Dokunmak

12
506

Kadirga koyuna dogru giderken, agaçlarin arasindan kendine yol açarak denize akan rüzgâri motorumla kesiyorum. Ince bir çiglik kaliyor geride; her akimi yardigimda içimde ince bir siziyla motorumun tekerleklerine yaklasiyorum; gittikçe. Bedenimle bütünlesmis bir agirlik var arkamda, rüzgârin çigliklarini duyuyor olmali diyorum, ürperiyorum utancimdan; belimden asagi inen sicaklik kasiklarimin arasinda yok olup, içe dogru yayiliyor. Kor bir isigin izinden aydinlaniyor yollar. Gözlerimden çikan aleve yenik düssem Assos’tan Midilli’ye uzanan bir köprü olacak yatagim, mavi çarsafla bezeli.

Köpek havlamalari zeytin agaçlarinin arkalarinda yapilar olugunu gösteriyor. Yoldan ne kadar dikkatimi almamaya çalissam da köpekler hep bir ürperti katiyor bu anlarima aklimin bir kösesinde kaçma var, bir kösesinde yumru, yumru gözleriyle dogum anlari. Ani bir kararti geçiyor önümden ön fren diski ve arka frene diski yanik bir koku birakiyor. Sarsiliyor motor.

“Geldik mi?”

“Henüz degil, uyuyor muydun?”

“Dalmisim…”

Sol Yanimda kalan bacagini oksuyorum, kendimi az geriye kaydiriyorum gögüslerini ve bacaklarinin sicagini hissetmek için. Ani frenle üzerime binen o sicakligi seviyorum. Uykusuz ve yol bu kadar karanlik olmasa her dakikada bir ani fren yapacagim. Ani Frenleri ve kasislere sert dalmayi seviyorum arkamdaysa eger.

Uzanip Sise yerinde mi diye sirt çantasina dokunmak istiyorum kendisine sarilmak istedigimi sanip sikica kucakliyor. Koltuk altlarimda kalan kollarini sikiyorum pazilarimla sicak gevsek deli bir vücut motorumla bütünlesmis oynuyor sanki altimda su an. Kaskimi kaskina çarpiyorum öper gibi. Anliyor gülümsüyor. Gülüsü denizde bir isiltiya neden oluyor, yol kivriliyor.

Karsi adada bir yerlerde kesin bir dostun anilari vurdu bu gülüse diyorum, içimden geçen ürperti rüzgârin çigliklari mi? Biberiye, defne, zeytinyagi kokulari genzimden kayiyor, motor yolda. Bir yerlerde sabun yapiyorlar diyorum, kollarini iyice dolayip sariliyor. Bir sey dedigimi duydu belki ama anlamadi gecenin sessizligini bir motorun sesi birde rüzgârin çigliklari bölüyor. Uyuyor olmali.

Sahil yoluna ince bir yolla giriliyor ve dik bir rampa karsiliyor sizi, vitesi küçültüyorum elim debriyajda yumusatiyorum iyice, sarsilsin istemiyorum. Ikinci vitesle düzlüge geldigimde hava birden degisiyor cigerlere basinçla doluyor oksijen, yol genisliyor deli bir denizin kiyiyi dövüsü ve olabildigine açik kumsal karsiliyor. Uzakta tek bir kulübenin isigi yaniyor kapisinda “bir milyonlukçu ”ulardan alinma  üstüne ejderha resmi olan isikli sepet asili kirmizi fener gibi yaniyor. Dost Kapida bizi bekliyor. Mavi gözleri farda daha bir ortaya çikiyor. Havliyor kosmak gelmek için zinciri zorluyor. Dostun sesiyle nerdeyse atlayacak arkamdan.

“Aaa! Dost bizi bekliyor”

Hayvanlara insanlarin en benzer noktalari bu olsa gerek temas kurma özlemi.

Dostun sesinin ardindan kulübeden bir isik yaniyor;

“Ne var kizim ne oldu? Bekle geliyorum.”

Aksamdan yüklendigi efkârlari kapinin sütununa dayadigi koluna yüklemis bize bakarken, motorun durmasina firsat tanimadan arkadan ilk inen gene o oldu.

“Canim, köpekçigim benim…”

Kollarini dostun boynuna dolayinca kaskin hala kafada olmasina saskin bakis atisi ile farda beliren yüze bakiyorum, yolun yorgunlugu ve yillarin getirdikleri gözaltlarina ince bir dilim gibi dizili duruyor.

“Acil gözalti masaji yapmaliyim diye düsünüyorum.”.her dokunusumda bedenine daha bir yaklasma istegi duymusluklarim aklima geliyor içimden gene o kor geçiyor.

“Ne haber dostum?“

Diyorum kapiya yasli elin sahibine.

“Ne o rüyanizda mi gördünüz len Kadirga koyunu?”

“Uyuyabilsek görecegiz ama nerdeee… Aha birakmadi ki, dostu özlemis…”

“Ne o geceyi sirtlamissin gene?”

“Deme ya! Aksam bir siir düstü, uyutmadi… Az önce denizin sesine yenik düstüm, oglum bu kiz hadi manyak bu firtinada ne motoru bu saatte? “

Dogru ya saati o dakika fark ediyorum daha günesin dogmasina 2 saat var.

“Sise yerindedir umarim.” iç sesimi disaridan dillendirmis olmaliyim.

“Hadi oglum ya  Çiftligindir o simdi sarabimi dur peynir çikarayim sabah kahvaltisina ne kaldi ki bak açildim simdi”

“Hem de Boga Kani bu”

“Deliler ya…”

“Bir merhaba de.”

“Itle oynayacagina deseydin, bana degil ona sarildin ilk…”

“Aman ya siz de…”

“Hadi kizim  getir… Akilli kizim benim.”

Az önce arkamda mayisik oturan o degil sanki denize dogru Dostla kosusuna bakiyorum, ufak bir dal parçasinin getirdigi bir mutluluk mu yoksa dokundukça çogalan bir özlemeligin getirisi mi bu. Peki, dokunmayi besleyen ayriliklarin kendisiyse ayriliklar çok mu kötü.

“Çekim yasasi bu.”

Deniz alip getiriyor sesini, nerde olsa duyacak içimdeki sesleri ve illa yanit verecek.

“Dokunmanin çekim yasasi“ diyorum. Rüzgâra karsi bagirarak tekrarliyorum sesimin ulasmadigini bilerek

“Dokunmanin çekim yasasi…”

Peynir, domates, kaz daglarinin kekikleri ve zeytinyagindan bir karisim, ince dilimlenmis köy ekmegi, kirmizi sarap, sofraya serili sabaha dogru sicak, sicak hazirlanmis bir siir ve dokundukça çogalan bir özlemle oturuyorum sofraya. Dizlerime kurulu basini oksuyorum, o dizine yatmis dostu oksuyor, sairin kibar çocugu bizlere bakip gülümsüyor son odununu sömineye atarken.

“Siz dokunun birbirinize, ben odun getirecegim…”

12 YORUMLAR

  1. eger bir konu için beklentiye girmissek önce vermemiz gerekirki alalim. dünya kurali bu maalesef.
    "almadan vermek sadece ALLAH,a mahsus,tur" bizler henüz o saadete erisemedik. theguray. sevgiyle.

  2. lyra 7 ye merhaba…..Lyra7 merhaba da ne beklentisi ne vermesi ne almasi anlamadim erken uyandigim ve denizde yuzme sonrasinin olusturdugu yorgunluktan midir nedir sanirim algilarimda birseyler var tam anlamadim ne demek istediginizi

    Nilanya ya merhaba….Ozellikle Ida dagini, kaz daglarini Yasar Kemalin karincanin su ictigi – bir ada hikayesi kitabindan okumanizi oneririm. En onemlisi tabiki bos bir zaman diliminde gelmek ve her yerini(zor ama) gezmek.

  3. Degil mi Delidivane….Ozellikle domuz gribi salgini sonrasi dokunmanin yasaklar hanesine kaydedildigi bu gunlerde degil mi?…

    Dokunmayi insanlar sadece sex boyutunu one cikararak algiliyor ama dokunmak artik gerek bizim toplumumuzda gerekse diger dunya ulkelerinde nerdeyse ekonomik bir alana dogru itilmis durumda: icgudusel olarak yaptigimiz davranislar bile surecte tabu yada tukaka haline getirlerek birilerinin is alani olarak degisimlenmis durumda….

  4. Daha da tatli idi ama malesef suan yok ne resmi nede kendisi ama yaprak var…onun resmini ve onla tanisma animida yazacagim soz bir ara…

  5. yazdim sildim yazdim sildim zor bir soru sormussunuz cunku.once kiyaslama yaptim sonra kiyaslama yapmayi dogru bulmayan biri oldugumu animsadim ..her var olan kendine gore bir degere sahipken benim kiyasim duygularla yogrulmus bir bencillik olcakti…Mutlak sizinde yaninizda konuk bir hayvan vardir bu kadar ilgili oldugunuza gore …

  6. Kiyaslama yapmayiniz,aslinda sizin dostu ne kadar sevdiginizi anlatmaniz için ön ayak etmeye çalistim ama farkli düstü demek =)

    Evet bizim apartmanimizin bekçisi var adi Lulu =)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here