Doguda Çocuk Olmak

19
45
Sene 1993 o yillarda dogu çalkanip duruyordu. Her gün bir ana evladini göz yaslari içinde topraga veriyordu. Analarin feryatlari hiç dinmezdi. O zamanlarda bizim yasitlarimiz uzaktan kumandali arabalarla oynarken, bebeklerinin saçini tararken, bizler bos mermi kovanlarini toplardik. Ya da kuzularimizi, koyunlarimizi, ineklerimizi otlatmaya götürürdük. Onlar otlaya dursun biz agaçlara tirmanir dut agaçlarinin, incir agaçlarinin ya da karpuz dolu, üzüm dolu tarlalarda kosar karnimizi doyururduk. Doguda çocuk olmak hem zor hem de güzel bir duygu. Analar hem annelik yapardi hem de babalik yapardi çogu zaman. Babalar issizlikten dolayi Istanbul, Ankara, Adana, Kibris gibi yerlere gider insaata çalisirlardi. Çogu zaman 6 ay eve gelmedikleri olurdu. Çocuguna ekmek parasi bulmak için agir yüklerde çalisir gurbet ellerde ezilir dururdu.
 

Iste Istanbul’a babam gene gitti.

– Ne zaman döneceksin babacigim.

– Merak etme oglum en yakin zamanda dönecegim. Hem sana çikolatalar alacagim döndügüm. Yeni elbiseler, oyuncaklar.

– Baba bana bisiklet alir misin? Ben bisiklet istiyorum.

– Tamam oglum döndügümde bisikletin hazir olacak. Hadi simdi babaya bir öpücük ver.

– Mucuk mucuk.

 

 

Aradan aylar geçti. Babam bize elbiseler yollamis. Annem yarin sabahtan merkeze gidip otobüsle babamin bize yolladigi elbiseleri alacak. Ne güzel bir duygu. Artik yeni elbiseler giyip arkadaslarima hava atabilecegim. Gece uyku girmedi gözüme. Sevinçten olsa gerek. Sabah annem uyandirdi. Agabeyimle birlikte hayvanlarimizi otlatmaya gidecektik. Annemde merkeze gidip elbiselerimizi alacakti. Kahvaltimizi yapar yapmaz hemen yola koyulduk. Zaten çokta hayvanimiz yoktu. Bir inek bir de esegimiz vardi. Agabeyimle esege binip yavas yavas otlatmaya götürdük. Annem gelirken sobayi yakmak için birkaç çali çirpi getirmemizi istemisti. Günes yavastan tepelerin arakasina saklanmaya baslamisti. Biz de çali çirpimizi topluyorduk. Abi haydi eve gidelim yeter bu kadar. Dur birkaç tane daha toplayim gideriz. Derken bir silah sesi geldi. Sagimiza baktik askeri araçlar geliyordu ve durdular. Daha ne oldugunu anlamadan silahlar pes pese patladi. Yine çatisma ve bu sefer çatismanin tam ortasinda kalmistik. Yere yattik sürüne sürüne ates çemberinden kaçmaya çalisiyorduk. Teröristler pusu kurmustu anlasilan. Gelen asker konvoyunun yolunu kesmislerdi. Derken bir minibüs göründü uzaktan. Mehmetçik çatismadan dolayi minibüsü geri çevirdi.
 
Minibüste bir kadin birakin beni ben köye gitmek zorundayim diye haykiriyordu. Evet bu benim anamdi. Beni 9 ay karninda tasiyan anam. Ama askerler izin vermiyorlardi. Bizim orada oldugumuzu biliyordu. Agliyordu çaresizce.

 

 

– Lütfen birakin gideyim çocuklarim orada ben arkadan dolanir giderim.

 

– Kadin kafayi mi siyirdin senide vuracaklar geri dön. Yarin sabah dönersin köyüne.

 

Zor bela annemi ikna ettiler. Zavalli anam bizim için canini bile vermeye hazirdi. Biz de 30 dk süren çatisma ortaminda adeta basimizin üzerinde ari gibi mermiler vizildiyordu. En sonunda çemberden çikmistik. Ama bu sefer köye nasil gidecektik. Iki yol vardi. Biri köye kestirme giden yol. Digeri de uzadikça uzayan bir yol. Kestirmeden gidemezdik teröristlere yakindi bizi vurabilirlerdi. Uzun yolu tercih ettik. Karanlik basmisti ayin isigiyla önümüzü görmeye çalisiyorduk. Gece vakti doguda köyden uzakta olmak çok tehlikeliydi. Bunun kurdu var, çakali var, yilani var, akrebi var. Ama baska çaremiz yoktu mecbur uzun yolu seçtik. En nihayetinde köyümüze varmistik. Köy baya karisik ve her zamankinden daha telasliydi. Bizim köye geldigimizi gören köylüler karsilamaya gelmislerdi. Hepsi de kadindi erkekler çocuklarini bulmak için aramaya çikmisti. Kadinlarda eli kolu bagli haber bekliyorlardi çocuklarindan. Herkes kendi çocugunu soruyordu gördünüz mü diye. Eve geldigimizde iki ablam çaresizce oturup agliyorlardi. Annem merkezde, Istanbul da onlarda çaresizce agliyordular. Bizi gördüklerinde bu sefer sevinçten aglamaya basladilar. O aksam bogazimizdan bir lokma bile geçmedi. Geceleri sicaktan dolayi damda yatardi herkes. Biz de yatagimiza yatarken hep yildizlari seyrederdik. Ama bu sefer yildizlari degil de gökyüzünde silahlarin isiltisini seyrediyorduk. Kim bilir bu sefer hangi ana aglayacak, hangi eve ates düsecek, hangi kardes kardesi vuracak. Hele ki bir evladi askerde bir evladi dagda olan analar ne yapacakti. Iki kardes birbirini vuracakti. Hangisi ölse olan yine analara oluyordu. Düsünceler içinde öylece yati vermisim. Sabah annem ilk arabayla köye gelmis. Ilk isi bizi yatagindan öpmek olmus. Içi rahatlamisti, yasiyorduk bir anne için en güzel duygu olmali. Ama o elbiseleri hiç giymek gelmedi içimde. Sabah erkenden köylüler yaralarini sarmaya çalisiyordu. Hastanelerden taburcu olanlar vurulan köylüler. 7 yasinda bir çocugun hayati boyunca unutamayacagi seylerdi.
Ne diye bu kavga, bu silahlar niye, kim verdi elimize bu silahlari, kim düsürdü kardesi kardese, bu göz yaslari niye, neden kimse bunlara dur demiyordu. Sanirim yillar geçse de bu sorular hep yanitsiz kalacakti. Ve öylede kaldi. Doguda çocuk olmak iste böyle bir sey olmali. Televizyonla geç tanistik, kovboy filmleri oynardi ates ettiklerinde kenara çekilirdik. Kursunlar bize gelmesin diye. Hani Yilmaz ERDOGAN’in Vizontele diye bir filmi vardi. Aslinda orada anlatilanlar hepsi dogruydu. Kurgu degildi.

Dipnot: Bu yazida anlatilan her sey birebir gerçektir. Gerçek bir yasam öyküsüdür. Kurgu degildir.

19 YORUMLAR

  1. yazida bazi cümle düsüklügü ve yazim hatalarini fark ettim. bunun farkina sonradan vardim. bunun için siz degerli arkadaslarimdan ve renkli dergi ailesinden özür diliyorum. umarim bagislarsiniz.

  2. Bak simdi bir özür de burada… Bence kendini böyle elestirdiginde yazini düsündügün gibi düzeltip editörlerimizden rica etsen sanirim düzeltilmis yeni haliyle yayimlarlar… Biz bize benzeriz hepimiz ayni hatalari yapiyoruz…

  3. Demlikbau ;eline, klavyene saglik harika aktarmisin anini.

    Keske birazdaha uzun tutabilsen az daha detaya girseydin.Hem beni huzunlendirdin azda gulumsettin 1986 dogumlu arkadasim.eline yuregine saglik.Ates altindan cikipta yazabilmeye de ne mutlu.

    Anilarini kendi kalemlerinden asla okuyamayacagimiz ne yasanilmisliklar kaldi sagda solda degil mi? 🙁

    not: Birkac yerde sanirim cumle untulmus.Oda olur canim.

  4. haklisin nilanya bunu serkana bildirmek lazim. theguray aslinda bu yazi çok uzardi, sayfalarca alirdi. detaya girmek istemedim. ve hepsini ani anina yazmadim. bu ve bunun gibi bir sürü ani. hepsi birbirinden aci ama bazen anlatmaya yüregim el vermiyor.

  5. Demlikbau "anlatmaya yüregim el vermiyor" kabul edilecek bir cumle mi bu sence?

    Yazma cesareti (bakiniz: https://www.renklidergi.com/calakalem/diger/Korku) olan herkesin mutlak yasadiklarini anlatmak istediklerini ortaya serecekleri bir tarzi bicimi vardir.

    Yazmaya basladinsa eger zaten kimse engelleyemezde ama " "anlatmaya yüregim el vermiyor" gibi bir cumle kabul edilir gibi de degil.

    not:ben simdi kopegimle deniz kenarinda bir dolasmaya daha cikip deniz kenara ne ler atmis yokluyacagiz.O nednele yazilana aninda yanit veremezsem bilin ya odun toplama uzun surdu yada beni deniz aldi:)

  6. Iste bu ya avatarlara konuyor sanal resimler bak sende degistirdin kendi resmin bu sabirim ..Bende hep bir neyzen ariyordum ney ufleyebiliyorsun demek ki harika..Soyle senin nefesinden bir ney dinlemek isterim simdi kantaron yagi ve zeytin yag ile yogun oleuropein yagi bulunan zeytin yag konusunda calismalari olan Rus arkadasimiz (burda fabrika kurdu) simdi burda onlada az once konustum . Seve seve yardim ederim gelsinler dedi..Fabrikayi gezmek isterseniz haber verin sizi misafir etmekten de sevinc duyarim.

  7. yok ben sadce üflemekle yetiniyorum devamini getiremedim nedense. gitara devam ettim tekrardan. neye karsi merakim kisa sürdü nedense.. umarim bir musait oldugum bir günde altinoluga geldigimde haberin olur mutlaka

  8. Memleket isterim

    Gök mavi, dal yesil, tarla sari olsun;

    Kuslarin çiçeklerin diyari olsun.

    Memleket isterim

    Ne basta dert, ne gönülde hasret olsun;

    Kardes kavgasina bir nihayet olsun.

    Memleket isterim

    Ne zengin fakir, ne sen ben farki olsun;

    Kis günü herkesin evi barki olsun.

    Memleket isterim

    Yasamak, sevmek gibi gönülden olsun;

    Olursa bir sikayet ölümden olsun

    Cahit Sitki Taranci

    yüregine saglik demlikbau:)

  9. delisey tamda aklimdan gecen siirdi eklemeyi düsünüyordum yaznin altina. sen benden önce davrandin. içimi mi okudun ne? seninde yüregine saglik

  10. Aslen bende doguluyum orda büyümedim ama anlattiklarini benzerlerini duydum

    çok güzel dile getirmissin arkadasim ellerin dert görmesin…

    Simdi ise bir yerde dogu kökenli oldugunu duyunca insanlarin yüz ifadeleri dahi rahatsiz edici oldu orali olan herkes sanki birer düsman gözüyle bakiliyor

  11. yok delidivane öyle düsünmemek lazim. onu yapanlarin kendi ayiplari. genelde beni benzetmezler doguluya ne sivem ne de dis görünüs olarak inanmiyor millet ama dogulu olduklarimi ögrendiklerinde suratlarina bir rüzgar esintisi vuruyor. ne kadar yanildiklarini anliyorlar genelde… benim için herkes aynidir insan oldugu sürece. insanlarin diniyle irkindan dolayi yargilamak yanlistir. bu sitede ki hiç bir arkadasimin böyle bir sey yapacagini sanmiyorum. çünkü burdaki arkadaslar belli zeviyede olan arkadaslardir. elestirilere her zaman açigim isteyen yersin isteyen övsün bu beni gelistiriyor çünkü.

  12. Sitedekilerden bahsetmedim zaten genel bakisi söyledim.Benim çocuklugumda yada okul yillarimda yoktu bunlar yeni türedi Insanlarin beyinlerini abuk subuk seylerle doldurdular ve tek bir vatanda kardesçe degilde iki ayri irk gibi gösterilmeye çalisiliyor.Tabi bunlar emperyalist ülkelerin isine geliyorda biz Türkler yinede bu kismi göremiyoruz.

  13. arada bir anlat demlikbau anlat ki yasami sadece kendi gördügü pencereden manzara sanan yürekler baska yasamlar oldugunuda görsün belki dünyaya bakis pencerelerini degistirmelerine sebeb olur bunun kimemi faydasi olacak tabiiki dünyaya bakis penceresini degistirip kendi yasadigindan baska yasamlarin çok daha ciddi, zor, güç ve dayaniklilik gerektiren yasamlari görünce, belki insanlar eften, püften üzüntülerin esiri olmadan sükretmeyi bilecekler ve sükredecekler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here