Daglar Tutkudur-Kaçkarlara Yolculuk-2

10
52

Evet, zirvede yapmistim. Tabi zirveye gelene kadar çoook zorlanmistim. Sabah ilk saatlerde Dilberdüzünden tatli bir egimle yükselmeye basliyorsunuz. Biraz sonra karsiniza bir set geliyor iste orada küçük bir mola veriyorum. Fotograf çekecegim ama o bile çok zahmetli. Grup ile ara çok açilmamasi gerekli tabi ki objektifleri çikar vs… Koca makine simdiki gibi dijital makine yok o zaman. Böyle bir manzara kaçmaz dedim ve çektim bir kaç poz… Bakalim nasil çikacak diye endise ediyorsun tabi…

Bir süre sonra bitki örtüsü kalkiyor ögreniyorum ki üç bin metreden sonra bitki örtüsü olmazmis. Kayalari küçük küçük parçalara ayirmislar, bunlara çarsak deniyormus ögrene ögrene gidiyoruz. Baba denilen taslar var bir tür isaret bunlari takip ederek bir düzlüge daha geldik. Burada muhtesem rengiyle bir göl karsiladi bizi. Çok büyük degil ama gerçekten büyüleyici bir manzara. Hayatimda ilk defa karin su içinde erimeden görünüsünü izledim. Bu gölün adi Büyük Deniz Gölü. Ayrica zirveden görünüsü de muhtesem. (Sis yoksa) Geçen bölümde ODTÜ’lü dagcilardan bahsetmistim ya simdi onlara gelelim:

Biz basit bir bot (bildigimiz bir spor ayakkabi var) giymisiz bir de pek uygun olmayan yürüyüs kiyafetleri içindeyiz. Hava kararirsa diye bir derdimiz de yok ayrica ne lamba ne de bir sey. Ama ODTÜ’lü gençler çekmisler en kralindan giysileri, ayrica ellerinde telsiz falan… Biz yanlarinda amele gibiyiz anlayacaginiz. Çabuk dönün çagrisi yapmislardi biz zirveye çikarken. Neden böle karistiklarini bir türlü anlamamistim kaç tane rehberimiz var onlardan daha iyimi bilecekler yani? Zirveye çiktik diye çocuklar gibi sendik. Fotograflar çekildik yemek yedik taslarin altina itina ile saklanan zirve defterini çikarip duygularimizi yazdik. Yani çok zaman harcadik.

Eee diyeceksiniz… Dönüse geçtigimizde hava kararmak üzereydi ve bizim çok uzun yolumuz vardi. Lamba yok, yiyecek yok. Bir de içimizden biri ayagindan sakatlanmaz mi? Bütün grup ayagi sakatlanan arkadasla birlikte yürütüldü. Oysa yeteri kadar rehber vardi. Iki kisi sakatlananla kalabilir digerleri kamp yerine dönebilirdi. Bizler nereye bastigimiza dikkat etmeden inmeye basladik. (Büyük bir sakatliktan sans eseri kurtulmusuz) Büyük deniz gölüne geldigimizde artik hava karanlikti. Birden yine hava buz kesti. Terimiz üzerimizde sogudu. Neyse ki ay dolunaymis. Hiç dolunay çikti diye bu kadar sevinmemistim. Çünkü ciddi bir tehlike atlatmisiz meger. Dolunay sayesinde yürüyüsümüze devam edebildik. Bu arada ODTÜlü gençler ana kampta kalan arkadaslarin yanina giderek endiselerini belirtmisler çok geç oldu yardim çagiralim diye konusmuslar. Arkadaslarda kâgit oynuyorlarmis gelirler merak etmeyin diye yollamislar dagci gençleri. Tabi biz yürüyorduk ama ayaklarimiz bitmis durumda her yanimiz sizliyor. Vücudumu hissetmiyorum devamli ilerlemeye çalisiyorum. Bir süre sonunda isiklar gördük. Kamp isiklari zannederek bagirmaya basladik.

Yardim istedigimizi sanan ODTÜlü gençler hemen yola koyulmuslar. (Bu arada kamptaki arkadaslardan hala gik yok) Çok kisa süre sonra bir genç elinde telsiz ve sicak su uzatarak “için” dedi. Aldik hayatimda bu kadar lezzetli oralet içmemistim. Kimi görüyorlarsa “siz mi sakatlandiniz?” diyorlardi. Çünkü herkes sakat gibi yürüyordu artik. O sicak oraletin böyle bir etkinlikte ne kadar önemli oldugunu aci bir tecrübeyle ögrenmistim. Hepimize sicak su ve oralet dagittilar, bu güçle kamp yerine devam ettik. Çok yakin görünüyordu ama isiklara bir türlü ulasamiyorduk. Kamp yerine geldigimizde tam bir enkazdik. Degil yemek yemek (oysa ögleden beri açtik) elimizi oynatacak halimiz yoktu. Bize acil mutlaka çorba içmemizi, yoksa hastalanacagimizi söylediler. Çadirda kalanlardan yardim aldik bir kaç kasik zorla çorba içtik bir de üzerine agri kesici. Her yanim o kadar sizliyordu ki biran önce yatmaliydim. Sabah 5’te kalkilacagi söylendi. Bu beni çileden çikarmisti. Hiç bir kuvvet sabah 5’te kaldiramazdi. Üstelik kamp toplanacak ve geçis için yola çikacaktik. Ilacinda etkisi ile acayip uyumusum. Inanilmaz bir sey sabah ilk kalkanlardandim. Oysa o kadar söylenmistim ki kesinlikle kalkamam diye düsünüyordum. Oysa zimba gibiydim. Gücüm enerjim yerindeydi. Güzel bir kahvalti yaptiktan sonra kampi toparladik ve ayarlanan zaman da katirlar geldi. Esyalar yüklendi. Çok büyük bir keyifle yola koyulduk. Yine arkasi yarin diyelim mi?

10 YORUMLAR

  1. Kitabimin arasina ayraç koydum. Devamini bekliyorum… Daglari çok seviyorum. Ama sen öyle güzel yaziyorsun ki tekrar tekrar hayran oluyorum. Gerçekten bir gün oralari görmeden ölürsem eksik yasamis sayacagim kendimi. Sevgiler

    • Çok planli yazmadim aslinda ama begenmenize takib ediyor olmaniza seviniyorum. Canim daglari çok çekiyor bu aralar belki bundandir yazip duruyorum. Birlikte gitme fikri aslinda ulasilmaz degil biliyormusun. Karar vermek yeterli. Birazda malzeme tabi. Zirve yapilmasa bile karadenizdeki bir çok yaylaya ulasilabilir. Umarim böyle bir firsati yakalayabiliriz. Sevgilerrr

    • Gerçekten Bator resim seçimlerini genelde iyi yapiyor. Ben yazarken umarim Büyük Deniz Gölünü bulur koyar demistim. Sagolsun bulmus bahsettigim göl gerçekten bu. Bir de zirveden görünüsünü koyabilseydi keske ama olsun tesekkür ediyorum bende huzurunuzda Batora.

  2. sevgili mavideniz bizleri daglara hayran ediyorsun. Kalemine saglik. Ancak bir süre sonra bu yazilar yetmeyecek ve sen bize rehberlik ederek kaçkarlara götürmek zorunda kalacaksin. Ona göre:)))

    Batorunda resim seçisine hayranim harika resimler. Çok bütünlesmis yaziyla.ikinize de tesekkürler

     

    • Bence bir çok kisinin özünde doga sevgisi var. Hele bir sürü kesemekesin içinde yasayinca daglar muhtesem. Sonra dostluklar harika. Bilmem kaçbin metrede biriyle karsilasiyorsunuz ve o kadar çok seyiniz oluyorki konusacak sasarsiniz. ayrica ne is yaptigi statüsü hiç önemli degil kiyafet ayni ve kafa ayni bu da yetiyor insana. Muhtesem bir tatil kafa tam bir desarj oluyor. Zorluklari var tabi ama bence aldiginiz haz herseyden önemli. Sevgiler

  3. Deniz tutkuma daglarin esrarengiz,masalsi güzelligine duydugum meraki da ekledin.Artik ne yasim var ne sinirlarim, bekleyin daglar Mavideniz bizi doruklarina kadar süren muhtesem yolculuga davet ediyor.Bu kadar yürekten çagrilan bir davete katilmamak ancak duygusuzluk olur.Hadi mavideniz yap plani gidelim hep birlikte daglara.Hele de Kaçkarlara.

    • Nilanya ben denizin derinliklerinin güzelligini seninle kesf ettim. Daglar deyince Karadeniz geliyor insanin aklina. Size birazda olsa bu büyüyü bulastirdigima seviniyorum. Bu virüstür yalniz girdimi çikmaz. Sevgiler  

  4. Atin ölümü arpadan olsun benimki de hayati en derinine içimde hissetmekten.Daglar,denizler,göller,okyanuslar,yildizlar,gezegenler…

    Rodinin heykel sergisini gezmistim,dokunmak yasakti içimden bir ses Rodinin elleriyle sekillenmis mermerden heykele degmenin beni o atolyenin büyülü ortamina götürecegini söyledi ve usulca "Seytanin Eli" adli heykelin soguk mermerine dokundum.Harikaydi,zamanda yolculuk gibiydi.

    "Insana yabanci olmayan hiçbir sey, bana yabanci degildir"sevgiyle..

  5. Tüm arkadaslara; kötü bir gün geçirmedim ama kendimi iyi hissetmiyorum. Hemen burayi açtim. Dostlarin buradaki yazilarini görmek iyi geliyor.

     

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here