Ask Eger… – Can Dündar

6
123

Eger ;
Onu hatirladikta basi göge ermisçesine ya da asansör bosluguna düsmüsçesine ürperiyorsa yüreginiz… ömrü saatlere sikismis bir kelebek telasiyla O hüzünden bu neseye konup kalkiyorsaniz gün boyu nedensiz… ve her kondugunuzda digerini iple çekiyorsaniz bu hislerin… Onunlayken pervanelesen yelkovanlar, Onsuz mihlanip kaliyorsa yerine, bir akrep kadar hain… 

Sinifta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sigmiyor, Ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kizariyor, mahcup somurtuyor veya muzip siritiyorsa, 

ve O, her durdugunuz yerde duruyor,
her baktiginiz yerden size bakiyor, siz keyiflendikçe gülüp, 
hüzünlendikçe agliyorsa…

dünyanin en güzel yeri Onun yasadigi yer, en güzel kokusu 
 bedenindeki ter, en dayanilmaz duygusu gözlerindeki kederse…

hayat Onunla güzel ve onsuz müptezelse… elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,

Onun yüzü pembeyse, kislar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…

her siirde anlatilan Oysa… her filmin kahramani O…

her roman Ondan söz ediyor, her çiçek Onu açiyorsa…

bir anlik ayrilik, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekistirip beyninizi acitiyorsa,

istahiniz kapaniyor, istahiniz açiliyor, istahiniz sasiriyorsa…

istahiniz, hasret acisinda bile karsi konulmaz bir tat buluyorsa…

eliniz telefonda yasiyor, isaret parmaginizla ha bire Onu tusluyor, dara düstügünüzde kapiyi çalanin O oldugunu adiniz gibi biliyorsaniz…

mütemadi bir sarhosluk halinde, her çalan telefona O diye atliyor, vitrindeki her giysiyi Ona yakistiriyor, konusan birini dinlerken “keske O anlatsa” diye iç geçiriyorsaniz… 

kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulaginizdan, teni aklinizdan silinmiyorsa bir türlü…

özlemi, sol memenizin altinda tek nüsha bir yasak yayin gibi tasiyorsaniz gün boyu…

hem kimseler duymasin, hem cümle alem bilsin istiyorsaniz…

Onsuz geceler issiz, sokaklar öksüzse… ayrilik ölüme, vuslat sehere denkse…

gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;

bunca tavir, onca sabir ve nihayetsiz kahir hep Onun yüzü suyu hürmetine…

ugruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa…

disarida yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz üsüyor, sebepsiz affediyorsaniz ve bütün bu hallerinize siz bile akil erdiremiyorsaniz

kaybetme korkusu, kavusma sevincinden agir basiyorsa ve ask, gurura baskin çikiyorsa bu yüzden her daim… gece yarisi kadim bir dost gibi kucaklayan tanidik bir sarki, bütün aci sözleri unutturmaya yetiyorsa…

Her gidiste ayaklariniz “Geri dön” diye yalpaliyorsa ve siz kendinize ragmen dönüyorsaniz,

sinirsiz, sabirsiz, doyumsuz bir tutkuyla…

…o halde bugün sizin gününüz!..

 “Çok yasa”yin ve de “siz de görün”üz.

Can Dündar

6 YORUMLAR

  1. damra simdi hosgörüne siginarak bir düsüncemi dile getiricem.
    basinda can dündari görünce yüzüm nesesizlesti 3 gündür okumamak için direndim sonra kim buraya aktarmis diye merak ettim aa baktim damra.
    bir kaç yazini okumustum yoruma firsatim olmadigi anlara denk gelsede temiz anlatim akici bir dil baglantili cümleler.
    merak ettim böyle yazimi olan birisi can dündar gibi çok konusup fazla bir sey anlatmayan bir kalemin yazisini neden buraya kopyalamis diye ,mutlaka dedim içinde ona tanidik gelen bir seyler vardi ondandir.
    senin yazilarini gezdim tekrar ,
    sen hep benimsin, ''umarim bir gün, prenses sonbahari yasiyor, ben o zamanin da, ya sen ; leventime'' inan okudugum bu yazilarin can dündarin 5 kelimeyle anlatilacak bir seyi 155 kelime yapip laf olsun torba dolsun yazisindan çok daha güzeldi okumasi zevkliydi.

    ''bir akrep kadar hain.''
    akrep toplumda her ne kadar hain damgasi yemis olsada dogada hiç bir hayvan dogasinin disinda mantik kullanarak hainlik yapamaz. mantik çerçevesinde yapilmayan hareketler ise hain olarak damgalanamaz bu sadece insana özgü bir davranistir. tüm davranislari iç güdüseldir. hayvanlara bir takim sifatlar yakistiranlarda o karakteri tasiyan sadece insanlardir.
    ve bir yazar toplumun okuyacagi yazisini yazarken ilim ve bilim den haberdar olmali yazisina renk katsin diye lafigüzaf cümlelerle insanlara yanlis bilgi yansitmaya hakki yoktur. ancak bir hiciv ustasi olmaliki düsündürtebilmek için bazi yakistirmalar hos görülebilsin.

    uzun lafin kisasi damra arkadas sen kendi yazilarini yaz bana göre daha okunasi,
    daha bir seyler anlatan, cümlelerin ile insani okuduklarinin içinde yasatan o güzel yüreginden dökülüp ruhunun imbiginden süzülmüs kelimelerini yanyana getir ve kendini koy ortaya.
    naçizane benim düsüncem bir insan medyatik olabilir, olanagi vardir kitabi çikmistir reklamini yapip kendini birilerine kabul ettirmistir. bu kisinin bilecegi sey ne zamanki bu toplum her önüne gelen biraz cila,biraz süs ile donatilip bak bu en güzel yemek yemelisin dendiginde ancak kendi damak tadini bilerek yemegi reddetmeyi ögrenecek iste o zaman sap ile saman da ayri yere düsecek. iste o zaman gerçek saman ne ögrenilecek.
    neyse dedimya bu benim düsüncem .

  2. taninmis bi yazarinkilerden çok benm yazilarimi begenmen beni çok

    sevindirdi inan=) daha önce can dündarin yazilarini okumamistim geçen

    denk geldi ve bnm gerçekten çok hosuma gitti. aski anlatan her yazi

    bnm için degerlidir.. belki de bu yüzden bir çok yazsni begendm.

    akrep meselesine gelince, tabi ki kimsenn hayvanlarla bi derdi yoktur

    ama bi insan yazmak için malzemeye ihtiyaç duyar. yazar benzetme

    yapmalidir ki okunsun estetik olsun. ve bu tür yazilarda ilim ve bilime

    gerek yoktur diye düsünüyorum sonuçta bi makale degil ya da birine bisey

    ögretmek derdinde degil. amaç güzel ve estetik bir yazi. ya zamana

    küfredecek ya denize askini ilan. ve sanirim bu yazida saatteki

    akrepten bahsetmis.masum buldugumuz hayvanlarda var ve eminim bir

    yazida masum kelebek denseydi itiraz edilmezdi de.

    can dündari savunmak gbi bi niyetim yok bende böyle düsünüyorum ve

    çok tesekkür ederim bu yorum çok hosuma gitti benim yazilara toplu

    yorum olmus=))

  3. senin düsüncene saygim sonsuz yorumumdada dedimya mutlaka kendine yakin bir seyler buldunki buraya aktardin ama yinede ayni düsüncedeyim kendi yazilarin gerçekten güzel. yazida ilim ve bilime bana göre gerek vardir helede bu yazi halkin yakindan bildigi bir kesimin kitaplarini okudugu biri ise dahada dikkatli olmalidir. malzeme olsun diye eksik bir seylere yaziya renk katsin diye yazmak bana göre hiç dogru degil çünki baskalari ile paylasilan seylerde bir nevi ögreticilik yaparsin o yüzden . neyse buda benim düsüncem. yazilarini görmek dilegi ile. :)).

  4. Simdi Sayin Iyra7, yorumuma söyle baslamaliyim ki benim Can Dündar'i savunmak gibi bi niyetim var 🙂

    Çogu edebi eserde oldugu gibi deneme yazilarinda da ilime,bilime gerek olmadigi gibi teshislere,tesbihlere ve daha nice söz sanatina ihtiyaç vardir.Edebiyat bir sanattir.Sanatin ilk geregi ise estetik…Bir tanim yazisi bilgilendirme amaciyla yazilmistir ve bu tür yazilarda benzetme olmaz.Bilgiler nesneldir.Ama bir betimleme yazisi için ayni sey söylenemez.Bir nesneyi betimlemek için illa ki bilinen bir seyi örnek göstereceksiniz.Ki Damra nin da dedigi gibi ''O'nunlayken pervanelesen yelkovanlar, O'nsuz mihlanip kaliyorsa yerine, bir akrep kadar hain…'' cümlesinde bahsedilen akrep saatin üzerindeki akreptir ve yazar zamanin yârin yaninda artip azalan hizini bir ihanet olarak varsaymistir.Akrebin hainligi bu yüzdendir.

    ''Ne kadar anlatirsan anlat bildiklerin,karsidakinin anladigi kadardir.'' diye bir söz vardir.Bilmem,bilir misin? Bence Can Dündar'in ne denli genis anlamli cümleler kurdugunu görmek istemeyen sensin ve EGER bu yazi sana bir sey anlatmiyorsa sen aska kilometrelerce uzaksin 🙂

    Bir de…Kirici olmak istemem ama laf-i güzaf bos söz demektir.Laf-i güzaf cümleler tabiri biraz saçma olmus 🙂 Bir çesit anlatim bozuklugu diyelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here