Dumlupinar Denizaltisi…

4
83

Lara burnu açiklarinda yasayan genç ve güzel bir kiz gönlünü bir deniz astsubayina kaptirmistir. En büyük sorunlari o güzel deniz astsubayinin mezun olup genç kiza evlenme teklif etmesidir. Okul nihayet biter. Lara burnunda oturan güzel kiza deniz astsubayi biraz buruk girer, kiz biraz bundan huylanir;
Acaba benden ayrilacak mi?”çünkü surati biraz bozuktur.
“Noldu sevgilim? Birsey mi var?” der genç kiz.
“Sevgilim mezun oldum ama beni denizaltiya verdiler”
“Eee?”
der kiz.
“Yani biz denizciler zaten ayda bir kaç kere evimize ugrayabiliyoruz bir de simdi denizin altindayim. Benden ayrilmak istersen anlayisla karsilarim…”
Kiz der ki “Ben seni birakmam.”

“Böyle diyecegini biliyordum zaten” der. Genç astsubay bir kitap ve bir fener uzatir sevgilisine hediye olarak. Çiçek seker beklerken sasirir kiz.

Bu kitap ne? Bu fener niye?”

“Bak sevgilim, bu mors alfabesi kitabi, bu da fener…Eger bana harfleri yazmayi ögrenirsen her ay iki üç defa Lara burnundan Çanakkaleden satihdan, yani su yüzünden geçermisiz. Belki haberlesebiliriz.”

Tabi o zamanlar GSM’ler yok. Kiz çok mutlu olur ve hemen baslar çalismaya . Sevgilisinden ayrilir ayrilmaz genç astsubay da ilk seferine çikar. Kiz ise evde çalismaya baslar. Kisa kisa uzun A, uzun uzun kisa B… Bütün harfleri ezberler. Hatta bütün harçligini kendi günlügünde pile yatirdigini da anlatir. Babadan gizli, annenin haberi var. Baba bilmiyor. Genç ilk seferinde telefon açar:

“Sevgilim, ne olur bu Cuma saat tam 11:00’de gece oldugunda satihdan geçecegiz. Orada ol, mesajini bekliyorum.”

der kapatir, malum sira kalabalik. Genç kiz çalismasini hizlandirir ilk defa geçecek sevgilisi, kolay mi? Kisa kisa uzun kisa derken karanlikta satihdan geçen bir denizalti görünür, kizcagiz fenerle çalistigi kelimeleri yazar.

“Seni seviyorum.”

Denizaltini küpestesinde sigara içen denizciler mors alfabesiyle gelen bu duygusal sevgi sözcügüne sasirirlar.

“Allah Allah n’oldu?”  derken genç çikar komutanindan müsadeyle;

“Efendim, kiz arkadasim müsade edermisiniz fenerimle cevap yazayim” Komutan gülümser.  “Ne feneri oglum geç projektörün basina.”

Oglan cevap verir: “Sonsuza kadar.”

Genç kiz mutlu bir sekilde uyur. Aradan bir buçuk iki ay geçer. Tekrar seferde olan genç Lara burnundaki güzeller güzeli kiz arkadasini arar:

“Sevgilim, bu Cumartesi gece yarisi Lara burnundan geçecegiz, lütfen orada ol… Bütün arkadaslarima anlattim seni, herkes hayran bize. Yalniz dikkat et bu sefer filo halinde geçiyoruz baska denizaltiya yazma yani.”

Kiz derki; “O karanlikta ben nasil bilebilirim hangisi senin denizaltin.”

“Merak etme sevgilim Lara burnuna girecek ilk denizalti bizim, filonun en önündeyiz”

Genç kiz heyecanla beklerken deniz astsubayinin içinde bulundugu denizaltinin çok hazin bir randevusu vardir. Çünkü gencin içinde bulundugu denizaltinin küpestesinde Dumlupinar yazar. Dumlupinar, Lara burnu açiklarinda gecenin bir yarisi hakikatten gencin söyledigi gibi filo halinde giden Türk donanmasinin en önde giden denizaltisidir. Tarih 4 Nisan 1953 Tatbikattan dönen Türk filosu, Dumlupinar önderliginde Çanakkale ye girdiginde Dumlupinar denizatlisi Nabolant adli Isveç bandirali gemi ile çarpisir. Gemini Isveç bandirali olmasi çok manali, çünkü her kuzey ülkesi gibi Nabolant’in önünde de jilet gibi buz kiran vardir. Ters manevra gerçeklestiremeyen Dumlupinar’i ikiye bölen Nabolant ve Dumlupinar Çanakkale’nin soguk sularina sessiz bir balina çigligiyla inmeye baslar… Genç kiz ve tüm denizciler olan bitenden habersizken, gördügü ilk denizaltiya mesajini yazar

“Seni seviyorum.” Denizaltida bir saskinlik olur. Çünkü Dumlupinar zannettigi denizaltinin küpestesinde I. Inönü yazmaktadir. I. Inönü denizaltisi, hemen önlerinde giden Dumlupinar’in kaza yaptigindan habersiz olarak sasirirlar.

“Demek anlatilanlar dogruymus. Demek o astsubay yalan söylemiyormus. Hakikatten bir sevgilisi var demek ki ama kizcagiz yanlis yere gönderdi onun sevgilisi Dumlupinar’da öndeydi.”

Komutan bagirir; “Merakta birakmayin kizi ha Dumlupinar ha I. Inönü verin kiza cevabini.” Gençler projektörün basina geçer ve kizcagiz merakta kalmasin diye ayni cevabi yazar: “Sonsuza kadar…” Ve Dumlupinar hakikatten sonsuza dek sürecek bir uykuya dalmistir. Nabolant yaptigi kaza haberini hemen gerekli birimlere haber verir. Koordinatlarini verir ve on numarali kurtarma gemisi, on numarali kurtarma motoru Üstegmen Suat Tezcan komutanliginda Dumlupinar’in battigi alana gelir. Denizaltilari battiklarinda batti samandirasi denen sari renkli bir samandira birakir su üstüne içinde ahize ve bir kabloyla denizaltinin manevra dairesine baglidir. Anladiginiz gibi çok ilkel bir yöntem. O kablo kopmayacak da… O batti samandirasiyla bulunacak… Iki saat içinde bulunmustur Dumlupinar’in batti samandirasi bu konuda çok sanslidir ve üstegmen Suat Tezcanla Dumlupinar’da sag kalan son 22 denizcinin arasinda su tarihi konusma geçer;

“Alo asagidan! Alo Dumlu! Ben üstegmen Suat Tezcan. Beni duyan var mi orada?” “Komutanim ben Selami astsubay, duyuyorum sizi.”
”Selami kaç kisisiniz? Neredesiniz?”
”Manevra dairesindeyiz komutanim, 22 kisiyiz benle beraber.
”Diger dairelerle bir irtibatiniz var mi, diger dairelerle?
”Yarim saate kadar kiç batarya dairesiyle konusuyorduk ama simdi onlarin da sesi çikmiyor komutanim.”
”Tamam Selami sakin ol, hemen arkadaslarina emrimi ilet konusmasinlar, sarki söylemesinler,  sigara içmesinler.”

“Bas üstüne komutanim. E komutanim manometremiz 260 kadem gösteriyor dogru mu?” Üstegmen Suat yutkunur ve derki;
“Tamam Selami sizi kurtaracagiz. Selami astsubay bu ilginç soruyu tekrarlar;
“Komutanim manometre 260 kadem gösteriyor, dogru mu?”

Bu soru denizciler için çok açiktir ifadesi. 260 kadem demek 90 küsur metredir ve o durumdaki denizaltidan o an anlasilir ki kimse kurtulamayacaktir. Üstegmen Suat üstlerine bilgi verir, kurtarma çalismalari çan adli organizma ile yapilmaya çalisilir ve bir çok denizci kiran ver basinç altinda dalmaya çalisir arkadaslarini kurtarmak için. Üstegmen Suat moral vermek için kurtaran gemisinden Dumlupinar’i bir kez daha arar, son kez:

“Alo Selami, ben Üstegmen Suat.”
”Emredin Komutanim.”
”Selami, arkadaslarina söyle konusabilirler, sarki söyleyebilirler, sigara içebilirler.”
Selami astsubay bu emrin ne demek oldugunu çok net anlamisti. 22 denizci ile beraber tek bir yürekten, Dumlupinar’dan son ses duyuldu;

“Vatan Sagolun!” 72 saat hizla süren kurtarma çalismalarinin ardindan TRT radyosu ajansa haber verir:

Dumlupinardan, Kurtarilan, Yok…

 

4 YORUMLAR

  1. ben bu dumlu pinar deniz alti kazasini bilirim ve çok üzülmüstük ve hatta aglamistik onlar için ve ben o tarihlerde 16 yaslarindaydim ne diyelim Allah rahmet etsin onlara milletimizinde basi sag olsun derim.

    ve o zaman onlari kurtarmak için çok çalistilar biliyoruz bunlari orasi çok akintili ve çokta derin oldugu için hiç bir dalgiç inemedi bir kurtarma canini o deniz altiya baglamak için ulasamadir oraya. bunlari radyodan gazetelerden hep okumustuk o zaman ve seviyoruz hep onlari unutmadik onlari.ruhlari sad olsun

    çünkü yüce Allah seviniz birbirinizi diye insanlara ilk emri zaten o verdi ve sevgide sinir olmaz yeterki Allah için olsun bu sevgilerimiz.

    bir müslümanin üç günden fazla dargin durmasini büyüklerimiz yasaklamistir hemen barismak gerekir

    sevmek ve sevilmek kadar güzel bir sey yoktur dünyada onun için Allah sevgiden ve saygidan ve muhapbeten ayirmasin cümlemizi zaten kavganin anlami nedir.

    sanki neyi paylasamiyoruz su yalan dünyada eger o sevgiyse eger sev sevebildigin kadar sinirsizdir sevmek islamin adi üstünde baristir onun adi gönülden sevmenin degerine paha biçilemez Allah hiç birimizi sevgiden saygidan mahrum birakmasin derim. selamlar ve sevgiler hepinize r.ç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here