Bez Dolabin Laneti

0
185

Dün odami toparliyordum. Toparlamak kelimesinin tirt oldugundan da anlasilacagi üzere, esyalari odanin duvar kenarlarina dayayacak, çöpleri bir posetin içine ve daha sonra poseti sokak kapisinin kenarina; antreyi toparlayacagim baska bir zaman, kapi kenarindan alip disaridaki bir çöp konteynerine atmak üzere hazir bekletecektim. Yedigimizden içtigimizden arta kalan ve çöp diye asagiladigimiz materyalleri, bir seremoni ile periyodik olarak yolcu ediyoruz.

Çöplerden kurtulduktan sonra çamasir makinesinin bittigini duydum. Mutfaga girip, tezgâhin üzerinde dünkü yemegimden arta kalanlari gagalayan kumruyu gördügümde, mutfagin da toparlanma zamaninin geldigini anladim. Selamlastik, tam çamasir makinesine egilirken: abi baktim makine bos dönecek, ben de benim Tazmanya canavarli boxerla yandan beyaz seritli, yesil Adidas esofman altini attiydim, onlari bir uzativer dedi. Tam da beyazlari yikamistim, La yörrü dercesine bir el hareketiyle defettim yüzsüzü. Giderken; seni disarida yakalamayayim talihini açarim diye tehditler savurdu. Neyse ki atletler boyanmamisti.

Odama geri döndüm. Vize dönemi sonrasinda, odanin bir kösesinde, kendi çapinda küçük bir dag olusturan notlari; kategorize etmeden, masaya üç kere vurup düzelttikten sonra bez dolabimin üst rafina koydum. Sonra çesitli alisverislerden arta kalan bozuk 10 kuruslari bir araya getirip bir kutunun içinde rafa koydum, tiras makinemi paketine yerlestirip rafa koydum, gündelik hijyen malzemelerimi de keza… Tornavida, saat, kemer, telefon, sarj aleti derken raftan gicirtilar gelene kadar devam ettim.

Alt rafa indim, etraftaki kiyafetleri katlayip birer birer yerlestirdim. Odaya döndüm, odada resmen feng-shui rüzgârlari esiyordu. Oda rahatliktan agliyordu. Odanin ani rahatliktan tansiyonu düsmüstü. Kendimle gurur duyarcasina gerinirken geriye dogru tökezledim ve sirtüstü bez dolabin içine düstüm. Bir anda bez dolabin fermuarlari altli üstlü kapandi.

Karanlik içinde elbiselerimin üstünde oturur vaziyette buldum kendimi. Dur bakayim, surada bir el feneri olacakti diyerek elimi üst rafa attim. El feneri olmasi gereken yerde yoktu. Elimi geri çekerken bozuk paralarin oldugu kutuya çarptim. Bozuk paralar elbiselerin üstüne saçildi. Telefon isigimin yordamiyla içeriyi aydinlattim. On kuruslar karsimda dik durmus, yazi yüzleriyle bana bakiyorlardi. Hep bir agizdan bizi ne zaman harcamayi düsünüyorsun? diye sordular. Korktum, bilmiyorum diyebildim. Hep bir agizdan ölüm, ölüm, ölüm diye haykirmaya basladilar. On kuruslarin arasindan bir adet yirmi bes kurus öne çikti. Yazi tura atalim, yazi gelirse kurtulur, tura gelirse metal zehirlenmesinden öldürürüz dedi. Hep bir agizdan singirdadilar.

Yirmi bes kurus kendini havaya atti. Saltolarla yere düsüp giysilerin arasinda kayboldu. Hizli bir hamleyle elimi giysilerin arasina daldirdim. Elimi bir sey yakaladi. Panikle geri çektim. Sari, pembe, beyaz, siyah, yesil enine çizgili bir kadin hirkasi elime dolanmis bagiriyordu. Bizi niye terk ettin?. Bir tane pembe kapüsonlu da boynuma dolanmis beni çekistiriyordu. Dolaba yerlestirirken altlara dogru koydugum daha çok giydigim giysiler ve ertesi gün onlari almak için bozacagim üst siradaki giysiler çilgina dönmüstü. Hayatim boyunca en fazla üç kere pantolonuma geçirdigim deri kemer, kobra olmus, ilmiklerinin üzerinde sahlanmisti. Dag gibi, çig gibi notlar dile geldi. Fotokopiciden alinmis birbirinin aynisi notlar yan yana dizilmis su kesilen agaçlara yazik degil mi diye beni sorguluyordu. Yan yana bes tane limit sonsuz, yüzüme yüzüme atladilar. Notlar bile çevreci olmustu. Kafama üst raftan hatira olarak bir yerden kopardigim çam kozalagi düstü. Manyak misin oglum sen, beni ne yapacaksin dedi. Hakliydi.

Yirmi bes kurus giysiler arasindan çikti maalesef tura geldim dedi. Derin bir nefes aldim. Bu sana ders olsun delikanli bir daha istifçiligine dikkat edersin diye uyardi bilge yirmi bes kurus.

Fermuarlar açildi.
Alintidir…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here