Büyükada Gezisi, Adalar, Prens Adalari ve Büyükada Resimleri

25
171

Büyükada’nin yollari tastan, sen çikardin beni beni bastan… Hmm, yok yok böyle degildi bu türkü ama olsun güzel oldu. Bayram ertesi hazir güneste hala bizimleyken ve hala kemiklerimizi isitiyorken bir kosu varip gelmek geldi içimizden… Nereye mi? E tabi ki Büyükada’ya mirim…

Bir gün öncesi aksami internet camiasina bir danisayim dedim. Eee, ne de olsa parmaklarimizin ucundaki bilgi deryasi degil mi?

Pisiiiikkkk! Hem de en kocamaninda size. Kazin ayagi hiç de öyle degil. Birakin adalilarin kendi hazirladiklari dandik siteyi, Büyükada hakkinda adamakilli ne bir site var ne de bir bilgi birikimi. Ortada belli basli konular var üç bes tane site de bunlari birbirilerinden kopyalamislar durmuslar. Kaldi ki bu durum zavalli (hakkinda dogru dürüst internet bilgisi olmadigi için gariban olarak addediyorum kendisini…)Büyükada için bile geçerli degil neredeyse.

Yani durum o derece vahim bana göre… (Kendime not, adalar hakkinda bilgi toplanacak!) Vapur saatini de http://www.adalar.bel.tr/ulasim01.asp kontro lettikten sonra sabahleyin erkenden yola koyulduk. Bu arada Büyük ada hakkinda yaptigim aramalarda fark ettim ki 24 Eylül de özel bir günmüs Aya Yorgi kilisesini ziyaret etmek için. Halbuki biz aman yaz kalabaligi bitmistir sakin sakin gezer geliriz diyorduk. (Kalabalik olmasi mesele degildi lakin dönüs vapurunda yere oturmak zorunda kaldik. Iki vapurluk insani bir vapura tikistirdilar çünkü)

Sabahleyin güzelce bindik vapurumuza ve tingir mingir yok yok böyle degildi. Dalgalari yara yara Marmara denizinin masmavi sularinda ilerlemeye basladik. Hemen gidip çaylari kaptim tabi ki en dublesinden.  Öyle bildiginiz 20 dakikalik karsiya geçis vapuru degil bu. Ada vapuru, Adaaa… En saglamindan bir buçuk iki saat yolumuz var denizde. E tabi diger adalara ugruyor ondan, onu biz de biliyoruz canim…

Sanki birinin kaydirmak için firlattigi tas gibi adalara ugraya ugraya en sonunda Büyükada’ya vardik vesselam. Caaanim günes de kendini iyiden iyiye hissettirmeye baslamisti. Hemen iskelenin oradaki çay bahçelerinin (sirtinizi iskeleye verin, sag tarafta) en saginda kalanina oturduk. Malum deniz tarafindaki tüm masalar doluydu oraya kadar. O çay bahçelerinin arkalarinda, ücretli ama bir o kadar da temiz bir tuvalet var hem bayanlar hem de erkekler için. Gönül rahatligi ile girebilirsiniz efem.

Aklima gelmisken vapurdan inince pasajin içinden çikmadan bir tane ada haritasi edinin kendinize. Inanin çok ise yariyor. Çünkü benim gibi adayi hem gezeyim hem de kesfedeyim diyorsaniz harita olmazsa olmaziniz.

Biz Aya Yorgi’ye Yetimhane güzergâhi üzerinden gitmeye karar veriyoruz ve düsüyoruz yollara. Yol üzerinde bir iki kiliseyi de bahçesinden görüyoruz. Her nedense kapalilar… Belki de faaliyette degiller?

Az daha unutuyordum. Eger bir kedi severseniz Büyükada’yi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Hem de o güzel kediler ve de kedicikler ugruna. O kadar uysallar, o kadar sevgiye muhtaçlar ki… Çok da güzeller… Evet, evet ciddi biçimde farkli ve güzeller. Ayrica doya doya da sevebiliyorsunuz…

Yetimhane ne yazik ki ziyarete kapali. Ama o heybetli ve de viran görüntüsü gerçekten de görmeye deger. O kadar büyük ve o kadar harap haldeki. Hani kibritten ev maketleri yapip satarlardi bilir misiniz? (hala var mi gerçekten?)Hah, iste o kibritten yapilmis bir maket gibi duruyor tepenin üstünde. Bir kivilcim düsse üstüne harrr diye harlayip bir anda kül oluverecekmis gibi.

Üç dört gün öncesine kadar yagmis olan yagmur o kadar doyurmus ki topragi mis gibi kokuyor valla. Ben ki böcü börtü çekmeyen insan, bir anda bir kelebegin pesinde buluveriyorum kendimi, uçsuz bucaksiz Çam agaçlari arasinda. O kadar da uçsuz bucaksiz degil tamam, tamam… Arka fonda masmavi Marmara denizi gülücük atiyor bana Çam dallari arasindan her buldugu firsatta… Bir ara beyaz bir at bir kaybolup bir görünüyor, beklemiyorum basiveriyorum deklansöre…

Ah iste geldik, merkepli, katirli meydan. Böyle diyorum ben. Merkep kelimesini daha çok sevmisimdir hep çocuklugumdan beri. Belki de Esek kelimesinin ayni zamanda bir hakaret olmasindan böyledir düsüncelerim. Ki m bilir?

Ah bu seyyarlar… Çiçek yagi, makara makara dikis ipi, tütsü, mum, su, incik, boncuk… Dilek dilemek içinmis bunlar… Hristiyan, Musevi, Müslüman, Budist… Ne olursa olsun illa bir araç gerekli degil mi bize? Illa sart degil mi? Yoksa da kendimiz uyduruyoruz nasil olsa…

Lütfen aynlis anlasilmasin amacim elestirmek degil… (ne haddime) Sadece anlamaya, anlatmaya çalisiyorum bir nebze. Benim için hos bir seyirlik, hos bir anane, örf, kültür bu… Hele hele yukari çikarken makara ipi çözenler… Renk renk yukari kadar aça aça yol boyunca serilmis dikis ipleri… taslari üst üste dize dize gitmeler (bunlari ev dileyenler yapiyormus) Yukariya kadar çiplak ayakla çikanlar. Hiç konusmadan çikanlar…

Ufak bir hatirlatma. Yukari çikmadan evvel muhakkak su alin yaniniza. Aya Yorgi’ye çikan yokus gerçek bir yokus. Yol boyunca da pek gölgelik yok, haberiniz olsun.

Kilise’ye girip çiktik, sonuçta avuç içi kadar bir yer… Benim için dinsel bir özelligi olmadigi için Aya Yorgi’nin o kutsal kismini anlatamam. Ama içerideki atmosfer görmeye deger dogrusu. Dua edenler, gizli gizli aglayanlar, dilek kutusuna dilek atanlar…

Bir de ya kapisindan çiktiktan sonra yolu takip ettiginiz de islak bir kata duvar üstüne para yapistiranlari göreceksiniz. Denize karsi ellerini açip dua edenler, duvar üzerine minik taslardan ev resmi yapip dilek dileyenler… Her taraf buram buram ritüel kokuyordu. E ben de bos durmadim tabi, bol bol elimden geldigince fotografladim bu anlari.

Aya Yorgi’nin hemen arkasinda yer alan restauranti kesinlikle tavsiye ederim. 50’lik büyük sise bira 5 TL. Izgara yemekler 8-9 TL. ve önünüzde muhtesem bir manzara, bir de teninizi ilik ilik oksayan meltem esintisi…

Haydi, koyulalim dönüs yoluna. Ama bu sefer deniz tarafindan gidelim, bari dönüs yolunda yalniz birakmayalim denizi, olmaz mi?

Faytonlar geçiyor yanimizdan,

Çingiraklarini çingirdatarak,

Atlar nallarini takir tukur vurarak…

Bir çift iki kisilik bisikletlerde…

Üç tane zipir da sarki söylüyorlar bagira bagira…

Ne zaman vardik yahu meydana?

Haydi vapura. Aaa dolu bu ya? Allah Allah…

Suraya yere çökelim bari.

Bir buçuk saatte döndük yolu

Sarki söyleyen, el çirpip oynayan Araplarla…

25 YORUMLAR

  1. Pek keyifle okudum serkancim , söyledigin heryeri bizzat gezmis görmüs biri

    olarak tekrar oralardaki havayi soludum akici bir anlatim olmus bir çirpida bitti..

  2. senin gözünle geziverdik büyükadayi bizde sayende gerçekten çok güzel anlatmissin

    Çingiraklarini çingirdatarak,

    Atlar nallarini takir tukur vurarak…

    Bir çift iki kisilik bisikletlerde…

    Üç tane zipir da sarki söylüyorlar bagira bagira…

    Ne zaman vardik yahu meydana?

    Haydi vapura. Aaa dolu bu ya? Allah Allah…

    Suraya yere çökelim bari.

    Bir buçuk saatte döndük yolu

    Sarki söyleyen, el çirpip oynayan Araplarla.

    helede bu son siirimsi yaziyi yazan ellerine, gören gözlerine, anlatan kalemine saglik serkan. tesekkürler.

  3. elektrikli faytonlar gelecekmis yakinda sanirim öyle bir haber okumustum. yaz sicaginda bayir yukari arkadasinda 5 tane obezle kosturulan hayvanlar biraz rahat edecek sanirim. para olunca insanlarin gözü baska bisey görmüyor.

  4. @delisey, adalar için hala geç degil bence… Günesli bir günde gidilebilir hala.

    @muratmoon, haklisin ama hayvans evgisi abartilmamali. O hayvanlar arabalara kosulmazsa ne olur? Köpek mamasi olur, sucuk olur… Canlilar (insanlar dahil) Yasamak için çalismali, çalistirilmali. Ha iyi bir sahibi vardir, korur kollar. Kötü bir sahibi vardir eziyet eder, bakmaz. O zaman hayvan sevgisi, korumasi, kollamasi devreye girer.

  5. hayvanlarda ,biz insanlar gibi asama yapmak zorunda. daha dogrusu evrendeki canli,cansiz hersey evtim yapmak zorunda evrim yapmak ise asla hiç çaba sarfetmeden oturarak yapilmaz.

  6. deliseyci msen enrede yasiyorsun allasen? daha geçen gün Adanada bi sürü kesilmis, bi sürü de kesilecek eseke ele geçirildi.

  7. iyi de serkancim onlar essek bunlar at yani at…üzünümden ben ne dedigimi biliyormuyum:( ha essek ha at ha tavuk ha balik üzülüyorum istee…

  8. Bir atin tasiyabilecegi yük bellidir. Bir atin yazin sicaginda faytonla beraber 5 tane 100 kiloluk insani çekmeye çalismasinin yanlis oldugu görmek için hayvan sevgisine bile gerek yok bence.

    Tabiki iyi bakilan atlar da illaki vardir, olmasi gereken zaten o oldugu için onun lafini etme geregi görmedim zaten.

  9. Serkanim yazi için tesekür ederim, diline eline saglik… Gerçekten okurken oralari yeniden gezmis oldum. Ama bilseydim seninle giderdim büyükadaya çünkü ben senin anlattigin zevki alamamistim gittigimde 🙂

    Bu arada benim adaya da beklerim 🙂 birkaç kelam da burasi için yazarsin, ben de bakipta burada göremedigim yüzünü görürüm sayende…

  10. Serkancim merhaba

    Geç kaldim yorumda ama kesinlikle elimde olmayan sebeblerlen dolayi=)

    Büyük ada sevdalisi olarak çok mutlu oldum yazini okurken..

    ama hemen sona erdi daha daha…

    gitmis kadar oldum epeydir gidemedim..

    Adaya gidiste çok keyflidir…Binerdik eminönünden vapura dolmalar kekler…

    Börekler darbuka yolculugun olmazsa olmazlarindan…

    sarki söyleyen oynayan guruplar herkes kendi aleminde…

    Adanin kendine özgü ruhu paytonlar tikir tikir…

    Yesili dil burnu tepeden seyreder insan denizi keyifle…

    Özgür hisseder insan kendini adada…

    canim fotograflarina da bayildim özellikle kediye…

    ÇOOOOOOK tesekkürler….

    ellerine kalemine saglik…

    sevgiyle kal…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here