Çesme de, Bir Kaplica…

4
114
Sanirim ta basa dönmek gerekli anlatim cümleleri ile yasami kopyalarsak. Protein ömür baslangiçlarimiza göndermeli bir edebiyatin ana sayfasini aralamamiz gerekecek; gelin ben böyle yapmayayim da masöz arkadasim Zübeyde ablanin  (ben ona benden ay olarak büyük oldugundan abla derim) “burada  masöre ihtiyacimiz var gelir misin” sözü üzerine “bura”nin nere oldugu üzerine kisa bir sohbetle olur bakarim dedim ve baktim da. Baktim da ile nereden nereye gittigime ve orda yasadiklarima iliskin kimseyi sikmadan yari kronolojik bir yazi yazayim.
Telefon gelmeden birkaç gün öncesine dönersek: Is diye girdigim bir yerden (patron iyi ama sevgilisi bo… tandi.) patronun sevgilisinin kiskançligi ve salakligi yüzünden isten bes kurus almadan ayrilinca  parasiz kalmistim. En kötüsü bu bana gene hayatin  darbesi gibi gelmisti. Hayat darbe vurmasa da gene bos yere hayati, yasami benden haberi olmayan ne kadar salak insan varsa onlari kendime katip suçlamistim. Bu durumlarin bendeki insanlara küskünlük durumunu yenmemin en kolay yolu bir yerlere gitmekti. Ama isten para almadan ayrilmistim. Kizinca almam gereken  parayi da almadan isten çikmistim, bu durumda nereye gidecektim… Biraz arastirma yapinca bayagi ucuza istedigim bir yere gidebilecegimi fark ettim, ya da tamam itiraf bazi dostlarim fark etmemi sagladilar. Hindistan. Bana düsen artik cüzi miktarda bir sekil (o sekil nedense hep essek gibi çalisma olarak bana yansir ama neyse) yol parasi kazanmaya bakmakti.

Hindistan’a gitme planimi hayata geçirmeye çalistigim anda  geldi telefon ve ben açtim… “Burada masöre ihtiyacimiz var ama  fazla para kazanamazsin deniyordu % 10 kadar .”sigorta -yok, yatacak yer-yokla var arasi, yemek aksam yersin sabah, ögleni ise bir biçimde hallediyoruz “dendi. (bu bir biçim gidince anladim olmayan bir biçimdi :)) dedim dur ya bu eglenceli olacak gideyim. Dedim “geliyorum da bura nere?”
Çesmeye böylece gitmeye karar verdim.

Elime geçen esyalarimi kabaca tasnifleyip arabanin bagajina doldurdum ve sabah erkenden Temmuz da yola çiktim. Oraya! Vardigimda havuzun basinda yürüyen Zübeyde’yi gördüm ve merhabalasip patronunun yanina, masaj odalarina dogru yola çiktik. Iki metre yürüdükten sonra masaj odasinin yanindaydik. Belediyeden burayi bes yilligina 21 000e kiraladigini  ve burayi yaklasik 18 yildir islettigini ifade eden Kürt kardesimiz Eminle tanistim. Buralara sadece para kazanmak ve ailesine bakmak, yasam sürmek için geldiginden olsa gerek “siki” pazarlikçiydi. Deneme amaçli diyerek masajini bedavaya getirisine gülüp reddetmek yerine” dur ya macera beni nereye sürükleyecek hadi bakalim “diyerek masaja basladik. (denenmeye ihtiyaci olmayan bir masör de olsam bilerek göz yumdum :))
 
Kalmam gereken alan olarak gösterilen yer masaj odasinin kendisiydi; eskiden kapali küçük havuz odalari olan bu yer üstüne tahtalar konularak kapatilmis, hali diye ufak  parçali yer kaplamalariyla örtülmüs ve hala altinda kaplica suyu olan bu alan NEYE UYGUNDU BILEMIYORUM AMA  kesinlikle benim yatmama uygun degildi. Bu nedenle bende uyku alanimi yarattim. Kaldigim sürede  uyku tulumumu sezlonglari yatak yaparak havuzun basinda açik alanda bir süre sonra bu da akrepler, ulu orta dolasan beyaza yakin renkli- gri fareler (ufak ve zararsiz ) ve  çesmenin dinmez rüzgârlari yüzünden çekilmez olunca yatak eyleyerek  sürdürdüm arabami

Etrafi gezerken gördügüm çevredeki balikçi lokantalarinin yanindaki çöp yiginlarina iliskin, çamur banyosunun  hemen asagisindaki köprünün altindaki denizi örten kirliligi, pet sise türbesine dönüsmüs alani ve denizine girdigimdeki su alti kirliligini  görünce bunun nedenini  ister istemez sorgulamaya basladim. Belediyenin burayi kesinlikle kâr etmesin diye özellikle bakimsiz  biraktigi söylentilerine basta “olmazladim”ama bunu söyleyenlerin sayisi onlari bulunca ve bu kisilerde Çesmede öyle basit kisiler olmayinca bir de  belediye baskanini taniyinca ” neden olmasin ” dedim.

Kendini hala garnizonunda halktan ayrik sanan bir emekli subaydi belediye baskani; sessiz gelip masajini oluyor, bir melemen yiyip  sessizce gidiyordu. Bir kere olsun bir çalisanla, bir tek turistle, misafirle sohbetine tanik olmadim orda kaldigim üç ay boyunca.
Denizi girilmez degil; ama önermeyecegim bir dalyan. Denizi kirli. Kaplica suyu sodyum agirlikli  oldugundan kas yorgunluklarina ve spor sonrasi dinlenmek için bire. Bu nedenle çekim merkezi olmus. Özellikle de Ala çati ve Ilica plajinda sörf yapanlarin sörf sonrasi ugrak yeri.

En güzeli de belediyenin yerle zit bir uyumsuzlukla harika insanlari buraya doldurmus olmasindaydi. Asçisi Orhan usta o malzemelerle o kadar lezzeti nasil yaratiyordu anlamak imkânsiz. En degme lokantalarda bu kadar lezzetli yemegi  yapan çikmazdi ve soguk mezelerde asçi yardimcisi Mesut ustaya ne demeli ruhu gibi düzenli bir insan. Ve sanirim en önemlisi tüm misafirlerin ismini ezbere bildigi ve havuzun kenarina geldiginde gözlerin aradigi otelin en çok çalisani Kalender; bir atmaca gibi müsterileri süzüsü, sezlonglari gözleyerek en ufak bir hirsizliga dahi firsat vermemesi ve en önemlisi o kosullarda dahi yaptigi temizlik gece birlerde bile havuzu iyice temizlemeden gitmeyisi… 18 saatlik çalismasina tanik olmak bazilarinin yolgeçen hani belledigi bu yerde siki çalisanlarin olmasi harika ve burayi çekilir kilan bir melhemdi.

Her daim oldugu gibi macera beni çagiriyordu; bastan anlastigim süre fazlasiyla bitmisti  ve ben sadece verdigi sözlerin takipçisi masör olarak yeni yolculuklara kendimi konuk ettirmek için Çesmeden ayrildim.

Çesme kalesinden bir bakis her yolculukta bana kalan o güzel anilarin bütününü olusturan insanlar.Beni bir gün gene üzeceklerini bilmeme ragmen insanlara yanasmistim ve sanirim isinmistim 🙂

4 YORUMLAR

  1. Kesfetmek daha guzel (laptoop ingiliz mali bu nedenle Turkce karakterler yok bazi harfler icin ozur) yazmak gezme keyfini surme sonrasi hallerinden biri bence sadece,paylasmak guzel.. Yazmadan da nasil paylasilacaksa:)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here