Deve Görünüp Aslinda Pire Olan Detaylar-Fotografa Yeni Baslayanlar Için Kilavuz

31
112

Evet evet… Gittim sananlara burdan duyururum, hala burdayim merak etmeyin 🙂 Hatta Renkli Dergidaki “Sipsakçi Kalemsörün Tahti“na o biçim yapistim ki, sicak su ve spatula ile kazimak bile fayda etmeyecektir hehe… Ama evet biliyorum simdi soranlar illa ki çikacaktir “E be Tara, bir buçuk haftadir toz kapladi o tahti, hani nerdesin?”. Hemen mazeretlerimi siralamaya baslayabilirim; çekimlerim vardi, bilgisayar basinda islerim vardi, geceleri besik salladim, laptopumu köpegim yedi… 🙂

Neyse… Basligimizdan da anlasildigi üzere bu yazimizda o pek göz korkutan ama aslinda göründügü kadar karmasik ve anlasilmaz olmayan teknik detaylara deginecegiz. Bir önceki yazida diyaframdan küçük çapli bir sekilde bahsetmistim. Bu hafta onu biraz daha açip saçip, ucundan diger konulara da deginecegim.

Diyafram Nedir?

Fotograflarimizin olusmasi için bildigimiz gibi filmin üzerine belirli miktarda isik düsmesi gerekmektedir. Çekim yapacagimiz yerde isik gerekenden fazla ise, objektifen içeri giren isigin azaltilmasi; isik gerektiginden az ise yine objektiften içeri giren isigin arttirilmasi gerekmektedir. Iste bu ayarlamayi diyafram ile yapariz.

Fotograf makinelerinde oldugu gibi geçen yillar içerisinde diyafram da degisime ugramistir. Fotograf tarihindeki ilk makinelerde diyafram ayarlari objektifin arkasinda bulunan degisik ebatlardaki deliklerin yerini degistirmekle gerçeklestirilirken, artik bu düzenek objektifin içine tasinmis metal yapraklardan olusan bir düzenek yer alir.

Günümüzde kullanilan diyafram tipi iris diyafram olarak adlandirilir. Iris diyaframlarda bir çok ince metal levha objektifin içindeki halka biçimindeki levhaya bagli bulunur ve makinenin disindan bir halka ile kontrolü saglanarak açilip kapanir; böylece de istenilen isik miktari ayarlanir. Asagidaki resimde parçalanmis objektifin içindeki diyaframi görüyoruz (ah kiyan nasil kiymis da parçalamis canim objektifi…)

Yukaridaki örnegimizde diyafram yapraklarini birbiri içine geçmis biçimde rahatlikla seçebiliriz, gönül ister parmakla göstermek ama suan sadece “aha da üzerinde 90704 yazan metal halka ile camimsi nesnenin arasinda” diyebiliyorum hehe…

SLR (yani tek objektifli) fotograf makinelerinde diyaframin yeri mercegin hemen önüdür. Ama tabi istisna durumlarda mercegin arkasinda da bulunmaktadir. Birden fazla mercegin bulundugu objektiflerde ise merceklerin arasinda bulunur.

Diyafram açikligini tekrar hatirlatmam gerekirse file sembolize edilirdi, ve rakamlar küçüldükçe diyafram araligi genisler (objektiften içeri giren isik artar), rakamlar büyüdükçe aralik küçülürdü (giren isik azalirdi).

Diyafram ve Alan Derinligi

Evet diyafram sadece isigin miktarini ayarlamakla yükümlü degildir. Bunun yaninda bir yükümlülügü daha vardir, o da alan derinligidir. Alan derinligini basitçe anlatmam gerekirse… Incelediginiz fotograflarda mutlaka dikkatinizi çekmistir. Uzaktaki nesneler daha bulanik, yakindakiler ise nettir. Iste bu alan derinligidir. Alan derinligi günümüzdeki SLR makinelerde objektife bagli bulunan bir halka ile ayarlanmaktadir. Tabi ki bu derinlik sadece uzaktaki objeler bulanik görünür degildir, bahsi geçen halka ila alan derinligini ayarlarken isterseniz yakin objeleri netlersiniz, ister uzaktakini. Böylece kadrajinizda istediginiz seyi ön plana çikarabilirsiniz.

Diyafram ve alan derinligi arasindaki alakayi kurmam gerekirse, diyafram sayisi arttikça (yani diyrafram araligi azaldikça) alan derinligi de azalir. Diyafram sayisi azaldikça (diyafram araligi açildikça) alan derinligi de artmaktadir.

Diyafram bu mudur, budur 🙂 Daha önce zaten açiklamistim, simdi daha biraz daha detaylara girdim.
Ne var sirada? Örtücü hizi ya da diger adiyla perde hizi ya da baska bir deyisle obtüratör

(evet evet bende ayni düsüncedeyim… Niye bir tek ismi yoktur da bilmem kaç tane adi vardir? Kafa karistirir…)
Fotograflarimizi olustururken filme düsen isigin miktari kadar, isigin düsecegi sürede önem tasir. Diyafram miktar bekçisiyken, bu durumda perde hizi da süre bekçisidir. Yani perde hizi, diyafram yapraklarinin kapali kalacagi süreyi belirleyen mekanizmadir. (Hemen dipnot düsmek istiyorum. Diyafram yapraklarini kumanda eden örtücü hizi merkezi örtücü ya da mercek arasi örtücü olarak geçer. Bir de bunun perde örtücü versiyonu vardir ki, kullandiginiz makinelerde oldugunu zannetmedigim için es geçiyorum bu seferlik.)

Fotografin ilk zamanlarinda tabi bu perde hizi olayi fazla angaryaymis. Yok yani, gerçekten! Fotografi çekecek kisi objektifin kapagini açarmis, sonra saatiyle zaman tutup, isi bitince de kapagi kapatirmis. Bu bahsettigimiz minicik diyafram araliklari zamanindaydi tabi… Ilerleyen sürede diyafram araligi genisledikçe ve ASA degerleri gelistikçe, bu saatler süren zaman kisaldi kisaldi; saniyelere ve hatta salisiyelere indirgendi.

Daha önce de bahsetmistik; örtücü hizi saniyenin kesirli degerleriyle belirtilirdi. Bu süre özellikle hareketli çekimlerde önemlidir. Söyle ki;

Hareket halinde bir kedi düsünün. Malum zipirlar hiç yerlerinde durmazlar. Hatta o kedinin önüne bir de fare koyun, o zaman izleyin kovalamacayi! Simdi bu kadar aksiyon yasanirken, eger örtücü hizi saniyenin kesirleri degerinde ayarlanmazsa o kediyle farenin fotografa yansimasi ne idügü belirsiz çikar ya da çikmaz. Yani sonuç bulanik ve manasiz bir kare olur. Bir önceki yazimda da bahsetmistim ya, 1/200 gibisinden bir perde hizi degeri, havadaki su taneciklerini bile dondurur (bence de vauuuvvvv!). Ama aksi durumda yani perde hizi daha düsük oldugunda (örn: 5″, 1/4, 1/10 vs…) flu çikan sonuçlar sizi sasirtmasin…

Tamam pes ediyorum! Sadece yazarak anlatmak istedigimi tam olarak anlatabildigimden süpheliyim… Bir de fotograflarla izah edeyim 🙂

1 saniyelik perde hizinin marifeti 🙂 akan suyu hissedebilirsiniz adeta, hareket hissi var. (mesela piknige gittiginizde etrafinizda akan çay vs olursa deneme yapabilirsiniz. uzun pozlamalarda suyun artik su olmaktan çikip pamuk gib harika bir görüntüye büründügünü görebilirsiniz!Tabi bunu yaparken makinenizi tripod ile sabitlemeyi ve uzaktan kumanda/kablo deklansör kullanmayi unutmayin.)

1/250 sn degerinde perde hizi ve sonucu. Suyun damlaciklari tam net degil, hala bir hareket hali mevcut, fakat bir önceki karedeki kadar fazla da degil bu hareket hissi…

1/1000 sn degerinde perde hizi; su tanecikleri artik daha rahat seçiliyor. Hareket iyiden iyiye donmaya basladi 🙂

1/2000 sn degerinde perde hizi; artik suyun hareketi tamamen donmus durumda. Hersey gayet net. Tabi ki en yüksek perde hizi 1/2000 degil, makineden makineden farkeden bir durum. 1/4000 hatta 1/8000 olabilir (ki 8000lerde artik masallah deyip nazar boncugu takiyoruz hehe)

Hazir hareketten, hareketlilikten bahsetmisken size bir de hareketli konulari çekme teknigi olan panningden bahsetmek isterim. Söyle düsünün: fotograflamak istediginiz konu kus, siz ise eli tüfeginde bir avcisiniz… “Hayir! Biz cani degiliz!!” diye bagirdiginizi duyar gibi oldum… Tamam peki, örnegi bosverelim o halde… Hareket halindeki konuyu objektifimizle takip etme teknigine panning denir. Bu teknikle konuyu vizörden gözleyerek takip ederken en uygun oldugunu düsündügümüz anda deklansöre basariz. Sonuç konumuzun net, arka planin flu oldugu harika bir fotograf! En etkili sonuçlari 1/8 ile 1/15 degerlerinde, düsük perde hizlarinda aliriz. Lakin ilk denemenizde basarili olmazsaniz üzülmeyin, eliniz zamanla alisacaktir. (Bkz: sekil-A bilmem kaç)

Sekil-A bilmem kaç

Evet evet, bundan sonra daha eglenceli konular bekler bizi! (hiç bana simdi kalkip “neye göre, kime göre” demeyin; eglenceli iste hehe) 🙂

Saatime bakiyorum, 04:38 AM… Hayir, yani benim bu fotograf askim olmasa, hiçbir güç hiçbir kudret beni koyun sayip, o koyunlari çat pat çitlere çarptirmaktan, sonra Orlando Bloom ve Johny Deep esligindeki rüyalardan alip koyamazdi!

Evet evet… Sevgilim yastik ve metresim yorgan beni çagirir… Ben “Zzzz…” eylemini gerçeklestirmeye gidiyorum…

ZzZzZzzz…

31 YORUMLAR

  1. Alan derinligini her zaman karistirirdim iyi oldu. Derli toplu bir diyafram bilgisi aldik. Ellerinize saglik. Yalniz bu alan derinligini olusturmak için sadece diyaframi açmak yeterli mi ? Ya ben beceremiyorum ya da benim makina yetersiz (canon a520).

    • Merhabalar Sgüzelcik,

      Öncelikle ilgin için tesekkür ederim. Söyle açiklayayim. Makinen kompakt oldugu için ne yazik ki sadece diyafram ile alan derinligini elde edebilirsin. Makro modunda da bu etkiyi yakalayabilecegini düsünüyorum. (Eger dersen ki ben hile yapmaya varim, o halde photoshopta blur efekti ile de isini pekala halledebilirsin 🙂 ) Bahsi geçen ikinci bir ayardan söz ettim yazimda; SLR makinelerde, objektifte bulunan bir halkadan ayar yapiliyor.  

      Makineni kullanmadigim için hemen suan ufak çapli bir arastirma yaptim 🙂 Diyaframin 2.6ya kadar düsebiliyor. Bu da alanderinliginde pek basarisiz olmayacagi demektir. Makineni manuel modda kullanirsan, bütün ayarlarini elle yaparsan daha iyi sonuç alacagindan eminim 🙂

      Baska yardimci olabilecegim bir konu? 😀 

       

      Sevgiler 

      • Bu arada ufak bir ekleme yapmayi unuttum. SLR makinelerde focus (yani odaklanma) hem manuel (yani bahsi geçen halkadan) hem de otomatik (yani netlemenin makinenin insiyatifine birakildigi) sekillerde gerçeklestiriyoruz. Daha özenli ve kontrollü bir alan derinligi için manuel odaklanma önerilir (bir bardak su ile beraber 😛 ).

         

        Sgüzelcik, size verdigim cevaba ilaveten, makinenizde kontrol etmenizi istedigim birsey var. Netleme noktasi olup olmadigi, manuel netleme yapamayacaginiza göre belki netleme noktasi için ayar bulabilirseniz sorunu bu sekilde de halledebiliriz 🙂 

  2. Netleme noktasi var, ayrica manuel netlemeden kastiniz odaklama mesafesini istersem elle ayarlayabilecegim bir ayar var. Ama kullanmak gerekmedi hiç. MF diye kisaltilmis. Tam bilmiyorum Manuel Focus olabilir.

  3. Merhaba,ben beceriksiz bir fotografçiyimdir.Ama fotografi sanat yapanlara hayranim.Zamani donduran karelere bayilirim.Bu konuda Ara Güler en sevdigim.Hosuma giden; bu kadar bilgiyi harika bir anlatimla satirlara dökmeniz.Elinize,gözünüze saglik.Ayrica telif konusunda her eser yaraticisina aittir.Izinsiz kullanimina hiç tahammülüm olmaz.Evime giren bir tek korsan kaset,kitap olmamistir.Burada bedava elde etmenin kârini degil emek harcayanin emegini hirsizlamanin ahlaksizlik oldugunu düsünürüm. 

    Iyi günler diliyorum..

    • Tesekkürler Nilanya 🙂

       

      Açikçasi ben o emegimin hirsizligini yapanlari zaten aklamayi planliyorum. Sadece su islerden basimi kaldirabilecegim (hatta kafami kasimaya zaman bulabilecegim) günü bekliyorum.

       

      Destegin içinde ayrica tesekkürler

      Sevgiler 

      • Genis kapsamli bir sergi olan Josef Koudelka retrospektifi Pera Müzesi‘nde 16 Ocak’ta basladi, 13 Nisan’a kadar devam edecek. Koudelka fotograflari, sanatçinin hayat hikayesini de kronolojik olarak izlememizi saglayan 6 bölümle karsimiza çikiyor.

        • Çok güzel bir haber bu fakat Ankaradayim ben :((( Neyse, ayarlanabilirsem (ki gitme olasiligi da yok degil) mutlaka ugramaya çalisirim.

           

          Haber verdigin için tesekkürler 🙂 

  4. Döktürmüssün yine eline saglik 🙂 Yalniz benim alan derinligi konusunda biraz kafam karisti… Ben bugüne kadar alan derinliginden habersizdim, diyafram disinda bir de odaklamayi (focus) saglayan düzenek var zannediyordum. Açikçasi alan derinliginin bildigimiz odaklama mi, yoksa ona benzer baska bir sey mi oldugunu hala tam olarak anlayabilmis degilim. Bu konuda beni biraz daha aydinlatabilir misin? 🙂

  5. Hatta bak simdi aklima ne geldi… Bende SONY DSC-W50 gibi siradan bir makina var. Çekim modlarindan birisi high sensivity modu ki bu modun simgesi ISOnun (ISO da ne demekse artik) fazla oldugunu gösteren bir resim ve açiklamasi da "shoot without flash in low-light reducing blur". Flasi devreden çikartip isik ayarlarini kendim yaptigim modda yaptigim çekimle high sensivity modunda yaptigim çekim arasinda bariz bir kalite farki var ama kalitesi yüksek olan, bekledigimin aksine ayarlarini kendim yaptigim çekim 🙂 Bu high sensivity zimbirtisinin ne ise yaradigini da açiklayabilir misin? 🙂

    • Tekrar tekrar merhabalar janny =)

       

      Evet aslina bakarsan alan derinligi bildigimiz netleme… Ama iste auto focusta o derinlik hissi kaybolur gider çünkü makine önüne gelen herseyi netler, yani oturup düsünmüyor kereta "aman bak bu konu mankeni, bunun ön planda olmasi gerek, arkasindaki herseyi bulaniklastirmam gerek" diye… Bu yüzden Manuel focusu kullaniyoruz (mf ile sembolize edilen)

       

      Makinendeki zimbirtili ayara gelince 🙂 ASA (diger adiyla ISO… bunlar hep ayni seyler.. hep ondan derim zaten niye bir seyin on tane adi vardir… koy bitane gitsin, ne kafa yorsunlar isim koymaya ne de millet hepsini aklinda tutmak için debelensin hehehe) ASA düsük isik kosullarinda flash kullanilmadigi zamanlarda fotograftaki isigi arttirmak amaçli kullanilan bir özellik. Ama tabi dedigin gibi yüksek asa kullaniminda fotografin kalitesinde düsüs yasaniyor. Bu düsüste grenlenme olarak karsimiza çikiyor. Gren fotograftaki iri noktali görüntü olusmasi.. mesela cep telefonlarindan çekilmis fotograflarda çok görürürz, böyle cam gibi görüntü asla olmaz (tabi bazi ceptelefonlari bu konuda kendini asmis durumda, onlara lafimiz yok hehe)

       

      High sens. isigin daha hassas algilandigi, flashsiz ama karanlik olmayan fotograflar için. Ama hep söylerim bunu, elinizi manuele alistirmak en iyisidir, çünkü bu makinelere dizginleri verdik mi kafalarina göre is yapiyorlar :)) ya da acaba ben mi çok ego manyagiyim "herseyi ben ayarliycam" diyorum ehehehe 🙂

       

      Bir ara zaten bütün konu anlatimlari bitince bütün okuyucularin takildigi yerlerden sorular seklinde yorumlara eklemelerini ve bir de tek makaleyi o sorularin cevaplarina ayirmayi düsünüyorum 🙂 ise yarar herhalde di mi?

       

      sevgiler janny 🙂 

      • Bence ben ve diger birkaç yorumcu, sana uzun bir yazi dizisi hazirlayip insanlara daha çok faydali olabilmen için konu basligi veriyoruz 😉 Su durumda high sensivity olayini unutabilirim, çünkü gren benim gözüme çok batan ve kaliteli fotograflarda çok rahatsizlik verici olan bir olay… Ha böyle eski püskü, döküntü seylerin resmedildigi, gotik fotograflarda hos bile duruyor orasi ayri 🙂 Herneyse, ben de senin gibi tüm ayarlari manuel yapmayi istiyorum, çünkü en gelismis makinada bile insan zekasinin, algilama kabiliyetinin milyonda biri yok. Böyle deyince de asagilar gibi oldu ama yok iste 🙂

        Bir sonraki yazini sabirsizlikla bekliyorum,  sevgiler 🙂

        • Eyvah eyvah 😯 (saskin smiley)

           

          O yazi dizisi bu aralar olmasin ama, bi de teker teker gelin üzerime, ürkütüp kaçirmayin beni çuval dolusu soruyla 😛 (tabi ki saka)

          Canon ve Nikonda duymasin valla o lafini, ellerinde kocaman teleobjektiflerle kovalarlarsa görürsün gününü sen :)) "ne demek bizim makineler basiretsiz  hiiii??? gel bakiyim buraya!!" falan.. düsüncesi bile korkunç 🙂  

          Bu aralar ben çekisten düstüm, kafami toplar toplamaz kaligim yerden devam ediyorum, sevgiler 🙂

    • Çok tesekkürler internetim =) uzun süredir yazacak vakti ve enerjiyi bir türlü yaratamamistim, fakat ben bu güzel yorumun üstüne bir yazi daha patlatirim hehe =)

  6. Merhaba simdiye kadar okudugun en sade ve akici ayni zamanda eglenceli anlatim. Fotograf çekmeyi bende seviyorum. Sitenizi gördüm. Hos olmus bilgiler içinde tesekkürler. sevgilerr

  7. 1 senedir fotograf, çekim, teknikler, araç gereç, iviri ziviri okurdum da dogrusu pez az sey anlardim.ta ki, TarArsevenin yazilari ile tanisana kadar..

    okurken eglendiren; eglendirirken de çaktirmadan ögreten yazilari için binlerce tesekkürler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here