Bir Delinin Güncesi – Seyr-i Alem , Nar-i Ask

5
18
Pencere kenarina konulan küstüm çiçegine yoldas oluyor gözlerim. Sokakta uguldayan hayata gölgemi vereli içimde kan firtinasi dinmiyor, sebepsiz öykünmelere telaslaniyorum…

Herkes sustu birinin kizi olacak gelenegine gülümseyen mahalle kadinlari sigarayi çamasir iplerine söndürürken beyaza düsen lekeden medet uman öfkeli bakislara teslim oldular. Sessizlik sonrasi çigliga karisan aklim, sokagin gürültüsü tüm tozlari yutkunurken ufak bir tebessümden eksik yüzünde, dermansiz yaralari sakliyordu…

Annem beni hiç dövmezdi bazi aksamlar sobanin üstünde kuruttugum portakal kabuklarini çöpe atmasini saymazsak. Oysa odama Akdeniz doluyordu kokusunda…

Bir çocugun ayagina takiliyor çakil taslari, bir yarayi oksayan en merhametsiz kesikti oysa ve bir çocuk daha on üçünde kadin oluyordu… Çigligi siziyordu geceye terli bir dokunusa kurban veriyordu tüm bez bebek sevmelerini… Sokaktan midesi bulanan yalniz kediler degildi…

Taslari yemenin serbest oldugu zamanlardi, sehrin göbegine konuslanmis esmer elli adamin kir saçlarinda suskun bir dua bekliyordu her yani güz yanigi bir amentü… Sirtinin agriyan yanlarina sürdügü merhem kaç evin salonundan geçmisti bilinmez ama yinede demli bir çay unutturuyordu çikilan merdivenlerde sirtinda ki küfenin verdigi sizilari…

Annem en çok beni severdi, saçlarima yaktigi kinalara söyledigi ninnilerden bilirdim “ uyu yavrum yine sabah oluyor, uyumazsan güzel yüzün soluyor”

Yolda buldugu ekmek parçasini duvarin üstüne birakip ve öncesinde üç kez öpüp basina koyan bir ihtiyarin namaza yetisme çabasinda soludugu hava buharlasiyor… Tespihin de sabir feryadi son demlerin neresine dokunurdu bilinmez yine de evde bekleyen bayat ekmek kokusu çoktan tülbentine islemisti…

Bir bekçinin ellerinde çirpinan sekiz yasindan gün almis ve tek alabildigi seyin bu oldugu bilindigi halde elinde ki sütlere çalinti denmesine içerlenen, küfrü kaldirim telasina tüküren bir çocuk mahcubiyeti var yüzünde sehrin… Yazik asilacak bir yoksullugun son istegi bir baska yoksulun doymasini istemesi hangi yüregin açiklamasidir…

Annemle hiç sarilip aglamadik, gögsünde uyuttugu aksamlarda ellerimin çaresizligini ovdugu zaman bile sirf terleyen ellerim serinlesin diye yas düsürürdü sadece…
Karisik günün güncesi günlerden nar-i ask…

Bir bahar aksami teneke sesinde kayboldugum vakitti, bileklerimde leylak kokusu uyurken gün tüm isigini nefesine dolamis… Yarim yamalak bir susuzlugu tam bir uykuya degistigim zamanlardi. Aklimin hareleri topyekûn kendini ararken ben ceplerimde mandala astigim özlemlerimi kurutuyordum… Los bir pariltiydi cebimden avucuma düsen o özlem ne vakit koklasam ince bir huzur doluyordu içime ve askin olmadik hallerini merak ediyordum…

Sokagin basinda bir gölgeydi yüzün, ben ise yabanci bir dokunusun aynasi… Yine de susamazdim öylesine yorgundum…

Elini tuttugumda öykünen bir seviyorum sözcügünün dilime dolanmasiyla basladi her sey… Gözlerinde hüzün menekselerinin açtigi, gülüsüne cihan degmis ve selamlik susmalari nakis gibi islenmisti… Yüregimin atisina yetismiyordu mevsimler her nefeste bir dolunay yagmurundan, tebessüm sicaklarina yol aliyordum. Adina siir yazmanin ne anlama geldigini bilmeden duvarlara kazidigim sözcükleri sadece gün isigina gösterdim…

Çaresiz beklemekti bana düsen, bazi aksamlarda sokak lambasina anlattiklarimi duymasindan korkuyordum…

Agrilarim yamali bir dokunus gibi geziniyor gögsümde, ben sevmelerimi atese veriyorum en yagmurlu zamanlarda… Agrim bas tacim, atesin yagmura yoldas ne vakit yanmak düsse payima ferahligina kaniyorum… Ben en çok keskeleri unuttum seninle birde belkileri çogalttim… Belki olmazin esiginde bir sevmekti bu, uzatsam elimi sorumsuz bir gök kar aglayacakti…

Biliyordum bu atesin yagmurlara yenilecegini ve ferahlik yerine avuntunun kederine düsecegimi…

Serdar Keskin

5 YORUMLAR

  1. "Annem beni hiç dövmezdi bazi aksamlar sobanin üstünde kuruttugum portakal kabuklarini çöpe atmasini saymazsak."

    bu kadar çok mu severdiniz o kabuklari?

    Ben de, ben de… =)

  2. "Bir bekçinin ellerinde çirpinan sekiz yasindan gün almis ve tek alabildigi seyin bu oldugu bilindigi halde elinde ki sütlere çalinti denmesine içerlenen, küfrü kaldirim telasina tüküren bir çocuk mahcubiyeti var yüzünde sehrin…"

    siir, saglam ve yerinde imgeler kullanildiginda anlami derinlesir ve edebi acidan o siire deger yukler.

    anlatimini olusturan cumlelerin bile imge seli..
    bunu daha oncede soylemistim sana
    bu açidan, her cumlenin icine sanki tanimadigim bir yola girermis gibi giriyorum.. okurken kelimelerin saldigi tum kokuyu, sindire sindire icime cekiyorum..
    hikayenin icine giriyorum.
    giriyorum..
    giriyorum…

    ama cikmasi biraz zaman aliyor…

    saygimla.

    kaleme kuvvet.

  3. geldim….
    yorumlar için tesekkürler
    ve Serkan bey tüm yazilarda resim seçimleriniz çok güzel size bunun için ayrica tesekkür ederim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here