Ankarada Bir Gözalti Hikayesi – #direnanankara

2
47
Önce gaz yüzünden göremedim. Bulanik gözlerimi silmeye çalistim, sonra silmemem
gerektigini hatirladim, gazdan hapsuran bir insana “Iyi yasa kanka.” denildigini duydum hapsuran çocuk “Iyi yasamak için burdayiz kanka.” dedi. Zaten iyice duymayan kulaklarim arkamda bitisik bi sekilde kosan 15 polisi de duymadi, arkama döndüm. “Kos!” diye bagirdi yanimdaki arkadas. Burada soru “Ne tarafa?” olacakti ama ona dahi zaman yoktu, kostugum yönün tersine kosarken biber gazinin sokaklarla gürestigini görünce  tekrar kostugum yönün tersine kosmaya basladim kapsonumdan birisi tuttu kaçabilirdim ama yapmadim durdum ve bekledim.
Birisi daha geldi tamam artik götürüyolar heralde derken birisi daha, birisi daha sonra coplu olan karnima vurmayi denedi elimle iteledim copu o sirada “Vurma.” dedim ama heralde orda vurma demek futbol sahasindaki holiganlara beyler sessiz olun demek gibiydi. 10 kisi filan vardi etrafimda “Direnme!” dediklerini duydum, ellerimi biraktim polislere kendimle beraber yine de kafama karnima filan vurmaya devam ediyolardi ama rapor alacagim için fazla sert vurmamasi gerekiyormus, bunu ben rapor aldiktan sonra ögrendim. Beni plastik kelepçeyle kelepçelerken bir adam geldi fotograf çekti yüzümü saklamadim bile, saklamam gerektigi aklima bile gelmemisti, çünkü yasa disi bir sey yoktu. Kelepçeleri o kadar sikmislardiki bileklerim su satirlari yazarken hâlâ agriyor.

 

Izmir Caddesinde ilerlerken gaz kalmamisti sol kolumda benden bir kafa daha uzun olan polis iyi polisi oynamaya çalisiyodu ama 5 dakika sürdürebilmisti susmami söylüyordu sürekli, sagdaki benden birazcik kisaydi ve hep ayniydi. “Tas atiyonuz polislere, sizin yüzünüzden iki gün hastahanede yattim ben.” dedi uzun boylu olan, bekledim bi süre “Benim yüzünden kalmadin abi.” dedim “Sus, bak sus.”  dedi kaskini çikardiginda ter içinde kalmisti adam. “Vatan haini!” soldaki sadece bunu dedi ama sagdaki saydirmaya basladi “P*ç.” “Or**** çocugu!” sonra millet çikti kasimiza az önce bana vurmaya hevesli, küfürbaz polisler birden diklesti kisa olan uzuna “Ssst, millet.” resmen bunu dedi. Sanki ben milletten degilim anasini satayim. Tekim belki ama yine de millettenim. Ilerledik ve ilerdeki polis barikatina geldik ordaki polislerin yüzünü görmeliydiniz Sezarin karsisina çikacak Brütüs gibi bakiyolardi bana, ayni zamanda gülüyolardi, daha demin burdan geçmistim sanirim o yüzden gülüyolardi ya da normalde gülüyolardi bilmiyorum. Kisa olan ayagima vurup “Düzgün yürüsene olm.” dedi tekrar yapip “La olm düzgün yürüsene la. Adama bak düzgün yürümeyi de bilmiyo laaaa.” dedi. Kafami kaldirdim adama baktim ya varacagimiz yere yakin oldugumuzdan ya da bakislarimin etkisinden vurmayi birakti.

Arabanin arkasindan geldigimize aklimda baska seyler vardi milleti dinlemiyordum ilk yakalandigimda benle konusmaya çalisan maskeli adamlardan sonra pek dinlememistim zaten “Lan..ak….sakin….” ordan baska birisi “Diren….cim…” “sen…anan…kerim….” çogu mantikli degildi ama bazilarini aklimda birlestirmeyi basardim. Asker renginde polis sapkali sisko bir adam geldi tokat atti bir seyler dedi sonradan farkettim de onu da dinlememisim ama son cümleyi kalan son dikkat kirintimla aklima yazdim “Eger var ya çevik kuvvet olmasa surda hepiniz öldürür katliam yapardim!” arabaya bindim karsimda sonradan iyi anlasacagimiz bir insan, yanlis bir tanisma sekli olsa da. “Geçmis olsun.” dedi “Sagol.” dedim. Giydigim seyin üstünde bir fermuar var onu açmasini istedim arkadastan çünkü ellerim ilk yakaladiklari andan beri kelepçeliydi ve arabaya binince de kesmemislerdi.

 

Çok çaresiz hissettigim anlardan biri olarak hayatima girdi; kimligim çantamdaydi, çantami almis karistiriyorlardi ama tabii ki de zararli bir sey bulamadilar bir tane polis kesik pet siselerini yere atti digeri onlarin kanit oldugunu söylerek geri çantaya koydurttu. Kimligim, telefonum çantadaydi korkmustum ikisi de giderse eger nolur diye düsündüm telefonu hallederdim de kimlik numarami unutursam diye telefonuna kayit etmistim.Karsimdaki adamin yüzüne bakmam mi gerek bakmamam mi emin degildim, ikisini de yaptim. Arabanin içinde, dikdörtgen bir kafesin içinde gibiydik. Söförün yanindaki adamla konusurken burnumu tele sürtüyordum. Karsimdaki adam “Abi ben ilk yardima için burdayim.” dedi ve devam etti “Sen yaralansan ben sana yardim etmiycem mi?” polis söför laf koyacagini sanarak direkt “Ben o durumda olsam bana da yardim etcen mi?” diye sordu “Hipokrat yemini ettim abi tabii etcem.” söför  fazla konusmadi ama yanindaki adam basladi “Ya, birak gardasim ya gencecik insanlarsiniz piril piril delikanlilarsiniz s*keyim hipokrat yeminini ilk iki üç gün eyiydi iste sonra al yedi kursunu kafasina s*keyim ölen ethemi, s*keyim sistemini, s*keyim o genccecik ölen çocuklari, çocuklar her sey para para.” para derken bas parmagiyla isaret parmagini birbirine sürttü. “Para olmazsa nabican sen? Senin baban ne is yapiyo?” “Emekli.” dedim. “Ögretmen.” dedi. “Al iste… Lagn olm sizin neyinize lan? Isadami çocugu degilsin bir sey degilsin sen de memur çocugusun. Te allahim ya! Lagn olm biz de karsiyiz sisteme ama yabacak bir sey yok sistem bu yasayacan.” adam çok sinir olmustu ama ne bize ne onlara, nerdeyse her lafinin basina “Bizle seni birbirimize düsürüyolar.” diyodu “Gezi parkina gitmemisinizdir bile siz gençler.” dedi söför,  yanindaki adam “Ya ben orda 18 sene çalistim *muha koyim travestiler var orda, geyler geziyor ya bi b*k degil a*ina kodugumun yeri.” nefes aldi devam etti “Agacin da amina koyim, ormanin da, alisveris merkezinin de, ölenlerin de! Deger mi gençler ya? Piril piril gençlersiniz.” sessizlik olunca karsimdaki adam “Abi mp3 çalari alabilir miyim o saglam olur mu?” dedi. Varcagimiz yere gelmitsik araba saga park etti kapiyi açti konusma boyunca salladigi dosyayi diger eline aldi ondan sonra adama noldu bilmiyorum.

Benim kapimi açti polis ilk, inecektim polis durdurdu, elindeki siyah kiliftaki mp3ünü yanimdakine verdi tesekkür etti ve ben “Assagiya ineyim mi abi?” dedim hayir da demedi evet de demedi inmemi engellemedi de inmem için bir isaret yapmadi da, indim.”Neden burdasinzi gençler?” dedi “Abi iste arkadasa yardim amaçli pet sise filan getirmistim 2 tane de kapson var, çanta orda.” yanimdaki adam “Abi ben ilk yardim amaçli geldim.” polis onu tebrik etti tamamen insani bi amacla geldigi için.

Salon gibi bir yere girdik 6 tane sandalye var ilk 2 sandalye bitisik sonra bir 2 sandalyelik bir bosluk ve sonrasi 4 bitisik sandalye. Ayakta da 8-10 kisi vardi gidip geliyolardi. Esyalarimizi aldilar bagciklardan kemere kadar. Benim esyalarimi çikaran adam bir adet kesilmis limon görünce  “Bir adet salatalik için limon.” dedi kimse gülmedi, biraz arkadan bir adam geldi gelen adama tekrar ayni espriyi yapti yine kimse gülmedi. Yetkili kisi limonu isteyince espriyi yapan adam espriyi tekrar etti ve yine kimse gülmedi. Hirsini tebrik ettim adamin. Isimiz bitince çantadan çikanlari yazdigi kagidi imzalamasi için polisi çagirdi orda 6 tane sandalye vardi hiç birinin polis olmadigini anladim o an. Telefon hakkimi bir arkadasi arayarak kullandim arkadasim bisey imzalamamami söyledi. Duvarin oraya gidin ayakta durun dediler gittik durduk sonra da oturun dediler. Orda 1-2 saat boyunca oturduk. Karsimdaki adamin isminin Yusuf oldugunu ögrendim. Ayni, zamanda Yusuf facebookta en kisa sürede bulanabilecek bir kisi. Bi süre sonra fotograf çektirdik o gruptaki tek kiz fotograf çektirirken “Poz vermeliyim?” dedi ve güldü kiz harici benim esyalarimi kagida geçiren polis gülmüstü sadece kiza.

 

Ordan çiktikdan  sonra rapor almaya çiktik kapidaki polis bagirdi “YUSUF!” Yusuf hemen ayaga kalkti, hemen sonra benim ismim söylendi ve gittim sonra Tamer, Alican… Her kisiye bir polis düsüyordu bazi polisler kolun içine girip beraber yürüyolardi, bazilari da yanindaki adamin kolunu sikica  tutup çekiyodu ve o kel adam hep çekiyordu, sinirli bir adamdi. Otobüse bindik ve bir süre günesin bizi kizartmasina izin verdik. Hadi, hadi, hadi diyordum içimden. Koltuklar birbirine bakiyordu ve önüme sarisin saçli rus bi erkek oturmustu az önce beklerken bize börek vermisti ondan kanim isinmisti çocuga. Yine çagirmaya basladilar ama bu sefer dogru sirayla “Tamer, Yusuf, Rorsak” ve ben. Otobüsün ilk kapisindan indik. Otobüse binerken bize eslik eden polisler yine eslik etti, kel olan Yusuf’un kolunu kircakmis gibiydi. Hastahaneye girdik ve yine o sira “Tamer!” Tamer gitti. Tamer’in sonradan magrur, masum bi çocuk oldugunu ögrenmistim, yani düsündügümden daha masum ve kendi halinde bi çocuk, esmerdi biraz. Telefon hakki gelince hiç telaslandirmamak için aramamisti kimseyi. Girmemizle çikmamis bir oluyordu. “Yusuf!” Yusuf içeri girdiginde copla vurdular biraz dedi doktor ondan bir sey olmaz dedi. “Rorsak!” girdim içeri o an kapinin açik oldugunu farkettim eger bana bir sey olmamis ama eger olsaydi polisler beni duyarken ne derdim? Bilmiyorum. 
“Merhaba Rorsak.”
 “Merhaba.”
“Sorun var mi?
“Yok.”
“Tamam Rorsak çikabilirsin.”
Çiktim otobüse bindik herkes aynisini yapti sanirim. Otobüse binerken polis eski yerine otur demisti bende o sarisin çocugun benim yerimde oturdugunu gördüm. Onun karsisina oturdum, börek verdigi için bir sey dememistim yoksa kaldiracaktim. Onu çagirdiklarinda bi süre bekledim sonra onun yerine oturdum o geri geldiginde polisler ona öyle bir sey dememis olacakki  baska yere oturdu. Arkamda Yusuf vardi konusuyoduk. Yusuf’un yanindaki polise “Abi simdi o filmlerdeki hani bir isigin altinda ifade verilen odalar var ya oraya mi gidiyoruz?” dedim o polis iyiydi “Yok canim o kadar da degil. O fazla filmsel kaçar.” dedi.Karsima bu sefer sakalsiz uzun saçli ama saçinda toka olan birisi geldi. Sonra ondan tokasini aldilar sürekli saçini geriye atmak zorunda kaldigi için sinirlenmisti biraz ama iyi çocuktu o da. Farkettimde ordakilerin hepsi iyi çocuktu. Hapishane böyle iyi adamlarla doluysa o kadar da kötü bir yer degildir diye içimden geçirdim. Otobüs tekrar yola koyuldu. 
Törerle mücedelenin önüne geldik ama orda 1-2 saat bekledik. Arada hareket ediyodu bir geri bir ileri gidip geliyodu. Bize umut vermek içindi sanirim. Orda bekledigimiz için sinirliydik ama ayni zamanda muhabbet ediyoduk o kadar da kötü degildi. Önümdeki uzun saçlinin ismi Alican’mis ama ben Halilcan olarak algiladim hatta ona Halil dedigimde efendim demisti. 
En arkada iki kisi vardi, onlarin önünde Yusuf onun önünde de ben vardim. Yusuf, Ali, ben muhabbet ediyorduk. Sonradan bir tane polis gelip oturmustu arkaya
“Saat kaç acaba ya? Eger otobüsler bittikten sonra birakirlarsa kötü olur eve de gidemem nezerathaneye gideyim daha iyi.” dedim.
Arkadaki polis Yusuf’a nerde oturdugunu sordu Yusuf Bagdat dedi. 
“Sen gidersin bak otobüsten sonrada birakilsa.” dedi Yusuf’a
“Abi nasi gideyim ya?” 
“Arkandan çevik kuvvet gelse kosar miydin?”
“Kosmazdim abi niye kosayim ama gaz bombasi atiyolarsa baska.
“Tamam hadi gaz atiyolar diyelim.”
“O zaman kosarim abi napayim?” 
“Iste arkandan çevik kuvvet varmis gibi kos.” dedi siritarak.
Ali’ye nerde oturdugunu sordum burdan yürüyerek gidilebilcek mesafede oldugunu söyledi.
Ali’ye dönüp “Artik burdan çiktigimizda bizi agirlarsin.” dedim gülerek “Agirlarim abi ne demek çikalim da.” dedi. Arkadan yusuf benim Ali’yle konustugumu duymadi ve ilk söyledigime cevap baabinda “Çikalim da bi. Bana gideriz, çikalim da bir.” Su getirdiler su içtik.
Bab Arapçada kapi demek bu arada.
Bir tane polisle konusuyoduk kel olan geldi yine, arkaya oturdu yanindaki adama; “Sen niye buradasin kardesim?” Bana, Ali’ye, Yusuf’a ve arkadakine göz atarak “Hadi bunlar orda dolasiyodu.” dedi. Oysaki ben orda dolasiyorum dememistim, bana sormamisti bile, cenazeye gelmeye niyetlendim diyememistim. Hava kararmisti bu arada. “Eyleme.” dedi adam. “Aferin kardesim ben senin gibi dürüst adamlari severim.” dedi “Hangi partilisin kardesim? Ne için ordaydin?” “Yok, ben oraya parti için gelmedim ben parti tutmuyorum.” gögsünde birlestirdigi ellerini oynatiyordu konusurken konusmasi bitince tekrar ayni pozisyona dönüyordu. “Ben suyumu, gazimi yemeye geldim, yedim.” “Tesekkürler kardesim, senin sözüne güvendigim için soruyorum bin kisi yakaladik bir tek sen adamakilli cevap verdin.” adam cevap vermedi. Kel polis bir tane daha soru sordu “Tas attin mi kardesim?” “Yok ben tas filan atmadim.” “Eyvallah kardesim bak sana güvenirim iste.” dedi.
Rus çocuk en öndeki kiza “Ryuk!” diye seslendi. Muhabbeti bilmiyordum ama gülerek bu ismi nerden hatirladigimi düsünürken birden “Death Note.” dedim Rus çocuk bir süredir yaninda oturdugu polisle konusuyordu. “O ne oluyor?” dedi polis masum bir sekilde. “Animasyon.” “Nasil yani Shrek gibi mi?” diye sordu polis ben de “Shrek’in Japon versiyonu abi.” dedim güldük. Bi süre Shrek’in japonlar tarafindan yapilan versiyonunu düsündüm. Sarisin çocuk polise animenin ne oldugunu anlatmaya çalisiyordu “Çizgi dizi ama daha güncel ve önemli olaylari ele aliyo.” çizgi deyince direkt olarak polisin ilgisini kaybedecegini düsündügünden kelimeleri bosluksuz söylüyordu. Ondan sonra dinlemedim, arkadaki polis Yusufla ve o adamlarla muhabbet ediyordu. Ben etrafima baktim bir an millet napiyo diye herkes muhabbet ediyordu. Aliyle konustuk sonr arkadan polis pasif direnisle aktif direnisi anlatti. Ordaki hukuk ögrencisi vardi bir tane ona sorduk hemen, o konuyu az biliyomus ama polis tam olarak yanlis degilmis. Pasif direnis suçmus onu ögrendik. Millete “Beyler Yusuf’u facebooktan ekleyin ordan birbirimizi buluruz” dedim, herkes onayladi.
Her yirmi dakikada bir ileri geri yapan otobüs sonuncusunu yapti ve 20dk sonra indik ifademizi alcaklarini zannediyordum.Tek sira olduk ama rastgele siraydi, içeri girdik assagi gittik bir kat, iki kat, üç kat, dört kat. Yerin dibine girip girmedigimizden emin degildim. Herhalde sorgular assagida oluyo diye içimden geçirdim. Assagida  çevik kapi gördüm yanindaki yaziyi okuyamadim nezerathane yazdigini gördüm içeri girerken konustugumuz polislerden birisi “Geceniz hayrolsun beyler.” dedi. Dörtlü sira halinde aldilar bizi. Ikinci dörtlüdeydim ben, arkamda Ali,Yusuf ve diger Ali vardi. Aha dedim tamam ben bunlarla sikilmam konusuruz sabaha kadar dedim. dördümüzü ayri kogusa koydular ve ben 4. kogustaydim. Kogus iki  bölümlüydü birinci bölümü koridora açilan kapi ikinci bölümü koridora açilan kapiya açilan demir parmakli kapi. Koridora açilan kapidan bakildiginda içeride sol tarafa dizilmis demir parmaklardan baska hiç bir sey görülmüyordu. Içeri girerken uzun saçli ama kafasinin ortasi kel olan adam vardi bana bakti, birden sübyanci sandim adami. Sonra tanistik iyi adammis Cemil’mis adi cenazeye gitmis polis onu yanina çagirip kelepçeyi takmis. Ilk basta iki kisiydik sonra üç kisi olduk üçüncüsü genç birisiydi ve barmendi. Isten çikarken eve giderken almis onu polisler. Baya sinirliydi bu konuda. At kuyruklu, bütün sakali çenesine dogru toplanmis gibiydi ismi Hüseyin’di.
Gece boyunca basim çatladi uyuyamadim. Klima durmuyodu, isik kapanmiyordu! Çok sinir olmustum klima yüzünden hem basim, hem karnim agriyordu. Kuscak gibi oldum bir iki defa. Eger kusarsam nolur diye sordum kendi kendime kusmadim ama. Basim daha da kötülesti kogusa gelen her polisden agri kesici istedim kimse getirmedi. Içimde t-shirt ve onun üstüne giydigim kapsonlu sweat vardi sweati çikardim, kapsonu geçirdim ve t-shirtü alin hizama bagladim ki belki agrimi geçirir diye. Ilk baslarda ise yaramadi. O sirada iki kogus arkadasimda uyuyordu. Hüseyin’le biz yorgani alip yerde yattik Cemil abi yatakdaydi. Parmak izi ve fotograf için onu götürdüklerinde onun yerine geçtim, acidan kivraniyorken. Bir çok yatma pozisyonu denedikten sonra sag kolumun üzerine yattm bileklerimin agriyordu önceki kelepçelerden ama en iyi seçenek buydu çünkü hem midem bulanmiyordu hem de basimin agrisini geçiriyordu yan yatmak. Iki büklüm bir sekilde yan yattim bi süre. Gözümü bir ara açtim lambayi tam görememistim günes açtigini sandim Hüseyin’in üzerinde, sonra nerde oldugumu farkettim gözümü geri kapattim yatamiyordum ama gözüm kapali duruyordu.
Ilk kapi açildi Cemil abinin geldigini gördüm sonra ikinci kapi açildi geldi noldu diye sorduk parmak izi ve fotograf çekildigini söyledi sonra yataga geçti oturdu. O tasin üzerinde dikeni koyulmus yastiga yatak diyorduk daha dogrusu. Kogusun arka duvarina yasliydi yatak ama duvarin tamamini kapsamiyordu. Sonra “Abi ben assagida oturunca hem midem hem basim agriyo suraya kivrilsam bir sey olmaz degil mi?” “Yok yok.” dedi ilk defa yatabildim o gece.
Iki tane sivil polis avukatla görüsmek için beni çikardilar gittim avukatla görüsen 3 kisiyiz biri Tamer digerini tanimiyorum ama annesi, babasi ölmüs ve polisin küfürleri yüzünden çok sinirli. Kask numarasini sabahtan beri aklinda tutmustu avukat ondan biraz daha tutmasini istedi. Siyah saçli kadin avukat ilk bana sordu önce adimi sordu cevap verdim, sonra da “Agir darbe var mi Rorsak?” “Yok.” bir tane polis içeri girdi çiktiktan sonra, tanimadigim adam kameranin çalisip çalismadigini sordu avukat kamera çalissa bile kimsenin ona bakacak zamani olmadigini söyledi. Gözüm tam olarak kapanmayan kapiya gitti “Aslinda… Onu da kapatsan iyi olur ya.”kapinin hemen yanindayim ayaga kalktim elim tam iteklemeye gidiyodu “Kilitleyebilirsin de,” dedigi gibi kilitledim sonradan “eger rahat etceksen.” dedi. Tekrar konusmaya döndük “Hakaret ettiler mi?”   “Ooo etmezler mi hiç?” “Hakaret için sikayetci olcak misin?” “Yok, yok su an tek istedigim sey çikmak.” dedim annemin evde benden habersiz oldugunu düsünerek ve saat gecenin dördüydü. Tamer’e de ayni sorulari sordu Tamer bütün sorulara olumsuz cevap verdi ve yakinini aramaya gerek olmadigini söyledi. Ben avukata annemi aramasini söylemistim ama sonradan aramadigini ögrendim. Diger uzun saçli adama dönüp ondan hemen ezberledigi kask numarasini istedi. Üçümüz içinden tek sikayetci olan oydu “Bu kadari da saygisizlik ya!” cümlesini diger polise yakinma cümlelerinin arasina ekledi.

 

 

Görüsme bitti kogusa gittim.
Sabah ya da ögle sandigim saatlerde polisler geldi beni aldi parmak izi ve fotograf çekmeye götürmeye. Koridorda otobüsteki arkadaslarla karsilastim. Güldük birazcik ve koridordan merdivenlere çikan kapiya gelmeden, iki kapi vardi o iki kapinin arasindaki dikdörtgen, nezerathane yazan, çevik kapiyla nezerathanenin koridoruna açilan kapiyi birlestiren odanin içine geçip beklememizi söylediler. Yavas yavas herkes geldi. Insan görmek iyiydi. Üç saattir tanidigm Yusuf ile 5 saattir konusamamiz hakkinda yakinip, muhabbet ediyoduk. Tek sira halinde yine o sonsuzluga giden katlari çiktik. Binadan çiktigimizda avukatlar orda sigara içiyordu. “Nereye götürüyolar sizi?” diye sordu bir tane avukat bizim gruptan biri parmak izine götürdüklerini söyledi. Biraz ilerledik, Yusuf arkamdaydi onun arkasinda hukukçu sonra da hukukçunun arkadasi Alican vardi. 18 kisilik grupta sanirim ismi canla biten 4-5 kisi vardi.
 Ilerledik, polis berberinin yanindan geçtik “Saçlarimizi mi kescekler?” diye sordu birisi. Polis berberin hemen yaninda tünel uzunlugunda bi yer vardi ordan içeriye girdik yanimizdaki hücrelerin yanindan geçiyoduk “Anaa bunlar hücre lagn!” dedi baska birisi. “Bizi hücreye mi atacaklar?” dedi saçlarimizi kesip kesilmeyecegini soran adam. Yerler çok kötüydü tümsekli ve küçük çukurlarda su, çimento karisimi vardi. Sonunda merdivenin oraya geldik merdivenin önüne bir tahta koyulmustu, merdivenin önünde birikmis çimentoya basmayalim diye. Büyük bi merdivendi hepimiz çiktik. Çiktikca merdivenler küçüldü ama orta boyutta kaldi. “Bana avukatim istersek parmak izimizi veremeyebiliriz dedi.”  bunu diyen adamin yanindan gitmeye baslamistim çünkü onun verip vermeyecegini merak ediyordum. Bir yerde durduk ve tekrar sira sayilmaya basladi “Tamer, Yusuf…” ve biz herkesten önce çiktik son kalan bir kati, baska bir genis koridora gidiyorduk koridorun giris kapisina göre solundan 2. kapisi açikti sadece, digerleri kapaliydi. Yusuf benim yanima ben de tam kapinin önüne geçmistim içeriyi görebiliyordum. Yine sirayi saydilar “Tamer.” Tamer gitti fotograf çekildi parmak izi verdi aynisini Yusufa sonra da bana yaptilar. Seri numaranin önünde fotograf çekilmistim. Ne oldugunu anlamamistim tam olarak. Millete “Beyler Yusuf’u facebooktan ekleyin ordan birbirimizi buluruz” dedim, herkes onayladi.

 

 

Gittim hukuçuya “Simdi bizim sabikamiz mi oldu abii yaaa?” diye sordum. Yanindaki Ali atladi “Olm var ya ben senin yerinde olsam simdiye bu çocugu bin kere keklemistim, adam sürekli zarf atiyo bak desene artik 3 yil çikmazsin burdan diye.” “O öyle bir insan mi ya?” dedim gülerek hepimiz gülüyorduk. “Yok, yok bu savciliga gönderilecek sabika filan yok.” dedi gülüsmeler bittiginde Alican’a cevap niteliginde “Ya ne bileyim arkadas Amerikan filmlerindeki gibi seri numaralarla fotograf çektirildik, sanki daha önce göz altina alinmisligim var.” buna herkes katiliyodu aslinda çünkü orda bulunan hiç kimse daha önce gözaltina alinmamisti.
Nasil yakalandigimizi anlatmaya basladik Alican “Abi orda bi polis vardi benim sürekli hirsla anami s*kmek istiyodu ya! Polisler bizi yakaladi tamam mi? Ordan gittik tamam biz zaten kabul etmisiz yakalandigimizi adam bizi yolda `anani s*kecem senin anani!` diyerek götürdü polis arabasina sonra arabanin arkasina girdik o küfür eden polis arkaya geçmis arkadan hala bagiriyo `anani s*kecem senin anani` adam kafasini o kadar polisin içinden sokup isaret parmagini sallayarak `anani s*kecem anani` diye bagiriyo hâlâ neyse biz arabaya bindik kurtulduk ondan derken, adam açti kapiyi sadece kafasini soktu içerdi `anani s*kecem senin anani` dedi yine. Haydaaa ya arkadas bu kadar zevkle, hirsla istedigine göre acaba dedim ciddi mi söylüyo?” Yusuf, ben, hukukçu gülmekten öldük. Ben fazla kahkaha atinca Yusuf beni omzumdan tutup kendine çekti. “Artik bu kadar gülmek bize yeter bugünlük daha sonra bayagi aglayabiliriz.” dedim önceki muhabbetten arta kalan gülüslerin üstüne biraz daha kahkaha eklendi ve diger grup girdi içeri sonra biz çiktik ordan, çikarken “Saka maka mapusta bi günümüz geçti lan.” dedi Yusuf.Millete “Beyler Yusuf’u facebooktan ekleyin ordan birbirimizi buluruz” dedim, herkes onayladi. Kogusa gittik.
Iki tane sivil giyinmis polis geldi isimlerimizi sordu söyledik elindeki dosya üzerindeki kagidi duvara yasalayarak bir sey yazdi. Saati sorduk 8 oldugunu söylediler ve gittiler. Tekrar yatmayi denedim. Hayale daldim ama tam uyudum diyemem. Gözümü açar açmaz saatin kaç oldugunu sordum Cemil abi 9u geçmistir dedi. Hiç bir sekilde günes isigini göremedigimizden hala geceymis gibi geliyodu, dün geceden beri geçmeyen zaman hâlâ geçmiyordu o yüzden anlatacak birsey yok. Saat 11 gibi Cemil abiyi almaya geldiler. Diger kogustan bagrismalar gelmeye basladi hayvan sesleri yapildi önce köpek, sonra kedi, sonra maymun, sonra yari maymun yari kedi. Hüseyin uyandi “Aggbi bu ne yaag?” dedi uykulu bir sekilde “Kogustakiler yapiyolarmis.” dedim tuvalete gittigmde polise seslerin sebebini sormustum gülerek “Canlari sikiliyo bagiriyolar iste.” dedi o adam da iyiydi, ya da öyle gözüküyordu. Parmaklilara gitti “Bi susun abi ya!” diye bagirdi, fazla bagirmamisti kimse duymadi.Tuvalete gitmek için bagiriyorduk bir de, niyeyse kimse tuvalete gitmek isteyince cevap vermiyordu sebebini anlamamistim.
Kolumun üstüne yatmaktan kolum ve omzum agriyordu ama en azindan belim agrimiyodu. Saat 5e kadar  kogusta dolandik uyumaya çalistik Hüseyin “Senin eve döncek paran var mi?” diye sordu “Var, var ben de sana aynisi sorcaktim, sagolasin.” ondan bi süre sonra polisler benim için son sefer olmak üzere geldiler. Nezarthaneyle binayi baglayan çelik kapinin arasindaki odaya götürdüler orda Yusuf, Alican, hukucunun arkadasi Alican’i gördüm Yusuf “Vay kardesim mapus hayati nasildi?” diye sordu elini uzatti selamlastik digerleriyle de aynisini yaptik. Uzun saçli Alican’a baktim dün sakalsiz olan çocugun sakali çikmisti “Mapuslarda çürümüssün.” dedim. Hukukçunun arkadasi da “Naptin?” diye sordu ne diyecegimden emin olamadim selamlastik onla da. Polis yemeklerimizi yedigimize dair imza attiriyordu Attik ve karsiya geçip muhabbet etmeye basladik. Millet teker teker geliyodu. Uzun saçli Alican “Abi ya polis geldiginde bi sevinçten havalar uçtum…” diyordu. Yusuf “Ya diger arkadasimi orda biraktim ona yaniyorum.” diyordu. “Ben sana Rorsak diye bagirdim niye cevap vermedin?” diye sordu bana “Oha o sen miydin? Allah belani vermesin ben de diyorum bu kim sizofreniye bagladim sandim ya. Ilk basta polis bana bagiriyo da bulamadi beni sandim `Rorsak benim!` diye bagiriyorum kogustan cevap gelmiyo arkadas. Ben kimse yok mu deyince yok diyen kimdi lan?” güldüler ama kimse bendim demedi. Millete “Beyler Yusuf’u facebooktan ekleyin ordan birbirimizi buluruz” dedim, herkes onayladi.
Sonunda kurtuluyoduk ordan, o merdivenleri çikmak en azindan birazcik zevkli hale gelmisti. Yeni avukatla tanistim.Ifade vermeden önce bir polis gelip avukata beni ve gruptan diger arkadaslari göstererek “Bunlar ifadeden sonra serbest kalacak.” dedi. Avukatla konusup ifade verdim ifade  gayet camlari olan günesi içeriye davet etmis bir odada gerçeklesti ve ifadeyi yazan adam da bildigimiz memur tipli klavyeyi yasli kullanan bir abiydi. Salata için limon esprisini yapan adama “Seni özleyecegim abi.” dedim elimi yumruk sekline getirip gögsüme üç kez vurarak; “Yine bekleriz.” dedi “Allah korusun.” dedim gülmeye basladim. Ifade verdikten sonra rapor vermeye gittik ama daha iyi bir otobüsle. Herkes iyiydi Yusuf beni kogusta kalan arkadasimi düsünmeye tesfik etmisti ama unutmustum. Alican bagirdi “Abi bi sigara olsa da içsek ya!” “Harbi arkadas sigara içmememe ragmen çok pis sigara çekti canim ya.” dedim “Mapus adami böyle yapar iste” dedi. “O demir paralari kendimizi öldürmeyelim diye aliyolarmis” dedi Yusuf birisine. Yanimda oturuyordu Yusuf ve herkes geldigi adamlar birlikte yanyana oturuyodu o yüzden Yusuf’la yanyanaydik. “Abi ben senin yüzünden ölüm yollarini düsündüm ya.” dedim Yusuf’a. Millet düsündügümden daha çok güldü. Birisi bagirdi “Allahim! Birisinin sirf buraya geldigi için kendini öldürdügünü düsünsene.” “Evet, evet ya! Ilk ifadesini veriyo adam harakiri yapiyo düsünsene ahaha…” “Tamer, Yusuf, Rorsak.” dedi polis, gittik raporumuzu verdik, sorun yoktu. Millete “Beyler Yusuf’u facebooktan ekleyin ordan birbirimizi buluruz” dedim, herkes onayladi.

Eve geldim, annem odanin lambasini açik görmeyi bile özledigini söyledi. Yusuf’u ekledim ve baska kimsenin ekleyip eklemedigini sordum, eklemedigini söyledi. Oturdum namus belasini dinledim. 

 

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here