Dogdugum Topraklara Yolculuk…

6
366

Yol hikâyelerine bayilirim…
Yola çikildigi anda onlarca maceraya baslarsiniz. Hele hele memleketinden uzun zaman ayri  kalmis ve oralara yillardan sonra gidiyorsaniz. Içinizdeki özlem o kadar çoktur ki yol boyunca gördügünüz, yasadiginiz her sey size bambaska heyecanlar katar.

Sayet bu yolculuga, benim gibi içiniz kipir kipir ve içindeki haylaz mi haylaz çocuk, türlü türlü yaramazliklari yapmaya elverisliyse, oof tadina doyum olmayan bir yolculuga hazir olmalisiniz.

Benim yol hikâyemse çok farkli. Belki anlatacaklarim size siradan gele bili, ya da;

– De canim sen de bunda ne var ki özlenecek?

Diyebilirsiniz.

Yoo öyle demeyin çok sey var, göre bilene, yasaya bilene…

Ben çok özlemisim memleketimi çooookkk…

Hazirsaniz basliyorum gördüklerimi ve yasadiklarimi anlatmaya…

Yola çiktigim andan itibaren içim kipir kipir, heyecandan yerimde duramiyorum, bir an önce özledigim topraklara ulasmak için kanat takip uçabilirim adeta.

Yolun saginda ve solunda biçilmis  ve harman kaldirilmayi bekleyen bugday yiginlari karsiliyor beni. Öyle güzel istiflenmis ki; sanirsiniz bir dekoratör bunlari ölçerek bir düzen içinde tarlanin her bir yerine kondurmus. Belki de hiç biriniz bu ahengi fark etmemissinizdir bile. Ama benden kaçmaz?

Biraz ilerliyoruz bir patoz (hasat makinesi) çalisiyor, makinenin basinda bir sürü insan telas içinde harmanlarini kaldiriyorlar. Makinenin bir tarafindan bugday yiginlari atiliyor, diger tarafindan tipki bir kar makinesi gibi diger taraftan saman olarak atiliyor onlarda saman tepecikleri olusturuyor. Öyle güzel kokuyor ki arabanin içine kadar kokusu geliyor. Bu kokuyu çok uzun zamandir hissetmemenin vermis oldugu hasretle içime çekiyorum.

Evet, daha yolumuz uzun ve görecegim o kadar çok sey var ki durmak yok.

Iste bu…

Bir çesme siril siril akiyor. Hemen kosuyorum. Buz gibi akan suyu seyrediyor ve çikan o sesi dinliyorum. Ellerimi ve yüzümü yikadiktan sonra avuç avuç kana kana sudan içiyorum.

Çesmenin önüne küçük yalaklar yapmislar ki oradan gelip geçen hayvanlar, böcekler su yaz gününde tipki benim gibi kana kana içsinler, yikansinlar diye. Simdi bana

-Ya Suzi, yalak da nedir Allah askina?

Dediginizi duyar gibi oldum. Hiç endiselenmeyin hemen bu konudaki engin bilgilerimi paylasacagim.

Yalak; hayvanlarin su içip, yikana bilmeleri için, fazla büyük ve derin olmayan havuzcuklara denir.

Vay vay vay oda neeee!

Bir dut agaci ve agaçtaki dutlar olmus, bu durumda durumuyum ben. Durmam tabi. Ama bir sorun var alt dallarinda kalmamis. Olsun benim için sorun degil tirmanirim ve de tirmandim bile…

Aman dikkat edeyim de düsmeyeyim neden derseniz, eskiler;

          Dut agacindan düsen esek olur…

Derlerdi. Neme lazim uzun kulak ve kuyruk bana yakismazJ…

Mmmmm çok lezzetliler hangisini yiyecegimi sasirdim.

Çok üzgünüm imkân olsaydi da sizlere de ikram edebilseydim. Tüh… Kader iste…

Ve yola devam…

Arabamizin önünden bir traktör gidiyor ve kasasi tepeleme saman dolu. Ama doluydu desem daha dogru olacak rüzgâr samanlari bir o yana bir bu yana savura savura gidecegi yere varana kadar kalmayacak…

Saman taneleri tipki kar taneleri gibi arabamizin camina çarpiyor mis gibi kokusu içime kadar isliyor. Iste bu kokuyu da özlemisim…

Ben bunlari izlerken gözlerim doluyor hatta gözyaslarim akmak için israr ediyor.

Artik beni taniyorsunuz saklayamadim gözyaslarim süzülüyor yanaklarimdan. Bu gözyaslari sevinç gözyaslari sevinç…

Ya sögüt ve kavak agaçlarina ne demeli. O kadar koyu ki yapraklarinin rengi, uzun zamandir bu koyuluk da yesil rengi görmemistim. Ne de serin  olur o sögüt agaçlarinin alti. Yenen keyifli bir yemekten sonra uzanip agaçlarin altina, yapraklarin arasindan gökyüzünün maviligini izlemekse ayri bir keyiftir.

Derken halsizlesirsiniz, göz kapaklariniz agirlasmaya, hatta kapanmaya baslar. Ve Kapanir…

Tatli bir uykuya dalarsiniz. Uyursunuz ama tüm sesleri duyarsiniz; rüzgârin yapraklara çarptiginda çikardigi o sesi, kuslarin agaç dallari arasinda bir birleriyle cilvelesip, sarki söylercesine ötüsünü, kisacasi her seyi duyarsiniz. Ama uyku o kadar tatli gelmistir ki aldiris etmezsiniz…

Hadi uyaninnnnn…

Sögüt agaci altinda çok uyunmazmis. Valla ben demiyorum babaannem öyle söylerdi.

Ne olur ne olmaz eskilerin vardir bir bildigi elbet…

Öyle bir sey gördüm ve yasadim ki aklima geldikçe hala kahkahalarla gülüyorum.

Yolun saginda ve solunda küçük küçük tezgâhlar kurmuslar. Bu tezgâhlarda köylüler kendi tarla ve bahçelerinde yetistirdiklerini satiyorlar…

Eeee bunun neresi komik diyorsunuz degil mi?

Sabirli olun anlatiyorummm…

Yolun bir tarafinda büyükçe bir kartona yazilan yazi gözüme takiliyor. Kartonda

“SON MISIRCI 500 M ILERDE” diye yaziyor.

Biraz ilerledik bir yazi daha;

“SON MISIRCI 300 M.ILERDE”

Ve bir yazi daha,

“SON MISIRCIYA 100 M”

Ne son misirciymis git git bir türlü  gelemedik…

Oooo oda ne?

Vay canina yurdum insani çok yaratici ve reklam dünyasina ayri bir boyut getirmis.

Bir tezgâh, çadir seklinde branda gerilmis ve branda da kocaman bir yazi:

“SON MISIRCI BURASI VE BASKA SUBESI YOK”

          Aaaa keske misir alsaydik baska misirci yokmus 

Diyorum.

          Önce söyleseydin ya alirdik geçti artik…

Neyse geçti gitti derken asil bomba simdi patliyor. Bir misirci daha varmis, derken bir tane daha, bir daha oooo mantar gibi gibi misirci dolu…

Vay bee iyi bir reklam ve tanitim hiç  aklima gelmemistiJ

Sadece misirci levhalarimi, daha neler neler…

Kocaman bir kayaya bel fitigi  tedavisi için telefon numarasi yazilmis. hangi doktor ve hastane böyle reklam verebiliyor ki…

Bal satan balcilari da unutmamak ve haklarini yememek lazim tabi… Onlarin da tipki misirci  gibi ilginç reklam panolari var…

Iste benim yurdum insani…

Sizden bu sektörde daha çok yaratici ve üstün fikirler bekliyorummmmJ

Simdilik yol hikâyeme ara vermek istiyorum.

Beni bekleyen Teyzemle hasret gidermem lazim.

Onu çoook özledimmm…                                                                     

Daima sevdiklerinizle ve mutlu kalin…

Hosça kalin…

6 YORUMLAR

  1. Merhaba suzi dergiye hosgeldin =)

    Bende yol hikayelerine bayilirim,gitigin yeride belirtseydin çok daha hos olurdu.

    Akici ve güzel bir anlatimin var masal tadinda okudum daim olsun kalemin..

    Sevgi ve muhabbetle…

  2. Merhaba süzi

    Hosgeldin renkli dergi ailesine…

    Yol hikayeleri keyiflidir…

    Ama nereye gittigini tez zamandaögrenmektir dilegim=)

    sevgiyle kal…

  3. Alanyadan renkli dergi ailesine merhabalar….

    Hepinize çok tesekkür ederim beni de araniza aldiginiz için.

    Yol hikayem de uzun zamandir gitmedigim memleketim Konyaya olan yolculugumu anlattim.Begenmenize çok sevindim.

    Aranizda olmaktan çok mutluyum.

    DAIMA SEVDIKLERINIZLE VE MUTLU KALINNNN…

nilanya için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here