Ask, Edebiyat, Tarih Üçgeninde Tuhaf Varliklar; Kadinlar…

1
84

 

Ask, monotonluga geçis kapisi gibi gelir bazi insanlara, bazi insanlara ise baslarina gelebilecek en güzel olaymis gibi gelir. Ask erkegin beyin çevresinde dolasan erkegin en aptal ve en savunmasiz anda yakalayan bir virüstür aslinda, ask kadinin kalbi ve beyni arasinda kadina has insa edilen yolda bir ileri, bir geri mekik dokur ve erkegi en aptal konumda kendine sebepsizce baglayabilir, Freud bir sözünde kadinlardan söyle bahseder.  “30 yil boyunca kadin ruhunu arastirmakla geçirdim, âmâ hala cevaplanmasi gereken en büyük soru  
“kadin ne ister?“ Evet, biz erkekler Freud’un bile tanimlayamadigi bir canliyla bas etme mücadelesi veriyoruz,  ben ortada bir tezat olusturmaya çalismiyorum ama kadinlarin göründügü gibi olmadigidir, geçenlerde bir filmde  “bir kadini idare etmek, koca bir ülkeyi idare etmekten zordur “ sözünü duydugumda, düsünmeden edemedim. Biz daha neyi tartisiyoruz bu varliklar bizden zeki evet itiraf etmeliyim kadinlarda zekâ üst düzeydir, ama genellikle kullanma ölçülerini tutturamazlar, ama zekâ kismini geçersek bilek kuvveti olan karsi cinslerimizde vardi. Özellikle benim hayranlik besledigim Jeanne D’arc yüzyil savaslari sirasinda Fransa’nin sembolü oldu, gerçi sonu hazin bir sekilde kilise tarafindan yakilmasiyla son buldu ama hakkini vermek lazim cesur kadindi. Ya Emily Dickonson ile Jane Austen’e ne demeli birisi dünya edebiyatini gasp etti bir digeri, ABD edebiyatina resmen pimi çekilmis bir bombayla katletti, tabi bunlara Sappho dünya tarihinin ilk kadin edebiyatçisi, ve tabiî ki Cleopatra’yi anlatmama gerek yok herhâlde, ve tabiî ki Nefertiti, Tutankamon ve Ramseslerden tirsmayan halk güzeller güzeli Cleopatra ve Nefertiti’den kaçacak yer ararlardi, Sezar’in bile laf geçiremedigi Cleopatra psikopatin önde gideniydi, tabiî ki birde Türk kadinlarimiz var tarihe yön veren, Sabiha Gökçen, Halide edip Adivar vs.vs.vs liste uzar, ama maalesef bizim karsi cinslerimiz kendi cinslerini maalesef hiç desteklemiyor, edebiyati seviyorum diyen disi canlilarimiz, hemen hemen çogu kadin edebiyatçilarimizi tanimiyor tamam Fuzuli, Nedim, Nesimi, Yunus Emre gibi Türk edebiyatina yön veren sairlerimizin oldugu gibi kadin edebiyatçilarimizda vardi, 

Örnek: Zeynep hatun, Mihri Hatun, Sukufe Nihal, Hasibe hanim biraz yakinlara gelirsek Suat dervis vs… yazsam kitap olur babinda bir grup bu. Diyecegim o ki bu kadar kelime kalabaligindan sonra kadinlarla ugrasmak zordur, askin sonu da güzel degildir, hiçbir seyin sonun güzel olmadigi gibi ve unutmak kolay degildir, hatirlamanin zor olmadigi gibi…

 

 

Yazi nasil basladi nasil bitti, yine içsel duygulara bagladim neyse bos verin…

Mesut Topal (yorumsuz kalem) 

 

1 YORUM

  1. Sevgili yorumsuzkalem,

    Ask konusuna hiç deginmeden direkt olarak edebiyat alaninda kadinin adi neden çok az yada pek yok kismina geçiveresim geldi.

    Yazmak, dolmakla ilgili bir sanat bence, teknik, tefsir, grameri haydi bir kenara birakalim. Eee bu isin dolum kisminda, okumak var, arastirmak var, deneyimlemek var, gözlemlemek var, diyar diyar gezip görmek yasamak var… var da var… tüm bunlar için var olmasi gereken bir sey daha var= özgürlük!!!

    Geçmise bir göz gezdirelim, bu özgürlügü elde edip çemberi kiran (deyiminizle pisikopat) zaten öne çikmis, diger kadinlar (yani yazan, yazabilen ama sindirilen) isimleri bile duyulmadan yok olup gitmis… Ögretilmis geleneksel söylem;

    "kadin evde oturur" görevi belli zaten:)) günümüzde bu çemberi kiran, kirabilen kadinlar yavas yavas kabugundan çikip edebiyata katkida bulunuyorlar…

    Sevindirici..

    Dip not: bu konuya iliskin bir yazi ekleyecegim müsait oldugumda, daha iyi anlasilmak için Bedri Rahmi Eyüpoglunun / Karadutum siirinin çikis noktasi örnegiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here