Ahmet ÜMIT / Bab-i Esrar

21
760

Okudugum kitaplar bende çogu kez, sevdigim yemegi özleme istegi uyandirir. Yeniden okurum. Ilk okudugumda begendigim ve altini kirmizi kalemle isaretledigim cümleleri, kelimeleri, paragraflari yeniden gözden geçiririm. Iste Bab-i Esrar bende bu duyguyu bir çok kez uyandiran bir roman. Ve ben Ahmet ÜMIT’in Bab-i Esrar kitabini paylasmak istedim sizlerle eger kabul ederseniz…

Farkli zamanlarda yasayan insanlarin yollarinin, bu günde kesistigi bir roman Bab-i Esrar… Yillar geçse de, dünden bu güne pek çok sey degisse de, ruhun degismezligini görüyor anliyoruz… Hakikati aramak, insanlarin bencilligini sorgulamasi, kurban – katil iliskisinin nedenleri, din sanarak yasadiklarimizi yeniden irdelemek ve bir çok yasanmisligin üzerine cesaretle bir çizik atabilecek derecede güçlü olan ask…

“Tanri merhametten de, sefkatten de daha büyüktür. Tabii, siddet ve cezadan da. Onda hepsi vardir, onda hepsi birdir. Bir olmak demek, çok olani bir görünümde toplamak demektir, ama farkliliklarini silmeden, aynilastirmadan, birbirine benzetmeden… Çünkü her var olusun bir anlami, bir geregi vardir. Çogu zaman mesele Tanrinin ne oldugu degil, bizim onda ne gördügümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti, zalim olanlar siddeti, zeki olanlar akli, aptallar kör inanci, alimler bilimi ve cahiller mucizeyi görür…”

Batidan doguya yapilan bir yolculuk ve bu yolculuk boyunca, yasanilan olaylarin içsel baska bir yolculuga dönüsmesi… Sonuç, kendiyle barisan, affetmeyi ögrenen bir ruh…

Bu ruhun aydinlanmasina en büyük etken ise Hz. Mevlana ve Semsin birlesen yasamlari…

Bir dönüsüme ortak olmak mümkün romanin sayfalarinda. Önce maddi ask için maneviyattan geçip, sonra maneviyat için maddi asktan vazgeçiliyor… Bu duygu dönüsümleri bir çok gel – gitler yasanmaya sebep olsa da, anlik ihtiyaçlarin agir basarak, bizi fedakarlik yapmaktan alikoydugu zamanlarda, eger maneviyattan söz edemiyorsak hep bir yanimiz aç kalir. Tamamen insana özgü bu durumdan kurtulma isteginin sürecini görebiliyorsunuz romanda…

“Anlamadilar. Onlar anlamadiklarini kötü sayarlar. Ulemalarini ellerinden alacagimi sandilar. Oysaki ben onu dünyanin sulatani yapmaya geldim. Geçmis bütün zamanlarin sultani. Ama anlamadilar, Çünkü onlarin din diye bildikleri, küfürdü. Ibadet diye bildikleri günah. Insan eti yiyip, insan kani içiyorlar ve bunu Tanri adina yapiyorlar. Din zannettikleri kitapta yazani harfiyen yerine getirmek ti sanki yaratanin gönüllü kölelere ihtiyaci varmis gibi. Ibadet zannettikleri, hosgörüsüzlüktü, sanki yaradan nefretten hoslanirmis gibi. Inanç zannettikleri, onlarin kurtulus garantisiydi her iki cihanda, tövbee tövbee, sanki yaradan tüccarmis gibi…”

Sems-i Tebrizi olmasaydi, Hz.Mevlana siradan bir din adami olarak mi kalirdi?

Mevlana iyi egitim almis, hosgörü sahibi, görüs ve fikir deryasi derin, egitmen ve din adamiydi. Sems, onun içindeki coskuyu, atesi, marifeti, yetenegi ortaya çikarmasini saglayan bir itici güç idi… Bunu güven, sevgi ve sadakatle basardi…Zira canini bu dostluktan esirgemedi ve Mevlananin görüs olarak bir devrim yaratmasini sagladi.

Romani okurken fark edebiliyorsunuz ki; tasavvufta bilgi, Tanriya ulasmanin tek yolu degil. Yasamak ve deneyimlemek sart. Bilgi ve yasayarak ögrenmenin tanimini “Hamdim, pistim, yandim” dizeleriyle  Mevlananin sair ruhundan görebilmek mümkün…

Cinayet, kurban – katil iliskileri, iç sorgulamalari, affedebilmenin hafifligi, ilahi ve tensel ask, yasam, umut ve daha bir çok sey…

Ve son olarak, Mevlana ve Sems iliskisi, ilahi bir aska ulasmanin, ahlakin, dinin, yasamin, umudun, cesaretin ta kendisi… Bu bir tür sevgi deliligi, ask gözü dönmüslügü… Ve bir hiçlik olsa gerek…

“Ey kerim olan Allah ! Eger sen yalniz iyileri kabul ediyorsan, suçlular kime yalvarip yakarsin?”

Muhabbetle cancagizim…

Ayse ÖZEN

21 YORUMLAR

  1. deliseyim özlemisim yazilarini, okurken konuyu nerden alip tasiyip uzaaak diyarlara tasimani bilgine, bilgiyi algilayan yüregine saglik can. kitap türk yazar olmasina ragmen ilgimi çekti alip okuycam.

    O zaten her kitabinda söylüyor;

    "Biz dileyene, diledigini veririz." o yüzden ne dilediginize dikkat edin der alimler.

    ben simdi bir dilekte bulunayim yeri gelmisken belki saatine denk gelir:=)

    " Beni algilama aczine düsmeden, akil sagligimi yitirmeden; bu yasamimi bitirmeme yardim et yarabbim"

    kalanini senin bana yani (INSAN,a ) verdigin güç ile ben zaten hangi yük olursa altindan kalkarim. tesekkür ederim amin.

  2. Ahmet ÜMITin sevdigim ve takip ettigim yazarlar içinde olmasindan dolayi Bab-i Esrar kitabini da okuma ve inceleme firsatim oldu.Konunun islendigi bölgenin kültür ögelerini polisiye bir kurgunun içine yedirmeyi basarmis. Sürükleyici ve içine hapsedici bir eser olmus. Eserin dili son derece akici ve duru; böylece okuyanin kafasinda soru isareti birakmiyor. Bence okumaya deger bir roman ; )

  3. En kisa zamanda alip okuyacagima emin olabilirsin.Ask kitabindan sonra sürekli bu kitabi tavsiye ettiler ama son nokta sen oldun. Eee nede olsa dilimden anliyan birisin delilerin piri =)

  4. Lyram:) inan bende özlemisim yazilarimi… Uzun zamandir onca uzaklastim ki kendimden… Tatil yapti beynim, yüregim ama döndüm artik bu kadar tatil yeter,

    ve dileklerine yürekten katiliyor "amin" diyorum… ( adresini bildirirsen kitabi sana hediye etmekten zevk duyarim Lyram)

    Rüyaadam, dedigim gibi bazi kitaplarin yeri özel oluyor. Bir zaman araligi dönüp yeniden okuma hissine kapiliyor insan. Ben ilk okudugumda Bab-i Esrari, Semse hayranligimdan olsa gerek, sadece Sems ve Mevlana iliskilerini dikkate almistim:) Bütününe bakmak istemedim. Yeniden gözden geçirdigimde, senin de belirttigin gibi, farkli bakis açilarini da gördüm degerlendirdim.

    Polisiye kurguda severek okudugum Ahmet ÜMITin uslübü okuyucunun kendini romanin içindeki bir karaktermis havasina bürünme hissi veriyor. Böylece okumakla kalmayip romani yasiyorsun:)

    Hatta aklima gelmisken, yine Ahmet ÜMITin "Beyoglu Rapsodisi" isimli romaninda, Beyoglunu bildigini sanan ben:) meger ne kadar az biliyormusum deyip, Beyoglunu yeniden kesfetmistim…

    her ikinize de tesekkürler yorumlar için…

  5. delidivanem:) ben her ikisinide okudum lakin dedigim gibi Ahmet ÜMITin üslubunu ve arastiriciliginda öne çikardigi unsurlari çokkkça begenirim… ( sanada geçerli sözüm, adresini bildirirsen hemen gönderirim kitabini)

    Not: son bir tane kaldi isteyen varsa haberim olsun:))

  6. sagolasin can:) hepimizin canina saglik:)

    ha bak bu arada tek atimlik kitap var elimizde arzu edersen adresini bildir… adrese teslim çalismaya basladim artik:)))

  7. Yhu bende özlemisim bu kadroyu=)

    Ben bosuna sevmiyorum sizleri…

    Böyle yürekleri dopdolu hazinesi genis ruhu güzel,

    Lep demeden leblebiyi anlayan canlar sevilmezmi?

    Üstelik Hz Mevlanin isiginin etrafinda dönen pervaneler…

    Düsünen, algilayan,paylasan dostlar…

    Gönül gözünüz hep dogruyu görsün canlar…

    Sevgili deliseyim

    Emegine saglik

    Hemen alip okuycam…

    Sevgi ve muhabbetle kalin…

  8. emelcan tesekkür ederim çokkça degerli yorumun için… nacizhane, elimden geldigince içimden geçenleri döktüm saçtim iste buralara…

  9. Yemege gidip geldigimde masamda kargo posedini buldum,tabi agzim kulaklarimda hizlica açtim veeeee kitabim gelmis cancagizim yollamis delilerin piri DELISEYIM çokca tesekkürler…

  10. insanlarin yüzünde bir tek tebessüm ettirebilmek ne hos bir duygu bunun hazzi bir çok seye bedel inan… bende mutluyum ki:) ve tesekkürler benden gelsin…

  11. Ahmet Ümit – Istanbul Hatirasi da çok güzel bir eser… eser diyorum zira o kadar kaynakça kullanmis ki:) yani onca sayfayi leblebi gibi yiyip yuttm valla billa:))

    kitap yaa kitap bilgi bilgi bilgi iste:) küçüklügümde ben sinema hastasiydim. her filmi izlemeye çabalardim bölee gözüm ekranda yanimda gangin çiksa havaa:) o kadar yani…

    eee tabi aysecik filimleri, yok kezban bilmem nerede, yok köyden geldim sehire filan böle bi türk filmi tutkunlugumda vardi… henüz alti – yedi yasindayim bu tür filimlerden en çok ilgimi çeken köyden sehre gelip adabi muhaseret ögretilen vatandaslardi… kizin kafasinin üstünde bir kitap dogru yürütme dersi verilirdi filimlerde. hep kafama takilirdi bu kizin kafasinin üstünde bir kitapla dogru yürüme dersi ne olaki diye!!!

    büyüdükçe bakindim saga sola ama hiç bir okulda ne dogru yürütme bölümüne nede ögretmenine rastlamadim… düsündüm düsündüm en sonunda kendimce bir açiklama buldum !!!

    kitap kafanin üstünde olacak ama içindekilerde beyninde… yani seni dogru yürüten bilgi dengesi sanirim dedim, dogru yolu bulup bilgilerinle dogru yürüyeceksin … bu mudur dedim? evet dedi iç sesim budur:)) öle iste o gün bu gün ayrilamadik bi dahaa:P

  12. Konu Ahmet ÜMIT… Sultani Öldürmek! Inanin, Ahmet Ümit takipçileri bu kitap ayni kanidadir tek kelime ile söyleyecek olursak:

    Harikulade…

  13. Konu Ahmet ÜMIT… Sultani Öldürmek! Inanin, Ahmet Ümit takipçileri bu kitap konusunda ayni kanidadir tek kelime ile söyleyecek olursak:

    Harikulade…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here