Çevre, Insan ve Zaman

2
54

Günümüzde hala çevre konusu bir lüks olarak görülmekte ve Sanayiciler zora gelmedikçe Mevzuati uygulamaktan kaçinmaktadirlar. AB’ye uyum sürecinde yeni ve eklemeler, degisiklikler yapilan bir çok yönetmelik yayinlandikça ben hala kendime su soruyu sormadan edemiyorum; Türk Çevre Mevzuatina uyum saglayabildik mi ki Avrupa’ya uyuma geçebilelim.

Teori olarak çok ilerdeyiz ama uygulamada daha emekliyoruz. Sanayicilerimizin çevre konusundaki bilinçsizligi, devletin yeterince disiplinli bir denetim mekanizmasi kuramamis olmasi çevre mevzuatinin basibos ve ortada kalmasina neden olmustur.

Oldukça verimli topraklari olan bir ülke tarim yapamaz hale gelmis ve simdilerde organik tarim diye garip bir olgu ortaya çikmistir. Tarim topraklari bilinçsizce sanayiye açilmis, kontrolsüzce kullanilan tarim ilaçlari yüzünden özelliklerini yitirmisitir. Üç tarafi denizle çevrili, su, günes ve rüzgar gibi iklimsel sanslara sahip bir ülkede nükleer enerjiyi konusur olduk. Yeralti ve yerüstü su kaynaklari bu kadar zengin bir ülkede susuzluktan ve kirlenmeden bahseder olduk. Ekolojik denge bozuldu, hayvan ve bitki türleri giderek azalmaktadir. Ozon tabakasinda olusan hasar her geçen gün artiyor ve dolayisiyla insan üzerindeki olumsuz etkileri de… Farkinda degiliz ama kendi kendimizi zehirliyoruz. Para kazanmak için üretmeye, sanayilesmeye çalisiyoruz ancak, sagligimizi ve yasam ömrümüzü tehlikeye attigimiz için kazandigimiz parayi harcamaya belki de ömrümüz vefa etmeyecek. Kisa vadeli ve bencil düsünmenin sonuçlarini yasiyoruz. Soludugumuz hava kirli, içtigimiz sular süpheli, yedigimiz gidalar hormonlu, genetik yapilariyla oynanmis…. Topragi betona hapsettik. Çarpik kentlesmeden dolayi, topraga, yesile, gökyüzüne hasret yasiyoruz…Nefes almak için, habitatin devamliligi için, çöllesmenin ve toprak kaymalarinin önüne geçebilmek için Agaç dikecegimiz yerde, agaçlari kesip bina yapiyoruz.  Trafik sendromu ürkütücü boyutlarda. Dolayisiyla psikolojimiz de bozuluyor. Daha asabi, daha sabirsiz ve giderek daha mutsuz oluyoruz. Teknolojik gelismeler islerimizi kolaylastirmis ve hizlandirmis olmasina ragmen hep daha yorgunuz.

Kirli havayi soluyup, hijyenik olmayan sulari içip, hormonlu gidalar tüketen yeni nesil; toprakta oynayip bagisiklik sistemini de gelistiremediginden, en basta allerji olmak üzere çok çesitli hastaliklara maruz kalmaktadir.  Yeni nesil daha dayaniksiz, güçsüz ve sagliksiz doguyor ve yetisiyor, hem fiziksek hem de psikolojik anlamda sagliksiz …

Kaynaklarimizi sanki hiç tükenmeyecekmis gibi kullaniyoruz. Sonunu hiç düsünmeden kontrolsüzce atik üretiyoruz. Doganin mucizevi bir kendini onarma yetisi var fakat bir  de özümseme kapasitesi oldugu gözardi ediliyor. Nasil insan midesinin kabul edebilecegi ögütecegi bir kapasite varsa ve bu kapasite asildiginda midenin çalismasi düzensizlesir ve saglik problemleri ortaya çikarsa, dogada da isler buna benzer bir sistemle ilerlemektedir.

Dünyada savaslarin büyük zararlari olsa dahi sonlandiginda zamanla telafi edilerek yaralar sarilabilmektedir. Ekonomik krizler zorlasa da asilabilmektedir. Ancak unutulmamasi gereken bir gerçek var ki dogaya verdigimiz hasarlarin geri dönüsü asla olmayacaktir ve doganin er ya da geç öc almasi kaçinilmazdir.

Yasarken daha duyarli olmali, çevre bilinciyle hareket etmeliyiz. Su tüketirken kaynaklarimizin sonsuz olmadigini düsünmeli, elektrik sarfiyatinda yada isinmak için enerji sarfiyatinda küresel isinmaya etkilerimizi düsünmeliyiz. Kisaca hayatimizin her aninda; yemek yaparken, çamasir-bulasik yikarken, dus alirken, seyahat ederken, çalisirken daima çevreye olumsuz etkilerimizi gözönünde bulundurmaliyiz. Bu sekilde en azindan olusan hasarlari geri döndüremesek de kirlenmeyi dudurabilir yada geçiktirebiliriz.

19.04.2010

Ilknur Kaplan

Çevre Mühendisi

2 YORUMLAR

  1. biz gençlik devrimizde istanbulada uskumrudan daha küçügünü yani istavriti hamisiyi pek yemezdik çünkü denizler temizdi balik boldu simdi hansiyide bulamiyoruz çünkü sanayi hepsini yedi yuttu.

    simdi sira insanlari yutmasinda oda yakida baslar tabur tabur yutmaya buda pek uzak sayilmaz keten gömlekle durulurda aç durulmaz bilmem birseyler anlatabildimmi baslarina çalsinlar böyle dünyayi kirleten sanayilerini derim. r.r.ç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here