Kaç Kişiyi Öldürdünüz?

Hayatınızdan kaç kişiyi çıkardınız?

Kaç kişi hayatınıza girdi çıktı unutuldu?

Bilerek ya da bilmeyerek yok saydığınız kaç kişi tanıdınız?

En büyük intikam yok saymaktır.

Kaç kişiyi yanı başınızdayken yok saydınız?

Bir durakta, bir markette, bir kıyıda karşılaşıp sadece o anlığına hayatınıza giren kaç kişiyi bir daha hiç görmediniz?

Adımınızı her attığınızda birilerini öldürürsünüz.

Onlarla kimi zaman bir sınav salonunda karşılaşır, yıllardır yediği içtiği ayrı gitmeyen iki dost gibi önce sınavlardan, yavaş yavaş yaşadığınız kentten, arkadaşlarınızdan, sevdiğiniz sevmediğiniz şeylerden bahsederken bulursunuz kendinizi. Sonra sınav başlar, sınav biter ve sanki orada onunla hiç konuşmamış gibi devam edersiniz hayatınıza. O anda konuşurken hiç bilmezsiniz birazdan, sınav hemen bittiğinde birbirinizi öldüreceğinizi. Ve hiç kimse anlamadan sessizce bir cinayet işlersiniz. Hiç ama hiç çözümlenmeyecek, merak edilmeyecek, polisiye romanlara konu olmayacak iki kişilik bir cinayettir bu.

Siz kaç kişiyi öldürdünüz?

Öldürmeyi düşündünüz demiyorum. Öldürmeyi düşünmüşseniz zaten hâlâ hayatınızın bir parçasıdır.

Kızarsınız, kavga edersiniz; ama yokluğunda özlersiniz…

Oysa hayatınız boyunca hiç farkına bile varmazsınız gelip geçen bu transit yolcuların.

Onlar hayatınıza girer çıkar ve hiçbir değişiklik olmadan siz hayatınızı sürdürürsünüz.

Belki bir yolculuk sırasında hiç tanımadığınız birisidir, sabaha kadar yanı başınızdaki koltukta sizinle uzun bir yolculuk yapmıştır.

Belki bir kitapçıda siz kitap seçerken sizin seçtiğiniz kitaba dikkatle baktığını gördüğünüzde koyu bir sohbete dalmışsınızdır.

Sonra usulca girdiği hayatınızdan usulca çıkmıştır.

Siz kaç kişiyi öldürdünüz?

Ya bilerek işlediğiniz cinayetler.

Canınızdan çok severken sevmekten vazgeçtiğiniz, bilerek ya da bilmeyerek hayatınızdan çıkardığınız kaç kişi var?

Hiç düşündünüz mü hayatınıza giren, çıkan, sizi seven, sizin sevdiğiniz kaç kişiden nefret ederek öldürdünüz?

Dost diye sıkıca sarıldığınızda ne söyleseniz altında başka nedenler aramadan sadece anlattıklarınızı dinleyen, yorum yapmayan kaç arkadaşınız var?

Hanımeli gül yaprağından incinirmiş diyen, dostluğunuza gül yaprağını bile değdirmeyen kaç arkadaşınız var?  

Usulca, kendiliğinden, kendini öldürüp hayatınızdan çıkıp giden?

Siz öldürmeden hayatınızdan çıkarak kendini öldüren kaç arkadaşınız var?

Siz kaç cinayet işlediniz, polis romanlarına konu olmayan, filmi çekilmeyen.

Belki sizin bile farkına varmadığınız kaç cinayet işlediniz?

nilanya
nilanya
28 Temmuz 2009
Bu yazarın ‘Merhaba Kaplumbağa...’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Bu Yazıyı Beğenenler

Default Avatar
nilanya
Default Avatar
nitetrain

Okur Yorumları

lyra7 - 28 Temmuz 2009 11:08
Default Avatar
gerçekten kalemine yüreğine sağlık arkadaşım öyle inceden yüreğin bam teline dokunuyorsun ki yazarken kendimize bile itiraf etmekten korktuğumuz yüreğimizin gerçeklerini bir nefeste salıvermek ortaya işte bu nilanya tarzı.

gerçeklerden korkmadan kendine itiraf etmek bilirsin en önemlisi kendini itiraf etmektir çünki aynı zamanda bir özeleştiridir yapılan .

(En büyük intikam yok saymaktır.)

o kadar doğru bir cümleki bu kızgın olmazsınız, kırıcı konuşmazsınız,öfke duymazsınız sadece sağır bir sakinlik içinde beklersiniz vurdumduymaz ve kocaman bir duvar inşa edip bunu karşınızdakine hissettirip sonra sinsi ve sessizce beklersiniz kendimde bu eksiği görüverdim yazında biliyordum ama dedimya kendine itiraf etmek en zoru .

şimdi ruhumdaki bu deliği yama yapmak ruhumun bir eksiğini kapatmak için uğraşıcam teşekkür ederim nilanya yardımın için.

ve artık birilerini öldürmeden yaşamıma devam etmek istiyorum hoşgörü şemsiyemi biraz daha büyütüp yaşamımdan gelip,geçen realitemdeki gen zincir halkalarımı yitirmeden yaşam yoluma devam edicem.
D.T
Serdar Keskin - 28 Temmuz 2009 12:16
Serdar Keskin
Yorum yap - Beğen - Paylaş - Sayfadan kaç
Serdar Keskin bunu beğendi...:)

Günaydın renklidergi ve günaydın Nilanya...

Yok edilen ne çok insan yüzü var hayatımızda hatta bazısı dost , arkadaş veya sevgili gibi sıfatlara bürünmüş öyle ki yokluğunda ölümü düşünecek kadar sevmişizdir ama birgün herşeyin bizden alındığı bir vakit bizden gidişiyle öldürdüğümüz...

Bazısı sıfatsız , yaşanmışlıklarımızın seyrinde ahenksiz bir dokunuş gibi durur..Gidişlerini anlamadan daha ve daha sitemin incesini bile etme hakkını bulmadan onlar yok olur..Sahi kaç ölüm sığar insan hayatına üstelik hiçbirinde parmak izimiz kalmaz...

Yazarım daha...Belki sonra..
Teşekkürler Nilanya...
tanrım sessiz harfleri koru!!!!
nilanya - 28 Temmuz 2009 12:49
nilanya
Kavga etmek hâlâ umudu kesmediniz demektir. Ama bir kez yok saymaya başladığınızda ya da o sizi yok saydığında ölürsünüz. İnsan hayatta kaç kere ölür? Bence defalarca..

Sezen Aksu benden iyi anlatmış...Paylaşmak isterim..

Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

Bir şiirden, bir sözden
Bir melodiden, bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
nilanya - 28 Temmuz 2009 12:53
nilanya
Bir başkasının hatasını gördüğümüzde aslında aynı hatanın kendimizde de olduğunu keşfederiz. Bir de bunu kabul edebilsek ...Sahi kaç ölüm sığar bir insan ömrüne.

Sizlere çok teşekkürler.
delişey - 28 Temmuz 2009 13:03
delişey
Her insan öldürür gene de
sevdiğini
Bu böyle bilinsin herkes tarafından,
Kiminin ters bakışından gelir ölüm,
Kiminin iltifatından,
Korkağın öpücüğünden,
Cesurun kılıcından!

Kimisi aşkını gençlikte
öldürür,
Yaşını başını almışken kimi;
Biri Şehvet'in elleriyle
boğazlar,
Birinin altındır elleri,
Yumuşak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen.

Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müşteridir, diğeri satıcı;
Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür
sevdiğini,
Gene de ölmez insan.

Oscar Wilde

bu mısralar buraya çok yakıştı değil mi?
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
nilanya - 28 Temmuz 2009 13:14
nilanya
Evet insan sevdiğini öldürür..Evet bu mısralar buraya çok yakışmış. Çok teşekkürler delişey..
lyra7 - 28 Temmuz 2009 19:03
Default Avatar
gerçekten çok yakışmış teşekkürler.
D.T
delişey - 28 Temmuz 2009 19:35
delişey
:) rica ederim arkadaşlar....biraz sizden biraz bizden elimizden geldiğince ..maksat yürekleri doyurmak..
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
nilanya - 28 Temmuz 2009 21:29
nilanya
Lrya7 sizi buralarda daha sık görmeye başladığıma sevindim.Bir ara sesiniz çıkmıyordu. Eee artık geldiniz madem yazınızı da bekleriz. Selamlar sevgiler..
nilanya - 28 Temmuz 2009 21:30
nilanya
Bir yazının altında sohbet kısmında delişey yoksa neşesi yok diyorum. Bence neşelişey..Sevgiler, selamlar.
nilanya - 28 Temmuz 2009 21:31
nilanya
Zıkkım'a seslenmeden olmaz. Zakkumun inceden yayılan buğulu kokusu gibi bir bakmışım bir yazının altında belirivermiş. Zıkkım'a de sevgiler selamlar..
Zıkkım - 29 Temmuz 2009 00:31
Zıkkım
can'sın...
Zehirliyim, yaklaşma...
lyra7 - 29 Temmuz 2009 15:12
Default Avatar
sevgili nilanya yaşamın iniş çıkışları insanı rahat bırakmıyorki okuyalım,yazalım kelimelerle dansedelim ruhumuzu dinlendirelim buralardan hiç eksik değilim aslında ama bazen yaşamın hayhuyu içinde kalem oturmuyor elimize senide burada görmek çok güzel sevgiler dost.
D.T
delişey - 29 Temmuz 2009 15:43
delişey
ahh nilanya ahh...az önce biri daha öldü..belkide iki...neşelişey diyorsun ya..inan deliliğe vurmasan çekilecek gibi değil...haa tabi bir de dostlar...onlar hiç ölmüyor..hep biriktiriyorum yüreğimde..eğer onlar da ölürse işte ben o zaman ölürüm...


sevgiler de saygılar da benden olsun dostların yüreğine dokunsun...
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
nilanya - 29 Temmuz 2009 17:14
nilanya
Öğrencilik yıllarımda belediye otobüslerinde okula giderken okurdum. Şimdi de on dakikalık yol bile olsa elimde kitabım olur.Öyle kitap kurdu değilim bazen elimde kitap günlerce sürünür,bazen iki üç kitabı birden karıştırdığım için bir türlü bitmeyen kitaplarım olur.Ama sevdiğim bir şiirle güne başlamaya bayılırım. Okumak için zaman ayrılmaz .Zaten okumak o yaşanan zamanın içinde yemek yemek gibi,bir dostla sohbet etmek gibi günlük sıradan bir şey olduğunda eğlencelidir. Kitap okumak eğlencelidir sevgili lyra7 ,hepimizin hayatında ne iniş çıkışlar var... Ve iyi ki edebiyat var. sevgiler..
nilanya - 29 Temmuz 2009 17:16
nilanya
Neşelişey-delişey ...Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin. Boş ver hayat böyle de güzel...
Serkan Aygören - 29 Temmuz 2009 18:32
Serkan Aygören
Hele şükür söyledi biri sonunda hem de sevgili Nilanya =) şu deli'li atasözünü =)
İKİSEKİZ.COM - Fotoğraf çekilir =)
demlikbau - 29 Temmuz 2009 21:52
demlikbau
sanırım ben hiç öğrenciliğimi yaşayamadım. her dönem bir dert bir çile bir yerden patlak verdi... ve halada aynı şekilde devam ediyor. akıllı olmak yerine deli olmak bazen daha çok işe yarıyor. eline sağlık
bir bakarsın düşündeyim!!!
delişey - 29 Temmuz 2009 22:10
delişey
nilanya :) bir kahrım da yok kimselere işin garip tarafı.. kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime:(
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
lyra7 - 29 Temmuz 2009 23:07
Default Avatar
ağlama gül haline :=)
D.T
Serkan Aygören - 29 Temmuz 2009 23:34
Serkan Aygören
demlikbau öğrencilik nasıl yaşanır ki? Ya da öğrenciliği yaşamaktan kastın ne ola ki?
İKİSEKİZ.COM - Fotoğraf çekilir =)
demlikbau - 30 Temmuz 2009 00:43
demlikbau
öğrencilik deli dolu en güzel yıllarını yaşadığın dönemdir. ama o dönemde nedense yaşıtlarım gibi o hayatı yaşayamadım. her gün bir dert ve keder çıktı. ona rağmen çok güzel günler yaşadık tabikide. ama insanın yüreği acıyınca emin ol o kahkalar bile bazen yalancıktan olabiliyo..
bir bakarsın düşündeyim!!!
nilanya - 30 Temmuz 2009 07:06
nilanya
Hayat öyle tek düze bir şey olsaydı inişler, çıkışlar, neşeler, hüzünler, olmasaydı tek tip giyinmiş zincire vurulmuş mahkumların uzun bir yürüyüşü olurdu hayat.
Etrafınıza bir bakın bir çiçeğin iki yaprağı bile birbirine benzemez. Bu kadar çeşitliliğin içinde dertler kederler de olur.
"Önemli olan yumruk atmak değil, yumruk yediğinde düşmemektir."
Öğrencilik pek de öyle deli dolu zamanlar değil aslında.Düşünsenize size sunulmuş hayata şekil vermeye çalışıyorsunuz.Elinizde bir hamur var ve bilmediğiniz bir dünyanın kapısından içeriye girmeye çalışıyorsunuz. Siz atın kahkahanızı ..Hiç de yalancıktan olmaz onlar.Şu kendimize acıma huyumuzdan da vazgeçmeliyiz bence.

Kısa

Hayat kısa
Kuşlar uçuyor

Cemal Süreya
nilanya - 30 Temmuz 2009 07:08
nilanya
Delişey-neşelişey ne ağlarsın gül. Ve her yeni gün kalan ömrümüzün ilk günüdür.
Merhaba kalan ömrümün ilk günü.
Günaydın.
nilanya - 30 Temmuz 2009 07:12
nilanya
Serkan şu Sünger de pek sevimli. Pazar günleri kahvaltımı yaparken Sponge Bob izlemezsem eksik bir pazar kahvaltısı gibi gelir bana. Hayat hep gülümseyerek günaydın desin.
nilanya - 30 Temmuz 2009 07:18
nilanya
Lyra7 ,zıkkım size de günaydın... Sabahın bu saatinde ağustos böcekleri öyle yaygara yapıyor ki.Sadece bir yaz yaşar ağustos böcekleri.Yaz sonu larvalarını bitki diplerine bırakırlar ve ölürler.İlk baharda larvalar yumurtadan çıkar bitki köklerindeki filizleri yiyerek büyürler ve ortaya çıkarlar yaz sonunda ömürleri sona erer.Bu durumda şu ağustos böceği ve karınca hikayesi de koca bir yalan.
Ben bir yaz gününde koca bir çınarın altında oturup ağustos böceklerinin carlak seslerini dinlemeyi severim.Yazın ayrılmaz sesi benim için.Çocukluktan kalan bir şey belki.
Sizleri burada görünce çenem düştü yine.
Herkese günaydın...
lyra7 - 30 Temmuz 2009 11:33
Default Avatar
tünayddıııınnn herkese

senin o güzel çenen hep düşsün nilanya :=).

demlikbau bence sadece gülümsediğin anıları hatırla hüzünleri at çöpe gitsin böylece yüreğini gereksiz yere acıtmaktan vazgeçmiş olursun.
D.T
demlikbau - 30 Temmuz 2009 20:54
demlikbau
haklısın lyra7 ve nilanya.
bir bakarsın düşündeyim!!!
nilanya - 30 Temmuz 2009 22:35
nilanya
Balıkesir İzmir'e yakın.Kaçıver arada bir.İzmir alıp sarar insanı.
demlikbau - 30 Temmuz 2009 23:20
demlikbau
aslında ii fikir ama izmirde kimseyi tanımadığım için tek başıma oralarda nereye gitceğimi bilmeden gezmek zor olur herhalde..
bir bakarsın düşündeyim!!!
nilanya - 31 Temmuz 2009 07:12
nilanya
Tanımaya ne gerek. Mesela Teleferiğe binersin Balçova'da. Kemeraltında avarelik yaparsın.Vapura binip karşıyaka'ya gidersin, martılara simit pardon İzmir'de gevrek denir.Martılara gevrek atarsın. Kahvaltıda Boyoz yersin,yanında haşlanmış yumurtayla....Kitapçılarda,sinemalarda kordon'da vakit geçirirsin.
demlikbau - 31 Temmuz 2009 17:50
demlikbau
koca izmir istanbul beyoğlu gibi yani.. orda ki kitapcılarda gezmek istiklalın kalabılığında dolanıp bir cafeye kendini atmak maçkaya inip teleferikle karşıya gecmek ve ordan vapurla boğaz turu yapmak.. aynı zamanda peşinden gelen martıların çığlığı simiti havada kapmaları ve bir kaç foto çekmeler. bu anlattıkların bana istanbulu hatırlattı. küççükken istiklaldeki trene azmı tutunurduk istiklalı bir baştan diğerine gider gelirdik.
bir bakarsın düşündeyim!!!
demlikbau - 31 Temmuz 2009 17:50
demlikbau
koca izmir istanbul beyoğlu gibi yani.. orda ki kitapcılarda gezmek istiklalın kalabılığında dolanıp bir cafeye kendini atmak maçkaya inip teleferikle karşıya gecmek ve ordan vapurla boğaz turu yapmak.. aynı zamanda peşinden gelen martıların çığlığı simiti havada kapmaları ve bir kaç foto çekmeler. bu anlattıkların bana istanbulu hatırlattı. küççükken istiklaldeki trene azmı tutunurduk istiklalı bir baştan diğerine gider gelirdik.
bir bakarsın düşündeyim!!!
eren - 31 Temmuz 2009 22:05
eren
merhaba arkadaşlar ben eren....bu siteyi bugün çok tesadüf buldum ve inanın şimdiden bağımlısı oldum...nilanya hanım yazılarınız çok güzel.yüreğinize ve kaleminize sağlık..diğer arkadaşlar sizleride unutmadım sizlerinde ellerine sağlık..hepinize çok teşekkür ederim...her zaman görüşmek üzere...
lyra7 - 31 Temmuz 2009 22:10
Default Avatar
edebiyata,saygıya,sevgiye,güzel türkçeye vede engin yüreklerin hoşgörü sofrasına yanı kısaca renklidergiye HOŞGELDİN EREN...
D.T
nilanya - 31 Temmuz 2009 23:29
nilanya
Merhaba, merhaba, merhaba...Bu kelimeyi çok severim. Sıcacık, içten, hesapsız, konuşmalara açık. Ben her sabah "merhaba kalan ömrümün ilk günü" derim ve yüzümü güneşe dönerim. Böyle söylüyorum diye lay lay lom bir hayatım var sanmayın. Benim payıma hayattan ne düştüyse ben de onu yaşıyorum. Bazen fırtına geçti sakin limanımdan çıkayım derim ve beklemediğim bir anda yeni bir fırtınanın gözüne düşerim.Yani herkes gibi benim de hayatım inişli çıkışlı.

Hoşgeldin Eren . Tesadüfen keşfedilen gizli bir bahçe burası.Kim bilir belki sen de bir şeyler yazar bizlerle paylaşırsın.
Özenin ve zarafetin için teşekkürler.
eren - 01 Ağustos 2009 07:42
eren
İzmir'den hepinize günaydın...sevgiyle, saygıyla ,muhabbet ve hoşgörüsüyle gizli bahçenize hoşbuldum....nilgün hanım size izmir'den üzücü bir haber..artık teleferiğimiz çalışmıyor.hemen hemen 2 senedir kapalı ve 2 sene daha kapalı kalıcakmış.işletme tekrar bakıma alınmış...ne yazık kii izmir'e gelipte teleferiğe binmeden olmaz diyenler üzgünüm...ama yinede kemeraltımız, kızlarağası hanımızda ki enfes türk kahvemiz,vapurumuz,boyoz'umuz, gevreğimiz ve martılarımız hepsi burada tüm dostları beklemekte...buyrun gönül dostları izmir'e...sefalar getirin bizlere....



eren
nilanya - 01 Ağustos 2009 08:00
nilanya
Ne yapalım kendimizi Varyant'tan aşağı doğru bırakır.Yol üstündeki müzeleri ziyarat eder.Kemeraltına dalar, Bolulu Hasan ustanın karadut dondurmalı sütlü tatlılarından yer.Havra sokağına doğru bir yürüyüş yapar, Kestane pazarında avarelik ederiz. Konak meydanında güvercinlerle oynar saat kulesinin önünde fotoğraf çektiririz.
Belki İnciraltına da gideriz. Eski günleri anarız. İzmir'e selamlar. Oradan ayrıldığımda Boyoz'u özleyeceğimi hiç düşünmemiştim doğrusu.

Günaydın...
muratmoon - 01 Ağustos 2009 09:24
muratmoon
Bang bang, I shot you down
Bang bang, you hit the ground
Bang bang, that awful sound
Bang bang, I used to shoot you down.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
nilanya - 01 Ağustos 2009 10:11
nilanya
Günaydın ...muratmoon
lyra7 - 01 Ağustos 2009 10:44
Default Avatar
günaydınnnnlarrrr tüm gönüllere . murat aşkolsun insan benim gibi eksiği olanlar için birde türkçesini yazar. çatlarım ben şimdi merakımdan ne yazıyo diye :=) .
D.T
nilanya - 04 Ağustos 2009 19:33
nilanya
Aslında bir kolaylık var.Google çeviriye kopyalayıp yapıştırırsan tam olarak çevirmese de yaklaşık olarak ne dediği anlaşılabiliyor.

Bang bang, Aşağı vurdu seni
Bam bam, sen Yere çarptı
Bang bang, o korkunç ses
Bang bang, seni yıkmak için kullanılır

gibi...
lyra7 - 04 Ağustos 2009 20:42
Default Avatar
nilanya teşekkürler canım .
D.T
mel-tem78 - 05 Ağustos 2009 11:55
Default Avatar
YAZIDA Kİ MAKDÜL OLARAK BİR CİNAYETİM VAR ÇOK TEŞEBBÜSTE BULUNULDU AMA EN ÇOK BİR KEZ ÖLDÜM.....
COK TESEKKURLER NE GUZEL YAZMISSINIZ ... DİLERİM YERİNE GİDER..SAYGILAR
M.G.
muratmoon - 05 Ağustos 2009 13:08
muratmoon
Türkçe'ye çeviri konusunda google'a pek güvenmemek lazım, yakın olsa da özellikle son cümlede baya farklılık var.

Bang bang, seni vurdum
Bang bang, yere çarptın
Bang bang, o korkunç ses
Bang bang, eskiden seni vururdum
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
delişey - 05 Ağustos 2009 13:30
delişey
sonuçta türkçeye çevireceksen yada çevirme gereği duyuyorsan neden ingilizce yazarsın ki eyy muratmoon:))

zaman kaybı değil mi?

kızıyormusun bana:)))
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
muratmoon - 05 Ağustos 2009 13:35
muratmoon
Keşke ben yazmış olsam :D

Nancy Sinatra'ın Bang Bang adlı şarkısının şarkı sözleri bunlar. Kill Bill filmini izleyenler hatırlayacaktır.

Orjinali İngilizce olduğu için öyle yazdım bende.
Gülmek için sebep aramayan şahsiyet
nilanya - 05 Ağustos 2009 17:33
nilanya
mel-tem78 Merhaba... Hayatı yavaş yavaş içine sindirerek yaşama şansınız varsa aslında öldürdüklerinizi görüyorsunuz,defalarca da ölüyorsunuz.Hızlı yaşayınca farkına bile varmıyorsunuz, birileri hayatınıza giriyor ve çıkıyor....

Selamlar sevgiler...
nilanya - 05 Ağustos 2009 17:34
nilanya
Evvet...Şarkının türkçesini öğrendik böylece. İngilizcesi çok hoştu zaten.Türkçesi de güzelmiş...Teşekkürler muratmoon...
lyra7 - 05 Ağustos 2009 20:03
Default Avatar
teşekkürler muratcım . kıll bill filmini defalarca izledim gerçekten müthişti .

Delişey üstteki mailleri okusaydın muratın neden türkçeye çevirme gereği duyduğunu görebilirdin cnm ben rica ettim . çünki ingilizcem yok denecek kadar az tembellik edip çeviriyede bakmadım :=).

oradaki şarkının sözleri olduğunuda şimdi sevgili nilanyanın açıklamasından öğrendim teşekkürler. hepinize güzel dostlar.
D.T
delişey - 05 Ağustos 2009 21:16
delişey
lyra7 yok yok bende de yok bu yabancı dil...kalınkafam almıyor ki:) 3 yıl kursa gittim de yanıma karr kalan 3 tane can dost oldu...anlamıyorum ben bu yabancı dili iştee:))
( İnsandır, insanın zehrini alan...)
mel-tem78 - 06 Ağustos 2009 13:26
Default Avatar
HAKLISINIZ NE YAZIK Kİ SİNDİRE SİNDİRE YAŞADIM... GÜZELLİKLERİ SİNDİREREK YAŞAMAK ÇİRKİNLİKLERİ HIZLICA GECMEK ASLINDA EN GÜZELİ AMA TERSİ OLUNCA MALUM... SU KADAR DEMELİYİM YORUMDA DA BELİRTTİĞİM ÜZRE BİR CİNAYETİM VAR VİCDANIMIN HALEN SİNDİREMEDİĞİ VE ASLADA SİNDİREMEYECEĞİ... KÜÇÜK ÖLÜMLERİ SAYMADIM DOSTUM..ALTIN VURUŞ ASIL ÖLDÜRDÜ.. GENEDE BİR ÇOK İNSANA ŞÖYLE BİR SİLKELENİĞ GEÇMİŞİ SORGULAMA GEREĞİ HİSSETTİREN BİR PAYLAŞIMDI.. YÜREĞİNİZ SUSMASIN..KALEMİNİZ DAİM OLSUN..SAYGILAR
M.G.
nilanya - 07 Ağustos 2009 08:27
nilanya
Sevgiler...
mavideniz - 08 Ağustos 2009 23:54
mavideniz
Arkadaşım kalemler bazen yanlış yere kırılabiliyor bu durumda geri dönüşü de tefisi de mümkün olmuyor. sevgiler
Mantıklı ol imkansızı iste!
nilanya - 09 Ağustos 2009 08:24
nilanya
Dostluk damla damla birikir. Meşakkatlidir dostluk. Eşittir dostlar. Biri yargılayan diğeri yargılanan olmaz hiçbir zaman. Dostluğun hukuk kurallarını vicdan oluşturur. Her koşulda önce vicdan devreye girer. Belki kalemler kırılma noktasına gelir ama kırılmaz. Kalem kırmak bana hep idamı çağrıştırır. Kutsal saydığım insanın idamını hiçbir koşulda onaylamazken dostluğu bir ipin ucunda sallandıracak kalemi de kırmam. Kırgınlık mı? Evet kırılırım... O zaman en iyi ilaç kavgasız kendini dinlemektir. Bir ırmağın kıyısında oturup akan suya bakmak gibi. Denizin kıyısında oturup dalgaları seyretmek gibi. Canını yaka yaka öğretir hayat. Bunu bilsen de canının yanmasını engelleyemezsin. Gözüne birisi limon suyu damlatır kaçar. Onun acısı da geçer...Bazen bilmeden ya da bilerek bir çok cinayet işleriz. Ama başkaları da bizi defalarca öldürmüştür bunu da pek farketmeyiz... Sahi insan kaç kere ölür? Kaç insanı öldürür hayatı boyunca?
nitetrain - 02 Kasım 2009 20:26
nitetrain
Belki çok geç kalmış bir yorum da bulunuyorum ancak yeni okuyorum yazınızı muhteşem bir konuya değinmişsiniz son yazınızda da olduğu gibi.
Çok güzel kalemine ve yüreğine sağlık yazılarını bundan sonra takip edicem sanırım:)
Tebrikler...
Let it bleed
nilanya - 04 Kasım 2009 12:57
nilanya
Merhaba... Yorumlananlar arsında görünce yazıyı, eski bir tanışla karşılaşmış gibi şaşkın bir mutluluk esiverdi üstümde... Teşekkür ederim nitetrain... Ben sizin iki yazınızı da okudum; ama şimdi baktım yorum yapmamışım.Bazen bir yazıyı okuyorum ve yorumunu sonraya bırakıyorum.. Size sevgiler...