Alte Brücke ve Dunaysir Köprüsü… Ikisi de Kültür Mirasi…

8
39
Heidelberg… Bir düsün içinde yolculuk yaptim… Sehre girdigimde aklimda sadece Filozoflar yolu vardi… Ilk duragim, üç yüz sekiz basamagi adimlayarak tirmandigim Saray oldu… Sarayi dolasirken kiskandim… Büyükçe bir bölümü yikilmis olan sarayin ayakta kalan bölümleri bir yandan onarilirken, onarilmis kisimlarin görkemi göz kamastirici.. Hani yikintilari görmeseniz saray sakinleri kapiyi yeni çekip gitmis gibi.
Sarayi terk ettikten sonra aklimdakini gerçeklestirmek için yola koyuldum. Sonbaharin son kalintilariyla kisa geçis arasinda kalmis agaçlarin arasinda yürürken içimdeki kiskançlik tohumlari kabardi, yeserip filizlenmek için kipirdanmaya basladi… Hiç aldirmadim, biraktim yesersinler. Kiskanilmayi hak edecek kadar güzel bir manzaranin her anini hafizama tatli bir kaçamak gibi saklama istegi dogrusu çok kiskirticiydi. Duygularimi kendi haline biraktim, kivilcimlar çakarak oynassin, yasam kivancimi artiracak kiskirticiligini hiç kaybetmesin istedim…
Sonunda filozoflar yolunun muhtesem manzarasiyla bas basa kaldigimda artik Neckar Nehri’nin ikiye böldügü sehrin karsi kiyisindaki tepeden biraz önce gezdigim sarayin muhtesem manzarasini da görebiliyordum… Neckar nehri üzerindeki Alte Brücke yani eski köprü bütün görkemiyle karsimda dururken kiskançliktan bu kez haz degil aci duymaya basladim…
Bu köprü 1248 yilinda insa edilmis ve 1945 yilinda yeniden yapilmis…
Dunaysir Köprüsü – Eski Tas Köprü, 12. Ya da 13. yüz yilda yapilmis…
Eski Köprü Alte Brücke sehri ikiye ayiran nehrin ortasinda, üstünde gezenleri bir yakadan diger yakaya tasirken acele etmeden adimlayacaginiz manzarasiyla kendinden emin isveli bir güzel gibi verdigi hazzin farkinda…
Neredeyse iki adimda bir duraklayarak geçtim köprüden, köprünün üstündeki heykelleri seyrettim, alttan coskuyla akan Neckar Nehri’ne baktim. Günes enerjisiyle çalisan gemiye sasirdim…
Bir düsün içine düstüm sanirken birden aklima düsen Dunaysir ile bir kâbusa uyanmis gibi oldum…
Onun altindan kanalizasyon akiyordu…
Dunaysir çöpleriyle bas basa yasarken köprüyü kullananlar aceleyle karsiya geçiyorlardi…
Altindan akan Zergan Deresi içinde yasayanlari öldüren bir zehir olmus, simdi de etrafinda yasayanlarin sagligini tehdit ediyordu…
Dunaysir’i adimlayanlar ona kenar mahalledeki bir yosma muamelesi yaparken Alte Brücke’ü adimlayanlar bir prensesi uyandirmadan geçmek için yumusak adimlarla yürüyorlardi…
Kiskançligim kivrila kivrila bana dogru sürünen zehirli bir yilana dönüstü… Iki sehri bende birlestiren bilgi aslinda eksikti… Dunaysir’i hiç görmedim… Daha önce Heidelberg’i de görmemistim ama benim için gerçeklesmeyecek bir hayalken Tanri onu avuçlarima sonbahar armagani olarak birakivermisti. Iki sehri karsilastiracak bilgileri arastirma istegiyle dolanirken pek de birbirinden asagi kalmayan yikimlar yasamis iki kent karsima dikildi… Tam da simdi, 2009 yilinin bu son ayinda biri isveli güzelligiyle Avrupa’nin en romantik kenti olma unvanini almis, üçü Fizikten, üçü Tiptan alti Nobel ödülünü rafine bir dogallikla sahiplenmis ‘Heidelberg’ adini, matbaa makineleriyle dünyanin en iyileri listesinin tepesine tasimis…
***
Heidelberg tarihi, antikçag Roma Imparatorlugu dönemine dayaniyor…1225 yilindan yeniçagin baslangicina kadar kraliyetin yerlesim yeri olmus. 1386 yilinda Almanya’nin en eski üniversitesi burada kurulmus… 1600’lü yillarin ikinci yarisinda kent Fransizlarin saldirisina ugramis… Bazi yerler ele geçirilmis ve o dönemdeki eski sehir ve Saray tahribata ugramis..1840’larda dösenen Mannheim – Heidelberg arasindaki tren yolu, Baden bölgesinin ilk tren yolu olmus…1930 da Üniversitenin insasina baslanmis. Nazilerin iktidara gelmesinden sonra, özellikle Heidelberg Üniversitesi çok sayida Yahudi ögrencisini ve profesörünü kaybetmis. Ikinci Dünya savasinda Amerikan isgal bölgesinde kalan sehir ve saray UNESCO tarafindan dünya insanlik mirasi listesine alinmis…
Kiziltepe… Mardin’ e bagli. Eski adi Tel Ermen… Dunaysir ya da Düneysir adiyla Artuklular döneminde kurulmus… Urfa ile Diyarbakir’i Musul’a baglayan ticaret yolu üzerinde konaklama merkezi olarak önem kazanmis… 13. Yüzyilda Eyyubiler tarafindan yagmalanmis.. Selçuklular, Ilhanlilar, Memluklular, Akkoyunlular, Artuklular ve Timur buraya hakim olmus.. Dunaysir ismi, sonraki dönemlerde Koçhisar olarak degistirilmis. 15. yüzyilda Karakoyunlular ile Akkoyunlular arasinda sik sik el degistirmis, 16. yüzyilda Safeviler buraya hâkim olmus. Yavuz Sultan Selimin Misir seferi sirasinda, 1517de Osmanli topraklarina katilmis. Artuklularin önemli bir kenti olan Kiziltepe, sürekli savas ve yagmalandigindan, Artuklularin çarsi, han, hamam, cami ve medreselerle zengin bir kent durumuna getirdikleri bu yerlesim Osmanlilarin eline harap halde geçmis. Artuklu dönemine ait, Ulu camii, Tasköprü, Tarassut Kulesi Sahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi eserler.
***
Yasam hakkini kutsayan anlayis bir kenti görkemli bir güzellige dönüstürürken… Ölümü kutsayan insana deger vermeyen anlayis ise kepenkleri açsak mi kapatsak mi ikilemiyle bas basa kaliyor…

8 YORUMLAR

  1. tskler sevgili nilanya. uzu nzamandir özlemistim yazilarinizi =) Bir de yaziniz içim görsel ararken gerçekten de yaziyi bu kadar betimleyebilecek görseller bulabilecegimi bilmiyordum. Ne aci!

    Sevgili okur, fotograflar gerçekten de bahsi geçen köprülere aittir.

  2. dogru bilgi, zengin hayal gücü ve iyi bir gözlem evet iste bir nilanya yazisi tesekkürler nilanya hani derizya hep yedigin, içtigin senin olsun gördügünü anlat diye tarih bilgisi ile birlikte okunasi güzel bir yazi olmus kalemine saglik. tesekkürler.

  3. Günaydin Lyra7.. Özledim buralari. Renklidergi muhabbetlerini. Bir süredir elime kalem degmiyordu deger degmez merhaba demek istedim… Herkese sevgiler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here