Bir varmis bir yokmus-Halil Cibran ve May Ziyade

13
90

eski radyoBelki bir masal gibi dinleyebilirsiniz bu hikayeyi. Radyolu günleriniz oldu mu bilmiyorum. Gaz lambasini ortaya koyup etrafinda birbirinize hikayeler anlattiniz mi? Böyle olmasa da belki elektrikler kesildiginde dokunur dokunmaz yanan isigin sizden birden kaçmasinin sikintisiyla söylenmissinizdir, gözleriniz karanliga alistigindayaktiginiz mumun aydinliginda bildiginiz gölge oyunlariyla birbirinizi eglendirmissinizdir…

Belki de o lambali günlerden siz de nasibinizi aldiniz. Korkunç masallarla doldurdunuz aksamlarinizi, en uzun ,en korkunç masali kim anlattiysa kafasini yastiga muzip bir gülümsemeyle koydu. Kazandigi zaferin keyfini rüyalarinda sürdürmek için hemencecik uyudu. Kim bilir? 21 Subat’ta ay Dolunay. Gözünüzü gökyüzüne çevirip o muhtesem manzarayi kaçirmazsaniz belki size anlatacagim masali da hatirlarsiniz.

eski lambaBen size 1912’de baslayan, 1931 yilina kadar süren ve hiçbir zaman birbirleriyle karsilasmadan birinin ölümüyle son bulan bir asktan bahsetmek istiyorum. Adlarini duymussunuzdur. Halil Cibran ve May Ziyade… Iki Lübnanli yazar. Dünyanin farkli köselerinde yasayan iki kisi…

Halil CibranAmerika Birlesik Devletlerinde… May ZiyadeMisir’da. Lübnan’da Besari’de 1883’te dogan Cibran, annesi, agabeyi ve kiz kardesleriyle önce Boston’a, sonra New York’a yerlesmis ve 1931’de New York’ta ölmüstür.

May ziyade. 11 Subat 1886’da Nasira’da dogan May önce dogdugu yerde, sonra bes yil süreyle Lübnan’da Aintourah Kizlar Enstitüsü’nde ögrenim görmüs. Ögretmen olan babasi Misir’da daha iyi olanaklar olacagini düsünerek ailesini Kahire’ye tasimis .

Halil Cibran ve May Ziyade birbirlerini karsilikli yazdiklari mektuplardan ve çalismalardan tanidilar. Ama hiç karsilasmadilar..

halil cibran“Sevgili bayan May,Mektuplarin ne kadar güzel. May, ne kadar hos. Daglarin tepesinden düslerimin vadisine akan bir nektar nehri gibi. Gerçekten de , bu mektuplar, uzaktakileri etkileyen, yakindakileri gelistiren ve büyülü yankilariyla taslari parlayan mesalelere, dallari çirpinan kanatlara çevirenOrfeus’un Lutu gibi. Sadece bir mektubunun geldigibir gün bile benim içindagin doruguna esdeger –düsün artik üç mektubunun birden geldigi güne ne demeli? Böyle bir gün için “Yüksek sütunlu Irem’in” sokaklarinda dolasacagim zamanlardan vazgeçerdim.” New York ,11Haziran 1919

Halil Cibran ve May Ziyade arasinda yasanan birbirini arayan iki ruhun bulusmasi gibidir. Hiç karsilasmadan mektuplarla süren bir ask. May duygulari cosup tastigi zamanlarda mektuplarinda bu duygularini anlatsa da, yasadigi zamanda onun bulundugu yer, diger kadinlardan daha özgür bir bireysellige ulasmis da olsa yasadigi toplumun ipekten baglarina kayitsiz kalamamis ve geri çekilmistir.

Söyle der 15 Ocak 1924tarihli mektubunda. “Sana karsi tasmalarim-ne demek bu? Bütün bunlarla ne demek istedigimi gerçekten bilmiyorum. Ama senin sevdigim oldugunu ve sevgiye saygi duydugumu biliyorum… Bu düsünceleri sanaitiraf etmeye nasil cesaret edebiliyorum? Böyle yaparak onlari yitiriyorum. Yine de bunu yapmaya cesaret ediyorum. Tanriya sükürler olsun ki, bunlari söylemeyip yaziyorum, çünkü simdi su anda burada olsan, hemen geri çekilip uzunca bir süre senden kaçarim ve söylediklerimi unutuncaya kadar da beni görmene izin vermem.”

may ziyadeHalil Cibran 10 Nisan 1931 Cuma günü New York’ta öldü. Daha sonra 21 Agustos’ta Beyrut limanina getirilen naasi Lübnan tarihinde görülmemismuhtesem bir törenle Besari’ye Mar Sarkis Manastiri’nin eski sapeline götürüldü. Ve Lübnan Hükümetinin destegiyle devamli bir Cibran müzesi olusturuldu.

Halil Cibran öldügünde May söyle yazmistir. “Hiçbir zaman bu kadar aciçekmemistim, hiçbir kitapta bir varligin bu çektigim kadar büyük bir aciya katlanacak gücü bulacagini okumamistim…” Dr. Joseph Ziyade’ye mektubundan.

May’in durumu giderek kötülesmis uzun çöküntü dönemleri yasamis bu durumdan kurtulmak için seyahatlere çikmis. Basarisiz bir intihar girisiminin ardindan yakinlarinin gözetiminde Lübnan’a dönmüs, bir akil hastanesinde deliligin esiginden dostlarinin yardimiyla edebiyat çalismalarina geri dönmüs ve 22 Mart 1939’da Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde verdigi “Arap Yasamina Yazarin Mesaji” adli dersle tamamen iyilestigini kanitlamistir. Lübnan’i çok sevmesine ragmen 1939’un baslarinda döndügü Kahire’de iki buçuk yil sonraölmüstür.

13 YORUMLAR

  1. Halil Cibrani ilk Ermis kitabiyla tanidim. Yeryüzünde ilk kez bir yabanciyla karsilasiyor hissi yaratiyor.Sanki bir sisin içine daliyorsunuz ve el yordamiyla dünyayi yeniden kesfediyorsunuz..Umarim sizde de minik bir merak uyandirabilirim.

  2. Ask, iste ask… Ötesi var mi bunun? Daha dün Jack Nicholson Helen Huntin filmi vardi. As Good as it gets… (benden bu kadar) manik depresif bir insani bile iyilestiren ASKti…

    Maneviyatta da esas olan ask degil midir aslinda? Kurallar, -meli -malilar aslinda o manevi ask içinde zaten uyulacak, yapilacak olan seyler degil midir? Zor olan da asik olmak degil midir zaten?

    Gerçek hayatta da öyle. O kadar zor ki. 6 küsur milyar insandan kaç kisi askina kavusmadan ölmeye yegler acaba?

    Bahar, geliyor bahaarrrr… 

    Ask kokacak mevsim…

    Koksun ki biz de asik olabilelim…

    Degil mi? 

  3.  

    Madem konu ask iste iki tanim.Kimden alintiladigimi da siz bulun. 

    "Ask,insanoglunun kaninin damarlarinda siril siril aktigini duydugu,kalp
    atislarinin normale döndügünde ‘öldügünü sandigi’ ve kendi günahlarini asmak
    için kendi kendini kiskirttigi bir dönemin adidir. Kiskirtmanin sehvete
    döndügü andir."
     

    “Kendinle bir üçüncü sahis üzerinden iliski kurmaktir. Aslinda ask
    hikayesinin kendi kendine bir baskasi olmadan yasayamayacagin, ama kendi
    kendine yasadigin bir macera, bir duygu patlamasidir. Kendi içinde
    tasiyamayacagin bir enerjinin kinetik hale gelmesidir. O enerjiyi insan,
    kendi çapina, algisina, hassasiyetine, zekasina ve yasam birikimine göre
    kullanir. “

    “Seçilmis biri degil, duygunuzun yapistigi biridir.”
     

  4. Valla aynen alip kopyala yapistir yaparak arayacaktim Googleda. Kuzu mherkes sizin kadar bilgili olamz ki ama degil mi?

     (kiskançlik olsa gerek bunun adi…)

  5. Alinirim buna.Amacim bilgiçlik taslamak degil merak uyandirmakti.Biraz da Renkli Dergi ziyaretçilerini tanimak istiyorum.Haklisiniz böyle yapmaktansa zamana birakmali.Elbette taniriz birbirimizi.

    Ilk paragraf "Heykeller Sevisir mi" adli kitabin "Kiskirtici Bahar" baslikli Mehmet Altanin yazisindan.Ikincisi de sanirim ayni yazarin bir röportajindan. Genelde ask konusunda herkes yorum yapar ben bu tanimlari begendim ve paylasmak istedim.Bilgi yarismasinda degiliz.Herkesin hayata kattigi bir renk vardir.Zaten hayat onun için bu kadar güzel.Yorumlariniz için tesekkürler.

  6. günaydin nilanya,

    günaydin hepimize,

    Ne iyi ettin hatirlattin üstadi… "ermis" eserinden okudugum su cümle günlerce beynimi rahtsiz etmisti…

    " bedeniyle katleden ama ruhunda maktül olana ne ceza biçersiniz??"

    sagolasin dost…

Serkan Aygören için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here