Bu Yüzden…

0
56
Artik sadece gece kollarini açiyor bana sarkilar sariliyor, uyurken bir tek annem öpüyor yanagimdan. Çok büyümüs sayilmasamda çocuklugum diyorum geçen yillara. 
 
Çocuklugum… 
 

Zaman bize farkettirmeden nasilda geçmis öyle yani basimizdan. Ve biz bu zamanda ne hatalar ne yanlislar yapmisiz. Kendimize ne ihanetler etmisiz. Ne yalanlar söyleyip ne dogrularin pesinden gitmisiz meger. Kimlerin hayaliyken kimlerin hayalini kurmusuz. Yanan canimizin acisini hiç günahi olmayan insanlardan nasil çikarmisiz. Ne zaferler kazanmisiz kazandigimiz hiçbir seye degmeyen zaferler. Ne yenilgiler yasamisiz dibe vurdugumuzu sanip. Daha neler neler yasamisiz zaman yanimizdan alip basini giderken. 
 
Simdi yine geçip gidiyor zaman yanimizdan. Isin tuhafi bu sefer görüyoruz ama tutup durduramiyoruz bile. Arkasindan bakiyoruz. Her an biraz daha aci verirken bize, biz yine zamana siginiyoruz. Zamanla geçer, zamanla unutursun, zaman her seyin ilacidir diyorlar, bizde diyoruz birilerine. Peki zaman ne diyor ? Ona hiç soramiyoruz. 
 
Her hatadan sonra hep ayni istek yeniden baslamak. Kim yeniden baslayabilmis ki hayata. Herkez kaldigi yerden devam etmiyor mu yoluna ? Kim sil bastan yasayabilmis ki ? Herkezin aklinin bir yerinde, kalbinin en derinliklerinde silemedigi bir iz varken kim unutabilmis iyi kötü her seyi ?
Nereye gidecegini bilmek bazen bir yolda gidebilmek için yetmez ki.  Zorlu bir yolculuksa seni bekleyen göze alamazsin bazen yola çikmayi. Ama durup yollardan gözünüde alamazsin. Hem gitmek zaten hiçbir zaman illa kilometrelere ihtiyaç duymadiki. Yerinden hiç kipirdamadan gidenler olmadi mi uzun bir yolculuga çikan? Bu yüzden gitmelerin en acisi kalarak olan degilmidir? Kavusmak ümidi bile yoktur. Baksana söyle bir yillari almissin yanina, sehir sehir dolasip ama kalmissin hep kendinde. Ve sen ilk gitmeyi kendinle kalarak ögrenmedin mi ? Geri getirebilir misin çocuklugunu, masumlugunu ? Getiremezsin. Bu yüzdendir iste çocukluga özlem. Özlesende, istesende kavusamazsin çocukluguna. Bu da öyledir iste. Kalarak gidersen, veda edemezsin ve vuslata varmaz bu yolun sonu.
Seçimler yapariz hayati öyle yasariz. Çok zorlandigimiz zamanlarda kader deriz. Elimizden hiçbir sey gelmiyorsa, çogu zamanda elimizden gelenleri yapmayi gözümüz kesmiyorsa hemen topu kadere atariz. Onun sesi çikmaz çünkü, suçunu kabul etmis bir çocuk edasinda boynunu büküp, konusmadan durur orda nasilsa.
Öyle anlar yasariz ki karsimiza bir ordu gelse tek basimiza alt edebilcegimizi düsünürüz. Ve hiç korkmadan gireriz o kalabaligin içine. Bazi anlarda vardir ki karsimizda tek bir kisi vardir ve biz karsisinda korkudan tir tir titreyip kaçacak delik arariz. Kim diyebilir ki simdi ben gerçekten güçlüyüm diye? Hem zaten güçlü olmayi mutlu olmaya kaç kere degistik ki? Kaç kere istedik güçsüz, haksiz olup da gerçekten gülebilmeyi ? Ama öyle zamanlar oldu ki insanlar bizi istedikleri kilifa sokmadilar mi? Hani su her seye bir kilif bulan, gözünü kirpmadan bizi atese atanlar demediler mi sen güçlüsün diye. Söylesene simdi atesin içinde cayir cayir yanarken ne kadar umurunda oldu güçlü oldugun? Hiç degil mi ?
 
Ne kadar masum oldugumuzu söyleyenler… Inançlarimizi ellerimizden onlar almadi mi ? Mutlu olmamizi isteyenler degil miydi bizi karanlik, dipsiz kuyulara atan, sonrada ordan çikmamizi bekleyen ? Ve onlar degil miydi bizi bilinmezlige atarken kendileri hayatlarina devam eden ?
 
Simdi yine zaman diyoruz. Elimizden tutan olmadigi için zamana birakiyoruz her seyi. Çirpiniyoruz çikmak için. Öyle yükseklerde de gözümüz yok. Günesin dogusundan çoktan umudumuzu kestik zaten. Gökyüzünü görelim yeter diyoruz. 
 
Artik inandigimiz ve inanabilecek bir dagimiz bile yok. Hayat ne kadar zor olursa olsun tebessüm etmeye devam bile edemiyoruz 
 
Iste bu yüzden;
Kizginligim çocukluguma, kirginligim kendime, küskünlügüm günese…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here