Bir Yudum Sanat, Çagdas Sanatçilar, Bin Düsünce

9
27

Bir duygunun yaziya, notalara, görsellige dökülebilmesi ve sanatsal deger tasiyabilmesi, sanatin kilidi açan anahtar kadar eksiksiz olmasini gerektirir. Kendini tekrarlamadan, kendine özgü kalabilmek ise apayri bir yetenektir. Sanatin beslendigi konular, duyumsattigi hisler, aktarimdaki bütünsellik, tasarimdaki akilcilik dinleyene, seyredene, okuyana düsünsel bir yol çizmelidir.

Örnegin; romanda, öyküde, hikâyede, siirde kullanilan dilin akiciligi/anlasilirligi, edebi dilin kullanildigi üslup, dil bilgisinin saglamligi, sözcük  zenginligi  ve tabiî ki; tüm bunlari kapsayan aktarim ustaligi yaziya lezzet katan unsurlardir kanaatimce… Tipki görsel sanatlarin dogalligi yansitmasi, müzigin tinisindan algilanan melodinin kisiyi rahatlatmasi, enerjisini bosatmasina katki saglamasi gibi…

Bu tarafindan baktigim zaman bu güne degin tanidigim yazar/sair, müzisyen, görsel sanatçi yelpazesi ile epey bir tanismislik yasamis oldugumu fark ettim. Siraya aldigim yerli yabanci tanismak istedigim sanat/sanatçida var…

Bir ülkenin kültüründe sanat ve sanatçinin anlatimindan ögrenmek, anlamak, anlamlandirmak kisiyi düsünmeye iten birincil egitimdir. Bu konudaki ögrenme ise hem kendi degerlerimizi hem uluslar arasi degisim ve gelisimin sayginligina erisebilmektir.  Sanat ve sanatçi bu yönde bir elçidir. Halk ve kültür arasinda saglam bir köprüdür.

Kisaca sanat bir hassasiyettir!!!

Istedim ki;  bu sayfada Renkli Dergi Ailesi olarak, sanat/sanatçi ikilisinden birer kesit dökelim, saçalim, taniyalim, tanitalim, tanisalim! Madem hepimiz yazmaktan, okumaktan, izlemekten,dinlemekten  ve yorum yapmaktan hoslaniyoruz, gelisimimiz için beslenecegimiz bir alan açalim bu sayfaya…

Ne dersiniz?

Ayse Kavak (delisey)

 

9 YORUMLAR

  1. Ele aldigin konu gerçekten takdire sayan bunun gibi bir düsünce tabi ki deliseyimden gelince daha bir haz duydum 🙂

    Lafta kalmasi firsat buldukça bu basligi ayakta tutalim.

    Yazan kalemin ellerinde çokça öpüyorum 🙂

  2. Günaydin..

    Öncelikle paylasimda bulunacak kalemsörlere simdiden tesekkürler. Begenide bulunan arkadaslarima da..:)

    Bu gün, bu sayfada tamda gündemde olan bir sanatçidan bahsetmek istiyorum.

    Fazil Say…

    Yok yok, sakin siyaseti bu temiz konuya bulastiracagimi, haklilik/haksizlik durumu üzerinden bir polemik baslatacagimi sanmayin! Konumuz sanat ve sanatçi…

    Piyano takriben 1680-1700 yillarda Italya'nin Floransa bölgesinde (ki; rönesansin dogum yeri olarak bilinir) ortaya çikan oldukça karmasik klavyeli bir çalgidir. Floransali Bartolomeo Cristofori piyanonun babasi olarak biliniyor. Klavsenin gelismisi olan bu enstrümanin yapimiyla ilgili teknik bilgilerini yazip basinizi agritmayacagim:)

    Benim bahsetmek istedigim ülkemizde geleneksel olmayan bu karmasik çalgiyi çözen bir kaç kisiden biri olan uluslararasi sanatçimiz Fazil Say…

    Sanatçi bir aileden gelmis olmasi müzigin ve edebiyatin içine dogmus olmasi basarisini tetikler mi tartisilir, ancak özel bir yetenegi oldugunu anlamak için piyanonun basinda çaldigi eserleri dinlemek yeterli… 1920'li yillarda matematik hocasi bir dede, yazar ve müzikolog bir baba, ve Türkiye'nin gelmis geçmis en iyi piyano virtüözü…

    Fazil Say 1970 Ankara dogumlu. Üç yasinda tam olarak piyano ile tanismis ve konservatuarda "üstün yetenekli çocuklar" arasinda yerini almis. 17 yasinda üniversiteyi üstün basariyla bitirip, kazandigi Alman bursuyla yurt disina açilmis. 21 yasinda egitim veren bir ögretmen! Ögretmenlik yapabilir belgesi Türkiye de pek isine yaramiyor lakin çaldigi enstrümala önce Almanya, sonra Avrupa ve daha sonra Amerika ve ve ve tüm dünyada birincilikler kazaniyor. Ülkemiz ise bu müzik dehasini nedense geç taniyor. Nereden mi? Magazinsel haberlerden:))

    Müzik arsivinden bu güne degin çaldigi ve besteledigi bir çok eseri begeniyle dinledigimi söyleyebilirim. Bir müzikolog degilim, ancak bu eserleri dinledigimde bir ustanin elinden çikmis oldugunu anlamak için inanin deha olmak gerek miyor…:)

    En çok etkilendigim bestelerinden biri "ses opus 40" olmak üzere keske video ekleyebilme butonu olsaydi ve sizlerle paylassaydim… Altta verecegim linklerde Fazil Say'in kendi anlatimiyla bu bestenin kisa bir öyküsü ve videosuna ulasabilirsiniz…

    Fazil Say… Say say say say bitmez gerçekten de… Ben kendi adima tesekkürler ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=GHOyweYXwmw

    http://www.youtube.com/watch?v=Sp30CVKlpGQ

    Piyano ülkemizde geleneksel bir enstrüman

  3. Günaydin..

    Öncelikle paylasimda bulunacak kalemsörlere simdiden tesekkürler. Begenide bulunan arkadaslarima da..:)

    Bu gün, bu sayfada tamda gündemde olan bir sanatçidan bahsetmek istiyorum.

    Fazil Say…

    Yok yok, sakin siyaseti bu temiz konuya bulastiracagimi, haklilik/haksizlik durumu üzerinden bir polemik baslatacagimi sanmayin! Konumuz sanat ve sanatçi…

    Piyano takriben 1680-1700 yillarda Italya'nin Floransa bölgesinde (ki; rönesansin dogum yeri olarak bilinir) ortaya çikan oldukça karmasik klavyeli bir çalgidir. Floransali Bartolomeo Cristofori piyanonun babasi olarak biliniyor. Klavsenin gelismisi olan bu enstrümanin yapimiyla ilgili teknik bilgilerini yazip basinizi agritmayacagim:)

    Benim bahsetmek istedigim ülkemizde geleneksel olmayan bu karmasik çalgiyi çözen bir kaç kisiden biri olan uluslararasi sanatçimiz Fazil Say…

    Sanatçi bir aileden gelmis olmasi müzigin ve edebiyatin içine dogmus olmasi basarisini tetikler mi tartisilir, ancak özel bir yetenegi oldugunu anlamak için piyanonun basinda çaldigi eserleri dinlemek yeterli… 1920'li yillarda matematik hocasi bir dede, yazar ve müzikolog bir baba, ve Türkiye'nin gelmis geçmis en iyi piyano virtüözü…

    Fazil Say 1970 Ankara dogumlu. Üç yasinda tam olarak piyano ile tanismis ve konservatuarda "üstün yetenekli çocuklar" arasinda yerini almis. 17 yasinda üniversiteyi üstün basariyla bitirip, kazandigi Alman bursuyla yurt disina açilmis. 21 yasinda egitim veren bir ögretmen! Ögretmenlik yapabilir belgesi Türkiye de pek isine yaramiyor lakin çaldigi enstrümala önce Almanya, sonra Avrupa ve daha sonra Amerika ve ve ve tüm dünyada birincilikler kazaniyor. Ülkemiz ise bu müzik dehasini nedense geç taniyor. Nereden mi? Magazinsel haberlerden:))

    Müzik arsivinden bu güne degin çaldigi ve besteledigi bir çok eseri begeniyle dinledigimi söyleyebilirim. Bir müzikolog degilim, ancak bu eserleri dinledigimde bir ustanin elinden çikmis oldugunu anlamak için inanin deha olmak gerek miyor…:)

    En çok etkilendigim bestelerinden biri "ses opus 40" olmak üzere keske video ekleyebilme butonu olsaydi ve sizlerle paylassaydim… Altta verecegim linklerde Fazil Say'in kendi anlatimiyla bu bestenin kisa bir öyküsü ve videosuna ulasabilirsiniz…

    Fazil Say… Say say say say bitmez gerçekten de… Ben kendi adima tesekkürler ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=GHOyweYXwmw

    http://www.youtube.com/watch?v=Sp30CVKlpGQ

  4. Günaydin..

    Öncelikle paylasimda bulunacak kalemsörlere simdiden tesekkürler. Begenide bulunan arkadaslarima da..:)

    Bu gün, bu sayfada tamda gündemde olan bir sanatçidan bahsetmek istiyorum.

    Fazil Say…

    Yok yok, sakin siyaseti bu temiz konuya bulastiracagimi, haklilik/haksizlik durumu üzerinden bir polemik baslatacagimi sanmayin! Konumuz sanat ve sanatçi…

    Piyano takriben 1680-1700 yillarda Italya'nin Floransa bölgesinde (ki; rönesansin dogum yeri olarak bilinir) ortaya çikan oldukça karmasik klavyeli bir çalgidir. Floransali Bartolomeo Cristofori piyanonun babasi olarak biliniyor. Klavsenin gelismisi olan bu enstrümanin yapimiyla ilgili teknik bilgilerini yazip basinizi agritmayacagim:)

    Benim bahsetmek istedigim ülkemizde geleneksel olmayan bu karmasik çalgiyi çözen bir kaç kisiden biri olan uluslararasi sanatçimiz Fazil Say…

    Sanatçi bir aileden gelmis olmasi müzigin ve edebiyatin içine dogmus olmasi basarisini tetikler mi tartisilir, ancak özel bir yetenegi oldugunu anlamak için piyanonun basinda çaldigi eserleri dinlemek yeterli… 1920'li yillarda matematik hocasi bir dede, yazar ve müzikolog bir baba, ve Türkiye'nin gelmis geçmis en iyi piyano virtüözü…

    Fazil Say 1970 Ankara dogumlu. Üç yasinda tam olarak piyano ile tanismis ve konservatuarda "üstün yetenekli çocuklar" arasinda yerini almis. 17 yasinda üniversiteyi üstün basariyla bitirip, kazandigi Alman bursuyla yurt disina açilmis. 21 yasinda egitim veren bir ögretmen! Ögretmenlik yapabilir belgesi Türkiye de pek isine yaramiyor lakin çaldigi enstrümanla önce Almanya, sonra Avrupa ve daha sonra Amerika ve ve ve tüm dünyada birincilikler kazaniyor. Ülkemiz ise bu müzik dehasini nedense geç taniyor. Nereden mi? Magazinsel haberlerden:))

    Müzik arsivinden bu güne degin çaldigi ve besteledigi bir çok eseri begeniyle dinledigimi söyleyebilirim. Bir müzikolog degilim, ancak bu eserleri dinledigimde bir ustanin elinden çikmis oldugunu anlamak için inanin deha olmak gerekmiyor…:)

    En çok etkilendigim bestelerinden biri "ses opus 40" olmak üzere keske video ekleyebilme butonu olsaydi ve sizlerle paylassaydim… Altta verecegim linklerde Fazil Say'in kendi anlatimiyla bu bestenin kisa bir öyküsü ve videosuna ulasabilirsiniz…

    Fazil Say… Say say say say bitmez gerçekten de… Ben kendi adima tesekkürler ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=GHOyweYXwmw

    http://www.youtube.com/watch?v=Sp30CVKlpGQ

  5. Günaydin..

    Öncelikle paylasimda bulunacak kalemsörlere simdiden tesekkürler. Begenide bulunan arkadaslarima da..:)

    Bu gün, bu sayfada tamda gündemde olan bir sanatçidan bahsetmek istiyorum.

    Fazil Say…

    Yok yok, sakin siyaseti bu temiz konuya bulastiracagimi, haklilik/haksizlik durumu üzerinden bir polemik baslatacagimi sanmayin! Konumuz sanat ve sanatçi…

    Piyano takriben 1680-1700 yillarda Italya'nin Floransa bölgesinde (ki; rönesansin dogum yeri olarak bilinir) ortaya çikan oldukça karmasik klavyeli bir çalgidir. Floransali Bartolomeo Cristofori piyanonun babasi olarak biliniyor. Klavsenin gelismisi olan bu enstrümanin yapimiyla ilgili teknik bilgilerini yazip basinizi agritmayacagim:)

    Benim bahsetmek istedigim ülkemizde geleneksel olmayan bu karmasik çalgiyi çözen bir kaç kisiden biri olan uluslararasi sanatçimiz Fazil Say…

    Sanatçi bir aileden gelmis olmasi müzigin ve edebiyatin içine dogmus olmasi basarisini tetikler mi tartisilir, ancak özel bir yetenegi oldugunu anlamak için piyanonun basinda çaldigi eserleri dinlemek yeterli… 1920'li yillarda matematik hocasi bir dede, yazar ve müzikolog bir baba, ve Türkiye'nin gelmis geçmis en iyi piyano virtüözü…

    Fazil Say 1970 Ankara dogumlu. Üç yasinda tam olarak piyano ile tanismis ve konservatuarda "üstün yetenekli çocuklar" arasinda yerini almis. 17 yasinda üniversiteyi üstün basariyla bitirip, kazandigi Alman bursuyla yurt disina açilmis. 21 yasinda egitim veren bir ögretmen! Ögretmenlik yapabilir belgesi Türkiyede pek isine yaramiyor lakin çaldigi enstrümanla önce Almanya, sonra Avrupa ve daha sonra Amerika ve ve ve tüm dünyada birincilikler kazaniyor. Ülkemiz ise bu müzik dehasini nedense geç taniyor. Nereden mi? Magazinsel haberlerden:))

    Müzik arsivinden bu güne degin çaldigi ve besteledigi bir çok eseri begeniyle dinledigimi söyleyebilirim. Bir müzikolog degilim, ancak bu eserleri dinledigimde bir ustanin elinden çikmis oldugunu anlamak için inanin deha olmak gerek miyor…:)

    En çok etkilendigim bestelerinden biri "ses opus 40" olmak üzere keske video ekleyebilme butonu olsaydi ve sizlerle paylassaydim… Altta verecegim linklerde Fazil Say'in kendi anlatimiyla bu bestenin kisa bir öyküsü ve videosuna ulasabilirsiniz…

    Fazil Say… Say say say say bitmez gerçekten de… Ben kendi adima tesekkürler ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=GHOyweYXwmw

    http://www.youtube.com/watch?v=Sp30CVKlpGQ

  6. Günaydin..

    Öncelikle paylasimda bulunacak kalemsörlere simdiden tesekkürler. Begenide bulunan arkadaslarima da..:)

    Bu gün, bu sayfada tamda gündemde olan bir sanatçidan bahsetmek istiyorum.

    Fazil Say…

    Yok yok, sakin siyaseti bu temiz konuya bulastiracagimi, haklilik/haksizlik durumu üzerinden bir polemik baslatacagimi sanmayin! Konumuz sanat ve sanatçi…

    Piyano takriben 1680-1700 yillarda Italya'nin Floransa bölgesinde (ki; rönesansin dogum yeri olarak bilinir) ortaya çikan oldukça karmasik klavyeli bir çalgidir. Floransali Bartolomeo Cristofori piyanonun babasi olarak biliniyor. Klavsenin gelismisi olan bu enstrümanin yapimiyla ilgili teknik bilgilerini yazip basinizi agritmayacagim:)

    Benim bahsetmek istedigim ülkemizde geleneksel olmayan bu karmasik çalgiyi çözen bir kaç kisiden biri olan uluslararasi sanatçimiz Fazil Say…

    Sanatçi bir aileden gelmis olmasi müzigin ve edebiyatin içine dogmus olmasi basarisini tetikler mi tartisilir, ancak özel bir yetenegi oldugunu anlamak için piyanonun basinda çaldigi eserleri dinlemek yeterli… 1920'li yillarda matematik hocasi bir dede, yazar ve müzikolog bir baba, ve Türkiye'nin gelmis geçmis en iyi piyano virtüözü…

    Fazil Say 1970 Ankara dogumlu. Üç yasinda tam olarak piyano ile tanismis ve konservatuarda "üstün yetenekli çocuklar" arasinda yerini almis. 17 yasinda üniversiteyi üstün basariyla bitirip, kazandigi Alman bursuyla yurt disina açilmis. 21 yasinda egitim veren bir ögretmen! Ögretmenlik yapabilir belgesi Türkiyede pek isine yaramiyor lakin çaldigi enstrümanla önce Almanya, sonra Avrupa ve daha sonra Amerika ve ve ve tüm dünyada birincilikler kazaniyor. Ülkemiz ise bu müzik dehasini nedense geç taniyor. Nereden mi? Magazinsel haberlerden:))

    Müzik arsivinden bu güne degin çaldigi ve besteledigi bir çok eseri begeniyle dinledigimi söyleyebilirim. Bir müzikolog degilim, ancak bu eserleri dinledigimde bir ustanin elinden çikmis oldugunu anlamak için inanin deha olmak gerekmiyor…:)

    En çok etkilendigim bestelerinden biri "ses opus 40" olmak üzere keske video ekleyebilme butonu olsaydi ve sizlerle paylassaydim… Altta verecegim linklerde Fazil Say'in kendi anlatimiyla bu bestenin kisa bir öyküsü ve videosuna ulasabilirsiniz…

    Fazil Say… Say say say say bitmez gerçekten de… Ben kendi adima tesekkürler ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=GHOyweYXwmw

    http://www.youtube.com/watch?v=Sp30CVKlpGQ

  7. o zaman benim de size tanitacagim bir sanatçim var. muhtemelen taniyorsunuz, ya da bir iki sarkisina kulak asinaliginiz olmustur. sanatçimiz MABEL MATIZ. gerçek adiyla fatih karaca. esasen dis hekimi..ilk albümünü 2011 yilinda çikardi. ikinci albümünü ise iki ay önce sevenleriyle bulusturdu. daha çok yeni bir sanatçi, peki ben bunu neden size tanitiyorum çünkü en basta çok güçlü bir kalemi var. yeni nesil ozan diyebiliriz onun için. mutlaka dinlemelisiniz. belki elestirebileceginiz vokalligi olabilir ses tinisi belki sizi ifade etmez bu durumda da mutlaka sarkilarinin sözlerini okuyun derim … bir kaç tanesini paylasiyorum hemen :))

    çesmim, çarem, çarmihim, cümlen
    kopkoyu bir biçak sirtinda
    yana yana sevismeye benzer
    sihrim, sahim, sarhoslugum, hücrem
    kan kirmizi bir günes batiminda
    üsüyerek sevismeye benzer

    gel yetimimden bir kez isir beni
    gel yittigimden savur,tekrar bul beni
    ben mahremimden bir cam
    çoçuk yontmustum sana
    bir bahar vaktiydi, hamdim
    titredim dalinda duysana

    simdi yürekte kuyu kuyuda et kemik
    ve yarali yamali bir çikrik sesi
    seni anladik ayni kahvenin kösesinde
    günlerden pazartesi,,,

    ………………………………………….

    çimenler fillerle de güzel
    kalbin korkulariyla cesur
    firarlar yakalanmak için
    ihanet aslinda sadakatin tavrini sever

    elinde bir pasli makas
    kestikçe zaman uzuyor acinin saçlari
    hatirlayarak yasamak boynumuzun borcu ama
    ölürdün unutmasan ..
    kaybederek çogalirsin
    gözyasinin rahmeti can üstüne
    uzak bir deniz kiyisinda
    kendi yara kabuklarini yar ederek kendine

    ah nice kez üzüleceksin
    gördügünün zahmeti gönül üstüne
    uzak bir çigan masalinda
    çayda kederli çiralar tüttürerek
    barisirsin ötekinle
    ki yalatir o
    sen tükürürsen…

    ……………….

  8. bende benim için çok degerli olan filmlerin (gece, melek ve bizim çocuklar, ahh belinda, selvi boylum al yazmalim, düs gezginleri vb. ) efsanevi yönetmeninden bahsetmek istedim size. hepimiz onu çok iyi taniyoruz biraz da hatirlayalim analim istedim..

    ATIF YILMAZ

    9 Aralik 1925'de Mersin'de dünyaya geldi. Ilk ve ortaögrenimini Mersin'de tamamladiktan sonra, Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ögrenim gördü. Daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi'nin Resim Bölümü'ne giren Yilmaz, mezuniyetinin ardindan bir süre film elestirmeni, ressam ve senaryo yazari olarak çalisti.

    Afis tasarimlari da yapan Yilmaz iki filmde yönetmen yardimciligi yaparak sinema kariyerine start verdi. Semih Evin'in asistaniydi. Mezarimi Tastan Oyun isimli filmi Hüseyin Peyda ile birlikte yönetti.

    Yilmaz, ilk filmi Kanli Feryat için kamera arkasina geçtiginde tarih 1951'di. Orhan Günsiray'la birlikte Yerli Film adindaki prodüksiyon firmasini kurduktan sonra film çalismalarina hiz veren Yilmaz, çesitli sinema derneklerinde ve sendikalarinda da görev aldi. Yerli Film kapandiktan sonra 1980'de Ömer Kavur ve Yavuz Özkan ile birlikte ADAF'i kuran Yilmaz, bu sirket dagildiktan sonra, kendi adina bir yapimevi açti.

    Yilmaz, kendisiyle yapilan bir röportajda sinemayla ilgili olarak su açiklamayi yapti:

    Tabi sinema kitle sanati. ayrica ben sinemayi ciddi bir sanat diye de düsünmüyorum. Yani bir roman yogunlugunda bir sey anlatacak bir sanat degil. . . . Su anlamda söylüyorum: bir stendhal, bir balzac okudugunuz zaman çagindaki seyi görmüyorsunuz. Bugünkü estetik görüsünüz, dünya görüsünüzle görüyorsunuz. yani masa balzac'in anlattigi masa degil, sizin bildiginiz masa, insan davranisi bugün bildigimiz sekliyle… Onun için bir roman okurken aslinda bir roman yazma imkanimiz var. Halbuki sinemada hiçbir seyi degistiremiyoruz, bitmis bir olay. degistiremedigimiz için de çabuk eskimeye müsait. bana sorarsaniz on yilda en iyi film bile eskiyor.

    Nurhan Nur, Ayse Sasa ve Deniz Türkali'yle olmak üzere 3 evlilik yapmis olan yönetmenin, 114 filmi, 37 senaryosu ve 12 prodüksiyonu bulunmaktadir. Usta yönetmenin basariyla dolu hayati 5 Mayis 2006'da sona ermistir. Ölümü tüm Türkiye'de büyük üzüntü yaratmistir.

    Ödülleri

    1959 – Gazeteciler Cemiyeti Türk Film Festivali, En Basarili Rejisör (Bu Vatanin Çocuklari)

    1972 – 9. Antalya Film Senligi, En Iyi Yönetmen, (Zulüm)

    1976 – 13. Antalya Film Senligi, En Iyi Yönetmen, (Deli Yusuf)

    1978 – 15. Antalya Film Senligi, En Iyi Yönetmen, (Selvi Boylum, Al Yazmalim)1984 – 21. Antalya Film Senligi, En Iyi Yönetmen, (Bir Yudum Sevgi)

    1986 – 23. Antalya Film Senligi, En Iyi Yönetmen (Aaahhh Belinda)

    1998 – 33. Antalya Film Senligi, Yasam Boyu Onur Ödülü, (1996, Selvi Boylum, Al Yazmalim)

    2001 – Sinema Yazarlari Dernegi'' SIYAD Onur Ödülü."

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here