Ask Denemeyecek Bir Seye Verdigimiz Onay Neydi?

5
127

…. Hiddetle bagirdi Semih… Telefondan gelen kisik ve boguk sesi cevapladi.

         Adresi ver, çabuk ol!!!

Dönüp yüzüme bakti “benimle gel” diyen gözlerinin içindeki çaresizligi ve korkuyu fark ettim… Bir hisimla telefonun ahizesini tüm gücüyle yere firlattiktan sonra, ayni gücü gösteremeyen ayaklarini zorlukla kapiya dogru sürükledi.

 “Gidelim” dedi, “Bahar’in bize ihtiyaci olabilir!” …

Evin önündeki arabaya nasil bindik, tarif edilen adrese basil ulastik farkinda bile degilim.

Karanlik, gecenin tam içine islemisti. Soguktan morarmis elleri ve yüzleri aydinlatan ay isigini ara ara kesen bulutlar gökyüzünden geçis merasimindeydiler. Dip dibe siralanmis karisik evlerin içinden geçerek, karinca yuvalarini andiran insan öbeklerinin arasindan izbe bir yapiya vardik. Kapinin üzerinde paçavraya dönmüs bir kapi süsü asiliydi. Üzerinde “iyi ki dogdun” ibaresi dikkatimi çekti. Ne zamandan kaldigi belli olmayan, kapiya adeta sakiz gibi yapismis bir dogum günü hediyesi olmaliydi.

Bir omuz darbesiyle açtigimiz kapidan içeri girdigimizde, karsimiza çikan manzara çok sarsici bir o kadar da kiskirticiydi. Etrafa sinmis tütün kokusu ve dumanin yarattigi boguk görüntü, görselligini yitirmis eski bir film karesine bezemisti ortaligi. Görüntü ara ara kopuk, bazen sesi kisilan, hatta kimi zaman da donan eski bir film karesi…

 

Semihle ben, bu igrençligi tescillenmis sahne karsisinda saskin ve öfkeli rolünü üstlenmis görünüyorduk. Az ilerideki süslü ama ihanetin tüm izlerini tasiyan yatagin üzerindeki hareketliligi uzaktan izlemeye koyulduk. Bunca patirtidan etkilenmemis bedenlerin eylemi soluk soluga devam ediyordu. Mum isiginin uzayip kisalmasindan olusan tuhaf aydinlik yatagin üzerine yansiyordu. Bu garip aydinlik, her ayrintiyi seyretmemizde bize eslik ediyordu.

 

Bir süre sonra, ama çok kisa bir süre sonra, Baharin kivrik dizlerinin öne egdigi vücudu üzerinde inip çikan gölge bir anda durdu. Omuz hizasinda dalgali ve gür saçlari basini oldugumuz yöne dönmesiyle yer degistirdi. Ellerini baharin kalçalari üzerinden çekti ve yatagin üzerinden bir hamleyle atlayip, alelacele el yordamiyla buldugu bir örtüye sarildi. Kasli bedeni, mum isigi misali titriyordu. Az önce yasadigi heyecanin bin mislini hissettigine eminim o an… Yanimizdan geçip gittigindeki ucuz parfüm kokusunu halen burnumda hissederim çogu zaman. Ve gözlerindeki delim tirak bakisi…

Bir anda öfkemiz ve saskinligimiz bu etkileyici belki de hiç yasayamadigimiz bu zevk karsisinda donup kalmamizi saglamisti. . Bahar, istifini bile bozmadan, yarim kalan hazzina devam etti. Görevini tamamlamasini bir heykel soguklugunda izledik ikimizde… Tas kesilmistik!!! Donmustuk!!!

Bir süre sonra Bahar’in boguk ve aglayan sesi, kirgin bedenlerimizin, uçmus aklimizin geri gelmesini sagladi. Nasil çiktik oradan, nasil bu denli sessizdik ve nasil yumusacik oluvermistik hepimiz… Hiç anlayamadim…

Bu olayin bu sekilde sonuçlanmasina nasil izin vermistik!!! Ask denemeyecek bir seye verdigimiz onay neydi? Aç cinsellik mi? Yoksa ask aldatmacalarinin, zihnimizi kandirdigi ama bedene hükümsüzlügümü? Neydi? Neydi bu sira disilik?

Arabaya atladigimiz gibi solugu dalgalarin kiyiya sertçe vurdugu bir sahilde bulduk. Geride hatirimda kalanlar;

Semih’in solgun yüzü, kirilmis olmasina karsin öfkeye ödün vermeyen sevgisi… Bahar’in ise, çantasindan çikarip içmeye koyuldugu, parmaklarinin arasinda duran sigarasi ve kocasinin simsiki tuttugu sol elini bir an bile birakmamasi…

Ne tuhaf bir tilsimdir bu!

Ayse Özen,

5 YORUMLAR

  1. Can Tütün' le Röportaj

    Sosyal Medya ve A's,klik Grevi yazari Can Tütün' le yazilari, sosyal medya ve masaüstü-dizüstü edebiyati hakkinda konustuk.

    Can Tütün, bilindigi üzere sosyal medyada yazdiklariyla adindan oldukça söz ettiren, bizim de yazilarini okumaktan büyük zevk aldigimiz bir yazar. "A's,klik Grevi isimli" kitabinin yayinlanmaya hazirlandigi su günlerde bize zaman ayirdigi için tesekkür ederiz.

    Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

    Sosyal medya yazari olarak konustugumda, kendimden söz etmeyi çok da gerekli görmüyorum aslinda. Bizim gibilerin isinin yazmak oldugunu, ve yazdiktan sonra da cümlelerle okuyucular arasindan çekilip onlari yalniz birakmalari gerektigine inaniyorum.. Eger böyle yapilirsa; yazarin, kelimelerin ve okurun, daha özgür olabilecegi kanaatindeyim.. Kuvvetlerin ayrili ilkesidir..

    Peki, bu yolculukta ne zaman ben artik yazarim diyebildiniz? Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanimliyor musunuz?

    Öncelikle yazar yerine 'sosyal medya yazari' demek daha dogru olur su an için.. Yaptiklarim bir yazar olma çabasi olmadi hiçbir zaman.. Sadece yazma amaci güdmüs bir adam düsünün.. Içinde sikisip kalmis kelimeleri bir araya getirip insanlara sunmus..

    Yazilarini yazmanizi gerektiren herhangi bir stil var mi? Yada ne siklikla yaziyorsunuz?

    Aslinda herhangi bir stil yada bir ortam hazirladigim söylenemez.. Çünkü tamamen bir duygu durumu bu.. Aslinda biraz da trajikomik.. O an bir seyler canlaniyor kafanin içinde.. Sonra yavas yavas birlesmeye basliyor kelimeler ve daha sonra da tek tek dökülüyor parmaklarindan ekrana.. Olan bu.. Ama sunu da söylemek isterim; los isik severim evimde.. Bir kösem vardir kuruldugum.. Orada yalniz olmayi severim.. Bir kaç kadeh birsey alirim yanima, kulak paslanmasin diye hafif bir sekilde 68'lerin blues-caj sarkilar açarim.. Geriye sadece parmaklari kipirdatmak kalir..

    Yazmaya nasil baslarsiniz?

    Sanirim çok insan okumamla basladi hersey.. Insanlarin yazdiklarini degil; söylediklerini okumak anlatmak istedigim.. Sonra kendime yönelmeye basladim.. Basima gelen daha dogrusu kalbimin basina gelen ne varsa hepsi beni yazma konusunda güçlendirdi.. Önceleri mirildanirdim içten içe.. Sonralari biraz daha disa vurmaya basladim.. Gelen olumlu tepkiler üzerine yogun bir yazma dönemi basladi.. Ama en önemlisi her zaman dedigim gibi insanlari okumak..

    Masaüstü-Dizüstü edebiyati hakkinda ne düsünüyorsunuz? Kendi yazilarinizi ve kitabinizi bu edebiyat içinde tanimlar misiniz? Türkiye’de Masaüstü-Dizüstü edebiyati sadece bir vakit geçirmekten mi ibaret?

    Masaüstü-Dizüstü Edebiyati yine sosyal medya tarafindan su sekilde tamilanmistir; "Eglenceli, Cesur, Gerçek, Dobra, Dümdüz.. Onlarin niyetleri yazar olmak degildi. Onlarin niyetleri ünlü olmak degildi. intikam için, içlerini bosaltmak için, Sevgili bulmak için, “ekmek” çikarmak için, küfretmek için, itiraf etmek için, söyleyemediklerini söyleyebilmek için, Anlasilmak için, Öfkelerini kusmak için yazdilar.. Yeni bir dil yarattilar. Ama çok eglenceli oldular, Çok izlenir oldular, Onlari tanimadan izlediler, Çok merak edildiler, Taklit edildiler.." böyle diyorlar.. Bende katiliyorum tabiki bu yoruma.. Yeni bir tür bu edebiyatta. Teknolojinin ve sosyallesmenin gelismesiyle böyle bir akimin çikmasi normal.. Çok çok ileride bence adindan çok söz ettirecek bir akim olacagi da kesin.
    Kendi yazilarim ve 'A's,klik Grevi' ne gelecek olursak, masaüstü-dizüstü edebiyatinin bir örnegi denebilir.. Zaten baska da hiçbir yere koyamayiz, sigdiramayiz.. Zorlamaya ve çokta üzerine kafa yormaya gerek yok.. Oku ve anlam bul.. O bir cümle bazen bir insanin hayatinda köklü degisikliklere neden olabiliyor..
    Evet haklisiniz, elestirilerde geliyor haliyle masaüstü-dizüstü edebiyatini ve bizim gibi sosyal medya yazarlarini elestiriyorlar.. Normal bu da.. Ben kizmiyorum.. Onlar için zor bir durum, farkindayiz. Ama herkes herkese karsi saygili olmak zorunda ve tahammül edebilmeli her zaman..

    Yazdiginiz tüm yazilari yayinliyor musunuz?

    Genelde evet.. Bazen ise kendime sakliyorum ama çok nadir.. Yazimi yazdiktan sonra o yaziyi serbest birakmam gerektigini düsünüyorum.. Eger birakmazsam sanki aramizda bir sahip-köle iliskisi var gibi geliyor.. ve sadece serbest birakilan yazilar özgür olabilir.

    Okuyuculariniza, sevenlerinize ve takipçilerinize buradan son olarak söylemek istediginiz birsey var mi?

    Baris.. Klasik olacak ama öncelikle baris diyorum.. Silahlanmaya ve savasa karsi durusunu gösterebilmeli her insan.. Sonra ise doya doya sevsinler, kana kana sevsinler..

    Bize zaman ayirip sorularimizi yanitladiginiz için size çok tesekkür ederiz.

    Ben tesekkür ederim, bir zevkti.

  2. siberal,

    Can Tütün' le Röportaj isimli yorumun benim yazimla baglantisini bulamadim açikçasi. keske bu yorum dergide yorum olarak yayimlansaydi… güzelim röportaj hba olmus benim siradan yazimin altinda:)

  3. siberal,

    Can Tütün' le Röportaj isimli yorumun benim yazimla baglantisini bulamadim açikçasi. keske bu yorum dergide ayri bir yazi olarak yayimlansaydi… güzelim röportaj heba olmus benim siradan yazimin altinda:)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here