Çikarin Beni Bu Cehennemden

0
144
   Yolun karsisindaki otobüs duragina ulasabilmem için karsiya geçmem gerektiginde ve vizir vizir geçen arabalardan bir firsat bulmak için beklerken binecegim otobüsün geçip gittigini görmeye alisigim. Arabalar çilgincasina geçerken hüzün dolu gözlerle bakardim otobüse eskiden. Son ana kadar umudumu kaybetmezdim. Bazen benim ulasmaya çalistigim duraktan 5-6 kisi otobüse bindiginde falan otobüs onlarin binmesini beklerken umutlarim artardi. Ama delice akan trafik yüzünden karsiya geçip binemezdim o otobüse, arkasindan bakakalirdim, birkaç damla yas düserdi gözlerimden.
 
  Allah’tan son zamanlarda bu olmuyor pek nedense. Oldugunda da hüzünle falan bakmiyorum.Sanki umurumda degilmis gibi davraniyorum. “Sizin otobüsünüze mi kaldim be gerizekalilar.” falan dercesine bakiyorum hatta otobüsteki yolculara. Ya da o otobüse binmeyecekmis gibi davraniyorum. Çünkü öbür türlü tavsan gibi kipir kipir bir akan trafige bir otobüse baktigimda yolcular sanki “ahaha salaga bak kaldi orada, binemeyecek” falan diye gülüyorlar gibime geliyor. O gün de yine duraga ulasmak üzereydim. Geçmem gereken yola geldim. Yol bombos. Allah Allah. Tuzak olmasindan süphelenip tedbirli bir sekilde karsiya geçtim. Duraga geldigimde bir baktim karsidan dolmus geliyor. Allahim resmen harika bir gün. Yoldan karsiya hemen geçtim ve durakta hiç beklemedim. Gelen sey otobüs degil, küçük bir sey. Minibüs gibi, biraz daha büyügü gibi. Otobüsten önce geldiginde alternatif araç bu benim için. “Suraya gidiyor mu?” diyorum, “gel” diyor, öyle bir sistem düsünün. Gitmek istediginiz yeri söylediginizde sizi davet eden bir sistem. Bir de oraya bazen gidiyor, bazen birden baska bir yere dönüyor, “suraya gitmiyor muydu?” dediginizde umursamaz bir sekilde “simaznmsen önnnbden dlasyo snogar”falan diyor, iniyorsun ne olur ne olmaz diye düsünerek. Ve genelde sabah ve aksam saatlerinde ortalama 470 insan alabiliyor. Neyse, durakta benden baska bekleyen kimse yok. Araba durdu, bindim.
 
 
  Ayakta bir yigin insan falan da yok. Her sey hala yolunda gidiyor. Sadece bir tane bos koltuk var. Orta siralarda bir yerde. Ama ben tabii ki ona oturmuyorum. Çünkü zaten birazdan bir yasliya yer vermem gerekecek. Sürekli kim bindi yasli mi bindi diye kontrol edecegime, arkaya dogru ilerliyorum. Artik o koltuga ister bir yasli otursun, ister utanmaz ergenin biri oturup tepesinde dikilen amcaya yer vermesin, türlü oyunlar dönsün, beni artik ilgilendirmiyor. Olaylarla hiçbir ilgim yok. Arka kapinin önüne geçip dikiliyorum. Inecegim durak çok uzakta olmadigi için, otobüsün kalabaliklasma ihtimaline karsi burada durup pozisyonumu korumam lazim. Sonuna kadar açik olan cama dogru serinligi hissedecek kadar yaklasarak, kapidan da uzaklasmayarak yerimi aliyorum. Çok güzel stratejik bir yer seçtim, kendimi kutluyorum. Bos koltuk ve orada dönecek oyunlarla bir ilgim yok ve açik cami kapatmam gerekecek kadar yakin degilim cama. Bunlar avantaj. 10 dakika boyunca vücudumu ve kisiye göre zaman zaman boy avantajimi kullanarak pozisyonumu koruyup duraga geldigimde inecegim. Otobüs bekledigimden çabuk kalabaliklasiyor. Kapiya biraz daha yaklasiyorum. Duraklarda durmaya devam ediyor, insanlar preslenerek yeni binenlere yer açiliyor. Bu sirada pozisyonum ufaktan bozuluyor ama hala basarabilirim, kapidan çok uzaklasmadim. Bir süre sonra araç tamamen doluyor. Inmeme az kaldi, zaten artik baska yolcu alamaz. Disariyi seyrediyorum. Ama o da ne?! Araba durakta duruyor ve soför binmek isteyenlerin bir kismini zorla ön kapidan alip geri kalanlara “Arga gapidan gelin abla arga gapidan” diyerek önünde durdugum kapiya yönlendiriyor! Hay aksi! Bunu hiç düsünmemistim, beni gafil avladin soför. Inmeme de az kalmisken olacak sey degil. Birden kapi açiliyor ve iri yari teyzeler ve bir adam biniyor. Onlar sigmaya çalisirken de ben pozisyonumu kaybedip geri geri gitmek zorunda kaliyorum. Simdi kapiya ulasmam çok zor. Kapidan uzaklastim ve kapiyla aramda birbirine yapismis halde insanlar var. Birden arabayi üzerimizden çekseler kumdan kale gibi, arabanin sekliyle kaliriz bir süre. Ayagimi biraz oynatsam birinin ayagina çarpiyor. Duraga gitgide yaklasiyoruz. Isler kötüye gidiyor. Bir seyler yapmam lazim. Duraga kadar beklersem inemeyebilirim. Hemen baslamaliyim. “Teyze ben bi geçeyim, inicem. Abi bi saniye” falan diyerek aralardan siyrilmak için harekete geçiyorum. Önümde zorlu bir yol var. Önce kolumu geçiriyorum, sonra omzum ve vücudumun geri kalan kisimlarini. Ancak çantam bir yerlerde takili kaldi. Çatir çutur sesler çikararak beni takip etmeye çalisiyor. Sirtimdayken beni yavaslattigini anlayip tekme tokat önüme aliyorum çantayi. Ayagim iki teyze arasinda sikisiyor. Çikarirken yamuk yumuk pozisyonlara giriyorum, acinacak bir halim var resmen. Ve sona yaklasiyorum artik. Uzanip dügmeye basiyorum ve sirt sirta duran iki kadinin arasindan geçmek için hamle yaptigimda, ikisinin birbirine baglandigini farkediyorum. Birinin saçi digerinin çantasinin fermuarina takilmis. Bunu farkeden bir adam “dur dur” diyerek oturdugu koltuktan uzaniyor, çikarmaya çalisiyor. Heyecan dorukta. Endiseyle izliyorum fermuara baglanmis saçi. Ve açiliyor. Aralarindan geçip atliyorum asagi. Derin bir nefes aliyorum. Topragi öpüp, sonra yavasça gökyüzünü gösterip çesitli artistik hareketler yapasim var. Bogusmalardan yamuk yumuk olmus tisörtümü düzeltiyorum. Pantolonumu falan çekiyorum. Her sey çok güzel baslamisti. Böyle devam etmemeliydi. Ama en azindan sonunun kötü bitmemis olmasina sevinerek yürüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here