Dostluga Açilan Kapi

1
56

    Gökyüzü agliyordu içimdeki sikintiyi hissetmisçesine, ben sokakta avare avare yürürken. Aklima gelen anilar kalbime düstükçe hayat buluyorlardi sanki.. Nasil unutabilirim birlikte misket oynadigimiz o günleri. Nasil unutabilirim ayni tastan yiyip içtigimizi, kaldirimda yürüyen kiza laf atmalarimizi, nasil unutabilirim ki oradan oraya kaçismalarimizi, haylazliklarimizi..

     Benden daha ciliz olmasina ragmen, kavgalarda bana gögsünü siper ederdi. Agladigim vakitler benimle aglamaktansa, beni güldürebilmek için kendini paralardi. Sustugum zamanlarda ise, içimle konusmama izin verip, benimle birlikte susardi. Sessizligimin diliydi o..

    Ah su anilar… Her ani bir rafa kaldirilamiyor, bir çekmeceye sigdirilamiyor.. Insan, yasadigi iyi seyler kadar, kötü seylere de sahip çikabilmeli. Iyi seyler kadar, kötü seyler de bir seyler katmaz mi insana? Iyiler kadar, kötülerde bizi “biz” yapmaz mi?

   Zaman bir vapur, onsuz geçen yillarim ise vapura binen kaçak bir yolcu olmus, basini alip gitmis. Bunca yilimin neden bu denli bos geçtigini, sabahleyin gelen ölüm haberi ile anladim. Bu kapana kisilmislik hissi de neyin nesiydi? Neden dikenlerin arasinda yürüyen bir kedi gibi ilerliyordu ki düsüncelerim?

   Oysaki o, ismini her duyusumda yüzümde olusan tebessüm olacak. O, dost, topragin altinda çürümeye yüz tutmus bir ceset degil; kalbimdeki sevgiye, dostluga açilan kapinin anahtari olarak kalacak…

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here