Dikkat Geyik Çikabilir…

9
142
Açikçasi suan ne yazacagimi bilemiyorum, yazinin beni nereye götüreceginden habersiz, rotasiz, pusulasiz bir seyahate bavul hazirliyor gibiyim. Keske bilinmeze böyle bir yol olsa da bir bavul, bir sandal, iki kürek çeksek, gitsek de varmasak, sevsek te bilinmesek, gülsek te gülünmesek, yanlislardan saptirilip, saglamalarla aydirilip, gerçeklere uyandirilmasak. Görülsek te görülmesek. Bu cümle yillar önce okudugum bir romani hatirlatti bana… MAHREM…
Elif safak, elif shafak olmadigi zamanlarda yazmisti bu romani, semspareler, Mevlanalar yoktu henüz, basit sisko bir kizin yasadiklari üzerinden destansi, masalsi bir söyleyisle, vermek istedigi asil mesaji yer yer tam hedefe denk düsüren, velev ki karavana atsa dahi okuyucunun oku bulup tam yüregine saplayacak kadar cesaretlendigi, görmeye ve görülmeye dair sicacik bir romandi. Elif safak’i kimse bilmezdi o zamanlar, bilenlerde ne güzel bilirdi. “mahremiyetin gitti mi elden sende gitmelisin tez elden” sanki kitabin bu cümlesini yazar kendi gelecegine dair söylemis gibi. Nazar sözlügü vardi kitabin her kelimesini nazar nazar islerdi insan sözlügüne. Nedne bu kadar merakliyiz, neden mahremimiz kapali gise, karaborsa biletleri elden ele, neden bu kadar seyirci çekiyor ? diye uzun bir süre düsünüp durmustum. aska uydum yoldan çiktim… Asildan mahremi anlatmayacakti bu yazi, hem göz önünde bulunmayi isteyip, hem görülmemeyi yeglemek isteyince, su araf halide pek sekerli, fistikli çikolata tadinda, pek romantik ve dolanbaçli olunca hangi sokaga girdigini kestiremiyor insan. Keske yasamda biraz arafa düsse..
Ama yasam gerçekte böyle degil, yasam yoruma sebeb sunmaz, sen kendince cümleler kurarsin sadece oda arti puan kazandirmaz, sebebi ruhaniye bazen kivrandirir, bazen sancilari arttirir hayatta bunu pek umursamaz, hayat sana yasam sunar buda seni cezbetmez, bu cümlenin sonuda gelmez. Demek istedigim hayat net cevaplar arar, net yasamlari sever.
Örnegin; sen mavi yakaliysan çalismalisin, soru sormamali, cevaplari merak etmemelisin, velev ki merakina yenik düstün cevaplarin üstünde durup düsünmemelisin. Bos vakit buldugunda sadece uyumalisin. Sen gözbebegim isçim sen çalisacaksin ki paslanmayasin, sen en donanimli, en teknolojik, en hesapli makinamizsin.
Köyün kasabasina gelirsek sayet ( beyaz yakalilardan dem vuruyorum ) köy halkinin yasamini pek umursamaz,, gündelik telaslar gibi küçük mesguliyetleri hep vardir, o genelde tatil planlarina dahil olur, yazi hangi kumsalda karsilayacaginin derdiyle mesgul, düsünür durur. Peki bu hep böylemi olur ?
Hep savunmusumdur somutu hedef edinen yasam bir süre sonra tatsizlasir, damak tadiniza uymaz, doyum vermez. Kendi soyutunu bul. Ne olursa, neye inaniyorsan. Inandigini yüreginde sakla ve asla inanmaktan alikoyma kendini. Ancak bu sekilde devir daim edebilirsin rakamlarla—yaslarini, yaslarinla—zamani, zamanla—ömrünü. Sorular sorma sakin ve kimseyi inandigina benzetmeye çalisma, neden benim gibi düsünmüyorsunlar, neden benim gibi yasamiyorsunlar faslindan bir nakarat tutturup yanlisa sürükleme gerçegini. Herkesin dogrusudur, kendine dogru, yoluna isik, ömrüne yoldas olan. Dünya tek tip ütopya hayalleriyle indirgenemez, kurma sakin bu hayal hiçbir zaman bitmez.
Dünyayi sev diyemem ya da degistir. Demek istedgim yazinin vermek istedigi mesajdan öte çabala, haziri beklersen sayet söyleyeyim günes her gün dogudan dogar, batidan kaybolur. Bati doguyu sözüm ona dinler ama dogu batiya kaymaz çünkü gerçege aymaz. Sen araf ruh halinle ( ki buna kararsizlik deyip çirkinlestirebiliriz de yazinin tam bu kisminda ) ne dogudan dog hep ayni saatte, ne batidan kaybol ayni bahiste. Sen çabala inandigin renkler için, ugruna yattigin rüyalar için, sevdigin zihnine düstügünde kizaran yanaklarin için. Ben ne yapabilirim deme, devlet adamlarindan kaz, din adamlarindan vaaz, üstlerden arz, sanatçilardan haz bekleme. Oku, arastir, inan ve degistir.
Özenme beyaz yakalilara, çünkü hersey somuta ulasmakla bitmiyor. Inan bana onlar daha mutsuzlar, çünkü mutsuz olduklarinin farkina varmak için vakitleri var. Hatta tüm yasamlarinda mutsuzluklarini incelerler bu tip insanlar. Tüm bu insanlarin arasindan süzülüp gelen bu derin düsünce kavramlarini kendi yasamlarina inanç yaparlar. Haliyle mutsuzluklarini inceleyen, ayristiran, bölümlere ayiran, siniflandiran bireyler olarak mutsuzlugu en çok hak eden de yine bu insanlardir. Aslinda herkes mutsuzdur yalnizca mutsuzlugunu kesfedenler ve buna vakti olmayanlar vardir. Yani tüm sifatlarin aksine yalnizca iki tip insan türü vardir. 
Aska vurdum yoldan çiktim, nerden nereye bagladim konuyu, yazinin basinda da dedigim gibi bu yazinin benimle bir ilgisi yok, bu kez kalem beni degil ben kalemi dinledim. Bu yazinin basligi da olsa olsa “geyik ruh halinin sinirlari” olabilir. Kendinize çok iyi davranin, hepinize iyi saatteler, hayirli noeller, paskalyaniz mübarek, ramazaniniz kutlu olsun …
leventden…

9 YORUMLAR

  1. DURUN !!!

    🙂

    "Baba ve Piç" isimli kitabi tanisma sebebimiz oldu. "Ask" 'a kadar performansi fena degildi… simdilerde ilgimi çekmiyor ne cümleleri ne düsünceleri.

    Evet, paragraflardan benim de sikayetim var.

    Lakin "Kendinize çok iyi davranin, hepinize iyi saatteler, hayirli noeller, paskalyaniz mübarek, ramazaniniz kutlu olsun …
    levent'den…"

    Gel de okuma yaziyi simdi bir daha:))

    Dip not: benim makale, siir, kisa yazi v.s gibi okuma parçalarini önce sondan okumaya baslama gibi bir defom var. Kimse bilmez siiit aramizda kalsin:) Önce sondan basa okur sonra bastan sona tekrar okurum.

  2. EKSIN !!!

    🙂

    deliseyim inanmayacaksin ama ayni olay bende de mevcut. yaziyi okumaya son paragrafindan baslarim, son paragrafin kaderine teslimdir yani tüm bir yazinin yazgisi bende de :))

  3. oyy yoruldum okurken 🙂

    zihnime (?????? )soru isaretleri biraktin, mutsuzluk kesfedilecek bir duygu degil ki o kendiliginden gelip hayatinin tam ortasina oturuverir sen onu koltuktan itmek için çaba sarf ettikçe de sanki zamkla yapismis gibi bir türlü yakani birakmaz

  4. ablacim dedigim gibi bu yazida türetilen tüm tez'lerin vebali günahi kalemin boynuna =))

    mutlaka mutsuzluk kesfedilecek bir duygu degil zaten dogustan genlerimizde var olan degerlerden, sonralari en ön plana çikacak olani, yani tamamen bizden, simasi tanidik falan falan. demek istedigim olgu ise somut'u hedef edinmemek. cebini, küvetini dolrumakla ve yahut belini dogrultmakla paralel yürümüyor mutluluk denen olgu. çogu insan mutsuzlugunu parasizliga baglar, kalemde savunuyor ki somut olgular geçici ve kesinlikle mutluluk getirmiyor. beyaz yakalilarda mavi yakalilar kadar, hatta daha fazla mutsuz.

    yazinin ana fikri yazinin içindeki tek cümlede gizli aslinda ;

    " Ben ne yapabilirim deme, devlet adamlarindan kaz, din adamlarindan vaaz, üstlerden arz, sanatçilardan haz bekleme. Oku, arastir, inan ve degistir."

    tüm özet bu ..

  5. elif safak konusunda yalniz olmadigimi bilmek iyi.. geçenlerde semspareyi aldim elime evirdim çevirdim rafa biraktim.elif safak kitaplari" oku beni" demiyor artik bana.

    yaziya gelince..vallaha beni de yordu ama nasil gizli bir zevk duydum anlatamam.

    nefiiss dostcum.kalemine saglik! son paragraf zaten bitirdi beni 🙂

  6. tesekkür ederim dostcan =) yazi biraz yorucu evet çok sey birikmis meger, hepsini aktarayim derken, bu birde kisa hali =))

    bu arada seni görmekte çok güzel dostcum 😉

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here