarlara, bilmediğim sokakların keşfi dâhilinde sürükleniyorum bir anıdan diğerine. Kimi zaman heyecan verici bir serüven, zaman zaman bilindik bir ezber yaşam. Maziye baktığımda içimi ısıtabiliyorum, hala tebessüm edebildiğim anılarımın olması içimi rahatlatıyor. Tekrar tekrar izliyorum o anıları, tutunuyorum birine sarılıp uykuya dalıyorum uyanmamak  dileğiyle, öyle sığ bir huzurla. Gözlerimi yumduğumda genç bir tende uyanıveriyorum, gerçeğe aymadan, yanlışlarda oyalanmadan, mutlak mutluluğun sırrında sırlıyorum tüm keşkelerimi, gönüllü ebeyim ben keşkelerini saklayan, görmeyen, sobelemeyen. Çamlakları çömlekleri patlatıp tekrar tekrar ebelenen…


Buğulu penceremden bakıyorum sokağa, bir kadın düşünceli ilerliyor gerçeğini biliyorum, bir lise üniformalı kız suratını asıyor gülümsüyorum, bir genç telefonuna nefretle bakıyor anlıyorum,  bir baba kızını salıncakta sallıyor düşünüyorum. Uyanıyorum yine, yeniden bayat, tarihi geçmiş beklentisiz herhangi bir güne…

 

levent'den

zetthdark
zetthdark
09 Kasım 2012
Bu yazarın ‘Nice Sensiz Senelere...’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

delidivane
delişey
zetthdark
esra1997
masum Örnek
Selma Gözenn

Okur Yorumları

masum Örnek - 09 Kasım 2012 09:08
masum Örnek
Soluksuz okunası güzelliği içinde barındıran, hüznün tarifi bu denli güzel yazılır...Yüreğinize sağlık.
delişey - 09 Kasım 2012 12:33
delişey
Huuh:)

harfleri düşünceye, düşünceyi yazıya, yazıyı da bizlerin zihinlerine ulaştıran bir yorum... Daha olsaydı daaha daa okuyabilirdim... İşte insan olmanın en zayıf ve en şişkin olduğu dakikaların seceresi!! Kısacık ama lezzetli...
( İnsandır, insana her haltı yapan...)
esra1997 - 09 Kasım 2012 14:03
esra1997
"Buğulu penceremden bakıyorum sokağa, bir kadın düşünceli ilerliyor gerçeğini biliyorum, bir lise üniformalı kız suratını asıyor gülümsüyorum, bir genç telefonuna nefretle bakıyor anlıyorum, bir baba kızını salıncakta sallıyor düşünüyorum. Uyanıyorum yine, yeniden bayat, tarihi geçmiş beklentisiz herhangi bir güne…"

çok hoşmu gitti
"Acı çekmiş hiç kimse artık eskisi gibi değildir"
delidivane - 09 Kasım 2012 14:57
delidivane
Beğenerek izlediğim bir filmin sonunda ki hüzün belirdi şu an yüzüm de bitmesin,devam etsin istedim. Öyle keyifliydi ve bir o kadar hüzünlü...

senin mutfağından çıkan her tadı lezzetle okuyorum kardeşim..
AşıkLarın Şeriatıda Allah'tır, Mezhebi de...
zetthdark - 09 Kasım 2012 18:18
zetthdark
hepinize çok teşekkür arkadaşlar hani insan geni derler ya bir pışpışlanmak, bir olmuş'lanmak ister sanırım ben de böyle olanlardanım.. çünkü çok mutlu oluyoeum o vakitler :)

masum örnek ; her ne kadar son yazılarımda şizofreniye yönelip sıyrılmaya çalışsamda hüzün olgusundan, olmuyor bir yerde patlak veriyor sonuçta yaşamda en doyurucu duygulardan biri en neticede hüzün, beğenmene sevindim teşekkür ederim. :)

delişeyim ya ; neden bilmiyorum senin adını yazarken gülümsüyorum, bunu isteyerek te yapmıyorum üstelik sonra farkediyorum, böyle garip bir durum var.. iyi geliyorsun insan ruhuna.. beğenmen beni çok mutlu ediyor teşekkür ederim. :)

senin beğenmende benim çok hoşuma gitti esra, çok teşekkür ederim :)

funda ablam hayat adına çokk büyük tecrübelerim olmasada çıkardığım bir sonuç var ki hüzün ve keyif ne kadar zıt karakterli olsalarda, birbirlerine sevdalı bunlar, hem ne sevda birbirleri için tutuşurlarda adamı yakarlar, köz eder, kor ederler valla :) bu ikiliye dikkat !!! çok teşekkür ederim ablacım, bir lezzet katabildiysem ne mutlu
Göze Göz, Dünya Kör Olur
the life - 09 Kasım 2012 18:38
the life
nerelerdeydin sen yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!! o kadar zaman habersiz bırakılır mı insan hiç? neyse sonra azarlarım seni.:)süper bir yazı okudum yorumumu yapayım evvela.

şimdi dostcum, öncelikle ben diyorum ki herkes tanışmalı bu yalnızlıkla bana kalırsa.tanışsın kaynaşsın ki farketsin onsuz geçen anların ne denli kıymetli olduğunu.

bunun dışında yazı tabi ki çok iyi.bir levent klasiği :) gün gelir de senin yazılarını beğenmezsem tuhaf bir şeyler oluyor demektir. :) her zamanki gibi çok lezzetli, çok doyurucu.sanki yemek yapmışsın da onu övüyormuşum gibi oldu ama..:) neyse ben zırvalamayı bırakıyorum şimdilik.yüreğine sağlık dostcum.! hep yaz ;)
!!!!!!!!
zetthdark - 09 Kasım 2012 19:08
zetthdark
bu sefer ben azarlıcam seni, sen nerelerdesin de hele :) önce teşekkürümü edeyim ..

gün gelir yazılarımı beğenmezsen bu benden kaynaklı da olabilir, belki eskisi gibi bakmam dünya ya, stabilite sorunlar gözüme batmaz, bende allaha havale eder çeker giderim :) canım dostum yaşananaların paralellikleri bu bağlar.. yorumuna yüreğine sağlık..

yalnızlığı atlamışım :) dostcum yaş 50 olsa diye düşündüm, yalnızsın iki odalı bir evde ya da ne bilim huzur'lu yaşıtlarınla dolu bir evde. düşünmek istedim de yok eğer yalnızlığın bir sözlük anlamı varsa bunu ancak o yaşayabilir. o yalnızlığın yoktur bir hal çaresi. yalnızız diyoruz ya, hala birilerine değer katıyorsan o yalnızlık değil tercihi bir durum ( gençlerin yalnızlıkları )... biraz empati deneyimi oldu ama yoruyor.. yine de insanoğlu yalnız kalmasın dostcum.. yorumuna yüreğine sağlık..


,
Göze Göz, Dünya Kör Olur

üye olun, siz de katılın