Ask Böyle Bir Sey Iste…

0
68
Yasadigi sehirden, bulundugu ortamdan kisacasi yasantisindan sikilan bir adam, cebindeki az miktar para ile yanina hiçbir sey almadan bulundugu kenti terk edip daha önce hiç bilmedigi bir ülkeye gitmis. Oraya henüz alismaya çalisirken birden bir ses duymus. Bir çigirtkan avazi çiktigi kadar meydanda bagiriyormus:
“Tiyatro gelin kaçirmayin, bu aksam tiyatro…”
Adam hayatinda hiç tiyatroya gitmemis ve inanilmaz derecede merak etmis. Biletin nereden alindigini ögrenmis. Bilet fiyati cebindeki tüm para kadar olmasina ragmen hiç tereddütsüz bileti almis. Baslamis merakla oyunu izlemeye.
Oyun bitmis herkes dagilmis ve bizim merakli öylece kalmis izledigi muhtesem oyun karsisinda. O sirada temizlikçi tarafindan salonu bosaltmak için ikaz almis. Adam ise: “Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir sey konusmam gerek” demis.
Seyrettigi oyunun etkisinde, müdür ile konusmus ve ne olursa olsun ne is olursa olsun buranin bir parçasi olmak için çalismak istedigini belirtmis. Müdür çok sansli oldugunu, su siralarda bir temizlikçi aradigini fakat önce onu denemesi gerektigini ifade etmis. Ardindan denemek üzere aylardir el degmemis bir kütüphanenin temizligini uygun bulmus.
“Iste, burayi temizle. Eger begenirsem seni ise alirim” demis ve gitmis.
Tiyatro askinin verdigi sevk ile temizlik beklenenden kisa sürede bitmis. Müdür odayi görmeden adamin samimiyetine inanmamis. Onu da digerleri gibi isi savsaklayan biri sanmis. Fakat odanin temizligini görünce hayretler içinde kalmis. Aylardir kirden, tozdan içine girilemeyen oda gicir gicir oluvermis. Müdür bu çabuk ve becerikli adami ise almaya karar vermis.
— Tamam, seni ise aliyorum.
— Fakat benim yatacak yerim yok.
— O zaman burada yatarsin ve ise daha erken baslarsin.
Istedigi olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir sekilde odayi terk ederken müdür, “Adin neydi senin? Buraya yazalim” demis.
Aldigi cevap ise su olmus:
— William…Adim William Sheakspeare.
Yine rivayete göre tiyatroyla ilk tanistigi bu tarihte 40’li yaslardaymis Sheakspeare. Bu tanisma onda tutku haline gelince büyük bir azimle o muhtesem oyunlari yazmis. Meslek hayati boyunca günde sadece üç saat uyuyarak bu tutkusu ugruna, zamaninin büyük bölümünü adamaktan vazgeçmemis ve hepimizin çok iyi bildigi o muhtesem oyunlarini yazmis.
Bu oldukça düsündürücü ve inanilmaz bir hikaye gibi görünse de günümüze ve kendi durumumuza uyarladigimizda, eger fark edebilirsek bir de ilham veren, insani motive eden bir yönü vardir.
Peki, o zaman biz kendimiz için ne yapabiliriz? Acaba biz de yapmak istediklerimizi yapmak için geç kaldigimizi mi düsünüyoruz?
Engellerin Farkinda miyiz?
Kendi önümüze koydugumuz engellerin farkinda miyiz? Bizi engelleyen sey nedir ya da neler bizim için engel olusturuyor? Çok mu yasliyiz mesela?
Mimar Sinan, kalfalik dönemi eseri olarak tanimladigi Süleymaniye Camii’nin insaatini bitirdiginde 70 yasini geçmisti. “Ustalik eserimdir” dedigi Selimiye Camii’ni bitirdiginde ise yasi 87 olmustu.
Eski Roma’da döneminin en büyük devlet adami ve hukukçusu olarak taninan Cato, Yunanca’yi ögrendiginde tam 80 yasindaydi.
Satchel Paige’in muhtesem sözünde dedigi gibi: “Kaç yasinda oldugunuzu bilmeseniz, kaç yasinda olurdunuz?”
Aslinda kabul etmek gerekir ki, gerçekten de hissettigimiz yastayiz. Ya da yapmak istediklerimiz ne kadar çoksa o kadar genciz. Çünkü yapabilmek için daha çok zamana ihtiyacimiz olacak demektir.
Eger aklimiz, beynimiz, ruhumuz, kalbimiz hayaller kuruyorsa, bunlari gerçeklestirmek için gereken enerjimiz de vardir. Belki sadece biraz inanca ihtiyacimiz olabilir. Bu inanç ise baskalari tarafindan bize bir altin tepside sunulmaz. Önce kendimiz kendimize inanmak zorundayiz. Ve her ne yapacaksak yapalim, önce kendimiz için yapmak, kendimizi mutlu etmek üzere yapmaktir dogru olan.
Biz mutlu olmazsak ya da baskalarina kendimizi begendirmek için ugrasmak üzere çabaliyorsak, bu kimseye yarari olmayacak bosa harcanan bir emektir sadece.
Düsünün ki, kim bilir ne hayalleriniz vardi ya da hala ne hayaller kuruyorsunuz?
Bunlar sadece hayal olarak aklinizi bir kösesinden gelip geçen siradan ya da olamayacak hevesler midir yoksa mutlaka bir gün yapmak istediginiz, gerçeklesecegine cani gönülden inandiginiz hayaller midir?
Ne türde olduguna sadece siz karar verebilirsiniz. Gerçeklesmesi de sizin elinizde. Kendiniz için neler yapabilirsiniz ve ne zaman yapmaya baslayacaksiniz? Daha ne kadar erteleyeceksiniz?
Hala “Bir gün yapacagim” diyorsaniz unutmayin ki, yarin bundan sonraki hayatinizin ilk günü. Muhtesem bir ilk gün olmasi için planlariniz hazir mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here