Dünyanin En Yalniz Insani

4
62

Merhaba…Ben geldim… Dünyanin en yalniz insani… Okul hariç ve bir de arada bir tütün ve çayla beraber aldigim birkaç siirle ruhumu hafifleten ve tipki o siviyag reklaminda oldugu gibi yerden kesilebildigim ve yukarilardan bellegimde olup bitenleri daha iyi görebilecegimi umdugum zamanlar hariç, bütün gününü evde pinekleyerek geçiren insan…

Dünyanin en yalniz adami… Hiç basiniza geldi mi bilmem… Birileriyle konusmak istediginiz zamanlar olmustur. Birileri sizi dinlesin istemissinizdir… Gerçekten dinlesin istemissinizdir. Anlasilmak…Anlasilmak… Anlasilmak istemissinizdir. Yazdiginiz yazilar okunsun, çizdiginiz resimler görülsün, begenilsin istemissinizdir. Ki herkes begenilmek ister. ‘Bakin ben bir sey yaptim!’ dersiniz ve tepkisini beklersiniz, ‘aa evet güzel olmus!’ Kendi kendinize konusmaktan sikilirsiniz. Ya da arkadaslarinizla sürekli komik olmaktan sikilirsiniz ve artik ciddi konusabileceginiz birilerini ararsiniz. Issiz bir ormanin yanindan otobüsle geçer gibi degil ama, içinize girsinler ve piknik yapsinlar istersiniz… Türlü kus civiltilarini çesit çesit çiçekleri, böcekleri görsünler istersiniz… Çogu arkadasima göre günün 25 saati saçma sapan konusan, bombos muhabbetleriyle ünlü, insan disi gülme reaksiyonlari gösteren çocuk benim. Gülmenin ruha iyi geldigini düsünen, gülmenin endorfin bezini çalistirdigini, kardiyo basküler sistemi olumlu etkiledigini kan basincini dengeledigini, gülmemekten daha fazla kasi çalistirdigini ve bir takim hede hödöleri……. Saka saka , gülmek… sadece iyidir… tibbî bir açiklamasi olmasa da olur. Islama göre ettebesümü sadakatün(tebessüm sadakadir) ama ayni zamanda kesretüt dahiki tümitul kalb(çok gülmek kalbi öldürür)… Bütün bunlari bir kenara birakiyorum. Gülmek sadece güzel… Sadece müthis… Sadece zevk aliyorum. Ama iste arkadaslarim anlamiyorlar beni. Saçma biri oldugumu düsünüyorlar. Süslü cümlelerden arindirilmis bir hayatin adami, asla ciddi olamayacak kadar sulu bir çocuk oldugumu düsünüyorlar. Sevgili arkadaslarim, bakin! Su an konusan Muhammed, farkli bir Muhammed. Aslinda surada adimin yazmamasi gerekiyordu, bunlari adi sani belli olmayan birisinin yaziyor olmasi gerekiyordu. Hem bu kadar duygusal oldugumu bilsinler istemem açikçasi. Çünkü gerçek acilar isimsizdir. Sevgili arkadaslarim, bakin, bas harflerini büyük yaziyorum cümlelerimin ve imlâ kurallarina dikkat ediyorum.
Olmadigim bir kimlik bu… Sasirdiniz degil mi? Sevgili arkadaslarim, bir sey söyleyecegim; ‘Alin o çok ciddi hayatinizi da afiyetle basiniza çalin.’” Bu kadar uzun yazi mi olur” deyip okumayanlar bu söyleyeceklerimi anlayamazlar…’Bir seyler soracagim sizlere… Merakimdan…Hiç biriyle konusmadan, hatta bakismadan ondan emin oldunuz mu ? Hiç hissettiniz mi her halini birinin ? Hiç hareketlerini, heyecanini anladiginiz ama kimsenin bilmedigi duygulari yasadiniz mi.. Hic cok uzun olmayan ama iliklerinize kadar isleyen bir mektup aldiniz mi ya da yazdiniz mi birine?… Ya da geçmisten gelecege mektup yazdiniz miHiç ? Ya da; ben hem hareketliyim hem sakin, hem gizliyim hem en açik haliyle ortada, ben hem suskunum hem çok konuskan, hem o rengi seviyorum hem su rengi, ben her sey gibiyim dediginiz oldu mu ben gibi?… Bir kiz vardi, çocukluk arkadasim…Yazdiklarini her okudugumda ‘bu benim’ dedim ben de bu kizin. Hissettiklerimi bilmeli dedim. En azindan çok güzel seyler yazdigini söylemeliyim bu kiza dedim. Dertlesmek istedim onunla. Saçma…Çok saçma…Tanimadigim biri, çocukluk arkadasim, birlikte saklambaç oynadigimiz, aslan geyik oynadigimiz günlerden kalan yüzünü biliyorum. O kadar ama iste… 18ine ilk girdiginde neler hissettigini bilmiyorum. 12 yasimdan sonra yüzünü bile görmedigim biri. Ama güzel konusuyor.Çok güzel konusuyor.Çevremdeki birçok insandan dahha güzel! Ben insanlarin cümlelerinin güzel oldugunu nereden anlarim biliyor musunuz? Gece gözlerimi kapadigimda o cümleleri beynim tekrar eder… Içimden o gün kurulmus olan bütün güzel cümleleri geçiririm. O güzel seyler söylüyordu. Bu dediklerimi anlayabiliyor musunuz bilmiyorum… O kiz anlar miydi bilmiyorum.
Ben onu anliyorum, çok iyi anliyorum. Onu o kadar çook iyi anliyorum ki… Her halini tahmin edebilirim onun. Yüzünü bile görmedigim halde. O telleri kirik semsiyelerin dilinden anlar. Defalarca semsiyesini kaybeder. O dalip giden gözlerin nereye bakmadigini anlar. Onun güzel dostlari vardir, ona açilirlar, o dinler, ama suskundur o. Onca dertlerinin arasinda dostlarina bir aspirin oluyordur. Ama o susuyordur. Çünkü o asil acilarin suskun olduguna inanir. Çünkü o gizlilige inanir. Gizeme inanir. Sirlara bayilir çünkü o. Gecenin zifiri karanliginda ‘çocukluk arkadasim’, hiçkiriklarini içine gömme halindedir çünkü. Çünkü ‘çocukluk arkadasim’ bir ömür boyu içindeki yaraya yaslanarak aglamak… Hayata karsi devamli bir iç çekis, hiçkiriklarini son anda içine gömme hali… Menekseleri hergün ayni özenle sulamak.Çünkü ona göre mutluluk bir Pazar sabahi uyandiginda öteki odada sevdigin birinin zaten var ve uyanik oldugunu bilmek… Sabahçi kahvelerinde bir simit bir çayla güne baslamak, yaslilarla konusmak, çocuklarla oynasmak, sonra hafif bir siir bir çayla tipki o siviyag reklamindaki gibi ayaklarinin yerden kesilmesi…Gözbebeginde yildizlar gezinir, ‘çocukluk arkadasim’ uykudan uyanir. Kirpiklerindeki bugu gece yolculugunda ugradigi ülkeleri haber verir. Yine içli hikayelerin, romantik asklarin çesmesinden su içmis. O yüzden her sabah bir uzun çöl yolculugundan arta kalmisçasina uyanir; dili damagi kurumus, yoldan geçen herkesten su istemis de yorulmus. Susatan çesmelerden su içme ‘çocukluk arkadasim’. Ay dururken uzak yildizlara gönül indirme…
Onun güzel dostlarin vardir…Umutsuzluklari ikiye bölüp, büyük olanini o kendine alir. Güzel mektuplardan almistir yüz defa, bin defa okumustur. Güzel yollardan geçmistir. Dönüp bir kez ardina bakmistir sonra ikinci kez sonra üç dört… güzel aksamlar yasamistir. Hiç bitsinler istememistir. Güzel rüyalar görmüstür.. kimi uykusuz gecelerde tozlarini silip, tekrar görmüstür. Güzel sabahlara uyanmistir; horoz sesleri ve yeni demlenmis çay kokusu, rüyalarindan arta kalan resimleri süpürüp göz kapaklarini açmistir yavasça. Güzel nehirlere rastlamistir, agaçlara çarpmamak için durmadan kivrilirlar. Güzel sarkilar dinlemistir, güzel denizler görmüstür, güzel yagmurlarda islanmistir, güzel sular içmistir, güzel siirler okumustur….Peki! Simdi bir sey daha soracagim size arkadaslarim! Hiç birisini kendinize benzettiginiz oldu mu?… Onu ben çok iyi anliyorum… O kadar iyi anliyorum ki! Neyi merak ediyorum biliyor musunuz ? Insanlarin filmini, hangi etkiler altinda olustugunu… Çok gülenlerin niye çok güldügünü, devamli aglayanlarin niye hep agladigini…Bazen arkadaslarla tartisiriz, konusuruz bir fikri savunuruz. Acimasizca üstüne gideriz karsimizdaki insanin. Sonra bir ara tartisirken durup düsünürüm; konusurken, tartisirken, bir fikri savunurken ya da bir fikre hücum ederken gördügümüz insanin hemen arkasinda onun hayatini anlatan bir film gösterilse..Insanlar konusurlarken vücutlarinda bir uzuv onlarin çevrelerini, korkularini, arkadaslarini, çocuklarini, hastaliklarini vb. birikimlerini, bütün bir geçmislerini gösteren bir perde görevinde olsaydi… Herhalde bugün birbirini anlamayan anlamlandiramayan dolayisiyla anlasamayan insanlarin sayisi çok azalirdi. Düsünsenize.. Siz birisini dinlerken ayni anda bir kaç dakika içinde onun hayatini seyrediyorsunuz.. O insanin hangi etkiler altinda olustugunu görüyorsunuz. O da ayni sekilde sizi teshis ediyor. Birbirinize ne kadar anlayisli davranirdiniz degil mi? Yani sevdigin adam ve kendiniz ya da aksam evde bulusan çiftler o günü nasil geçirdiklerini birer video kaset araciligiyla birbirlerine anlatabilselerdi, yipratici tartismalar yerini karsilikli ve gittikçe artan hayranliklara birakirdi herhalde.. degil mi? haksiz miyim?.. Düsünürüm bütün bunlari hep .Vardigim sonuçta su olur, böyle bir sey mümkün degil… Bu hayalim bilim kurgunun konusu olsun simdilik .. Ama teknik olarak bunu gerçeklestiremiyor olsak bile soyut olarak hep bunu basarmaya çalismiyor muyuz? Kendi filmimizi göstermeye gayret sarf etmiyor muyuz? Ya da bunun basarilmasi gerektigini söylemiyor muyuz? Bunu yapmaya çalisirken unuttugumuz birsey var ki o da her iletisim sürecini engellerle dolduruyor. Neyi unutuyoruz? Karsi tarafinda bir filmi oldugunu.. Isimiz büsbütün zor degil ama. Hayatlarin seyredilebilecegi perde uzuvlarimiz ya da bunu saglayabilecek bir makine yok ama muhtesem bir düsünme gücümüz var… Içinde ne oldugunu bilmesek de sunu unutmayalim ki onun da senin de, herkesin de bir hayati var.. Konusurken dinlerken tartisirken gözlerken aklimizdan hiç çikarmayalim . Senin bir hayatin var, onun bir hayati var… Bana yazik deyip aciyip geçmeli… Böyle saçmaliga kim kalkisir? Çok konustum ama içimden geldi bunlari yazmak… Biliyorum yazilari uzun diye okumayanlar var burada…Ve onlar ormanin kenarindan söyle bir otobüsle geçip gitmezler, içine girer ve türlü kus civiltilarini dinlerler. Sevgili arkadaslarim… Beni anliyor musunuz???

Muhammed YENIYIL

4 YORUMLAR

  1. "Kendi kendinize konusmaktan sikilirsiniz. Ya da arkadaslarinizla sürekli komik olmaktan sikilirsiniz ve artik ciddi konusabileceginiz birilerini ararsiniz."

    "Çogu arkadasima göre günün 25 saati saçma sapan konusan, bombos muhabbetleriyle ünlü, insan disi gülme reaksiyonlari gösteren çocuk benim."

    "Gülmek sadece güzel… Sadece müthis… Sadece zevk aliyorum. Ama iste arkadaslarim anlamiyorlar beni. Saçma biri oldugumu düsünüyorlar. Süslü cümlelerden arindirilmis bir hayatin adami, asla ciddi olamayacak kadar sulu bir çocuk oldugumu düsünüyorlar."

    "Beni anliyor musunuz???"demissin.

    Evet arkadasim seni çok iyi anliyorum özellikle su yukaridaki sözlerini okurken…
    Iste dedim benim gibi düsünen benim yasadiklarimi yasayan birisini buldum..Aslinda bunun için üzülmem gerek çünkü bunu kimsenin yasamasini istemem ama en azindan bu hayatta yalniz olmadigimi görmek beni mutlu etti.Evet yazin çok uzundu ama dikkatimi çekti.Özellikle de basligi.Sana ne söyleyecegimi bilmiyorum ama merak etme yalniz degilsin..Senin yasadiklarini yasayan birisi daha var.(ben) yüregine saglik yazi güzeldi..[gülmek elbette güzeldir.Ve ne kadar biliyorsun bilmiyorum ama çok güzel insanlar (örn:ben) hep bi seylerden kaçan aslinda aglamak isteyip de öyle görünmemek için direnen kisilerdir] 🙂

  2. "Kendi kendinize konusmaktan sikilirsiniz. Ya da arkadaslarinizla sürekli komik olmaktan sikilirsiniz ve artik ciddi konusabileceginiz birilerini ararsiniz."

    "Çogu arkadasima göre günün 25 saati saçma sapan konusan, bombos muhabbetleriyle ünlü, insan disi gülme reaksiyonlari gösteren çocuk benim."

    "Gülmek sadece güzel… Sadece müthis… Sadece zevk aliyorum. Ama iste arkadaslarim anlamiyorlar beni. Saçma biri oldugumu düsünüyorlar. Süslü cümlelerden arindirilmis bir hayatin adami, asla ciddi olamayacak kadar sulu bir çocuk oldugumu düsünüyorlar."

    "Beni anliyor musunuz???"demissin.

    Evet arkadasim seni çok iyi anliyorum özellikle su yukaridaki sözlerini okurken…
    Iste dedim benim gibi düsünen benim yasadiklarimi yasayan birisini buldum..Aslinda bunun için üzülmem gerek çünkü bunu kimsenin yasamasini istemem ama en azindan bu hayatta yalniz olmadigimi görmek beni mutlu etti.Evet yazin çok uzundu ama dikkatimi çekti.Özellikle de basligi.Sana ne söyleyecegimi bilmiyorum ama merak etme yalniz degilsin..Senin yasadiklarini yasayan birisi daha var.(ben) yüregine saglik yazi güzeldi..[gülmek elbette güzeldir.Ve ne kadar biliyorsun bilmiyorum ama çok gülen insanlar (örn:ben) hep bi seylerden kaçan aslinda aglamak isteyip de öyle görünmemek için direnen kisilerdir] 🙂

  3. çok güzel ve içten bir iç döküs olmus bu. çocukluk arkadasindan tut, geçtigi ormanlari, islandigi yagmurlari, seni anlamlandiramayan arkadaslari, uzun diye yazini okumayanlari bir bir teshis ettim yazinda. bende onlari anlamlandiramadim..

    çok begendim ..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here